Medyascope.tv

Yeni hükümet: Değişimden ziyade süreklilik

Yayının deşifresi (hazırlayan Sedat Ateş):

Bugün o kadar büyük bir olay yaşandı ki hükümet gölgede kaldı. Bu olay Rus jetinin Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından düşürülmesi ve ardından gelecek olan kriz ortamı. Açıkçası şu aşamada nasıl bir kriz yaşanacağı konusunda söylenecek fazla bir şey yok. Çünkü çok boyutlu gelişebilecek bir olay. Bunu daha sonraki günlerde etraflıca tartışmak daha doğru olur.

Hükümetle ilgili gün boyu çok yorum yapıldı, yapılmaya devam ediyor. Aslında yorumlar dönüp dolaşıp iki isimde düğümleniyor: Bir, hükümete giremeyen Ali Babacan, bir de hükümete giden Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın damadı Berat Albayrak. Bu iki ismin etrafında dolaştı yorumlar. Bunlar tabii ki önemli.

Ali Babacan’ın milletvekilliğine ikna edilerek yeniden aday olmasıyla beraber ekonominin tekrar ona teslim edilme ihtimali yüksekti, öyle görülmüştü. Hatta bir iddiaya göre Başbakan Davutoğlu kendisini bu şekilde milletvekili olmaya ikna etmişti ama olmadı. Şu anda Ali Babacan AKP grubu içerisinde, milletvekilleri içerisinde morali en bozuk kişilerden biridir herhalde, bunların başında geliyordur. Başka bakanlık bekleyenler de olmuştur ama onunki kadar bariz bir olumsuzluk yaşayan kimse olduğunu sanmıyorum.

Ali Babacan’ın yerine Mehmet Şimşek geldi. Mehmet Şimşek ile Ali Babacan benzer ekonomi politikalara sahip isimler olduğu için bir anlamda hükümetin ekonomi yapısındaki bu dağılım çok büyük sorun çıkarmayabilir. Ali Babacan özellikle küresel sermaye piyasalarında aranacaktır ancak Mehmet Şimşek de bu çevrelerin bildiği bir isim, bu anlamda da fazla sorun çıkmayabilir. Ama Mehmet Şimşek de hükümete giremeseydi, beklenti ekonominin başına Berat Albayrak’ın getirilebileceği yönündeydi. Öyle bir seçim olmuş olsaydı herhalde işin rengi değişirdi.

Hükümetin kendisine baktığımız zaman açıkçası çok deneyimli isimlerin, 13 yıllık AKP iktidarı döneminde değişik aşamalarda deneyim kazanmış tecrübeli çok sayıda ismin olduğunu görürüz. Çok tecrübeli bir kadro. Yani Adalet ve Kalkınma Partisi’nin Meclis grubunun içerisinden en fazla deneyime sahip olan isimler seçilmiş gibi. Tabii giremeyenler, Taner Yıldız, Recep Akdağ, Beşir Atalay, Cemil Çiçek, Mehmet Ali Şahin gibi isimler var. Bunların bir kısmı AKP yönetiminde yer alıyorlar, ama baktığımız zaman var olan bakanların içerisinde Başbakan Davutoğlu dahil 18’i zaten daha önce bakanlık yapmış, hatta şu anda yaptıkları görevi üstleniyorlar. Bir tek Faruk Çelik Çalışma Bakanlığı’ndan Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı’na kaydırıldı. Onun dışında Mehmet Müezzinoğlu, Veysel Eroğlu, İsmet Yılmaz, Çağatay Kılıç, Fikri Işık, Cevdet Yılmaz, Volkan Bozkır, Mevlüt Çavuşoğlu, Bekir Bozdoğan, Nabi Avcı, Efkan Ala, Lütfü Elvan, Numan Kurtulmuş, Mehmet Şimşek, Yalçın Akdoğan ve Binali Yıldırım. Bunların hepsi zaten daha önce değişik hükümetlerde, bazıları birden fazla görev almış kişiler. Burada en çok Binali Yıldırım’ın adı dikkat çekiyor. Tabii Binali Yıldırım Cumhurbaşkanı’nın yanındaydı, başdanışmanıydı. Oradan önce parti yönetimine girdi, daha sonra da başbakan yardımcısı olarak adı geçiyordu ve Başbakan Davutoğlu’nun da buna direndiği söyleniyordu. Sonuç olarak uzun süredir yaptığı Ulaştırma Bakanlığı’na getirilmiş olması bir ara formül gibi gözükebilir, ama her halükârda Binali Yıldırım Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın kabinedeki en güçlü kontrol isimlerinden biri olarak görülecek.

Ama tabii ki sadece Binali Yıldırım değil Berat Albayrak da böyle bir isim. Yalçın Akdoğan Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın daha önceki dönemlerde siyasi danışmanlığından gelmiş bir isim, ama milletvekillerinin, bakanların büyük bir çoğunluğu zaten Erdoğan başbakanken onun kabinelerinde yer almış isimler.

Dolayısıyla şu andaki kabinenin büyük ölçüde Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın isimlerden oluştuğunu söyleyebiliriz. Öyle ki kabinede herhangi bir isim yok ki Cumhurbaşkanı’na mesafeli, Başbakan Davutoğlu’na daha yakın bilinsin, böyle bir isim yok. Yani şu anda var olan isimlerin hemen hemen hepsinin Cumhurbaşkanı Erdoğan’la hiçbir sorunu olmayan isimler olduğunu söyleyebiliriz. Mesela Gençlik ve Spor Bakanı Çağatay Kılıç Erdoğan’ın başbakanlığı döneminde özel kalem müdür yardımcısıydı. Oradan gelmişti. Bu isimler çoğaltılabilir.

18 bakanın dışında yeni isimlerden tabi ki Başbakan Yardımcısı Tuğrul Türkeş ara dönemde öyleydi, Başbakan Yardımcılığını korudu. Bu anlamda önemli bir isim. Bir diğer isim Süleyman Soylu Çalışma Bakanı oldu. Süleyman Soylu Numan Kurtulmuş ile aynı dönemde AKP’ye katıldı, ama biz hepimiz gayri ihtiyari sanki AK Parti’nin kuruluşundan beri varmış gibi davranıyoruz Numan Kurtulmuş’a, Süleyman Soylu’ya ise hâlâ transfer gözüyle bakıyoruz, merkez sağdan geldiği için olsa gerek. Halbuki kendisi yakın bir döneme kadar gelir gelmez genel başkan yardımcılığı da yapmıştı. AK Parti içerisinde çok önemli görevler üstlenmişti ve şu anda Çalışma Bakanı oldu.
Yeni bakanlardan ikisi Mustafa Elitaş ve Mahir Ünal. Bunlar da grup başkan vekilliğinden geldiler, çok etkili isimlerdi. Mustafa Elitaş Kayseri milletvekili olarak çok deneyimli biri. Aslen kendisi politikacılığından önce işadamı olarak biliniyor. Şu an Ekonomi Bakanlığı’na getirildi, daha önce Zafer Çağlayan’ın üstlenmiş olduğu daha çok dış ticaretle ilgili bakanlık.

Mahir Ünal da Kültür Bakanlığı’na getirildi. Mahir Ünal’ın Kültür Bakanlığı’na getirilmesinin ardından özellikle sosyal medyada çok eleştirel şeyler gördüm. Ama benim bildiğim kadarıyla Mahir Ünal özellikle çözüm süreci döneminde çok aktif bir rol üstlendi ve şu anda yeni hükümetin içerisindeki isimler arasında çoğulculuğa en yakın kişilerden, ben öyle biliyorum. Umarım yanlış bilmiyorumdur, ya da beni bundan sonra yanıltmaz.
Yeni bakanlardan Naci Ağbal, Maliye Bakanlığı Müsteşarlığı’ndan Maliye Bakanlığı’na terfi etti. Önce milletvekili oldu, sonra Maliye Bakanı oldu. Bu şaşırtmadı, bekleniyordu. Naci Ağbal’ın özellikle bürokraside Fethullah Gülen Cemaati’nin tasfiyesi konusunda çok etkili olduğu söyleniyor. Bunun tam olarak ne anlama geldiğini bilmiyorum, ama Maliye Bakanlığı’nda Gülen Cemaati’nin çok güçlü bir şekilde var olduğu söyleniyordu, herhalde oralarda büyük bir ayıklama yapmış olsa gerek.

Yeni isimlerden Bülent Tüfenkçi Malatya İl Başkanlığı’ndan gelmiş birisi. Gerçekten yeni bir isim olduğu söylenebilir.

Bir de iki kadın bakan: Sema Ramazanoğlu ve Fatma Güldemet Sarı. İlk defa kadın bakan sayısı ikiye çıktı. 27 kişilik kabinede iki kadın bakan olmasının Türkiye için hiç de yakışık alır bir durum olmadığı ortada. Çok daha fazla sayıda olması gerekirdi.

Şimdi kabineye biraz daha derin olarak bakarsak kabinede siyasi yönü güçlü isim çok fazla yok. Genellikle teknokrat olarak tabir edeceğimiz isimler var. Bu anlamda siyasi kimliğiyle öne çıkabilecek isimler olarak tabii ki Başbakan Davutoğlu, Numan Kurtulmuş, Yalçın Akdoğan, belli ölçülerde Efkan Ala’yı sayabiliriz. Bekir Bozdağ da belli ölçülerde sayılabilir. Tabii yeni dönemde AK Partili kimliğiyle Tuğrul Türkeş’in nasıl bir profil çizeceği önemli. Düşük profilli bir başbakan yardımcılığı mı yapacak, yoksa yeni partisinin, hükümetin içerisinde ağırlık koyacak mı, koyabilecek mi, koymak isteyecek mi? Bu önemli bir soru.

Süleyman Soylu’nun da siyasi yönünün öne çıkma ihtimali var, ama açıkçası bunun olabileceğini sanmıyorum. Mustafa Elitaş’ın kısmen, ama Mahir Ünal’ın daha çok önümüzdeki dönemde dikkat çekici isimler olabileceklerini söyleyebilirim.
Bu hükümet daha kurulma sürecinden itibaren hep bir Cumhurbaşkanı ile Başbakan arasındaki dengeler, ilişkiler ve belki de gerginlikler üzerinden kuruldu. Önümüzdeki dönem de böyle olacak. Önümüzdeki dönemde de hep haberler bunun üzerinden çıkacak ya da bunun üzerinden spekülasyonlar yapılacak. Binali Yıldırım çok dikkat çekecek. Berat Albayrak’ın dikkat çekeceği zaten belli. Bu isimler üzerinden bir tartışma olacak.

Ama hükümetin önünde çok zor sorular var; daha kuruluşu ilan edilmeden önce patlak veren Rusya’yla kriz, Suriye meselesi, ki Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun bu dış politika ağırlığını tek başına nasıl kaldıracağı başlı başına bir sorun. Geçiş döneminde Dışişleri Bakanlığı’nı üstlenmiş olan Feridun Sinirlioğlu tekrar müsteşarlığa dönerse, ki herhalde öyle olacaktır, o ağırlığını büyük ölçüde koruyacaktır. Tabii ki Başbakan Ahmet Davutoğlu da dış politikada bayağı bir damga vurmaya çalışacak. Ama anladığım kadarıyla önümüzdeki dönemde dış politika büyük ölçüde Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından belirlenecek, öyle gözüküyor. Ve dış politika da zaten Cumhurbaşkanı Türkiye’yi alıştıra alıştıra getirmeyi planladığı anlaşılan başkanlık sisteminin denendiği, deneneceği bir alan olacak. Ve önümüzdeki süreçte bunu çok daha ciddi göreceğimizi tahmin ediyorum.

Bir diğer husus çözüm süreci, daha doğrusu Kürt meselesi ne olacak? Bu konuda Beşir Atalay’ın hükümette olmaması dikkat çekici. Daha önce o üstleniyordu bu işleri. Şimdi büyük ihtimalle bu konuyla ilgili gelişmelerin koordinasyonunu Yalçın Akdoğan yürütecek. Geçmişte de vardı, Beşir Atalay’dan daha fazla öne çıktığı dönemler olmuştu. Yalçın Akdoğan’a ek olarak Mahir Ünal’ın da bakanlığı her ne kadar buna elverişli olmasa da, kültür ve turizm, önümüzdeki dönemde Kürt meselesi bağlamında daha fazla öne çıkacak isimler olduklarını düşünebiliriz. Tabii burada Cevdet Yılmaz’ı da belirli ölçülerde sayabiliriz Kürt milletvekili, yani bölge milletvekili olarak.

Evet, toparlayacak olursak Recep Tayyip Erdoğan’ın kabinelerine benzeyen bir kabine hükümet. Deneyimli isimlerin olduğu kuvvetli bir hükümet. Çok risk alınmamış gözüküyor ama çok zor bir gündemle göreve başlayacak bütün bakanlar. Ve önümüzdeki dönemde en çok dikkat çekecek husus Cumhurbaşkanı’nın hükümetin işlerine ne derece ve nasıl müdahil olacağı. Bu anlamda da Binali Yıldırım’ın ve Berat Albayrak’ın önümüzdeki dönemin en çok konuşulacağı isimler olması.

Bunlar da ilginizi çekebilir: