Medyascope.tv

Luay El Katip & Abbas Kadim: Suriye’de Rusya ile birlikte nasıl çalışılır; işbirliği neye benzer?

İki Ortadoğu uzmanı Luay El Katip ve Abbas Kadim tarafından kaleme alınan bu makale 18 Ekim 2015’de Foreign Affair’de yayınlandı.

Suriye’de Rusya ile birlikte nasıl çalışılır; işbirliği neye benzer?

Müttefikler düşman konusunda anlaşamayınca savaşmak zorlaşır. ABD’nin Suriye’de başına gelen tam olarak budur. Washington savaşacak bir koalisyon oluşturmaya çalışırken Körfez’de Beşar El Esad’ı isteyen ama radikal İslamcıları istemeyen müttefiklerini de idare etmek zorunda kaldı. Hem Esad’a hem İslamcılara karşı olan ama esasında Kürtlerle savaşmak isteyen Türkiye ile uğraşması gerekiyor. Diğer bir ABD müttefiki olan İsrail kararsız bir şekilde düşmanlarının birbirine girmesini izliyor ve temel tehditler görünür hale gelirse müdahale etmeye hazır görünüyor. Son olarak Almanya, Kürtleri silahlandırmak istiyor, halbuki ABD Özel Kuvvetleri halihazırda onlarla ortak olmuş vaziyette. Bütün bu karmaşada kendini İslam Devleti olarak ilan eden (IŞİD de denen) gruba karşı koalisyonun saldırılarının sönük kalması bir sürpriz değil.

Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için bir araya gelen Başkan Obama, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi.

28 Eylül 2015’de Birleşmiş Milletler Genel Kurulu için bir araya gelen Başkan Obama, Rusya Cumhurbaşkanı Vladimir Putin’e elini uzatırken.

Rusya işe daha dar bir koalisyonla, ama belirgin bir hedefle girdi. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ülkesinin Orta Asya’daki gücünü ve prestijini eski haline getirmek konusunda kararlı. Rusya, şu an Suriye’de, son Arap dostu Esad’ı kurtarmak için ilerliyor. Onun yerine radikal Sünni bir hükümetin ya da (daha az olası) halihazırda sürgünde olan muhaliflerden oluşan Amerikan yanlısı bir hükümetin gelmesini önlemeye çalışıyor. Gözünü Suriye’den sonraysa, IŞİD’in tutunmayı başarmasıyla ABD prestijinin yara almasına sebep olan Irak’a dikmiş vaziyette. Rusya için Irak en büyük ödül olabilir çünkü ortada 150 milyon varil petrol ve başarısız bir ABD müdahalesi var.

Ortadoğu’da Rusya’nın pek çok avantajı var. Birincisi Rusya’nın çıkarları ile ilgili çok fazla çatışma yok. Buna karşılık ABD politika yapıcılarının talepleri tartışılmaz ya da birbiri ile çakışan pek çok müttefiki (İsrailliler, Suudiler, Katarlılar, Türkler ve Iraklılar) memnun etmek gibi imkansız bir yükümlülüğü var. Moskova’nın yanında iki hükümet var (İran ve Suriye) ve ikisi de Rusya’nın bölgedeki varlığını sonuna kadar destekliyor. Üçüncü ortak Irak ise hızlıca bu çizgiye gelmekte.

Ayrıca popüler olan bir anlayış da var. Kaygı verici derecede yüksek sayıda insan ABD’nin bu bölgede bir faydası olmayacağına inanıyor, ABD ise onları ikna etmek için pek bir çaba göstermedi. Rusya’nın büyük bir güçle kısa sürede sonuç alma vaadi ise bu krizin başlamasından beri hayatları askıya alınmış insanlara doğal olarak çekici geliyor.

ABD’nin birkaç seçeneği var. Rusya’dan saldırılara son vermesini isteyebilir fakat bunu yapması sadece ABD’nin aslında IŞİD’i yok etmekle ilgilenmediği dedikodusunu yayanların elini güçlendirecektir. Rusya’nın bu işi tek başına yapmasına izin verebilir ama Ruslar ABD olmadan Suriye ve Irak’a istikrar getirebilirse, ki bunu yapmaya kararlı görünüyorlar, bu Amerikan yönetimine büyük darbe indirir. Ayrıca bütün isyancı gruplara yönelik bir Rus müdahalesi daha büyük bir cihat dalgasına sebep olabilir, bu da sorunun bütün tarafları için kötü olur. ABD, isyancılara daha fazla destek vermek isteyen Türkiye’nin ve Körfez ülkelerinin yolundan gidebilir. Ama bunu yaparsa savaşın sonunda kendisini, kontrol edilmesi imkansız radikal grupların içinde bulacaktır. Ve tabii ABD Putin’in terörle mücadele koalisyonuna katılırsa diktatörlükle ve sivilleri katletmekle suçladığı bir adamı (Esad’ı) desteklemiş olacaktır.

Bir seçenek daha var: ABD ve Avrupa yangına daha fazla odun atmaları yönündeki çağrıları reddetmelidir. Bunun yerine Rusya, İran ve Türkiye ile birlikte çalışıp Suriye’ye daha fazla silah sevk edilmesinin önüne geçilmelidir.

Oyun bitti

Batı ve Rusya için oyunun sonu, içinde Selefi olmayan Sünni isyancı unsurların, Kürtlerin ve Alevilerin barış içinde yaşadığı bir federal idaredir. Bu hedefe ulaşmak için herkesin IŞİD ve diğer radikal unsurlarla mücadele etmek için işbirliği yapması, bu arada Esad ile Selefi olmayan isyancılar arasında bir ateşkes için çalışması gerekmektedir. Esad rejimini masaya geri getirmek için Rusya ona koruma güvencesi teklif etmeli, Suriye’nin 2011 seçim kanununu, yerel seçim kanunlarını ve 1973 Suriye Anayasasının 8. Maddesinin gözden geçirileceği sözünü vermelidir. Bu maddeye göre Suriye Baas Partisi ülkeyi tek başına yönetmektedir. Her ne kadar bu maddenin değişikliğine sıcak bakmayacaksa da, Esad, baskıyla yeni kurulmuş otonom bölgelerde serbest ve adil seçimlerin yapılması için ikna edilebilir. Bundan önce ise federe bir Suriye ve tartışmalı bölgelerle ilgili bir referandum yapılmasını kabul etmelidir.

Suriye’nin Rusya’ya milyarlarca dolar borcu var. ABD, Putin’den Esad’a bir kaldıraç olarak Suriye’nin paramparça olmuş ekonomisini rahatlatacak bir borç erteleme sözü rica edebilir. Bu, onun üzerinde siyasi bir çözümü tekrar gözden geçirmesi yönünde baskı oluşturabilir. Rusya bunu kabul edebilir. Sonuçta Rusya ve müttefiklerinin alternatifi, Suriye ordusunu ve çökmüş bir Suriye hükümetini belirsiz bir süre ayakta tutmaktır. Suriye ekonomisinin daralmakta olduğu düşünülürse Suriye’de uzun süre kalmak Putin için imkansız görünebilir. Böyle bir senaryoda Esad şeffaf bir seçim sonrası onuruyla çekilebilir. Bu sonuç pek çok insana imkansız gibi gelebilir ama alternatifini düşünmek de mümkün değildir. Eğer Esad başka herhangi bir şekilde indirilirse Selefi milisler çoğalacak ve Aleviler, Dürziler ve Hıristiyanlar diğer ılımlı Sünnilerle beraber bölgeden temizlenecektir. Ve eğer koltuğu hiç bırakmazsa savaş belirsiz bir şekilde sürüp gidecektir.

Tabii seçime dayalı bir dönüşüm daha fazla müzakere, sağlam bir ateşkes ve hatta uluslararası gözlem olmadan gerçekleşemez. Ancak Rusya ve ABD’nin toplu ağırlığı bu koşulları sağlama imkanına sahip.

Bunun karşılığında ABD ve Avrupa Birliği, Suriye’deki süreci desteklemek için Rusya’ya yaptırımlarını ötelemek konusunda anlaşabilir. Ayrıca partnerleri Türkiye’nin Rusya’yı müzakereli bir çözümün faydaları konusunda baskı yapmasını sağlayabilirler. Türkiye önümüzdeki beş yılda Rusya ile ticaretini 32 milyar dolardan 100 milyar dolara çıkarmayı hedefliyor. Bu ikili ayrıca Avrupa pazarına arz etmek üzere yılda 60 milyon metre küp gaz taşıyacak bir doğalgaz boru hattı da planlamaktadır. ABD ve Avrupa Birliği Ankara ile pazarlığı kuvvetlendirmek için Patriot füzelerini geri vermeyi teklif edilebilir. Bu füzeler güncelleme gerektiği ve Esad Kuzey Suriye’yi kaybettiğinden beri Suriye Hava Kuvvetleri’nin menzilinin azaldığı bahanesiyle geri geçilmişti. Rus jetleri göklerde dolanırken Türkiye yine gerildi. Bu sayede fazladan bir güvenlik garantisi verilmiş olur ama bunun da anlaşmanın bir parçası olması gerekir.

Avrupa Birliği’nin özel olarak Rusya’nın Suriye’nin Çeçen militanlar için verimli topraklar haline geldiği yönündeki endişesini giderecek adımlar atması gerekir. Burada Ceyş El Muhacirin gibi grupların eski Sovyet ülkelerinde yaptığı pek çok saldırı var. Bu amaçla AB ülkelerinin Türkiye’nin sürekli olarak Kürtlere saldırmasının ve Ceyş el Fetih’e (yine içinde Çeçenleri barındırıyor) silah yardımı yapmasının AB’ye katılım sürecinin sekteye uğratacağını anlatması gerekir. Bu sürecin ucunda aynı zamanda Türkiye’ye milyarlarca dolarlık bir yardım da yer almaktadır. Tabii Çeçen militanlar İŞİD’e de katılmış durumda fakat Suriye’deki radikal gruplara giden bütün desteği kesmek onların menzilini daraltacak tek temel unsurdur (bu menzil Moskova, Ankara ya da Washington’a kadar uzanabilir).

Bütün taraflar müzakere konusunda anlaştıktan sonra Moskova’da buluşabilirler, bu da Rusya’nın bölgede hakim rol oynama arzusunu tatmin edebilir. Bu müzakereler, belki de, daha önce Cenevre-2 toplantılarında başarısız olan muhalefet ve hükümet taraflarının doğrudan aynı masaya oturtulması ile sonuçlanabilir. Bunun için Türkiye kalan Selefi olmayan muhalefete destek garantisi verebilir, bunun için el Nusra gibi gruplarla resmen yollarını ayırma ve azınlıkları koruma amaçlı Ehrar El Şam gibi gruplarla resmen işbirliği şartı getirilebilir. Karşılığında Rusya’nın Esad’ı doğrudan görüşmelerin gerçekleşmesi konusunda ikna etmesi gerekir çünkü Putin Suriye’nin dipsiz bir askeri ve finansal yardım çukuruna dönüşmesini istemeyecektir.

Görüşmeler sırasında ve dönüşüm süreci boyunca Suriye Ordusu ve Selefi olmayan isyancıların silahlarını bırakmamalarına, ancak bölgelerini IŞİD ve diğer terörist gruplardan koruma amacıyla izin verilebilir. Çeşitli gözlemciler bölgede durumu kontrol etmelidir. Bu arada cepheye girmesine izin verilecek tek savaşçı grup Selefilerle savaşan rejim dışı gruplar yani YPG’dir. Kürt Halk Koruma Birlikleri yani YPG 25 bin kişilik bir güçtür. Bu arada hükümet güçleri ve muhalifler de kendi bölgelerinde statik savunma durumunda olacaktır. YPG’nin rolü üzerindeki derin anlaşmazlık sebebiyle bu grupların hareketlerinin Türklerle müzakere edilmesi gerekir. Sonuçta Selefi savaşçıları buradan temizlemek bölgede kalıcı bir barışın anahtarıdır.

Yeni Suriye’nin federal bir devlet olması gerekir. Bunu Esad bile gördü, bazı bölgeleri isyancılardan geri almaktan vazgeçtiğini açıkça ifade etti. Alevi otonom bölgesinde Rusya Tartus’u elinde tutacaktır. Burada Hristiyan azınlıkların ve eski müttefiklerinin can güvenliğini koruma görevi üstlenecektir. Körfez ülkeleri ve Türkiye ise kendi güvenli alanlarını koruyacak, finansal destek ve barış gücü sağlayacaklardır.

Sünni bölgelerde uluslararası yardım Selefilerin desteğini kıracak; Rus ve Batı koalisyonu güçlerinin IŞİD’e ulaşmasını sağlayacak şekilde tasarlanmalıdır. Doğal olarak sadece yardım yaparak bir fanatiğin silahını bırakmasını sağlayamazsınız fakat barış görüşmelerinde politikacıları destekleyerek Selefilerin yeni savaşçı toplamasının önüne geçmeniz mümkün olabilir. İtinayla şekillendirilmiş bir yardım özel bir koruma gerektirecektir çünkü bunun tamamen çöpe gitmesi riski oldukça fazladır.

Bu arada Kürt birimleri kara gücü olarak Rakka’yı ayırır, IŞİD’i sıkıştırırken Rus ve Amerikan destekli güçler savaşa sınırın Irak tarafında devam edebilir. Kürtler Esad’a karşı görece nötr kaldılar (ama yine de Esad’ın barış içinde iktidarı bırakması gerektiğini söylüyorlar) ve Ruslar, Amerikalılar ve Suriyeli isyancıların Selefi olmayanlarıyla iyi ilişkiler kurdular.

YPG'li Kürt savaşçılar 15 Haziran 2015'de Rakka bölgesini ele geçirmeleri ardından zafer yürüyüşü yapıyor.

YPG’li Kürt savaşçılar 15 Haziran 2015’de Rakka bölgesini ele geçirmeleri ardından zafer yürüyüşü yapıyor.

Kesin olan bir şey var. Bu krizde ancak büyük oyuncular değişimi yaratacak etkiyi oluşturabilirler. Böyle bir planın başlangıç aşamalarıyla ilgili olarak Rusya halihazırda isyancı liderlerini, Kürt liderlerini ve İranlıları ağırladı. Faka Körfez ülkeleriyle bağları sınırlı. Bu durumda Batı’nın Suudi Arabistan’da elindeki her türlü kaldıracı kullanarak bu ülkenin Sünni radikallere yaptığı yardımı durdurması gerektiğini söylemeye gerek yok herhalde. Hatta ABD zaten 2008’de Suudilerin Irak’taki Selefilere yardımını sınırlaması yönünde baskı yaparak bu konuda isteği ve kapasitesi olduğunu göstermişti.

Tabii bir de “Savaş sonrası yeniden inşa sürecinin faturasını kim ödeyecek?” sorusu var. Birleşmiş Milletlere göre Suriye ekonomisinin toparlanmak için en az 30 yıla ihtiyacı var. Rusya ve ABD, daha önce 2003’te Madrid’de Irak için yapılana benzer bir şekilde, Suriye’nin yeniden inşası için uluslararası bir bağış konferansı düzenlemeli. 2003 yılında bu amaçla toplam 33 milyar doların üzerinde bağış ve kredi toplanmıştı. Bu Suriye’nin ihtiyacı olanın bir kısmı ama yine de bir başlangıçtır. Bu projedeki Rus-Amerikan işbirliği potansiyel müttefikleri etkilemek için kullanılacak bir yumuşak güç döneminin de başlangıcı olabilir.

Zaman değişti

Bu kadar karmaşık bir diplomatik kaldıraç ağı başarılı olabilir mi? Belki de ABD ve Rusya’nın 1950lere kadar Afganistan’daki barışçıl rekabeti yardımın anti-tank mayını ve kalaşnikof için değil de tarım makinası, sulama kanalı ve fabrikalar için kullanılmasının sonuçları hakkında ipucu verebilir. Fakat bu ülkedeki adil ve serbest seçim eksikliği de bu tür çabaların nasıl yok olup gittiğini göstermektedir.

Geçmiş işlerin nasıl hızla değişebileceğini gösterir. 2009’da ABD Başkanı Barack Obana Suriye’de bir diplomatik destek programı başlattığında Esad “Kendisini çok hoş karşılarız, bu konuda çok netim” demişti. Obama bazı problemli alanlara parmak bastı ama aynı zamanda bu girişimden umutlu olduğunu belirtti. Aynı yıl eski Irak Başbakanı Nuri el Maliki Esad’ı o dönem Bağdat’a saldıran teröristlere kucak açmakla suçladı. Şu an ise Irak Suriye’nin yeni müttefikidir. Ve 2009’da IŞİD yoktu, sadece Irak’ta zayıflamakta olan bir El Kaide vardı. İşlerin bu kadar çabuk değiştiğini görmek Ortadoğu’da hiçbir seçeneği elememek gerektiğini hatırlatıyor aslında.

Kesin olan bir şey var. Bu krizde ancak büyük oyuncuların değişimi yaratacak etkiyi oluşturabilir. Oyunun sonucu elbette bütün oyuncuları mutlu etmeyecektir ve onlarca devletle bir süper koalisyon oluşturup sonsuz görüşme turları yapmak da pek çok kördüğüm yaratacaktır. Daha kötüsü, birbiriyle rekabet eden koalisyonlar farklı amaçlar için kaynaklarını harcayabilirler.

Artık ABD ve Rusya’nın, birlikte çalışarak Suriye cehennemine ölüm makineleri akışını durdurmalarının ve Irak ve Suriye’deki cephelerden asla hiç kimseyle pazarlık masasına oturmayacak olanları temizlemelerinin zamanı geldi. Bu, barışçıl bir geçiş süreci için alanı temizleyecek ve belki de Suriye için daha iyi bir gelecek sağlayacaktır.

Çeviren: Çağrı Ekiz

Yazarlar hakkında:

Luay El Katip, Brookings Enstitüsü Doha Merkezi’nde dış politika uzmanı. Johns Hopkins Universite’sinde akademisyen.

Abbas Kadim, Şii Araştırmalar Merkezi (Centre for Academic Shi’a Studies) danışmanı ve Stanford Universitesi öğretim üyesi.

Bunlar da ilginizi çekebilir: