Medyascope.tv

4 partinin 1 Kasım 2015 genel seçimleri aday listeleri üzerine düşünceler

Dört büyük partinin 1 Kasım 2015 genel seçimleri aday listelerini 16 Eylül 2015 günü Periscope yayınında değerlendirdim. Yayının deşifresini Sedat Ateş yayına hazırladı.

Dört partinin listeleri hakkında bazı görüşlerimi belirtmek istiyorum. Öncellikle en az değişiklik olan parti CHP. CHP hakkında aslında söylenecek çok fazla bir şey yok. CHP ön seçim uygulamasını 7 Haziran için yaptığı ön seçimi muhafaza ettiği listeleri büyük ölçüde aynı duruyor. Ancak İhsan Özkes’in istifasıyla boşalan bir değişiklik, bir de Genel Başkan Yardımcısı eski büyükelçi Murat Özçelik siyasi tecrübesizliğinin sonucu yerini kaybetti, öyle anlaşılıyor. Onun dışında CHP’de büyük bir değişiklik yok. Ancak milletvekili çıkaramadıkları yerlerde, yaklaşık 17 ilde listelerin olduğu gibi değiştiği görünüyor. Anlaşıldığı kadarıyla CHP eğer oyunu aynen muhafaza ederse ya da yaklaşık bir oy alırsa şu andaki Meclis Grubu büyük ölçüde yine Meclis’e milletvekili olarak girecekler.

İkinci olarak HDP’ye baktığımızda HDP’de de çok büyük bir değişiklik yok. Özellikle Güneydoğu’da milletvekili listeleri hemen hemen aynı. Ancak birkaç tane kritik denebilecek değişiklik var; bunlar Gaziantep’ten Celal Doğan’ın İstanbul ikinci bölge birinci sıraya kaydırılması. Bunun akıllıca bir tercih olup olmadığı seçim sonucunda ortaya çıkacak, ama bir arayışın ürünü olduğu kesin. İkinci bölgede daha fazla milletvekili çıkartmak istediklerini söyleyebiliriz. EMEP eski genel başkanı Levent Tüzel, malum Davutoğlu’nun bakanlık teklifini kabul etmediği için HDP’de ciddi bir sorun çıkmıştı ve o aday gösterilmedi. Bunda şaşırtıcı bir şey yok, tartışılıyor doğru mu yanlış mı olduğu ama bu beklenen bir şeydi. HDP’deki az sayıdaki değişikliğin çoğunun büyük şehirlerde olduğunu görüyoruz. Özellikle İzmir’de ikinci milletvekilinin çok oy alınmasına rağmen çıkartılamadığı birinci bölgede Mülkiye Birtane’nin Ertuğrul Kürkçü’nün arkasından ikinci sıraya konduğunu görüyoruz. İstanbul’un bölgelerinde de ufak çaplı değişiklikler var.

Adana’da ise Meral Danış Beştaş ikinci sıradan birinci sıraya çıkartıldı, Rıdvan Turan ise birinci sıradan ikinci sıraya indirildi. Adana’da kritik olmuştu seçim, o iki milletvekilini garantilemek için böyle bir değişikliğe gidildiğini tahmin ediyorum. Kürt kimliği ile öne çıkan isimlerin daha fazla olduğunu, özellikle büyük şehirlerde bu isimlerin listede yer aldığını görüyoruz; buna dikkat çekiliyor. Çünkü büyük şehirlerde esas olarak Kürt seçmenden oy alındığı bir realite, İstanbul üçüncü bölge örneği bunu bize çok net olarak gösteriyor.

Ancak HDP listelerinde şöyle bir soru var: Çatışma ortamının yeniden başlamasıyla birlikte HDP’ye Kürt olmayan seçmenden gelen oylarda azalma olabileceği yönünde birtakım değerlendirmeler yapılıyor. Eğer HDP Kürt olmayan birtakım isimleri, bir-iki yeni ismi bu seçime katabilmiş olsaydı, kamuoyunda az çok bilinen isimler katabilmiş olsaydı, bu imajı için çok olumlu etkisi olabilirdi; ama bu konuda HDP listelerinde ilk defa gördüğümüz, bizi şaşırtan tek bir isim bile yok.

MHP’ye baktığımız zaman; MHP tabii ki Tuğrul Türkeş’in ayrılması ya da atılması, hangisi oldu belli değil, ikisi aynı anda yaşandı çünkü, ve Meral Akşener’in aday gösterilmemesiyle çok fazla konuşuldu. Tabii ikisi de başlı başına önemli olaylar. MHP dışındaki çevrelerin Meral Akşener’e önem atfediyor olmasının Devlet Bahçeli’yi memnun etmediğini biliyorduk, kendisi de bunu söylemişti. Gerek Meclis Başkanlığı için gerek başka seçeneklerde Meral Akşener’in adının sık sık geçiyor olmasından Bahçeli rahatsızdı ve sonuçta onu aday göstermedi. Bunun dışında da birtakım değişiklikler var MHP’de. Çok fazla dikkat çekmedi ama mesela İzmir’de birinci ve ikinci bölgede üçüncü sıralarda kadın adaylar vardı. Birinci bölgede Senem Kılıç, ikinci bölgede Süheda Neslihan Çelik, bunlar kazanamamışlardı, ikişer milletvekili çıkarılmıştı. Şimdi iki kadın adayın da ikinci sıraya konulduğunu görüyoruz. Seçilmiş olan erkek adaylar da ikinci sıradan üçüncü sıraya konulmuş; bu bana ilginç geldi. Aydın’da Ali Uzunırmak gösterilmedi, Aydın’da beklediğini bulamadığını düşünüyorum Devlet Bahçeli’nin, dördüncü sıradaki adayı yerine çıkarttı.

Hatay’da esas Şefik Çirkin’in yerine başka aday bulundu. Hatay listesi zaten büyük ölçüde yenilendi. Bunun nedeni de on milletvekili çıkartılan ve MHP’nin geleneksel olarak belli bir güce sahip olduğu Hatay’da son seçimde bir milletvekili çıkarılmıştı. Bunun herhalde hesabını, değerlendirmesini yaptılar. Murat Başesgioğlu İstanbul birinci bölgede bu sefer aday olmadı diye biliyoruz. Kendisi yok. Bir de MHP’de Çankırı, Çorum, Erzincan, Malatya, Ordu, Iğdır, Düzce gibi az milletvekili çıkarılan yerlerde listeler neredeyse tamamen değişti. Özellikle bunlardan Çorum, Erzincan, Malatya, Ordu ve Çankırı gibi yerler MHP’nin geleneksel olarak aslında güçlü bilindiği yerler.

En büyük değişiklik tabii ki Adalet ve Kalkınma Partisi’nde. Her iki listeyi, 7 Haziran listesiyle şimdiki listeyi olabildiğince ayrıntılı bir şekilde karşılaştırmaya çalıştım. Çok ilginç sonuçlar var. 7 Haziran’da seçilmiş olan kişilerin yaklaşık 40 tanesi eğer aynı sonuç alınırsa AKP’de seçilemiyorlar; kimi yeniden aday gösterilmedi kimi de daha elverişsiz yerlere kaydırıldı; bunların büyük ölçüde aday gösterilmediklerini görüyoruz. Son seçimde seçilen bazı milletvekillerinin aday gösterilmediğini görüyoruz. Bunun yerine, özellikle üç dönem kuralı nedeniyle 7 Haziran’da aday olamamış bazı isimler girdi. Sayısı yanılmıyorsam 24. Mesela Ömer Çelik, Ali Babacan, Cemil Çiçek, Faruk Çelik, Haluk İpek gibi isimler. Yaklaşık 40 isim var. Tuğrul Türkeş’in de son anda AKP’den girdiğini biliyoruz. Onun dışında listelerin resmen allak bullak olduğu çok net bir şekilde ortaya çıkıyor. Birkaç yer istisna. Bazı illerde 7 Haziran listeleri neredeyse aynı tutulmuş, ama mesela şöyle durumlar var: birinci, ikinci sıraya yeni isimler geliyor. Mesela Ankara ikinci bölgede böyle; Cemil Çiçek birinci sıraya, Tuğrul Türkeş ikinci sıraya giriyor. Onun dışında liste olduğu gibi devam ediyor, ama bu sefer daha önce seçilmiş olan bazı isimlerin seçilme ihtimali tehlikeye giriyor. Çok sayıda üç dönem isimlerin geldiğini ve bunların hemen hemen hepsinin birinci ikinci sıralara yerleştirildiğini görüyoruz.

Onun dışında daha genç olarak bilinen, yakın dönemde partiye giren, mesela ilk kez geçen seçimde seçilen bazı isimlerin de hiç konulmadığını ya da seçilmeleri çok zor yerlere konulduğunu görüyoruz. Bunlardan birisi Abdürrahim Boynukalın, Gençlik Kolları Başkanı aday gösterilmedi, Muhsin Kızılkaya, Hüseyin Yayman aday gösterilmedi. Bunlar kamuoyunun bildiği isimler ama bilmediği çok sayıda isim de var.

Güneydoğu’daki listelere baktığımız zaman HDP’nin aldığı yoğun oyları ve çok sayıdaki milletvekili sayısını azaltabilecek bir aday listesi değil; yani tek başına adaylar tabii ki etkili olamaz ama yine de önemli. Diyarbakır’da Galip Ensarioğlu’nun birinci sırada olduğunu görüyoruz; diğer adayların çoğu bilinen, çok fazla temayüz etmiş isimler değil. Bir önceki seçimde halbuki daha fazla tanıdık isimler vardı, ama hiçbir şekilde etkili olamamışlardı. Bu arada Diyarbakırlı Mehdi Eker’in İstanbul üçüncü bölge birinci sıra adayı olduğunu görüyoruz. Bunun İstanbul üçüncü bölgede HDP’nin çok parlak bir sonuç elde etmesi nedeniyle olduğunu varsayabiliriz; yani İstanbul üçüncü bölgedeki Kürt oylarının bir kesimini, AKP’den HDP’ye geçmiş Kürt oylarının bir kesimini çekme amacı ile olduğunu düşünebiliriz.

Hüda-Par’ın seçime katılmayacak olması malum; son seçimde bağımsız adaylarla girmişlerdi, özellikle Batman’da ve kısmen de Diyarbakır’da belli bir oy alabilmişlerdi. Hüda-Par herhangi bir partiye desteğini beyan etmedi ama Hüda-Par seçmeninin bu seçimde AKP’ye oy verme ihtimalinin yüksek olduğu muhakkak. Ancak şöyle bir husus var: Son seçimde bağımsız adaya oy veren Hüda-Par seçmeninin tamamının AKP’ye oy vermesi halinde bile Batman’da AKP’nin son seçimde aldığı bir milletvekilinden fazlasını alabilmesi mümkün gözükmüyor. Diyarbakır’da yalnız bir milletvekilini Hüda-Par seçmeninden de destek gelirse ikiye çıkartma ihtimali olabilir. Onun dışında Hüda-Par’ın seçime katılmamasının çok büyük bir etki yapması bence mümkün değil.

Bir bütün olarak baktığımız zaman bu listelerde birtakım deneyimli isimler, üç dönemlik isimlerin konduğunu görüyoruz. Listelerde ağırlığın Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından belirlenmiş olduğu muhakkak. Ancak MKYK listesinde Davutoğlu’nun hiçbir yakın çalışma arkadaşı listeye giremezken bu listede tabii ki birkaç isim, danışmanları Taha Özhan, Ali Sarıkaya gibi isimler burada seçilebilecek yerlere geldiler. Ama bunun sayıca çok yüksek olduğunu düşünmüyorum; bu listeye de büyük ölçüde Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damga vurmuş olduğu kesin.

Saadet Partisi’yle ittifak yapılabilmiş olsaydı, ki bunun olmayacağını düşünmüştüm; bu konuda El Cezire Türk’e bir yazı yazmıştım, bilenler bilir; eğer gerçekleşmiş olsaydı belli bir ivme yakalanabilirdi. Şu anda Adalet ve Kalkınma Partisi bu seçime kendi gücüyle, tek başına, kimseden destek almadan, ittifak kurmadan giriyor. Bunun tek başına etkili olabilmesi için, Adalet ve Kalkınma Partisi’nin tek başına iktidarını gerçekleştirebilmesi için, yani 7 Haziran’da olmayanın bu tarihte bu aday listesiyle olması bana mümkün gözükmüyor.

Bunun en önemli nedeni, bir yerden sonra adaylar değil partinin kendi kimliği, genel söylemi birinci derecede önemli olur; ikincisi de bu kadar kısa süre içerisinde listelerin bu ölçüde değiştirilmiş olması bir endişeyi gösteriyor, bir tür paniği gösteriyor. Bunun olumsuz sonuçlarının olabileceğini de düşünmek lazım. Tabii ki şunu da söylemek lazım; bu seçimde Adalet ve Kalkınma Partisi’nin en önemli artıları Ali Babacan ve Mehmet Şimşek gibi ekonominin önde gelen iki isminin ve AKP dışı iç ve dış çevrelerin de belli ölçülerde itimat ettiği iki ismin listeye girebilmiş olmasıdır. Eğer Ali Babacan ve Mehmet Şimşek bu listelerde olmasaydı çok ciddi, özellikle ekonomi konusunda çok ciddi soru işaretleri alabilirdi.

Toparlayacak olursak, AKP dışındaki üç parti üç aşağı beş yukarı kendi listeleri ile yola devam ediyorlar. Özellikle CHP böyle. MHP’de kısmi değişiklikler var, başarısız oldukları yerlerde değişiklikler yapmışlar. Ama Adalet ve Kalkınma Partisi’nin neredeyse seçim bölgelerinin yarısında çok köklü değişiklikler yaptığı görülüyor. Bunlar kötüye gidişin, 7 Haziran’da işlerin hiç de iyi gitmediğinin kabulü tabii ki, ama bütün bu değişikliklerin tek başına bu yaraları sarmaya yeteceğine çok fazla inanmıyorum. Düşünmüyorum, çünkü bu seçime de damgasını Cumhurbaşkanı Erdoğan vuracak; dolayısıyla bu adaylar da, 7 Haziran’da olduğu gibi kendilerini Cumhurbaşkanının meydanlara çıkıp yaptığı konuşmalara göre ayarlayacaklar; onun üslubu, onun yöntemleri, yine öyle görünüyor ki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin 1 Kasım seçimlerinde belirleyici olacak.

Bunlar da ilginizi çekebilir: