Medyascope.tv

James Stavridis: Saldırma sırası NATO’da

NATO Avrupa Kuvvetleri Komutanlığı yapmış olan Emekli Oramiral James Stavridis, Paris saldırılarından bir gün sonra kaleme aldığı bu makalesinde NATO’nun IŞİD’e karşı savaşın kumandasını ele alması gerektiğini savunuyor ve bunun nasıl olması gerektiğini anlatıyor. Stavridis ABD’de Tufts Üniversitesi’ne bağlı Fletcher Hukuk ve Diplomasi Yüksekokulu’nun da dekanı. 14 Kasım 2015’de Foreign Policy’de “NATO’s Turn to Attack” başlığı ile yayınlan makaleyi Türkçe’ye Çağrı Ekiz çevirdi.

Saldırma sırası NATO’da

Yumuşak güç uygulamanın ya da oyunu uzatmanın da bir zamanı vardır. Fakat Paris saldırıları IŞİD’in imha edilmesinde geç kalındığını gösteriyor.

Fransa’daki uzun terör gecesinin ardından savaş dili kullanmaktan kaçınmak pek mümkün görünmüyor. Cumhurbaşkanı François Hollande, Paris saldırılarının “Fransa’ya karşı terörist, cihatçı bir ordu yani IŞİD tarafından gerçekleştirilen bir savaş eylemi” olduğunu ilan etti. IŞİD ise “askerlerinin” bu “mübarek” saldırısını kutladı ve sürekli saldırı yemini etti. Papa Francis olayları kademeli bir 3. Dünya Savaşı’nın bir aşaması olarak tanımladı.

Bugün Paris’te hava kapalı ve karanlık, belli ki şehrin karamsar hali hava durumuna da yansımış. Fransız hükümeti olası bir askeri harekata hazırlanırken Fransa’nın müttefikleri de – ABD de dahil olmak üzere – aynısını yapsa iyi eder. Paris, haklı olarak, NATO’nun bu saldırılara karşı etkili bir askeri müdahale düzenlenmesinde rol almasını bekleyecektir.

NATO’nun siyasi merkezi olan Brüksel’de ve onun bir saat güneyinde NATO’nun askeri “Pentagonu” sayılan Mons’da yetkililer hafta sonunu çalışarak geçirecek. 28 uluslu bu ittifak, nihayetinde, kuruluş sözleşmesinin 5. Maddesi’nde altı çizilen tek bir sözü yerine getirmek üzerine inşa edilmiş: “Taraflar, Kuzey Amerika’da veya Avrupa’da içlerinden bir veya birden fazlasına yöneltilecek silahlı bir saldırının hepsine yöneltilmiş bir saldırı olarak değerlendirileceği ve eğer böyle bir saldırı olursa BM Yasası’nın 51. Maddesi’nde tanınan bireysel ya da toplu öz savunma hakkını kullanarak, Kuzey Atlantik bölgesinde güvenliği sağlamak ve korumak için bireysel olarak ve diğerleri ile birlikte, silahlı kuvvet kullanımı da dahil olmak üzere gerekli görülen eylemlerde bulunarak saldırıya uğrayan Taraf ya da Taraflara yardımcı olacakları konusunda anlaşmışlardır.” Daha önce 5. Madde’yi kullanan tek ülkenin 11 Eylül 2001 saldırıları sonrasında ABD olduğunu da hatırlamakta fayda var.

Eğer Fransa bunu yapan ikinci ülke olmak isterse ilk adım 4. Madde’ye göre bir değerlendirme çağrısı yapmak, yani Brüksel’de bulunan 28 ülkenin elçilerini toplayarak mevcut durumu tartışmak ve bir eylem planı oluşturmaktır. Benzer bir çağrı son olarak 2014 yılında ülkedeki IŞİD saldırılar sonrasında Türkiye’nin talebi ile gerçekleşmişti.

4üncü Madde üzerinden yapılan bir toplantıdan Paris katliamının, büyüklüğü ve amacı göze alındığında, 5’inci Madde üzerinden değerlendirilmesi gerektiği sonucu çıkması muhtemeldir. Bu çok da uygun olur. Terör saldırıları – IŞİD’in gerçekten de bu saldırılardan sorumlu olduğu varsayımıyla – Suriye’de uzun süredir devam eden bir insani felaketin doruk noktasıdır. Bu felaket bütün bir Ortadoğu’yu istikrarsızlaştırmış ve milyonlarca göçmenin Avrupa’nın kalbine doğru yürüyüşe geçmesine sebep olmuştur. NATO daha fazla bu durum onun en temel çıkarlarıyla çatışmıyormuş gibi yapamaz.

NATO harekatının temel amacı Suriye’de IŞİD’i yenmek ve orada oluşan altyapısını yok etmek olmalıdır. Bu harekat aynı zamanda NATO’nun tehdit anında kararlı bir şekilde hareket edebileceğini de gösterme imkanı verecektir.

Zaman zaman hareketini yavaşlatan iç anlaşmazlıkları bir kenara koyarsak NATO etkili bir askeri güçtür. Elinin altında çok büyük askeri kaynaklar vardır, buna silah altındaki 3 milyondan fazla asker (rezerv olarak daha da fazlası), 25 binden fazla askeri uçak, 800 okyanus geçebilen savaş gemisi ve 50 AWACS savaş uçağı dahildir. Ayrıca grubun 28 ülkesi küresel GSYH’nin yüzde 50’sinden fazlasını üretmektedir.

IŞİD’e karşı yapılacak bir NATO harekatı çok sayıda ufak ve pratik adımdan oluşacaktır. İlk olarak, NATO anlaşması uyarında, konu BM Güvenlik Kurulu’na getirilmelidir. Uluslararası hukuk bağlamında, Güvenlik Kurulu’nun bir askeri harekatı desteklemesi ideal olacaktır, NATO bu olmadan ilerleyebilecek olsa bile.

İkinci olarak, ittifak müşterek kuvvet komutanlıklarından birini operasyonun planlanması ve yürütülmesi ile ilgili görevlendirmelidir. Brunssum/Hollanda’daki Müşterek Kuvvet Komutanlığı Afganistan’daki operasyonun komutasını yürüttüğünden, bu görev diğer bir büyük komutanlığa, Napoli/İtalya’daki Müşterek Kuvvet Komutanlığı’na verilecektir. Burası Libya’daki müdahaleyi yürüten merkezdir ve hem ciddi planlama ve operasyon tecrübesine hem de bölgedeki diğer koalisyon ortaklarıyla (Birleşik Arap Emirlikleri, Ürdün, Katar ve diğerleri) derin bağlara sahiptir. NATO’nun askeri planlamacıları bu tür bir müdahaleye sadece ittifakın resmi üyelerini değil, aynı zamanda İsveç, Finlandiya ve diğer bölge ülkeleri gibi koalisyon ortaklarını da dahil etmeyi hedeflemelidirler.

Üçüncü önemli adım NATO özel kuvvetlerinin askeri operasyonlarda temel bir rol almaya hazır hale getirmektir. Casteau/Belçika’daki NATO Özel Operasyonlar Merkezi üye ülkeler arasındaki istihbarat paylaşımını organize etmek konusunda liderliği almalı, Müttefik Özel Kuvvetlerin de Suriye’de karada konuşlandırılarak IŞİD karşıtı savaşçıların eğitilmesi ve motive edilmesi, ilk elden istihbarat toplanması, baskınlar organize edilmesi, NATO ve koalisyon uçakları için yer tespiti yapması sağlanmalıdır.

Dördüncü ve muhtemelen uzun vadede önemli olacak adım NATO’nun hem Kuzey Irak’ta birlikte savaşan Kürt Peşmerge-Yezidi grupları hem de Bağdat’taki Irak güvenlik güçleri için bir eğitim programı oluşturmasıdır. Etkili bir kara ordusu olan Ürdün de bu operasyona üst seviyeden katılmaya davet edilmelidir. Bu çabalar 2004-2011 arasında uygulanan NATO Irak Eğitim Programı (NATO Training Mission-Iraq: NTM-I) model alınarak oluşturulabilir.

Beşinci adım şu an Suriye ve Irak’ta devam eden ABD öncülüğündeki bombardımanın NATO komutasına alınması olmalıdır. NATO daha sonra ilave uçak, birlik, teçhizat ve güçlü radarları savaş alanında 360 derece menzil sağlayan AWACS uçağı ilave ederek harekatı büyütebilir. NATO daha önce Afganistan’da hava sahasını etkin bir şekilde komuta ve kontrol etmişti, aynısını mevcut çatışma ortamında da yapabilir.

Son olarak NATO bir “açık koalisyon” oluşturduğunun altını çizmelidir. Bu koalisyon sadece NATO’nun geleneksel müttefiklerini değil, aynı zamanda Rusya gibi geleneksel rakiplerini de dahil etmelidir. Rus hükümeti IŞİD’i yok etmek istediğini belirtmektedir. Daha iki hafta önce sivil bir uçağın IŞİD tarafından düşürülmesi sonucu katledilen, çoğu kadın ve çocuk 200’den fazla kişiyi düşünecek olursak, Rusya’nın bir motivasyon eksikliği göstermemesi gerekir. NATO ve diğer koalisyon üyeleriyle birlikte Rusya da IŞİD’e yapılacak bu müdahaleye davet edilmelidir.

Eğer Fransa IŞİD’e karşı kapsamlı ve ölümcül bir harekata NATO’nun katılmasını istiyorsa, Amerikalılar buna destek vermelidir. Fransızların 11 Eylül sonrası ABD adına yaptıklarını ya da çok daha öncesinde Amerikan Bağımsızlık Savaşı dönemindeki tavrını kendilerine emsal alabilirler.

IŞİD çok uzun süre önce imha edilmiş olması gereken bir kıyamet örgütüdür. Bütün dünyadan pek çok insanın kafasını kesmiş, onlara tecavüz etmiştir. Sivilleri gösterişli ve korkunç yöntemlerle öldürmüş, genç kadınları ve kızları köle edip onları pazarlarda satmıştır. Son olarak da içi turist dolu ticari bir uçağı düşürdüğü anlaşılmaktadır. Batılıları şehrin orta yerindeki bir konser salonunda infaz etmiştir. Ortadoğu’da yumuşak güç uygulamanın ya da oyunu uzatmanın da bir zamanı vardır elbet, fakat acımasızca katı güç uygulamanın zamanı olduğu da unutulmamalıdır. İçinde yaşadığımız dönemin ikincisi olduğunu görmek NATO’nun sorumluluğudur.

Bunlar da ilginizi çekebilir: