Medyascope.tv

Medyascope.tv Özel Yayın: Metropoll Başkanı Özer Sencar’la 1 Kasım Seçimleri

19 Ekim Pazartesi günü saat 18:30’da Periscope ve Medyascope.tv YouTube kanalından canlı yayınlanan özel yayında Metropoll Araştırma Şirketi Başkanı Özer Sencar‘la Ekim ayı kamuoyu araştırmasından hareketle 1 Kasım genel seçimlerini tartıştık.

Söyleşinin deşifresini Sedat Ateş yayına hazırladı.

RŞ: Sizi Eylül ayında da iptidai koşullarda ağırlamıştık. Bu arada biz de geliştirdik işimizi. Eylül araştırmanızla ilgili yaptığımız sohbet çok geniş ilgi görmüştü. Şimdi Ekim anketinizle çıktınız. Rakamlarda da değişiklikler var. Lafı hiç uzatmadan, benim burada en çok dikkatimi çeken AKP ve CHP’de bir artış gözüküyor. HDP aynı gibi gözüküyor ve MHP’de de bir gerileme var. Bir de anladığım kadarıyla küçük partiler, yani dört partinin dışındaki diğer partiler iyice bir erimiş gibi. Doğru bir özet mi?

Sencar: Doğru. CHP ile ilgili kısa bir farklılık var. Öncelikle bu çalışmalarınızdan dolayı sizi tebrik ederim, çok başarılı götürüyorsunuz. Yeni bir çığır açıyorsunuz, televizyonların inhisarından aynı zamanda hükümetin denetleyemeyeceği bir ortam…

RŞ: Aman neyse karıştırmayalım devam edin.

Sencar: Ürettiğiniz çok ilginç bir şey bence. Ne kadar daraltırsanız daraltın insan zekâsı çözüm üretiyor. Şimdi gelelim bu ay yaptığımız araştırmaya göre partilerin oy güçlerine. Geçen ay AK Parti’nin oyunu 41,4 bulmuştuk, bu ay 42,5’e çıktı. Yani bir aylık ölçüm içerisinde yaklaşık 1 puanlık artış var. CHP’de de 1 puanlık bir azalma var Eylül ayına göre.

RŞ: Ama 7 Haziran’a göre artış var.

Sencar: Tabii her ay bir önceki aya göre mukayese edebiliriz. Hazirana göre de mukayese edebiliriz. 7 Haziran’a göre AK Parti’de 1,6 puanlık bir oy artışı var, CHP’de de 1,4 puanlık bir artış var. Yani oransal olarak CHP’deki oy artışı AKP’deki oy artışından daha yüksek; çünkü birisi 42 puanda 1,6; diğeri 25 puanda 1.4’lük bir artış var. Dolayısıyla CHP oransal olarak daha fazla oyunu artırmış durumda. MHP ve HDP oylarında bir değişiklik yok. Yani seçimden bu yana geçen dört ayda ve bizim son on yıldaki yaşantımız içerisinde büyük olaylar yaşandı. Dağlıca, Iğdır, Suruç…

RŞ: En son Ankara.

Sencar: … Ankara, Cizre olayları; bunlar son günlerde yaşanmış her biri ayrı bir büyük olay olmasına rağmen HDP’nin ve MHP’nin oyunda bir hareket yok, yani dört ay önce ne oy almışlarsa bugün de o oy.

RŞ: Peki bu artışlar nereden geliyor.

Sencar: Ona geleceğim. Yaptığımız veri üzerinde detaylı çalışmada görüyoruz ki AK Parti’nin de CHP’nin de oylarındaki artış 7 Haziran’da sandığa gitmeyen seçmenlerinden geliyor. Biliyorsunuz on beş puan civarında bir şekilde sandığa gelmeyen seçmenler var. Ancak AK Parti’nin seçmeni ile ilgili özel bir durum var. AK Parti 2011’e göre dokuz puanlık bir düşüş yaşadı. 7 Haziran’da bunun üç puanı MHP’ye gitti, dört-dört buçuk puanı HDP’ye gitti, bir buçuk-iki puanı da sandığa gitmedi. Bu fark edilmedi. Kamuoyuna yansıyan bir durum değil, ama biz ilk günden bunu gördük. 7 Haziran seçiminden üç gün sonra 9-12 Haziran tarihleri arasında yaptığımız araştırmada 0,8 puanlık bir artış oldu. AK Parti’de 41,7’yi buldu. Baktığımızda kimdir bunlar diye üç gün önce sandığa gelmeyen AK Partililer olduğunu gördüm.

RŞ: İzleyicilerden gelen mesajlarda çok sayıda şöyle tepki var hâlâ: AK Parti nasıl oyunu artırır, diye. Anladığım kadarıyla siz şunu söylüyorsunuz: 7 Haziran’da şu ya da bu nedenle AK Parti’ye küsmüş olan, onları cezalandırmak isteyen bir kısım seçmen, apar topar işin ciddiyetini görüp…

Sencar: Evet. Şimdi bu kesim AK Parti içerisinde sağduyulu, normal, muhafazakâr insanlar. Muhtemelen gerek liderlerin, gerekse partinin politikaları konusunda AK Parti’ye bir ihtar vermek için, hatta “Bir burnunu sürtelim” derler ya, böyle bir amaçla sandığa gitmediler. Yalnız bunların şöyle bir özelliği oldu. Kamuoyunda genellikle AK Parti’nin iktidardan düşeceği beklenmiyordu. Yani AK Parti’ye insanlar bir ceza verecekler, oyu biraz azalacak, milletvekili sayısı biraz azalacak ve AK Parti buradan kendisini toparlayacak… Bu insanların düşüncesi buydu, ama birdenbire AK Parti iktidardan düşünce bu insanların hemen yarısı, bu bir buçuk-iki puanlık sandığa gitmeyen AK Partili, bunlar AK Parti’ye kızdı sandığa gitmedi. Ama MHP’ye, CHP’ye, HDP’ye gitmedi bunlar, hâlâ AK Partililer, sadece bir mesaj verdiler.

RŞ: Ama diyorsunuz ki ellerinin bu kadar ağır olacağını hesaplamamışlardı.

Sencar: Kantarın topuzunun bu kadar kaçacağını düşünmediler ve hemen seçimden üç gün sonra yapılan araştırmada bu insanların yarısı derhal AK Parti’ye döndü. Muhtemelen bu insanlar seçim gecesi döndüler “Biz ne yaptık” diye; diğer yarısı da Eylül ile Ekim arasında geri döndü. Dolayısıyla şu anda AK Parti’de gördüğümüz 1,6 puanlık artış CHP’den, MHP’den ve HDP’den gelen oylarla değil, hâlha AK Partili olan ama bir şekilde AK Parti’ye karşı mesafeli duran insanların geri dönüşüdür.

RŞ: Peki, Özer Bey en çok şu söyleniyor: 7 Haziran’dan bu yana yaşanan en önemli değişiklik ne? Tekrar çatışma ortamına girilmiş olması. Hatta bazıları diyorlardı ki: Çatışma ortamını siyasi iktidar bilerek tırmandırıyor. İstikrar beklentisi ile oyların yapılacak seçimde AK Parti’ye yönelmesi için, sizin bulgularınızda böyle bir şey çıkmıyor sanki, olabilir miydi, böyle bir hesap rasyonel miydi?

Sencar: Yani siyasetçi birtakım oyun planları hazırlar, mevcut imkânlara, şartlara göre oyun-planları hazırlayabilir. Olmayan şeyi, yapamayacağı şeyleri oyun planını dizayn edemezsiniz kanaatimce. Ekonomi bir yıldan beri yavaş yavaş geriliyor. 2001’deki gibi bir duvara toslama olayı yok. ama bir yılda Türk Lirası dolar karşısında yaklaşık yüzde 30, yüzde 35 civarında değer kaybediyor. Ama bu yavaş yavaş olduğu için halk bunu hissetmiyor fazla. Ekonomideki yavaşlama ve kötüleşme ani ve radikal şekilde değil zaman içerisinde oluyor, dolayısıyla insanlar bu kötü gidişe alışıyorlar. Bizim yaptığımız ve başka araştırmalarda da görüyoruz bunu, ekonomideki gidişatın oy verme davranışına etkisi yüzde 60 civarında. Hatta bunu biraz daha rakamlaştırabiliriz: ülkenin ekonomik büyümesi ile iktidar partisinin oy desteği arasında yüzde 80’in üzerinde bir korelasyon var. Yani şunu söyleyebiliriz, ekonomik büyüme yükseldikçe iktidar partisinin oyu artıyor, ekonomi düştükçe oy düşüyor. Hatta bir-iki örnek vereyim: 2011’de ekonomik büyüme yüzde 10’a çıkmıştı, 2009’daki yerel seçimde sıfırın altına düşmüştü, yüzde 38’e düştüğünde AK Parti’nin oyları; 2014’teki yerel seçimde dört buçuktu ve bu 7 Haziran’da seçimin olduğu günlerde de 2,1, 2,2’ye düşmüştü.

RŞ: Ondan doğrudan etkisi var.

Sencar: Dolayısıyla etkisi var. Şimdi ekonomiyi kısa sürede düzeltemezsiniz, ekonominin oy verme davranışı üzerindeki etkisini ancak bir şekilde örtebilirsiniz, etkileyebilirsiniz; bunu etkileyecek tek faktör şu anda terördür.

RŞ: Peki etkiledi mi? Şu anda sizin ulaştığınız bulgular 7 Haziran’dan bu yana onca can kaybedildi, siviller öldü, askerler, militanlar vs. Sonuçta bir bakıyoruz neredeyse bir puan fazla bir puan az vs.

Sencar: Şimdi, iktidarın bu işi özellikle yaptığına yönelik kamuoyunda böyle bir algı var veya böyle bir iddia var. Tabii bu ispat edilmesi mümkün olan bir şey değil, bilmiyoruz onu. Ama şunu söyleyebilirim. İktidar bunu bu şekilde yapmış olsun veya olmasın, bu niyetle yapmış olsun veya olmasın, artan terör sonucu meydana gelen can kaybı partilerin oylarını etkilemedi. Sadece AK Parti’den sandığa gitmemiş bir buçuk puanlık bir kitle değişik nedenlerle AK Parti’nin tekrar iktidara gelmesi isteğiyle geri döndü.

RŞ: Bu türden sorular da geliyor, şöyle bakalım MHP örneğin, milletvekili sayılarına da bir değinelim; siz bu bulgulara göre diyorsunuz ki AK Parti 261, CHP 135, HDP ve MHP 77’şer milletvekili. Yani HDP ve MHP’den üçer milletvekili eksiliyor, bunların bir kısmını CHP bir kısmını AKP alıyor ve aslında yine tek başına iktidar çıkmıyor.

Sencar: AK Parti’nin Parlamento’daki sayısı 258’den 261’e çıkıyor.

RŞ: Üç milletvekili için mi bütün bu şeyler?

Sencar: Üç milletvekili. CHP’nin de işte 131’den 135’e çıkıyor. HDP ve MHP üçer milletvekili kaybediyorlar. AK Parti ve CHP’nin oyunun artışına karşılık olarak diğer iki küçük parti üçer milletvekili kaybediyor. Dolayısıyla yaşanan pek çok terör olayı, can kaybı hem IŞİD’in yaptığı hem PKK’nın yaptığı, çıkardığı olaylar sonucu terör çok gündemi işgal etti ama bu vatandaşın oy verme davranışına etki etmedi.

RŞ: Peki burada HDP mesela üç milletvekili az görünüyor. İl bazında yapmışsınızdır, aklınızda var mı?

Sencar: İl bazında değil, ama şunu söyleyebilirim HDP ile ilgili olarak, yine kamuoyu biliyor bunu, Hüda-Par, eski Hizbullah’ın siyasi uzantısı bugünkü karşılığı 7 Haziran’da bağımsız olarak seçime girmişti ve Diyarbakır’da, Batman’da ve bir diğer ilde ciddi bir milletvekili çıkaramadılar ama ciddi bir oy aldılar. Muhtemelen Hüda-Par ile ilgili söylenen şey şu: Biliyorsunuz Hüda-Par ile PKK yıllardır savaşıyor. Hüda-Par ile gönül ilişkisi olan veyahut da organik ilişkisi olan insanların seçime girmemesi de zaten AK Parti’ye oy vermek içindir. Bu AK Parti’ye oy verecek olan kitlenin muhtemelen Güneydoğu’da bazı illerde Diyarbakır, Batman veya diğer bazı illerde AK Parti’ye ekstra bir-iki milletvekili getirmesi sürpriz olmaz.

RŞ: MHP’ye bakacak olursak, seçimden sonra sizin yaptığınız ve başka kamuoyu araştırmalarında da MHP’nin hiç yükseldiğini görmedik. Halbuki hipotetik olarak söylüyorum, tekrar çözüm sürecinin bitmesi, ki en açık karşı çıkan MHP’ydi, tekrar şiddet olaylarının başlaması, şehit cenazeleri, hatta şehit cenazelerinde devletin, hükümetin önde gelenlerine yönelik tepkiler vs. bütün bunların bir şekilde MHP’nin “haklı çıktık” argümanına katkıda bulunacağı ve oylarını artıracağı gibi bir hesap yapılıyordu.

Sencar: Böyle bir beklenti vardı, ama unutulmasın MHP ne diyordu, “Çözüm süreci durdurulsun, PKK’nın kökü kazılsın”, hatta “Kandil bile yok edilsin” filan diyordu. AK Parti HDP’ye giden oyları alamayacağını biliyor. Özellikle çözüm sürecini bitirip işte Kürt sorunu yoktur vs. dağları bombalayarak artık Kürtlerden bir şey beklemiyor AK Parti. Dolayısıyla AK Parti’nin hedefinde sadece MHP’ye kaptırdığı oylar var. Bütün bu olayların altında bu terörün bastırılması, PKK’lıların mahalle mahalle, şehir şehir çevresi kapatılarak, kuşatılarak evlerde infaz edilmesi vs. Hep MHP’ye giden oyları geri çekmek içindir, çünkü AK Parti’nin oylarının yükselebilmesi için MHP’ye giden oylarını alması lazım, başka bir oy kaynağı yok. Ama MHP’li vatandaş da diyor ki: “Zaten biz bunları yapmanızı istiyorduk. Şimdi siz onları yapıyorsunuz.” Dolayısıyla AK Parti’den MHP’ye doğru gidiş durdu PKK’ya karşı operasyonlarıyla. MHP’deki AK Partililer veya MHP’liler de diyor ki: “Yıllardır söylediğimiz şeyi siz şimdi yapıyorsunuz.” Dolayısıyla AK Parti ile MHP arasında dikkate değer bir oy akışkanlığı yok.

RŞ: Peki yine hipotetik bir soru sorayım, cevaplamanın zor olduğunu biliyorum ama yine de hatıra binaen sorayım: Diyelim ki 7 Haziran’dan bu yana çatışmalar başlamamış olsaydı, yani sakin bir şekilde gidiliyor, herkes kampanyasını yapabiliyor olsaydı, bombalar patlamasaydı, mitingler iptal edilmemiş olsaydı sizce seçim sonuçları ne olurdu?

Sencar: Hiçbir şey olmazdı 1 Kasım akşamı 7 Haziran akşamı gördüğümüz şeyi görecektik.

RŞ: Şu anda bunu göreceğimizi söylüyorsunuz, çatışma olmasaydı da olmayacaktı.

Sencar: Bakın bizim bu ekim araştırmasının çıktığı tarihe kadar beş yüz kişi öldü, 7 Haziran’dan ekim başına kadar yaklaşık beş yüz kişiyi kaybettik. Asker, polis, sivil vs. beş yüz kişi kaybettik. Bu beş yüz kişinin kaybolması karşılığında AK Parti’de ciddi bir oy artışı yok, işte üç milletvekili artmış, MHP’de yok, HDP’de de yok. Yani bu kadar Kürtler üzerine operasyon yapılıyor ama Kürtlerde de bir artış yok, çünkü HDP’nin Kürtlerden alabileceği oy herhalde en üst seviyesine yaklaşmış vaziyette. Çünkü Kürtlerin kendini Kürt diye tanımlayan ifade eden seçmenlerin yaklaşık yüzde 25 civarındaki oyları hâlâ AK Parti’de duruyor. Onlar da AK Parti’den dışarı çıkmıyorlar. Dolayısıyla eğer olmasaydı biz şehit cenazeleriyle, veyahut da şehir olaylarıyla vs. üzülmeyecektik, sıkılmayacaktık, hayatımızı karartmayacaktı. Ama oy verme davranışı değil, niye bu oluyor, niye değişmiyor. Şimdi bakın 7 Haziran’a kadar partilerin ve liderlerin, özellikle AK Parti ve CHP ile MHP’nin, biri iktidarda diğerleri muhalefette, ne yaptığını halk biliyor Tayyip Erdoğan’ın, zaten AK Parti deyince Tayyip Erdoğan diye düşünmek lazım. Tayyip Erdoğan’ın siyasal itibarı, siyasal desteği on yıllık geçmişi içerisinde en düşük seviyeye inmiştir.

RŞ: Eylülde yaptığımız söyleşide bunun altını çizmiştik.

Sencar: Evet, 38 idi. Bu ay 39’a çıktı, yani bir puan arttı. Dolayısıyla Tayyip Bey’in görev onayı 38’e inmiş, şimdi 39’a çıktı. Görev onayı dediğimiz şey şu: Şöyle söylüyoruz, “Tayyip Bey’i Cumhurbaşkanı olarak icraatlarını onaylıyor musunuz? Onaylamıyor musunuz?” Halbuki 70’lerdeydi, 38’e indi. Dolayısıyla AK Parti’nin oy seviyesini belirleyen şey bakanların ve Başbakanın söylemleri ve icraatları değil Tayyip Bey’in toplumdaki itibarıdır. Dolayısıyla AK Parti’nin anarşi olmuş veya olmamış, terör olmuş veya olmamış Tayyip Bey’in itibarına endeksli olduğu için AK Parti’nin oyu Tayyip Bey’in itibarı yükselmediği sürece AK Parti’nin oyu yükselmeyecektir.

RŞ: 7 Haziran öncesi en son yaptığınız ankette HDP’yi kaç bulmuştunuz?

Sencar: 11 bulduk 11,7 bulmuştuk.

RŞ: Bir izleyicimiz şöyle demiş: “HDP’nin oyları anketlerde hep iki puan üstte olur.”

Sencar: Şimdi o tarihte şöyle bir özel durum var. Biz seçim öncesi araştırmamızı seçimden on beş gün önce yaptık. On gün YSK’nın sınırı var ya, o on günden önce kamuoyuyla paylaşalım diye yedi-sekiz gün önce yaptık. Bizi yanıltan şu oldu: CHP’den HDP’ye giden bu taktiksel oy veya stratejik oylar bir buçuk puanlık bir kitle var. Bu insanlar son güne kadar CHP ile HDP arasında vicdanlarında gitti geldiler. Bizi yanıltan, HDP’yi düşük CHP’yi de yüksek bulmamıza sebep olan şey o 1,6 puanlık şık.

RŞ: CHP de fazla gözüktü sizde.

Sencar: CHP de anketlerde CHP olarak cevap verdiler ama hâlâ içlerinde HDP’ye gidecek miyiz gitmeyecek miyiz endişesi vardı. Bu sefer biz ondan dersimizi aldık. Seçime mümkün olan en yakın zamanda son araştırmamızı yapacağız ki böyle bir hataya ikinci defa düşmeyelim.

RŞ: Şimdi milletvekillerine baktık yine aynı çıkıyor.

Sencar: Aynı çıkıyor.

RŞ: Peki ne olacak? Yabancılar hep soruyor bana: “Yine mi seçim olacak, koalisyon olacak mı?” Şunu sorayım daha doğrusu, Adalet ve Kalkınma Partisi şansını bir daha denemek için bir seçime giriyor. Diyelim ki bir-iki puan milletvekili sayısını üç ya da beş-altı artırıyor, ama tek başına iktidar olamıyor. Şunu diyebilirler mi? “Bir seçim daha yaparsak daha da artırırız.”

Sencar: Seçimden sonra ne göreceğimize bağlı. Eğer seçimden sonra CHP, MHP ve HDP bir arada düşünüp konuşurlarsa veyahut da CHP ile MHP Meclis Başkanını iktidarın elinden alırsa, ben hem koalisyonların oluşacağını hem de uzunca bir süre seçime gidilmeyeceğini düşünüyorum. 7 Haziran’dan sonra da Meclis Başkanlığını CHP ve MHP’den birisi alsaydı yine koalisyonların oluşacağını düşünüyordum.

RŞ: Yani Cumhurbaşkanı seçime götüremezdi diyorsunuz.

Sencar: Götüremezdi. Çünkü altı aydır biliyorsunuz Meclis çalışmıyor. Halbuki CHP’den ya da MHP’den birisi Meclis Başkanı olsaydı, mesela Ekmel Bey Meclis Başkanı seçilebilseydi Meclisi açardı ve iktidarı koalisyon yapmaya zorlayabilirdi. Nasıl zorlardı mesela soruşturma önergelerini gündeme getirirlerdi, soruşturma önergelerini ileriye atmak için engellemek için AK Parti koalisyona giderdi, birisiyle anlaşır ve koalisyona giderdi. Dolayısıyla ben yani kişisel olarak öncekinden de tecrübe edinerek eğer Meclis Başkanlığını 1 Kasım’dan sonra da yine AK Parti veyahut da Tayyip Bey bir şekilde AK Parti’ye çekebilirse, çünkü Meclis Başkanını tamamen Tayyip Bey’in kurduğu oyun planı ile aldı. Önce Deniz Baykal’ı çekti kenara bir şekilde onu bir dizayn etti, arkasından Devlet Bahçeli’de kendi başına her zaman olduğu gibi yani iktidara gitmek iktidarı bir şekilde aşağıya çekmek gibi şeyi olmamıştır. Devlet Bahçeli’nin o bir şekilde kendince bir şey yapar ben dedi Ekmel Bey’i çıkarıyorum dedi, çıkardı haddizatında Kılıçdaroğlu bu oyunu, bu manzarayı görüp Deniz Baykal’ı çekebilseydi ve Ekmel Bey bizim aynı zamanda Cumhurbaşkanı adayımızdı, deyip biz sizi destekliyoruz diyebilseydi çok farklı bir tablo çıkabilirdi. Seçimden sonra eğer Meclis Başkanı yine AK Parti’de kalırsa, ben yine azınlık hükümetleri ile veya MHP ile bir koalisyon hükümetinin kurulabileceğini düşünüyorum. Çünkü Tayyip Bey CHP ile koalisyon hükümeti kurmaya yanaşmaz. Kılıçdaroğlu’nun CHP milletvekilleri üzerinde belirleyici bir otoritesi yok. Yani bir 17, 25 Aralık soruşturması Meclise gelse Kılıçdaroğlu CHP’li milletvekillerini kontrol edemez. Ama Devlet Bahçeli Tayyip Bey’e söz verirse ben 17, 25 Aralık’ı gündeme getirmeyeceğim diye MHP’den bir tane bile milletvekili bile kalkıp o önergenin lehinde oy kullanmaz.

RŞ: Size anladığım kadarıyla 1 Kasım sonrası AKP, MHP koalisyonu daha yüksek geliyor.

Sencar: Eğer Meclis Başkanlığını Tayyip Bey alırsa AKP, MHP koalisyonunu çok yakın görüyorum. Bir süre devam edecektir ama bu 17, 25 Aralık sorunu daima AK Parti’nin iktidarın şeyi üzerinde olacaktır. Koalisyonların bozulmasına da sebep olabilir.

RŞ: Demin Kılıçdaroğlu’ndan bahsettiniz. Her ne kadar çok büyük değişiklik gözükmüyor olsa da CHP ve CHP lideri hakkında 7 Haziran’dan sonra, Ankara katliamından sonra vs. genellikle hep pozitif değerlendirmeler yapılıyor, siz katılıyor musunuz?

Sencar: Doğru katılıyorum. Yani şöyle söyleyeyim sadece 7 Haziran’dan sonra değil 2015’in başından beri biz yeni bir CHP görüyoruz haddizatında bu dışarıdan aldığı yardımla bu işi beceriyor biliyorsun bir Amerikan danışmanlık firması CHP’ye hizmet ediyor, servis ediyor. Bu Obama’nın iki seçimde de kampanyasını yürüttüren firmadır. Ben o firmanın yardımlarının etkili olduğunu CHP’de bir davranış değişikliği olduğunu görüyorum ama CHP’nin bir sorunu var CHP’nin arkasında seksen yıllık bir bagajı var. CHP nereden oy alacakta yükselecek AK Parti’den alırsa yükselir. AK Parti’deki milliyetçi, muhafazakâr dindar kesimin CHP konusunda çok katı ön yargıları var.

RŞ: Kolay kolay kırılamıyor diyorsunuz.

Sencar: Çok zor. CHP’nin bir şekilde 17-25 Aralık’ı mesele etmeden bana göre yani AK Parti ile 1 Kasım’dan sonra bir koalisyon yapıp şu anda seçim vaadi olarak halka deklere ettiği şeylerin bir kısmını gerçekleştirebilirse, mesela diyelim ki emeklilere bayramlarda birer maaş ikramiye vereceğim dedi. Türkiye’de on milyonun üzerinde emekli var ve bunun altı yedi milyon tam rakamı söyleyemeyeceğim bin liranın altında emekli maaşı alıyor; bu insanlar için bir [iki] maaş ikramiye inanılmaz bir servettir. Sadece bunu gerçekleştirse bir koalisyonda Cumhuriyet Halk Partisi geriye yönelik pek çok tabuyu pek çok şeyi yıkar. Kanaatimce Tayyip Bey de bunu gördüğü için CHP’yi hükümete sokmayacak.

RŞ: Bir de daha önce kaynağı yok denen CHP’nin vaatlerinin AKP’nin son seçim beyannamesine de bir şekilde konulduğunu gördük.

Sencar: Ama eğer birileri çıkar da asgari ücreti 1500 değil de 1300, 1400’e yükseltirse emeklilere birer ya da ikişer maaş ikramiye verirse, bunu kim yaparsa yapsın rantı CHP’ye gidecektir.

RŞ: Peki, Özer Bey HDP’nin baraj sorununu artık konuşmak abes mi?

Sencar: Abestir. Kesinlikle abestir. Hiç bir şekilde düşünmemek lazım.

RŞ: O zaman HDP’nin yüzde 10’un üzerinde ne kadar alacağını, kaç milletvekili çıkaracağına bakacağız.

Sencar: Ben yüzde 10 lafını telaffuz etmenin bile anlamsız olduğunu düşünüyorum, yüzde 13 civarında. Bakın 7 Haziran’dan bu yana oldukça yüksek sayıda Türkiye çapında siyasal araştırma yaptık, yani şu anda sayısını söylemeyeceğim ama her ay yaptığımız aylık araştırmanın dışında da araştırmalar yaptık. Şimdiye kadar HDP’yi 13’ün altında hiç görmedik.

RŞ: Benim bir iddiam var, demin konuşuldu bu konu ama ben şöyle bir şey dedim: Eğer HDP bu seçimde yüzde 15 alamazsa bunun birinci derecede sorumlusu PKK’dır. Hem Ceylanpınar’da başlayan o polislerin katledilmesi ve ardından değişik pusular, şunlar bunlar… Araştırmacı sizsiniz ama, özellikle Selahattin Demirtaş’a da bağlı olarak yüzde 13’ten adım adım yüzde 15’i bulabileceğini tahmin ediyorum.

RŞ: Sencar: Bulabilirdi. Yani bu bir şanstı. Ancak şöyle bir sorun var, bizim yaptığımız araştırmalarda da görüyoruz. HDP’li Kürt seçmenler, bakın özellikle söylüyorum, yüzde 85’i hükümete karşı, topluma karşı veya barış sürecinde muhatabın Demirtaş ve HDP olmasını istiyor. Öcalan ve PKK değil. Demirtaş ve HDP olmasını istiyor. Öyle düşünüyorum veyahut da öyle düşünülebilir diyelim. HDP’nin bu süreçte, 7 Haziran’dan sonraki süreçte iki tane inanılmaz karşıtı var. Bir Tayyip Bey ve AK Parti, hesaplaşıyor onunla, çünkü Tayyip Bey’i ve AK Parti’yi iktidardan aşağıya çeken HDP’nin 13 almasıdır. Onunla bir hesabı var görülecek, bu siyasi bir normalitedir, yani sizi iktidardan düşürenle hesaplaşırsınız. Ama aynı ölçüde iktidar kadar, Tayyip Bey kadar HDP’nin karşıtı Kandil’deki PKK. Onlar Kürt seçmenin PKK’nın arkasından, demokratik mücadeleye girmeye çalışan HDP’nin arkasından gitmesini hiç hazmedemediler.

RŞ: Kendilerinden rol çalındığını mı düşündüler?

Sencar: Rol ve güç çalındığını, rol çalınmak biraz daha nezaketle söylenecek bir şey, güç çalındığını düşünüyor. Çünkü HDP’ye oy veren Kürtlerin bile yüzde 85’i artık lider olarak Selahattin Demirtaş’ı görmeye başladı. O o kadar Kürt’ün lideri olamadı hiçbir zaman, çünkü PKK-HDP ilişkileri o kadar kolay bir ilişki değildir. Muhtemelen Demirtaş’ın ensesinde soğuk bir namlu duruyordur. Yani Selahattin Demirtaş çok da rahat hareket ediyor diye düşünmemek lazım. Öyle olduğunu tahmin ediyorum. Ama Selahattin Demirtaş’ın da gerek yaşının gençliği yahut da siyasal kültürünün yetersizliği, Dağlıca olayı olduktan sonra çok yumuşak, yani böyle her iki tarafa da mesaj olacak şekilde ateş kesilmelidir, silahlar bırakılmalıdır falan filan gibi sade suya tirit halkımızın söylediği hiçbir anlamı olmayan ikazlarda bulunmak yerine kamuoyunun önüne çıkıp PKK’ya resmen: “Kesin şu silahları artık bu senin yaptığın cinayettir” deseydi bugün on beşi görürdü.

RŞ: Evet. MHP’ye gelelim. Siz daha önce de Bahçeli’nin MHP’ye zarar verdiğini söylemiştiniz galiba aynı minvalde mi gidiyor?

Sencar: MHP’deki oy artışı ve azalışlarını genellikle Bahçeli’nin söylemleri ve MHP’lilerin söylemleri belirlemiyor. En direk bir şekilde etkileniyor. PKK ve HDP’nin söylemleri ve davranışları MHP’yi yükseltiyor veya AK Parti’deki oy azalmaları ve artışları etkiliyor. Ak Parti içerisindeki Türk kesiminin oyu azaldıkça en büyük alıcısı MHP oyu artınca da en büyük oy vericisi MHP AK Parti’nin oyunda ciddî bir azalma ve artış yok, seçimden bu yana. Bu bahsettiğimiz olay bu artan bir buçuk puanlık kitle de zaten MHP’ye gitmiş değil sandığa gitmemiş insanlar. Dolayısıyla MHP ile AKP arasında 7 Haziran seçimlerinden bu yana dikkate değer bir oy geçişkenliği yok.

RŞ: MHP böyle sabit bir yerde duran bir parti mi olacak?

Sencar: Ben Devlet Bahçeli’nin iktidar olmak istemediğini düşünüyorum, iktidar olmak isteyen iktidar olma hırsı olan bir insan Tayyip Bey gibi olur Devlet Bahçeli gibi olmaz.

RŞ: Ankara meselesine bakalım, katliama. Çok büyük bir katliam, Cumhuriyet tarihinin en büyük katliamı ve anladığım kadarıyla sizin araştırmanızın saha çalışması büyük ölçüde…

Sencar: Tamamı yani bizim alan çalışmamız bittikten üç gün sonra oldu dolayısıyla bu araştırmada Ankara katliamının herhangi bir etkisi yok.

RŞ: Hep bu soruluyor, bugün hatta Başbakan benzer bir şey söylemiş. Katliamdan sonra oylarımızda artış oldu diye bir şey gördüm, çok emin değilim ama bu tür olaylar anında seçmen tercihine yansır mı?

Sencar: Şimdi bazı olaylar sıcağı sıcağına insanlarda sert birtakım tepkilere neden olabilir. Ama olayın üzerinden on-on beş, yirmi gün geçtikten sonra insanların duyguları oturur, yani olayın sıcaklığı geçer ve insanlar daha kendince karar verirler. Eğer olayların hemen üzerinde olaydan bir iki gün sonra bir araştırma yapmış olsaydık, yapılsaydı AK Parti’nin lehine veya aleyhine bir hareket görebilirdik. Çünkü o olayın ilk tepkisi duygusal bir tepkidir. Akli, mantıksal bir tepki değildir. Bir şeyleri insanlar ön plana çıkarırlar. Ama üzerinden on, on beş gün geçtikten sonra bu duygusal tepki giderek azalır ve o zaman insanlar mantıklı olarak olayların gelişmesini yaşanmasını daha detaylı olarak düşünmeye başlarlar. Ve daha makul kararlar verirler. Şu anda AK Parti’nin oyunda bir miktar artış olabilir yani bunu bilecek durumda değilim, birileri diyor ki arttı, diyelim ki artış oldu, ama o bizim oyumuz artmış diyenler AK Parti’ye çalışan araştırma şirketleri ve arttı dediği şeyler çok abartılı şeyler. Meselâ biri açıklamış, 43,9 demiş, yani seçime göre efendim üç puan artmış. Onlar 43,9 dediklerinde ben onun 41,9 olduğunu düşünürüm, çünkü AK Parti’ye yakın araştırma şirketleri buldukları veriyi vermezler.

RŞ: Ama sizde 42,5 diyorsunuz fazla…

Sencar: 43,5 bulmuş olabilirler ama kamuoyuna verdikleri rakamlarla şimdiye kadar yani senelerdir AK Parti ile birlikte çalışan araştırma şirketleri onlar, yetkin araştırmacılar, bunu yakından biliyorum ben bazılarıyla uzun süre çalıştım, ama AK Parti’nin politikası olarak buldukları veriyi vermezler.

RŞ: Üzerine muhakkak bir şey koyarlar.

Sencar: Mutlaka bir miktar şey yaparlar. Dolayısıyla AK Parti’nin şu anda oyu bir miktar artmış olabilir. Yani bunun aksini söylemek için insanın elinde bir verinin olması lâzım ama olayın kendisine baktığımızda bir HDP olayının muhatabı Kürtler, solcular, Aleviler HDP’nin bir oy kaybetmesi söz konusu değil yani bu olay oldu diye, yüz kişi öldürüldü diye HDP’lilerin AK Parti’ye gideceğini bilmek…

RŞ: Tam tersi hatta olabilir.

Sencar: Tersi olabilir yani kayıp söz konusu değildir. CHP bu olayın hiçbir yerinde yok.

RŞ: Orada CHP üyeleri de öldü biliyorsunuz.

Sencar: Muhtemelen bir miktar CHP üyesi de öldü ama ben eminim o CHP üyesi olan kişiler bile HDP’ye oy vermiştir, ya Alevidir ya Kürt’tür. Dolayısıyla ben CHP’nin bir kaybının olacağını düşünmüyorum, bakın oy kazancından söz etmiyorum HDP ve CHP’nin bu olay nedeniyle oy kaybedeceğini düşünmüyorum peki kaybeden veya kazanan kim olabilir? Eğer AK Parti kazanmaya başladıysa bu olaydan dolayı bir miktar artış sağladıysa bu artışın kaynağı MHP olacaktır yani AK Parti arttıysa MHP azalmıştır ve yahut da AK Parti düştüyse bir miktar MHP, CHP, HDP oy artışı sağlar ama zaman içerisinde bir bu olayı kim yaptı? Hükümetin açıkladığına göre IŞİD yaptı. IŞİD ile solun ve PKK’nın bir ilişkisi yok. Hatta AK Parti’nin himayesinde bir miktar onun şeyini gördüğünü kamuoyu biliyor. Olayın yaşandığı ortamda, olayın yaşandığı gün güvenlik tedbirlerinin neredeyse yok olduğunu biliyoruz. Yani güvenlik tedbiri yok gibi bir şey. Bir de üstüne üstelik IŞİD yaptığı için kanaatimce olayın üstüne yasak getirildi. Bu üç faktörü bir araya koyduğunuzda bugünlerde AK Parti’nin lehine bir olayın sıcaklığı nedeniyle bir artış olsa bile ben seçime doğru yahut da süreç geçtikçe AK Parti’nin aleyhine bile işleyebileceğini düşünüyorum.

RŞ: Şimdi Özer Bey isterseniz toplayalım, baştan bakalım: AKP yüzde 42,5, CHP yüzde 26,3, MHP yüzde 16,3, HDP yüzde 13,0 diyorsunuz. AKP’nin milletvekili sayısı 258’den, 261’e çıkıyor, CHP 135’e çıkıyor, HDP ve MHP üçer azaltıyor. Sonuçta biz bunca zamandır, yani 7 Haziran’dan bu yana Türkiye bu kadar gerginliği vs. masrafı, şunu bunu boşuna yapmış oluyor, hiçbir şey değişmiyor. Peki ama şunun şurasında kaç gün kaldı?

Sencar: Bugün ayın 19’u, 11-12 gün kalmış.

RŞ: Kesinlikle AKP’nin tek başına iktidarı mümkün değil mi gözüküyor?

Sencar: Bana göre kesinlikle AK Parti’nin tek başına iktidar şansı yok. 265 olur, 261 olur bir şeyler olur 276’yı değil 270’i bulacağı kanaatinde değilim, yani ben 1 Kasım gecesi 7 Haziran’da olduğu gibi gece saat 11.00-12.00’de biterse, geceyi geçirmezse ben o gece AK Parti’nin iktidar olmadığını göreceğimi düşünüyorum.

RŞ: Geceyi geçirmezse demekle neyi ima ediyorsunuz?

Sencar: Bir şeyi ima etmiyorum anlayan anlasın. Burada bir şey söyleyeyim, okuyucularımız, izleyicilerimiz bilirler, ağa ile marabasının bir hikâyesi vardır. Biz bu tezeği niye yedik? Mesele herhalde 1 Kasım sabahı herkes, ulan biz bunu niye yedik diye düşünecek.

RŞ: Eyvallah. Ama biliyoruz ki toplumun önemli bir kesimi bunu istemedi büyük ölçüde Cumhurbaşkanı…

Sencar: İstemedi ama yani Cumhurbaşkanı veya iktidarın şansını bir defa daha denemesi en doğal hakkıdır. İki buçuk puan, üç puan bir eksiği var. 41 almış üç puan daha alırsa belki şey yapabilecek… Bunu deneme hakkı var. Ben de iktidarın lideri veya iktidar olsam, ya bir deneyelim ne olacak üç ay, dört ay…

RŞ: Ama burada şöyle bir risk yok mu: Peş peşe iki seçim yenilgisi aldığınız zaman çıkacak sonuç ağır olur.

Sencar: 1 Kasım’da biz AK Parti’nin oyunu 38-39 görmeyeceğiz ki, yine 7 Haziran’da aldığı oyu göreceğiz. Dolayısıyla bir sağlama yapılmış olacak. Burada asıl sorumlu olanlar, yani bu seçimin tekrar edilmesinin asıl sorumlusu Tayyip Bey ve AK Parti değildir. Onların doğal hakkıdır bunu denemek, ben muhalefetin bu kapıyı açtıklarını verdiklerini düşünüyorum.

RŞ: Meclis Başkanlığı süreci ile.

Sencar: Evet Meclis Başkanlığı’nı Deniz Baykal’la, Devlet Bahçeli, Kemal Kılıçdaroğlu üçlüsü AK Parti’ye vermeme becerisi gösterseydi belki bir koalisyon olacaktı ve 1 Kasım seçimi olmayacaktı.

 

 

 

 

 

 

 

Bunlar da ilginizi çekebilir:
  • Işık Işık

    şu ağanın hikayesini bize de anlatsaydınız ya