Medyascope.tv

1 Kasım 2015 seçimleri: Tek galip, çok mağlup

Yayının deşifresi (Yayına hazırlayan Sedat Ateş):

Türkiye tarihi bir seçimi daha geride bıraktı. Rakamlar tamamen netleşmemiş olsa bile artık değişmeyecek birçok husus var. Bunlardan ilki tabii ki Adalet ve Kalkınma Partisi’nin net bir şekilde tek başına iktidarı tekrar elde etmiş olması. 310 civarında milletvekili kazanması söz konusu. CHP’nin aynı oy oranını ve milletvekili sayısını koruduğunu görüyoruz. Ama MHP ve HDP’de ciddi oy kayıpları var. Özellikle MHP’den çok ciddi sayıda oy ve milletvekilinin AK Parti’ye gittiğini görüyoruz. Aynı şekilde HDP’nin de şu an itibariyle görüldüğü kadarıyla yaklaşık 2 puanlık bir kaybı var. Bu kaybın Güneydoğu’dan da olduğunu görüyoruz. İstanbul’dan da milletvekili kaybı görünüyor ilk rakamlara göre. Buradan hareketle şunu çok net bir şekilde söyleyebiliriz ki, bu seçimin tek bir galibi var, o da Adalet ve Kalkınma Partisi. Tabii ki Cumhurbaşkanı Erdoğan bu seçimin galibi, çünkü bu seçimi Cumhurbaşkanı götürdü. Beş ay içerisinde yaklaşık 9 puan bir artış sağlamışa benziyor. Bu 2011 seçimlerindeki oyu yakalamış olduğunu gösteriyor. Neredeyse iki kişiden birinin tekrar AK Parti’ye oy vermesine tanık oluyoruz.

Diğer partilerin hepsi yenik çıktı. Özellikle Milliyetçi Hareket Partisi’nin çok net bir şekilde yenildiğini görüyoruz. 7 Haziran sonrasında sergilediği tutum ve özellikle tekrar başlayan çatışma sürecinde belli ki AKP ve Erdoğan, MHP ile AKP arasında tereddütte olan seçmeni yanına çekebilmiş. Bir diğer husus da tabii, daha önce AKP’ye oy verip de 7 Haziran’da sandığa gitmemiş olan seçmenlerin önemli bir kesiminin AKP’ye oy verdiğini görüyoruz. Bu arada beş aylık süre içerisinde seçme hakkını kazanan gençler içinde de belli bir oranı tutturmuş olduğu muhakkak.

CHP’nin oyunun yine yüzde 25’te kaldığını görüyoruz. Rakamlar bu. Bu bariz bir yenilgidir, bariz bir başarısızlıktır. CHP’nin oyunun artması bekleniyordu. Bu konuda iddialar vardı, araştırmalar bu yöndeydi. Ama CHP’nin hiçbir şekilde oyunu artırmadığını görüyoruz.

HDP’nin özellikle büyük şehirlerde yaşadığı oy kaybının büyük bir kısmı CHP’ye gitmiş olabilir. Yani 7 Haziran’ın emanetlerinin bir kısmı gitmiş olabilir, ama HDP’nin Güneydoğu’da da çok ciddi bir şekilde oy kaybına uğradığını görüyoruz. Şu anki hesaplara göre yaklaşık 20 milletvekilini kaybetmiş görünüyor. Buradan şunu çok net olarak söylemek mümkün: Suruç katliamının ardından Ceylanpınar’da 2 polis memurunun evlerinde vurulması ve bunun PKK tarafından üstlenilmesiyle beraber başlayan çatışma süreci, bu arada yaşanan bütün gerginlikler, cenazeler ve en son Ankara’da yaşanan büyük katliam, bütün bunlar AK Parti’nin oylarının artmasına vesile olmuş, bu çok net görünüyor. Çünkü beş ay içerisinde Türkiye’de başka bir şey değişmedi.

Şu mümkün: Tek başına iktidar isteyen, istikrar isteyen bir kesim seçmenin AKP’ye yönelmiş olması olabilir, ama bu beş aylık süre içerisinde Türkiye’de en önemli gelişme çatışma ortamıydı, çatışmaların tekrar başlamasıydı. Bunun MHP’ye ve HDP’ye ayrı ayrı darbe indirdiği çok net ortada.

Şimdi Türkiye beş ay aradan sonra tekrar, bu beş ay boyunca da AKP yönetti ülkeyi ama, tek başına bir AKP iktidarına girecek. Ve bütün partilerde, MHP başta olmak üzere, arayışlar, tartışmalar, belki iç çekişmeler yaşanacak. Ve 7 Haziran’da kapandığı düşünülen başkanlık meselesi tekrar, en azından Recep Tayyip Erdoğan’ın gündemine girecek.

AKP içerisinde yeni bir seçim başarısızlığı üzerine hesap yapıp güç kazanmayı planlayanlar varsa, ki olduğu söyleniyordu, artık hiçbir şanslarının kalmadığını söyleyebiliriz. Yani bir beşinci parti çıkacaksa, bu kesinlikle AKP’den çıkmayacak. Belki MHP’den, hatta belki az bir ihtimal de olsa CHP’den çıkabilir. MHP’nin içerisinden hayal kırıklığına uğramış bazı milletvekillerinin ve partililerin AKP’ye yönelmesi ihtimali dikkat çekecek. Bu anlamda Tuğrul Türkeş’in adını önümüzdeki dönemde herhalde daha sık duyacağız.

Bir diğer husus, Gülen Cemaati’ne yönelik seçimden hemen önce hızlandırılan faaliyetler büyük ihtimalle daha da hız kazanacak. Bu beş aylık süreçte AKP ya da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın yakın çevresi tarafından hedef gösterilen kurum, kuruluş ve şahısları da önümüzdeki dönemde pek parlak günler beklemiyor. İsim vermek istemiyorum, isimleri herkes biliyor.

Beş aylık sürenin üzerinden Türkiye kaldığı yerden, yani 6 Haziran’da bıraktığı yerden devam edecek. Şunu söylemek mümkün: Eğer bu seçim sonuçları 7 Haziran’da çıkmış olsaydı bu kadar büyük bir şaşkınlık yaratmazdı. Çünkü yerel seçimlerde ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde çok büyük bir başarı elde etmişti AKP bütün sorunlarına rağmen; özellikle 17-25 Aralık sürecine rağmen. Ama 2011 seçimlerine göre çok büyük bir gerileme, 9 puanlık bir gerileme yaşamıştı. Beş ayda bu dokuz puanı, hatta biraz fazlasını alabilmiş olmasının özellikle altını çizmek lazım.

Bu tabii ki AKP’ye ve Başbakan Davutoğlu’na çok daha büyük bir özgüven verecektir. AKP’nin bu yeni dönemde hedeflerine çok daha atak, çok daha kararlı gitmesini bekleyebiliriz. Şunu da akılda tutmak lazım: Özellikle MHP’nin, hatta belli ölçülerde HDP’nin de yaşadığı şoktan istifade ederek yakın bir zamanda, eğer işler beklediği gibi giderse Türkiye’yi bir erken seçime bile götürebilir. Anayasayı tek başına değiştirebilecek bir çoğunluğu hedefleyerek Türkiye’de başkanlık sistemini tekrardan hayata geçirmek isteyebilir.

Gerçekten tarihi bir seçim yaşadı Türkiye, bu seçimin tarihi bir seçim olacağı bekleniyordu; ama yapılan kamuoyu araştırmalarının hemen hemen hiçbiri bunu göstermedi. Bir tek Adil Gür’ün yüzde 47 göstermesi, genellikle eleştirilmişti. Onun bile şu anda geride kaldığı görülüyor. Bu şaşkınlığın üzerine bir yığın teori üretilebilir, ama çok net bir şey var: Birileri siyasette devletin imkânlarını kullanarak da olsa, 7 Haziran’da da kullanmışlardı ama başarılı olamamışlardı, bu sefer başarılı oldular. Tayyip Erdoğan’ın siyasi becerisinin hâlâ güçlü bir şekilde varlığını koruduğunu görüyoruz. Diğer siyasi partilerin ve parti yöneticilerinin de gerçekten çok büyük bir başarısızlıkla karşı karşıya olduklarını görüyoruz.

Tabii herkes istifalar bekleyecek, bunların artık çok fazla anlamı da yok. Ama şunu söyleyelim, öncelikle MHP’de, ardından CHP’de ve kısmen HDP’de önümüzdeki dönem yaşanacak olan tartışmalar vs. AKP’nin önünün daha da açılmasına neden olacak.

Son bir not: Bu beş aylık süre içerisinde bu kadar değişiklik yaşanmasında Kandil’in çok etkili olduğunu görmek lazım. Bir süredir sadece periscope yayınlarıyla karşınızda oluyorum, farkındasınızdır; ilk andan itibaren Kandil’in, PKK’nın yaptığının ne kadar yanlış olduğunu ve bunun HDP’yi çok zor durumda bırakacağını söylemiş birisi olarak, yine de sonucun bu noktaya varacağını kestirdiğimi söyleyemem. 7 Haziran’ı öngörmüştüm ama bunu öngörmedim. İnsanların çatışma ortamından, Türk-Kürt fark etmiyor, ne kadar tedirgin olduğunu, çatışmasızlığı, barış havasını ne kadar çok istediğini ve sahip çıktığını bir kere daha gördük. Dolayısıyla bir fatura kesilecekse, siyasi partilere ek olarak PKK’ya da kesilmesi gerekir, ama onların buradan ders çıkaracaklarından emin değilim.

Hepimizin çıkartacağı dersler var. Bu yeni sürecin Türkiye’de çok hızlı ve çok şeyi değiştirmeye aday bir dönem olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz.

 

Bunlar da ilginizi çekebilir: