Medyascope.tv

David Ignatius: ABD’nin Suriye’deki sürpriz müttefikleri

ABD’li gazeteci ve yazar David Ignatius’un “ABD’nin Suriye’deki sürpriz müttefikleri” (The United States’ surprise allies in Syria) başlıklı makalesi 15 Ekim 2015’de Washington Post’da yayınlandı.

ABD’nin Suriye’deki sürpriz müttefikleri

ABD’li komutanlar tarafından başlarda yan etmen olarak görülen Suriyeli Kürt militanlar şu an IŞİD’e karşı ABD destekli en büyük güç olmuş durumda. Bu, Suriyeli muhalifleri eğitip donatmak oluşturulan 500 milyon dolarlık planın feci şekilde başarısızlığa uğramasının ardından gerçekleşti.

Amerikalı komutanlar şimdi Kürt savaşçıları ile küçük bir Arap ordusunu yavaş yavaş Kürt hattının 40 kilometre güneyinde yer alan IŞİD’ın başkenti Rakka’ya doğru sürecek bir “Önce Suriye” planını tavsiye ediyorlar. Rakka için sonucu belirleyecek savaş önümüzdeki baharda gerçekleşecek. Irak ve Suriye’nin diğer bölgelerinde IŞİD’i köşeye sıkıştıracak bir harekat ise bundan sonrasına bırakılıyor.

Amerikalı gazeteci ve yazar David Robert Ignatius, 2008 yılı itibarıyla Washington Post gazetesinin editör yardımcılığı görevini yürütüyor. Ignatius, 2009 yılının ocak ayında İsviçre'nin Davos kentinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez arasında yaşanan Davos Krizi'ni yöneten moderatördü.

Amerikalı gazeteci ve yazar David Robert Ignatius, 2008 yılı itibarıyla Washington Post gazetesinin editör yardımcılığı görevini yürütüyor. Ignatius, 2009 yılının ocak ayında İsviçre’nin Davos kentinde, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan ve İsrail Cumhurbaşkanı Şimon Perez arasında yaşanan Davos Krizi’ni yöneten moderatördü.

Kürt savaşçılar birbirinden farklı gruplardan, isimleri de farklı kısaltmalardan oluşuyor. 25 bin kişilik ana grubun adı YPG yani Halk Koruma Birlikleri isminin Kürtçe baş harfleri. Bu grup Suriye’nin kuzeydoğusundaki Rakka ve Haseke’den gelen 5 bin Arap savaşçı ile ittifak kurmuş. Bu çatının adı ise SDF yani Suriye Demokratik Güçleri olmuş.

Rusya’nın askeri müdahalesi ABD’nin Kürtler ve onların müttefiki olan Araplarla kurduğu ortaklığı karmaşık hale getiriyor. Rus istihbaratçıların son günlerde Haseke’de görüldüğüne, Kürtlerle muhtemel bir ittifakı konuştuklarına dair raporlar var. Rusların ABD’nin gözde savaşçılarıyla konuşmaya cüret etmesi Moskova’nın radikal İslamcılara karşı savaşta liderliğe oynama çalıştığının -güçlü bir ABD desteği olmasa dahi– işareti.

Kürt stratejisinde diğer bir sorun ise Türkiye’nin, ABD yardımının YPG’nin müttefiki olan PKK yani Kürdistan İşçi Partisi’ne cesaret vereceğinden kaygılanması. ABD’nin pazartesi günü 100 palet yardım malzemesini Suriyeli Kürt ve Araplara havadan bırakması sonrası Türk Dışişleri Bakanlığı Amerikan Büyükelçisini azarladı. Bahsi geçen yardım malzemesinin içinde makinalı tüfek, havan topu ve roketatar mermileri de vardı.

Fakat bu yeni Kürt-Arap bandosu zafer marşları çalmadan, daha önce ılımlı bir muhalefet yaratmak görevinin başarısızlıkla sonuçlanmış olmasından dersler çıkarmak gerek. Söz konusu misyonun bu yaz aylarında başarısızlığa uğramasının birkaç nedeni var:

• ABD’nin seçim kriterleri fazla katıydı. Silah altına alınan her bireyin Suriye Başkanı Başar Esad’ın rejimine karşı değil de sadece IŞİD’e karşı savaşacağına yemin etmesi isteniyordu. Bu da binlerce kişinin baştan elenmesine yol açmıştı. Halbuki Kürt-Arap gücünde sadece liderler seçiliyor. 20 Arap komutan Irak Kürdistanı’na Ağustos ayında değerlendirme için getirildiler ve tamamı bu sınavı geçti.

• ABD’nin El Kaide bağlantılı ve kuzey bölgesinde etkin Nusra Cephesi hakkındaki istihbaratı yetersizdi. Ilımlı isyancılar Temmuz ayında Nusra tarafından saldırı beklemedikleri için doğrudan tuzağın içine düşmüş oldular. Bu saldırının öngörülmüş olması gerekirdi. Bu popüler grup uzun vadede ABD için IŞİD’den daha büyük bir sorun haline gelebilir.

• ABD diğer güçlerin -mesela Türkiye, Katar, Suud Arabistan– kendi menfaatleri yönünde ilerlemesini, bencil taşeron savaşlarını engelleyemedi, bu da ılımlı muhalefeti sakat bıraktı. Şimdi Rusya’nın müdahalesiyle bu durum daha da karmaşık hale gelecek.

• Eğitim için kurulacak kampların Ürdün ve Türkiye’ye kaydırılmasını gerektiriyordu. Fakat pek çok savaşçı işgal altındaki Suriye köylerinde ailelerini bırakıp gitmekten korkuyordu. Bu Araplar ve Kürtlerde daha ufak bir sorun olacaktır çünkü onlar sürekli savaşa hazır vaziyette ve kendi topraklarında savaşıyorlar.

ABD’nin Suriye Kürtleri ile ittifak kurması bilinçli bir planlamanın değil mutlu bir tesadüfün sonucudur. Başlarda zaman kazanmaya yönelik bir eylem olarak görülmüştü, sonuçta ABD çok daha geniş bir eğit-donat gücünün gelmesini bekliyordu.

Hayatın gerçekleri, kriz merkezinde oluşturulan bu plana müdahale etmişti. Bir sene önce, Kürtler Türkiye sınırındaki Kobani’yi kurtarmak için ABD’den hava desteği istedi. IŞİD bu saldırı sırasında 3-4 bin savaşçısını kaybetti. Kürt güçleri ardından kuzeydoğu Suriye’deki Tel Hamis ve Tel Adyab’ı süpürdü ve 10 bin metrekarelik bir alanı ele geçirdi. Bu neredeyse tesadüfi bir zaferdi.

ABD’nin YPG ile tanışması ise KYB yani Kürdistan Yurtsever Birliği olarak biline Iraklı Kürtler sayesinde olmuştu. (Bu grubun İran ile de iyi bağları olması işleri daha da karmaşıklaştırmaktadır). ABD YPG’ye yaptığı hava desteğini Irak Kürdistanı’ndaki Süleymaniye’deki bir kontrol odasından gerçekleştirdi. KYB’nin ana merkezi de zaten burada.

ABD stratejisindeki ani değişime bakan bir iyimser, Rolling Stones şarkısından alıntı yaparak “her zaman her istediğini elde edemezsin” ama “ne gerekiyorsa onu alırsın” diyebilir. Bir kötümser ise bakıp “Sığınağında bana yer aç” diye cevap verebilir.

Çeviren: Çağrı Ekiz

Bunlar da ilginizi çekebilir: