Medyascope.tv

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan ile söyleşi

Agos Gazetesi Genel Yayın Yönetmeni Yetvart Danzikyan ile 4 Ağustos 2015 günü gazete binasında yaptığımız Periscope söyleşisinin dökümü:

RÇ: Merhaba. Bugün İstanbul’da, Harbiye’de Agos Gazetesi’nin binasındayız. Burada aynı zamanda Hrant Dink Vakfı’da var. Biz Yetvart ile Doğuş Grubu’nda uzun süre birlikte çalıştık. Senin Agos’un başına geçeli ne kadar oldu?

Danzikyan: Altı ay oldu. Dolu dolu altı ay oldu.

RÇ: Sen başından itibaren gazeteyle ilgiydin ama. Kısaca Agos’un öyküsünü bizlere anlatır mısın?

Danzikyan: 1996 yılında kuruldu ama öncesinde iki yıllık bir hazırlık süreci var. Hrant ve bir grup Ermeni yazar, çizer, avukat, aydın 1995’den itibaren bir şey yapmak lazım diye düşünmeye başlamış. 90’lar biliyorsun kötü bir dönemdi. Milliyetçiliğin çok zirvede olduğu bir dönemdi ve bir yandan da bir Ermeni canlanması vardı. Biz farklı farklı yerlerde bir şeyler yapıyorduk. Ben Birikim’de yazıyordum, Hrant yazıyordu. Geriye dönük muhasebeler yapıyorduk, siyasi gündem ile çok ilgiliydik. Bu canlanma ile atmosferin kötülüğü birleşti. Kim vardı o dönemde, Luiz Bakar, Diran Bakar, Anna Turay gibi bu işlerle alakalı 6-7 kişilik bir grup, bir şeyler yapmak lazım diye niyetlenmişler. Ben o tarihte İletişim’de çalışıyordum, Anna ‘gelsene’ diyerek bana anlattı. Ben öyle katıldım. İlk yer, Dolapdere Yokuşu’ndan inerken sağda bir hanın küçücük bir odasıydı. Bir tane evlerden getirilmiş yemek masası, iki tane bilgisayar. Başka da bir şey yoktu. Toplanıp duruyorduk. Nasıl yapalım diye. Tabi sürükleyici olan, işin motoru olan Hrant’tı. Girer girmez anlıyordunuz. Epeyce bir insan destek verdi. Türkçe mi olsun, Ermenice mi olsun, ismi ne olsun, filan diye uzun uzun tartışıldı ama çok belli ki onların büyük kısmı daha önce kafalarda netleşmiş. Çünkü Türkiye’ye seslenmek istiyorsun.

RÇ: Orada bir parantez açalım, Ermeni medyası vardı değil mi?

Danzikyan: Vardı, günlük gazeteler ama kapalı devre yayın yapan ve siyasi olarak da çok pozisyon olabilen gazeteler değildi onlar. 300-400 tirajı olan, Ermenice dört sayfalık, daha çok Türkçe gazetelerdeki haberlerin çevirisi… Vardı tabi kendilerine ait söyledikleri ama ortam da çok ağırdı. Bir şey söylemek lazımdı. Hem Asala meselesinin tortuları sürüyor… Karabağ meselesi yüzünden, Ermenistan’ın bağımsızlığı yüzünden Türk milliyetçiliği gerilmiş… PKK’lıların hepsi Ermenidir, Öcalan Ermeni dölüdür, PKK’lılar sünnetsizdir, şudur budur diye yalan haberler çıkmakla kalmıyor, bir de Meral Akşener’in Ermeni dölü lafı… Bunların hepsinin sokakta karşılığı oluyordu. Okulların, kiliselerin duvarlarına yazılar yazılıyordu… Kötü bir dönemdi.

RÇ: O zaman çok cesur bir çıkış olmalı…

Danzikyan: Evet. Hatta hatırlıyorum, hem belli bir destek, hem de tek kaşını kaldırıp bakanlar da vardı Ermeni cemaati içinde. Böyle bir şeyle ortaya çıkmak bizim için iyi mi kötü mü diye… Öyle bir grup da vardı doğrusu.

RÇ: Ermeni cemaati diyoruz da kaç kişiden söz ediyoruz?

Danzikyan: 10-15 yıldır, 60 bin diye bir rakam var ama teker teker bilmek mümkün değil tabi. Kilise kayıtları, nüfus sayımlarından çıkıyor. 60 belki 70 bin.

RÇ: Büyük çoğunluğu İstanbul’da mı?

Danzikyan: Çok büyük bir çoğunluğu İstanbul’da. Anadolu’da Vakıflı köyü dışında Ermeni köyü yok. Bazı köylerde teker teker yaşayan Ermeniler var ama… Müslümanlaşmış Ermenileri, gizli yaşayan Ermenileri saymıyoruz.

Peki, Agos diye bir gazete vardı, çıkıyordu. Sol bir gazete olarak biliniyordu. Belli bir etki alanı dışında sesi duyulmuyordu. Sonra o malum, nefret uyandırıcı suikast ile bambaşka bir şey oldu. Onun getirdiği, o tarihte yaşanan Agos’un merkezde olduğu bir ilgi oldu. Ne kadar sürdü bu ilgi, hâlâ sürüyor mu?

Danzikyan: Hâlâ sürüyor mu emin değilim. Hrant’ın öldürülmesinin o kadar farklı yansımaları oldu ki, Agos bunlardan birisi sadece. Hrant’ın öldürülmesinden sonra, 100 bin kişilik cenaze bize çok şey anlatıyor. İnsanlar Hrant’ın varlığı ile Ermeni meselesinin de farkına vardılar. Televizyonlara çıkıyor konuşuyordu Hrant ama insanlar oturtamıyorlardı. İnsanlara bir şey anlatıyordu Hrant ama bir bunlara hazır olmayan insanlar var, bir de tam olarak hazır olmayan insanlar var… Bunları ilk kez duyan insanlar var. Onların hepsi Hrant öldürülünce yerine oturdu zihinlerde. Agos ilgi alanı oldu ama Hrant’ın öldürülmesi ile daha çok Ermeni meselesi, soykırımı, katliamı da… Şöyle diyeyim, Ermenilere bu ülkede bir kötülük yapıldığı net bir şekilde ortaya çıktı. Hrant’ın hayatına bakan her hangi bir insan, ister milliyetçi, ister devletçi olsun, Hrant’ın hayatının bu Ermeni meselesinin kompakt hali olduğunu görecektir.

RÇ: Tersten bakacak olursak, Hrant’ın öldürülmesi Ermenilerde nasıl bir etki yarattı? Korku mu yoksa Ermeni kimliğini daha çok sahiplenme mi?

Danzikyan: Tek bir şekilde tarif edemeyiz. Zaten Agos’u çok sert bulan bir grup vardı. Ama gençler için bir kapı açtı, Hrant’ın öldürülmesi. Cesaretle ortaya atılma kapısı açtı. ‘Hrant öldürüldü, daha ne olacak? Bizim başımıza daha kötü bir şey gelemez…’ diyen genç bir kuşak ortaya çıktı. Yaşlı kuşağın bir kısmında bu ülkede hiç bir şey değişmemiş, çıkıp laf edince karşılığı budur diyenler oldu. Biz böyle olacağını biliyorduk, biz onu söylemiştik diyenler oldu. Çok büyük çoğunluğu değil ama… Daha geniş bir kesim, hem Hrant’ın hatırasını, onun bayrağını daha ileri götürmek, hem de Hrant tarihin gizli kapılarını açtı, meseleyi tartışmaya açtı, o tartışmanın içinden devam etmek gibi bir yola yöneldi. Sadece Ermenilerde değil, Türklerde de öyle oldu, bir sürü Türk ya da Kürt bu konuyu daha cesaretle konuşmaya, etraflıca düşünmeye başladı. Hatta sol kesim geçmişte biz neden böyle yaptık diye hesaplaşmaya başladı. Ermeni cemaati içindeki etkisi ne kadar vurucu olduysa, Müslümanlaştırılmış Ermeniler için de böyle bir etkisi oldu. Hrant’ın dediklerinin yaptıklarının etkisi oldu, öldürülmesinin daha çok etkisi oldu. Dolayısıyla bütün Türkiye için etkisi oldu.

RÇ: Son seçimlerde üç partiden birer Ermeni milletvekilinin seçilmesini de bunun parçası olarak düşünebilir miyiz?

Danzikyan: Onun doğrudan etkisi değilse de sürecin sonucu diyebiliriz. Ondan sonra başlayan bir aktivizm var mesela. Biz bundan 20 sene önce böyle bir şey düşünebilir miydik? Tuzla’da Kamp Armen yıkılıyor, orada 100 gündür nöbet tutuyor 20-30 Ermeni genç. Geceleri orada kalıyor. Başka sivil toplum kuruluşları destek veriyor, HDK Tuzla örgütü destek veriyor ama Nor Zartonk diye Ermenilerden oluşan bir grup dayanışma grubu var. Biz bunları 20 yıl önce düşünemezdik. Hrant’ın hayatı ve öldürülmesi ile aktive oldu bunlar. Garo mesela HDP’li vekil. Hem Hrant’ın etrafında yetişmiş hem de Hrant’ın ölümü sonrası siyasete giren bir arkadaşımız.

RÇ: Gazeteye dönecek olursak, kaç abonesi var? Kaç basıyor, kaç satıyor, dinamizmi etkisi nasıl?

Danzikyan: 4800 civarında basıyoruz, satışımız da 4600 civarı. Bazı haftalar değişiyor. Ama ortalama böyle. Bunun yarısı abone. Bir kısmı İstanbul dışı, bir kısmı yurt dışı, Amerika, Fransa, Beyrut, filan… Gazete bayilerine, bakkallara dağıtılıyor. 24 nisan sayısı iadesiz satıldı, 6000 civarında basmıştık. 1000. sayı iadesiz satıldı. Hrant’ın ölümünden sonra 1-2 yıl Agos’u keşfedenler hem de destek olarak alanlar oldu. Bir sürü inan bir hikaye keşfetti ve o hikayenin devamını okumak istediler.

RÇ: Yetvart bir soru var ama buna cevap vermek istemeyebilirsin… Etyen Mahçupyan hakkında ne düşünüyorsun?

Danzikyan: Etyen Mahçupyan siyasi olarak benim mutabık olabileceğim bir isim değil. Ben bunu zamanında yazdım da. Fakat, zaman zaman arkadaşlarıma söylüyorum. Bir Ermeni görünce Etyen Mahçupyan için ne düşünüyorsun demek de tersten bir mesele. Birincisi bu ben bir Kürt gördüğümde Mehmet Metiner hakkında ne düşünüyorsun diye sormuyorum. Ya da bir Türk gördüğümde bilmem kim hakkında ne düşünüyorsun demiyorum. Bu tersten bir mesele… İkincisi ben isimler hakkında çok konuşmak istemiyorum. Bu da böyle bir adam işte. Ne yapalım. Toplum bu… Toplumlar tek tür insanlardan oluşmaz. Etyen siyasi olarak eleştirilebilir, eleştirilmelidir de. Ama bunu bir Ermeni’nin içine sokmakta bir mesele var. Olabiliyor her topluluğun içinde sağcısı da solcusu da olabiliyor. Etyen 70’lerde de solcu değildi. AKP’yi savunma tarzını, şeklini ben de beğenmiyorum. Ama bu Ermenilik içine sokulması beni de yoruyor. Bu bir zihniyet.

RÇ: Genel seçimlerde Ermeniler hangi partiye ağırlıklı olarak oy verdiler. Böyle bir gözlemin var mı?

Danzikyan: Gözlem olarak söyleyebiliriz. Büyük oranda HDP’ye yönelim oldu. Hatta seçimden birkaç hafta sonra gençlerle röportaj yapıp sayfa hazırlamıştık. Oradan çıkan sonuç özellikle genç kesimde HDP’nin bir karşılık bulduğunu gördük. 1900’lerin başından beri baktığımızda nerde bir kıpırdanma olduysa Ermeniler o işe girmiş zaten.

RÇ: Sevan Nişanyan’ı sorayım bir de. Sevan’ın başına gelenler Sevan olduğu için mi geliyor, yoksa aynı zamanda Ermeni olduğu için mi?

Danzikyan: Bunu tabi somut, hukuki olarak ispatlamak mümkün değil. Ama Sevan Nişanyan’ın benzeri suçluların aldığı cezalara bakıldığında mesele ortaya çıkıyor zaten. Sevan Nişanyan benzeri bir iş yapıp da hapse giren, peş peşe ceza davası açılan başka birisi yok. Sevan’ın resmi görüş dışındaki tezleri hem de Ermeni oluşu, yerel siyaset dengesindeki isimleri mi kızdırdı artık… Bunlar üst üste gelerek bir şeylere sebep oldu gibi görünüyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir: