Medyascope.tv

Can Dündar ve Erdem Gül için

Can Dündar ve Erdem Gül’ün tutuklanma anları Periscope’a böyle yansıdı.

İki gazetecinin karar öncesi yaptıkları son açıklamaları izlemek için tıklayın.

Yayının deşifresi (hazırlayan Sedat Ateş):

Türkiye için çok kötü bir gün… Basın ve ifade özgürlüğü için… Ama öncelikle arkadaşlarımız Can Dündar ve Erdem Gül için.

Bütün Türkiye için çok kötü bir gün. Kötülüğün daha da artmasına neden olan da bunun biliniyor olması, hiç şaşırtıcı olmaması. Açıkçası ben yine de bir umutla, arkadaşlarımızın, meslektaşlarımızın tutuklanmayacağını umdum, bekledim. Şaşırmadım, ama tabii hep birlikte çok üzüntü yaşadık. Sevinenler var, onları biliyoruz, onları kendi kötülükleriyle baş başa bırakalım.

Birtakım şeyler çok açık ve net. Can Dündar ve Erdem Gül gazeteci. Gazeteci oldukları için yaptıkları bir haber nedeniyle tutuklandılar. Ağır suçlamalarla yargılanıyorlar. Can Dündar bugün Türkiye’de gazetecilik dendiğinde ilk akla gelen isimlerden birisi. Otuz yılı aşkın süredir bu mesleği yapıyor, çok iyi işler yaptı, yapmaya da devam ediyordu. Hatta en son Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmenliğiyle taçlandırdı. Habercilik yıllarının başından itibaren de çok dik, tavizsiz bir şekilde durdu. Bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talimatıyla, bu çok net, zaten söyledi, tutuklandı. Erdem Gül de aynı şekilde tutuklandı.

Can Dündar benim yaklaşık otuz yıldır arkadaşım, eşini ve oğlunu da ayrıca tanırım. Birlikte çok çalıştık, bazı zamanlarda ayrıştık, bazı zamanlarda birleştik. Birlikte çok ortak işler de çıkarttık. Çok kıskandığım bir meslektaşımdır gerçekten, özellikle belgeselleriyle. Çok iyi bir tartışma programı moderatörüydü, bir zamanlar bunu yapardı, ama bu imkânları elinden zamanla alındı biliyorsunuz. En son Cumhuriyet gazetesi Genel Yayın Yönetmenliğiyle gazetecilik deneyiminin başka bir yönünü bize gösterdi.

Erdem daha yakın zamanda tanıdığım bir meslektaşım, iyi bir gazeteci ve insan olarak da çok örnek bir arkadaşımızdır. Aileleri ve yakınlarıyla birlikte tabii ki onlar için çok üzüldük.

Bu, gazeteciliğe, basın ve ifade özgürlüğüne yönelik, haber alma özgürlüğüne yönelik çok açık, göstere göstere yapılmış bir saldırı. Vatana ihanet, casusluk vs. gibi suçlamaların hiçbir anlamı yok. Bunun bağımsız ve tarafsız bir yargı uygulaması olmadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Başta da bu kararı alanlar herhalde biliyorlar. Can’ı ve Erdem’i gazeteci olmamakla vs. suçlamaya kalkanların gazetecilikle herhangi bir ilişkileri olmadığını da herkes biliyor. Onun için her şey çok net aslında. Burada sorun bundan sonra ne olacağı.

Bu gece kötü bir deneyim oldu. Can ve Erdem’e destek çok zayıftı. Ben dahil birçok kişi belki haklı belki haksız nedenlerle yanlarında olamadık. Bundan sonrası çok önemli, onların yanında olmak çok önemli. En önemli yanı biz gazeteciler için hâlâ gazetecilik yapmaya çalışanlar için, gazetecilik yapmak, habercilik yapmak, Türkiye koşullarında olabildiğince özgür gazetecilik yapmak, bunu nasıl yapabiliriz bilmiyorum. Yaşadığımız koşulları bilmeyen, önemsemeyen insanların bize yönelik çeşitli şekillerde tazyikleri, saldırıları, eleştirileri var. Başka yandan da saldırılar var. Zaten sayısı giderek azalan, can çekişen bir mesleğin son temsilcileriydi Can’la Erdem.

Açıkçası işimiz çok zor. Bundan sonra nasıl gazetecilik yapabiliriz, halkın haber alma özgürlüğü için varlığımızı nasıl sürdürebiliriz, gerçekten çok zor. Ama şunu da biliyoruz: Daha önce Türkiye’de gazetecileri içeri attıran başka güçler vardı ve şu anda o güçlerin içeri girme sırası geldi. Belki onların da içeri girmemesi gerekiyordu… Yani kimsenin hükümranlığı sonuna kadar kalmıyor. Doğru olan, haklı olan eninde sonunda bir şekilde kazanıyor, bu çok net. Haksız olan da ne kadar uğraşırsa uğraşsın, baskıyla, şunla, bunla bir yere kadar geciktiriyor. Sonuç olarak bunu bilmek gerekiyor, birinci olarak, buna güvenmek gerekiyor muhakkak. Tabii ki hiç de kolay bir dönem değil, özellikle son günlerde yaşanan siyasi atmosfer, Suriye krizi, Rusya krizi, bütün bunların harmanlandığı bir dönemde, çok gergin, kutuplaşmış bir ülkede gazeteci kalabilmek çok zor, haklarına sahip çıkan vatandaş kalabilmek çok zor. Ama zaten önemli olan bu zorlukları başarabilmek. Bunu başarabilmek için çalışmak, çabalamak.

Herkes bir yerden sonra kendi adına konuşabilir; ben kendi adıma, gazetecilikte gidebildiğim kadar gitmeye, başka meslektaşlarımla birlikte gitmeye ve gazetecilik yaptıkları için başlarına bir iş gelen, sorun yaşayan meslektaşlarıma da elimden geldiği kadar sahip çıkmaya çalışacağım. Meslektaşlarımı da aynı şekilde duyarlılığa, hem mesleklerine hem meslektaşlarına sahip çıkmaya çağırıyorum. Tüm toplumun bu olayların sadece birkaç kişiyi ilgilendiren bir olay olmadığını, tüm Türkiye’yi ilgilendirdiğini, gazetecilerin yaptıkları haber nedeniyle içeri alınmasının en büyük mağdurunun toplumun kendisi olduğunu görmeleri gerekir.

Can’a, Erdem’e tekrar çok geçmiş olsun diyorum. Özellikle yakınlarına ve meslektaşlarımıza, hâlâ bu işi yapmaya çalışanlara ve burada yapılan haksızlığı görenlere, tüm Türkiye’ye aslında geçmiş olsun diyorum. Zaten zor bir süreçten geçiyorduk, bu sürecin daha da zorlaşacağı, daha da sertleşeceği görüldü, net bir şekilde görüldü, özellikle seçimden sonra. Bakalım, göreceğiz, ama olabildiğince dik duracağız, ayakta kalmaya çalışacağız.

Bunlar da ilginizi çekebilir: