Medyascope.tv

Jean-Marc Lafon: El Nusra Cephesi: Suriye’deki diğer tehdit

ElNusra_0

İdlib bölgesindeki Tel Salmo’ya saldırının az öncesinde El Nusra savaşçıları.

“Cihad” ve “Suriye” kelimelerinin yan yana getirilmesi, Batılılar’ın çoğuna Irak-Şam İslam Devleti’ni (IŞİD’i) düşündürüyor. IŞİD’in sahadaki sarsıcı icraatı ve bunların medyadaki sahnelenme şekli, dalgın bir seyirciye, Rakka’daki halifeliğin hem Suriye’deki cihadcı girişimin tamamını elinde tuttuğunu, hem de bu canhıraş ülkeden Batı’ya yönelen tehdidi tekeline aldığını zannettirebilir. Fakat en az onun kadar endişe verici bir diğer örgütlenme, çok özel yöntemlerle Suriye iç savaşının alt katmanlarında gelişmiştir. El Nusra Cephesi, namıdiğer Jabhat Al Nusra Li Ahl Bilad Eş Şam’dır bu: Suriye Halkının Zafer Cephesi (yapay milliyetçi yananlam kayda geçilsin), El Kaide şebekesinin Suriye şubesi El Nusra Cephesi. Aşağıda bir sunum yapılacak. Tüm yönleri kapsama iddiasında değil; zira bu yapının tarihi, genç yaşına rağmen, şimdiden büyük bir kitabı hak ediyor. (1)

Cihadcı bir örgütlenme Suriye’ye çörekleniyor

2011 Yazı’nda, Ramazan’ın tam ortasında, o sırada henüz Irak İslam Devleti olan yapı, Beşar Esad’a karşı ayaklanmanın 15 Mart’tan beri en civcivli zamanını yaşadığı Suriye’ye küçük bir keşif müfrezesi gönderir. Bu sert çekirdekte esas olarak El Kaide’den Suriyeliler vardır; ABD ve yerel müttefiklerine karşı yürütülen Irak savaşında yer almışlardır; bazıları Afganistan’da da dövüşmüştür. Beşar Esad rejiminin Saydnaya Cezaevi’ne kapatmış olduğu ve 2011’in Mayıs-Haziran aylarında serbest bırakma kararı aldığı, aynı yolun yolcusu başka cihadcılar da çabucak katılır onlara. Çoğu zaman unutulan bu dönem, Esad’ın muhaliflerini şeytanlaştırma stratejisinin bir parçasıdır; ilk sokak gösterilerinden beri onları “teröristler” olarak sunmaktadır.

El Nusra Cephesi’nin lideri Ebu Muhammed El Culani.

Temel olarak Suriyeliler’den müteşekkil, az sayıda kişiden oluşan, fakat Suriyeli isyancılar arasında tek elde topladığı hayatî yeteneklere sahip ufak bir vurucu gücü yapılandırmak için, Ebu Muhammed El Culani ile adamlarına birkaç ay gerekir. Bu yetenekler şunlardır: yoğun ve karmaşık saldırı operasyonlarının düzenlenmesi ve komutası; taktik akıcılık ile disiplini bir arada yürütme becerisi; akabinde tali müttefik kuvvetlerin istifade edeceği gedikler açabilecek baskın birliklerine sahip olmak ve bunlardan yararlanmayı bilmek; “özel kuvvetler”e sahip olmak ve bunlardan yararlanmayı bilmek; canını feda etmekten çekinmeyen “politize olmuş” savaşçılardan yararlanmak; saflarında, düşman tertibatını “gevşetme” ya da önemli şahsiyetleri tasfiye etme amacıyla intihar eylemleri yürütmeye hazır olan bir savaşçı havuzu bulundurmak. El Nusra’nın ilk eylemleri, ülkenin bütününde ve çok kısa bir sürede, Suriye rejimi güvenlik servislerinin önemli yapılarını hedef alır. Vurulan darbenin etkisi rejim için ağır olur; diğer isyancı hareketler ise bu eylemlerden çok etkilenmiş ve buna hayran kalmışlardır. Bundan sonra yabancı cihadcılar da onun sancağı altında dövüşüyor olsalar bile, El Nusra savaşçılarının çoğunun Suriye kökenli olması isyancılardaki milliyetçi damarı da kabartmaktadır.

Kendini elzem kılmak

Diğer gruplar önemli sayıda fakat vasat nitelikli insan kaynağı kullanırken, El Nusra onlar için iş yükünü azaltan vazgeçilmez bir ortak haline gelmiştir. Büyük çaplı bir manevra tasarlayıp onu sahada beraber yürütme yeteneğinde olmayan bu oluşumlar, umulmadık güçlere kavuşturan bir müttefik gibi görürler El Nusra’yı. El Nusra Cephesi’nin eski tüfekleri büyük harekâtlar düzenler ve komutasını temin ederler. Nakillerin eşgüdümünü El Nusra üstlenir –çoklu frekans kullanımı “telsiz bulamacı”na düşülmemesini sağlar, fakat çok fazla uzmanlık ve disiplin gerektirir– komutayla iletişimi ise isyancı gruplarına yerleştirdiği adamları üstlenir. El Nusra hasmın savunmalarında gedik açmak ve savaşçılarının moralini bozmak için –bazıları tonlarca patlayıcıyla yüklü zırhlılara bindirilmiş– kamikazelerini gönderir. Sonra, düşmanın toparlanmasını engelleyip asıl büyük gediği açan baskın birliklerini ileri sürer. Nihayet, eşgüdümü El Nusra komutası ve onun isyancılar arasındaki bağlantıları tarafından zekice elde edilen ilk başarıyı işlemek için, kitleyi kalabalıklaştıran düşük nitelikli büyük isyancı oluşumları gelebilmektedir artık.

ElNusra_2

El Nusra’nın tuzak donanımlı bir intihar aracı (SVBIED) Dera’da hedefini az önce vurmuş.

El Nusra’nın diğer isyancı hareketlerle bu muzaffer askerî işbirliği, bu örgüte büyük saygı duymalarını sağlar; ayrıca rejim kuvvetlerinin en etkili unsurlarıyla karşı karşıya gelmek söz konusu olduğunda da, harekât bakımından bir bağımlılık yaratır ona. Beşar Esad’ın en iyi kuvvetleri karşısında, El Nusra’sız kazanılmamaktadır… İşte o sırada El Nusra, El Kaide şebekesinin lideri Eymen El Zevahiri’nin siyasî yöntemlerinin güçlü bir stratejik vektörü olarak tebarüz eder. Gerçekte, rejim, –Şam da dahil olmak üzere– kentlerinin tehdit altında olduğunu gördüğünde, bunları savunmak için muazzam çaba gösterirken, kırsal alanı ihmal etmektedir… Beşar Esad tarafından kırsalın böyle ihmal edilmesinin büyük sonuçları olur. Kırsalda mutlak bir siyasî boşluk yaratılmıştır. Kamu hizmetleri dağılır; kısa sürede enerji ve su dağıtımı aksar; kamu sağlığı sallantıdadır; her şeyin kıtlığı çekilmeye başlanır; orman kanunu yerleşir. Ama bol miktardaki gizli mali kaynaklarıyla El Kaide şebekesi herşeye göz kulak olmaktadır…

Tabiat boşluk kabul etmez: Toplumsal dokuyla bütünleşmek

Askerî kozlarını ispatlayıp savaştaki Suriye muhalefetinin saygısını kazandıktan sonra, El Nusra, sivil alandaki denemelerinde değişikliğe gider. Mühendisler, teknisyenler, polisiye görevlere tahsis edilen savaşçılar ve sağlık personelini hizmete sokan El Nusra, halkın refahı için çalışır. Aşılama kampanyaları, sığınmacılara erzak tahsisi, su ve enerji dağıtım şebekelerinin tekrar işler duruma getirilmesi ve kamu düzeninin tekrar kurulması, El Nusra’nın popülerliğine katkıda bulunan vektörlerdir. Çabuk bir biçimde, El Nusra biraz her yerde mevcut hale gelir, toplumsal dokuyla bütünleşir. Din adamları dinî eğitime el atar, rejimin ardında bırakmış olduğu hukuksuzluğun yerine şeriatı getirir ve yerlilerle bazı isyancı grupların hayırhah katılımıyla yerel meclisler oluşturur. Adeta El Nusra, hiçbir yerde kendini dayatmamakta, fakat neredeyse her yerde iyi karşılanmasına neden olan koşulları yaratmaktadır. Ayrıca bu sayede sağlam bir yerli devşirme sistemini besler; böylelikle de kendini Beşar Esad sonrası Suriye siyasî yaşamının meşru bir aktörü olarak takdim ederek güçlenir. Suriyeliler’in İslamcıları bile, aşırı bir yabancı cihadcı oranıyla incinecek ateşli bir ulusal duyguyla hareket ederler. El Nusra, bir yandan milliyetçi vurgularla dolu bir söylem tuttururken, toplumu kendi küresel cihad anlayışıyla bağdaşır kılmak için tedrici müdahalelerle şekillendirir. Orta vadedeki hedefi ise, Suriye’de El Kaide’nin küresel stratejisine râm olmuş bir emirlik kurmaktır…

ElNusra_3

El Faruk İslami Araştırmalar Enstitüsü

Batılılar’ı ve müttefiklerini itibarsızlaştırmak

Ustalıkla faydalanılan bir dizi olay sayesinde El Nusra bölgede daha da güçlü bir konuma kavuşacaktır. 8 Şubat 2012’de, El Kaide lideri Eymen El Zevahiri, Müslümanlar’a Suriye ayaklanmasını destekleme çağrısı yapar. Aynı yılın 10 Aralık günü ABD El Nusra’yı El Kaide’yle bağlantısı nedeniyle terörist örgütler listesine alır. Bu girişim Suriyeli isyancıların hepsi tarafından kınanır. Çarpışmalar kazandıran, halkı koruyan ve toplumu yapılandıran bir müttefikin, Beşar Esad’ın bertaraf edilmesine askerî katkıda bulunacağı çokça umulan ABD tarafından böyle bir muamele görmesi nasıl kabul edilsin? Amerikan tutumunu kınayan bir bildirinin altına yirmi dokuz (!) isyancı grup imza koyarak, “hepimiz El Nusra’yız” diye ilan eder ve bazen işi etrafı El Nusra sancaklarıyla donatmaya kadar vardırır… Savaşan Suriye muhalefetinin çoğunun ağzında aynı nakarat vardır: “Hedeflerimiz arasında El Kaide’ye karşı dövüşmek bulunmamaktadır”.

Rejimin hoyratlığından ve Batılılar’ın savsaklamalarından yararlanmak

21 Ağustos 2013’te Beşar Esad rejimi, Şam’ın isyancılar elindeki varoşlarından biri olan Guta’ya sarin gazıyla saldırır. Suriye muhalefeti Batılılar’a müdahale çağrısında bulunur. Hiçbir şey olmayacaktır, çünkü ABD’nin girişimiyle rejimin kimyasal silahlarını bırakmasını ve Batılılar’ın bu silahları barış koşullarında imha etmelerini hedefleyen pazarlıklar sonucunda bir çözüm benimsenir. O zaman El Nusra “göze göz” adı verilen bir misilleme kampanyası başlatır. Beşar Esad ailesinin de geldiği Alevi topluluğu tüm ülkede hedef alınır. Sivil katliamları, adam kaçırmalar, önemli şahsiyetlerin medyatikleştirilen infazları, dalga dalga gelen saldırılar… O zaman, rejimin had safhaya varan gözü dönmüş gaddarlığı karşısında infiale kapılmış kamuoyunun artan desteğiyle, El Nusra’nın incelikle hesaplanıp yürütülen bir radikalleşmesine tanık olunur. El Nusra, bulunduğu topraklarda Beşar Esad’ı “cezalandırarak” kazandığı popülerliğin üzerine oynayıp, kendi ilkeleriyle uyum içinde sekter tavırlar sergilemektedir artık; “suç ortağı Batılılar ve müttefikleri ise olanlara ses çıkarmamaktadır”.

ElNusra_4

Esad’dan teslim alınan kimyasal silahların imhası, Amerikan donanmasının eski bir gemisi olan MV Cape Ray’de gerçekleştirilecektir. Suriyeliler’in Amerikalılar’dan umdukları müdahale biçimi bu değildir.

IŞİD’le yaşanan kopma El Nusra’nın kendi stratejisi üzerine tekrar düşünme yeteneğini sınamaya tabi tutar

Nisan 2013’te, Ebubekir El Bağdadi, doğrudan askerî bir cihad anlayışını Suriye’de geliştiren Irak-Şam İslam Devleti’ni kurar: zor kullanarak fetih, tehcir ve katliamlar pahasına halka boyun eğdirme, toprakların tek başına denetim ve idare altına alınması, yabancı savaşçıların kitle halinde akını, –dinsiz bir mefhum olan– milliyetçiliğin reddedilmesi, bütün bunların da terör saçan ve hasım savaşçıları yılgınlığa düşüren başarılı bir kitlesel iletişim aygıtıyla desteklenmesi. IŞİD El Nusra Cephesi’ni kendi içinde eritmek istemektedir, fakat Ebu Muhammed El Culani buna karşı çıkar ve tek şef olarak hâlâ El Kaide lideri Eymen El Zevahiri’yi tanıdığını söyler. Şubat 2014’te kopma gerçekleştiğinde El Zevahiri IŞİD’i kesin olarak El Kaide şebekesinden çıkarır. El Nusra ile IŞİD arasında, bilhassa ülkenin doğusunda, Fırat kıyısında El Nusra’nın tarihî kurtarılmış bölgesi Deir ez-Zor’da yaşanan özel olarak şiddetli çatışmalar sonrasında, El Nusra, stratejisini tekrar düşünme kararı alır. Fırat kıyılarından çekilir ve tamamen Suriye’nin kuzeybatısı ve güneybatısına yerleşerek diğer isyancı hareketlerle daha da sıkı ilişki içine girip Golan Tepeleri ve Lübnan üzerinde artan bir baskı kurar… İki büyük düşmanı Beşar Esad ile IŞİD arasında, El Nusra bir tercih yapmıştır: Komşu ülkeler üzerinden uluslararası topluluğu yüksek gerilime maruz bırakma fırsatları bulmak için, önce Beşar Esad. Yeni koşullara kendini uyarlama bakımından bu becerisi, El Nusra’nın doğrudan “ana-mağaza” El Kaide’nin çizgisiyle yüksek düzeyli bir fesih işaretidir.

▪              El Nusra’nın diğer isyancı hareketler üzerinde artan denetimi

El Nusra’ya göre her tür popülerlik kazanımından istifade edilmelidir. Düzene dönüşün taşıyıcısı, rejim karşısında zaferler kazanmanın teminatı, baskıcılara karşı halkın koruyucusu gibi algılanan El Nusra, diğer isyancı hareketlerle işbirliği yapmakla yetinmez artık. Mayıs 2014’te, Hareket Ahrar üş-Şam el-İslamiye’nin (HAŞİ, İslami Cephe’nin kolu) ve Cayş El Mücahidin’in liderleri, İslamcılığa ve onun taşıyıcısı olan yabancı parmağına karşı olduklarını ilan ederek Batılılar’ı cezbetmeye çalışırlar. El Nusra bu sözleri en sert tonda mahkûm eder. Bunun sonucunda iki isyancı hareket arasında zaman geçirmeden bir “açığa kavuşturma” durumu hasıl olur: Hedeflenen İslamcılık sadece “IŞİD’inki”dir… Aynı ay, Özgür Suriye Ordusu’ndan (ÖSO) Albay Ahmed El Nameh, İslamcılardan temizlenmiş bir güney cephesi açmak istediğini ilan eder. İsyancı hareketlerin çoğu tarafından yüzüstü bırakılan ve yerel şeriat meclisi huzurunda ifade vermeye çağrılan El Nameh, internette yayınlanan bir videoda, El Nusra’ya zarar vermek isteyen Ürdün’ün ve müttefiklerinin emriyle hareket etmiş olduğunu itiraf edecektir. El Nusra popülerleştikçe otoritesini yerleştirmekte ve manevralarını yürüttüğü toprakların idaresinin kaldıraçlarını eline geçirmektedir.

▪              El Nusra’nın yararlandığı Amerikan hava saldırıları

22 Eylül 2014’te ABD Halep’in doğusuna bir dizi hava saldırısı düzenleyerek, El Nusra’nın kurmuş olduğu bir hücre olan “Horasan grubu”nu hedef alır. Yurtdışında, özellikle de Batı ülkelerinde El Kaide şebekesine ve onun dünya çapındaki maksatlarına hizmet eden operasyonlar hazırlamaya yönelik özel bir kuvvet söz konusudur. Fakat halk özellikle El Nusra’ya karşı bir saldırı olduğu algısına sahiptir; görmüş olduğumuz gibi El Nusra Esad-karşıtı taraf olması hasebiyle artık popülerleşmiştir. Üstelik, El Nusra’nın diğer isyancılarla içli dışlı olmasının doğrudan sonuçları olmuştur. HAŞİ savaşçıları 23 Eylül 2014’te Horasan’ı hedef alan bir Amerikan bombardımanında vurulur. El Nusra, kamuoyunu ABD ve müttefiklerinin Suriye devrimi aleyhine Beşar Esad’ı desteklemeyi seçtiklerine ikna etmek için bu olayları ustalıkla kullanır.

▪              Batılılar ve müttefikleri için stratejik bir meydan okuma

Bu satırların yazıldığı sırada, yayılmacı örgüt IŞİD, Batılılar’ın, müttefiklerinin ve İran’ın eşgüdümlü biçimde düzenleyip desteklediği vekiller üzerinden savaşın, yani “proxy-war” aktörlerinin baskısı altında. IŞİD artık ilerleyemiyor. Basında ve internette akla ziyan haritalar dolaşıyor; IŞİD’in küçük komando birliklerinin bazen geçtikleri uçsuz bucaksız çölleri Rakka’daki halifeliğin denetiminde bölgeler gibi gösteriyorlar. Gülmekten kim ölmüş! Beşar Esad rejimi ise yoğun nüfuslu kent merkezlerine dayanıyor; bazıları yeraltı ve insan kaynakları bakımından zengin olan geniş toprakları, git gide daha fazla El Nusra’nın denetimine giren bir muhalefete bırakmış durumda. İsyancıların faaliyet gösterdikleri her bölgeyi, yoğun bir nüfus bulunsa bile, körü körüne bombardımana tutmakta tereddüt etmeyerek, denetleyemediği halk kesimlerinin nefretini üzerine çekmeyi sürdürüyor. Batılılar tarafından ÖSO gibi “ılımlı” hareketlere verilen silahlar düzenli bir biçimde savaş halindeki El Nusra’nın ve hatta IŞİD’in elinde filme çekilmekte ve fotoğraflanmaktadır; ki bu da bir şeylerin istendiği gibi olup bitmediğini gösteriyor… El Nusra, Golan’a yerleştirilmiş mavi kasklı BM görevlilerini bir elinin tersiyle iterek Lübnan üzerindeki baskısını artırıp, orada asker kaçırıp öldürücü saldırılar düzenliyor. Lübnan’ın, Beşar Esad’ın en amansız müttefiklerinden biri olan Şii Hizbullah’ın destek üssü olduğunu da söylemek gerek. Yerel siyasî satranç tahtasında, dolayısıyla da bölgenin dengesi üzerinde ağırlığını hissettiren bir örgüt bu.

ElNusra_5

Verimli bölgeler yeşil, çöl sarı. Çöldeki her taşı bir IŞİD savaşçısı gibi gören harita yapımcılarını biraz tiye almak için …

Verimli bölgeler yeşil, çöl sarı. Çöldeki her taşı bir IŞİD savaşçısı gibi gören harita yapımcılarını biraz tiye almak için…

İlle de aynı hedefleri gütmeyen Batılılar ile müttefiklerinin 2015 yılında karşılarına çıkan meydan okuma, Suriye’nin üçe, yani Beşar Esad, IŞİD ve El Nusra arasında bölünmesini engellemektir. Bir yandan, bu üç tarafın hiçbiri Batı çıkarları ve güvenliğiyle bağdaşmadığı için. Diğer yandan, yerel aktörlerin Batılı zihniyetleri sık sık şaşırtan bir noktada reelpolitiğe uyum yetenekleri yüzünden. Yerel ölçekte ortak çıkarların kavranması bazen yeminli düşmanları aynı safta dövüşmeye –tıpkı Lübnan sınırı yakınındaki Kalamun’da El Nusra ile IŞİD gibi– veyahut birbirleriyle alışveriş yapmaya –silah ve… rehine alışverişi gibi– yöneltmektedir. Bu reelpolitik düşkünlüğü, cihadcı hareketlerin önünde, husumete kendini uyarlamak için çılgın fırsatlar açmaktadır. Tercihler, El Nusra ile IŞİD arasında toplu bir çatışmadan, El Nusra’nın kendinden önce varolan başka yapılarla kaynaşması da dahil olmak üzere birçok alternatif içeren ve sık sık tekrarlanan bir işbirliğine kadar uzanan bir yelpazeye yayılmaktadır. Ayrıca, bizzat Amerikan gizli servislerinin itiraflarına göre, dünya çapında cihada yönelik bir örgüt olan ve her kökenden cihadcıyı bünyesinde ağırlayan Horasan, hava saldırılarıyla dağıtılamamıştır.

▪              Geçici bilanço

El Nusra sarsılmaz bir siyasî amaç hizmetinde gerçekçi bir strateji dersi gösteriyor dünyaya. “Kalpler ve zihinlerin fethi”nin göz alıcı bir ispatı; bir de fesih ispatı. Beşar Esad’ın ve IŞİD’in denetiminin dışındaki bölgelerin toplumsal dokusunda kistleşen El Nusra, rekor denilebilecek bir zamanda topluma şekil vererek meşrulaşmakla kalmayıp kendini vazgeçilmez kılmıştır. Bunca acı çekmiş olan Suriye halkına hem Beşar Esad hem de cihadcıların yerine bir alternatif sunmanın zamanı şimdiden geçmiştir. Yerel halkla iç içe olan El Nusra’nın himayesinde, Fransa’da bizim Ocak 2015’te Paris’te tatmış olduklarımıza benzer El Kaide maksatları hizmetinde eylemler hazırlamayı sürdüren Horasan’ın müstakbel dış operasyonlarına kaynağında set çekmek için de belki artık çok geç… Her ne kadar bu olaylar Arap Yarımadası’ndaki El Kaide varlığını Fransızlar’a hatırlatmış da olsa, unutmayalım ki –ademimerkeziyetçi sağlam bir yapı olmasına rağmen durmadan yanlış yere “nebula” diye adlandırılan– El Kaide’nin Suriye’deki türevinin gözü kararlılıkla bize dönük, Charlie’ye benzer hiçbir tarafı yok ve kısaca coğrafi olarak pek uzağımızda değil.

Jean-Marc LAFON / 19 Ocak 2015

(Fransızcadan çeviren Haldun Bayrı)

 

(1) Daha fazla bilgi için İngilizcede Jennifer Cafarella’nın Institute for the Study of War hesabına yaptığı araştırmayı okumanızı öneririm. PDF formatında erişim için bkz.:  http://www.understandingwar.org/report/jabhat-al-nusra-syria

 

 

 

Bunlar da ilginizi çekebilir: