Medyascope.tv

IŞİD petrolü üzerine her şey

Rusya’nın Türkiye’ye yönelik “İŞİD’le petrol ticareti yapılıyor” iddialarından bir buçuk ay önce, 14 Ekim’de Financial Times’da yayınlanmış olan bu haber-analiz, IŞİD’in petrol ticaretinin Suriye içerisindeki işleyişini ayrıntılı biçimde ortaya koyuyor. Orijinal başlığı “Isis Inc: How oil fuels the jihadi terrorists” olan haberi destekleyen infografik haritaların orijinalini de bu linkten okuyabilirsiniz. Bu iki yazıyı birleştirip özetleyerek Türkçeye çevirdim.

IŞİD A.Ş.: Petrol cihatçı teröristleri nasıl besliyor

Erika Solomon, Guy Chazan, Sam Jones

İnfografikler: Erika Solomon, Robin Kwong, Steven Bernard

Suriye’nin doğusunda Deyr Ez Zor bölgesindeki El Ömer petrol sahasında ham petrol taşıyan tankerlerin oluşturduğu uzun kuyruk hiç eksik olmuyor. Yüzlerce tanker, üzerlerinden geçen savaş uçaklarına aldırmadan, IŞİD’den ham petrol satın alabilmek için sıra bekliyor.

Suriye’de Deyr Ez Zor’daki El Ömer gibi en az yedi sekiz tane petrol sahası IŞİD’in kontrolünde. Tankerlerin 6 km kuyruk oluşturduğu ve bazen haftalarca beklediği El Ömer’de belki işler biraz yavaş ilerliyor, ama herkes buna uyum sağlamış durumda. Kuyruğa giren tanker şoförleri, plaka numaraları ve tank kapasitelerinin yazılı olduğu bir belgeyi IŞİD memuruna veriyor, memur da bu bilgileri veritabanına kaydedip şoföre bir sıra numarası veriyor.

Petrol kuyularının güvenliği IŞİD’in gizli polis teşkilatı “Emniyet” tarafından sağlanıyor, şoförler sıkı kontrollerden sonra içeri alınıyor. “Emniyet”  IŞİD’in kendi memurlarını da denetliyor; satıştan kazanılan paranın doğru yere gitmesini sağlamak, gitmediğinde sorumluları vahşice cezalandırmak da onların işi.

IŞİD’in üretim ve dağıtım ağı

Bu tanker şoförleri IŞİD üyesi değil, bağımsız çalışıp kendi işini yapan Suriyeli ve Iraklı yerel halktan kişiler. Yaptıkları da petrol ticaretinde aracılıktan ibaret. IŞİD’den varilini 25-45 dolara satın aldıkları ham petrolü ya kendilerinden sonraki başka bir aracıya, ya bir rafineriye, ya da bir açık petrol pazarına götürüp satıyorlar. İkinci seviyedeki aracılar da aldıkları malı Halep ve İdlip gibi daha batıdaki Suriye şehirlerine ya da Irak’a ulaştırıyor. Aracıların varil başına koyduğu kâr marjı, koşullara ve malın kalitesine göre değişkenlik gösteriyor, ama varil başına 10 doların altına da inmiyor.

Rafinerilerin önemli bölümü IŞİD kontrolündeki bölgede, Suriye’nin doğusunda yer alıyor. Ülkenin kuzeybatısında muhalif grupların bölgesinde bulunan birkaç yerel rafineride ise düşük kaliteli üretim yapılabiliyor. Benzinde kalite her zaman tutturulamaması, mazota göre de daha pahalı olması, piyasada mazota talebin çok daha fazla olmasına yol açıyor. IŞİD’in işlettiği “mobil rafineriler” son aylarda uluslararası koalisyonun ve Rusya’nın hava saldırılarıyla imha edildiğinden, yerel halktan kimi girişimciler derme çatma imkânlarla kendi rafinerilerini kurmuş. Bu yerel rafinerilerin müşteri sıkıntısı yok, mazot ülkenin her yerinde en temel tüketim maddelerinden biri.

Bir yandan da rafineri işini yeniden canlandırmak isteyen IŞİD, beş tane yerel rafineriyi Suriyeli sahiplerinden satın almış. Bu rafinerilerde süreç şöyle işliyor: Eski sahip “vitrindeki adam” olmaya devam ediyor; örgüt ham petrolü temin ediyor, üretilen mazotun tamamını alıyor, benzin üretiminden gelen kârı da eski sahiple paylaşıyor. Aracıların söylediğine göre, IŞİD’in kendi rafinerilerine ham petrol taşımak için kullandığı ve yine kendine ait tanker filoları da var.

Ham petrol rafine edildikten sonra, Suriye ve Irak’taki pazarlara ulaştırılması aşamasında IŞİD bizzat kendisi pek rol almıyor, bu işi irili ufaklı “bağımsız aracılar” yapıyor. Rafinerilerden çıkan ürünün yarısı Irak’a yarısı da Suriye’de IŞİD ve muhalif grupların elindeki bölgelerde kurulan “petrol pazarlarına” gidiyor. Belli başlı birkaç noktada büyük aracıların teslimat yaptığı “ana dağıtım pazarları”nın yanı sıra,  hemen her kasabada kurulan küçük ve yerel petrol pazarları da var. Örneğin, Halep’in doğusunda IŞİD kontrolündeki bölgede yer alan El Bab ve Menbic gibi şehirlerde büyük pazarlar kuruluyor.

IŞİD’in petrol ticaretindeki yan gelir kaynaklarından biri de, El Nusra ve diğer muhalif grupların bölgesine teslimat yapan aracılardan aldığı vergi. Varil başına 0.67 dolar (200 Suriye lirası) seviyesindeki bu vergiden muaf olmak isteyen aracıların, önceden zekât ödediklerini kanıtlayan bir belge sunmaları gerekiyor.

Muhalif grupların kontrolündeki bölgede bulunan petrol pazarlarında iki farklı kalitede yakıt satılıyor. IŞİD’e ait rafinerilerde üretilmiş pahalı yakıt ve Suriye halkının derme çatma yerel rafinerilerinde üretilmiş ucuz yakıt. İnsanlar genelde ikisinden de satın alıp ucuz olanı jeneratörlerde, pahalı olanı araçlarında kullanıyorlar.

Komşu ülkelere petrol kaçakçılığı

IŞİD petrolü çıkarttığı yerde pompadan satış yaparak para kazanıyor, ama sonrasındaki dağıtım ve nakliye sürecinde aktif rol oynamıyor. Petrolün kaçakçılık yoluyla komşu ülkelere ulaştırılması faaliyetini doğrudan IŞİD değil, Suriye ve Irak’taki yerel halkın içinden çıkan irili ufaklı kaçakçı çeteleri yürütüyor. Zaten Suriye ve Irak’ta petrol kaçakçılığı bu savaşla ortaya çıkmış yeni bir olgu değil, onlarca yıldır devam eden köklü bir gelenek.

Suriyeli kaçakçıların söylediğine göre, son zamanlarda işleri kötüye girmeye başlamış; ama bunun sebebi komşu ülkelerin sınır kontrollerini sıkılaştırması değil, Ekim 2014’ten itibaren uluslararası piyasalarda petrol fiyatlarının çok düşmüş olması. IŞİD’in işlettiği kuyudan 20-25 dolara alınan bir varil petrol, 2014’ün ortalarına kadar örneğin Türkiye’deki bir yerel karaborsa pazarına ulaştığında 100 dolara alıcı bulabiliyordu. Ama bu yüksek fiyatlar ve büyük kârlar çoktan tarih oldu. Bugün yaptıkları işin eskisi gibi kâr getirmediğinden yakınsalar da, bazı kaçakçılar her şeye rağmen işi sürdürüyor.

Suriye içerisindeki kaçakçılığın önemli bölümü ülkenin kuzeybatısında, Türkiye sınırına yakın olan ve muhaliflerin kontrol ettiği bölgede gerçekleşiyor. Kaçakçılar Suriye’deki yerel pazarlardan satın aldıkları petrolü 25 litrelik bidonlara doldurup, arazinin durumuna göre bazen yaya bazen de katır ve at sırtında taşıyarak Türkiye sınırını geçiyor. Petrol fiyatlarının daha yüksek olduğu ve büyük riskler almaya değdiği günlerde kaçakçılar petrolü Türkiye’ye geçirmek için Asi Nehri’ni de kullanıyordu. Nehrin iki tarafına ip gerdikten sonra, 50-60 litrelik büyük bidonları yükledikleri salları traktörlerle çekiyorlardı. Ardından bidonlar yakınlardaki bir kasabada kurulan karaborsa pazarına ulaştırılıyordu. Hatay’ın sınır hattındaki Hacıpaşa ve Beşaslan köylerinde ise petrol, derme çatma pompalar ve yeraltına “gizlice” döşenen plastik borularla taşınıyordu. Bu boru hatlarına üç yıl boyunca göz yumulduktan sonra, nihayet Mart 2014’ten itibaren Türk askerleri boruları sökmeye başladı.

“Mazot akışı durursa, bizim hayatımız da durur”

Tahminlere göre IŞİD kontrolündeki bölgelerin toplam ham petrol üretimi, günlük 35 ile 40 bin varil arasında. Bir varil ham petrolün fiyatı kalitesine göre 25 dolarla 45 dolar arasında değiştiğinden, IŞİD’in bu işten günlük kazancı ortalama 1,5 milyon dolar seviyesinde gerçekleşiyor.

Suriye’nin zengin petrol kaynakları ülkenin doğusunda, IŞİD’in kontrol ettiği bölgelerde bulunuyor. Kuşkusuz Suriye’nin kuzeyindeki Cerablus bölgesi de IŞİD için stratejik öneme sahip, fakat oralarda petrol yok.

Yayılma planını öncelikli olarak petrol yataklarının konumuna göre ayarlayan IŞİD, 2014’te Irak’ın kuzeyine girip Musul’u hiç zorlanmadan aldıktan sonra, Kerkük’teki Ecil ve Allas petrol sahalarını da ele geçirdi. Bölgedeki yerel tanıkların söylediğine göre, IŞİD bu sahaları ele geçirdiği gün hemen ilk iş olarak mühendislerini ve teknik ekibini yollayıp kuyuları çalıştırmaya başladı. Petrolü çıkaracak teknik personel, satışı yapacak ekip ve taşıyacak tankerler önceden hazırlanmıştı, hepsi aynı gün iş başı yaptılar. Günde ortalama 150 tanker dolum yapmaya ve her biri yaklaşık 10 bin dolarlık ham petrol taşımaya başladı. Nisan 2015’te Irak ordusunun bu sahaları IŞİD’den geri almasına kadar geçen 10 ayda, örgütün 450 milyon dolar kazanç elde ettiği tahmin ediliyor.

Bu noktada, finansman kaynakları açısından IŞİD ve El Kaide arasındaki fark dikkat çekici. El Kaide faaliyetlerini zengin yabancı sponsorların bağışlarıyla finanse ederken, IŞİD ise işgal ettiği bölgelerde temel bir tüketim malı olan petrolün üretimi üzerinde tekel oluşturarak gelir elde ediyor. Ürettiği petrolü hiç ihraç edemese bile, sadece işgal ettiği Suriye ve Irak bölgelerinde mecburen kendisine bağımlı olan iç pazar sayesinde gelir elde etmeyi sürdürebilir.

Bu ticaretin en ilginç yönlerinden biri, açıkça IŞİD’le savaş halinde olan Suriyeli muhalif grupların da yine IŞİD’den petrol satın almak zorunda olması. Çünkü mazot muhaliflerin de en temel ihtiyaç maddelerinden biri ve şu anda satın alabilecekleri başka hiçbir kaynak yok. Suriye’nin kuzeybatısındaki tüm hastaneler, işyerleri, araçlar ve jeneratörler, IŞİD’den satın alınan yakıtla çalışıyor. Petrol satın almak için her hafta Halep’teki muhaliflerin bölgesiyle İŞİD arasında mekik dokuyan Halepli bir aracı tüccar, “Eğer mazot akışı durursa, bizim de hayatımız durur” diyor.

Sivil halkın hayatını sekteye uğratmamak

Sadece muhaliflerin bölgesinde değil, Suriye’nin birçok yerinde yaşayan yerel ve sivil halkın gündelik hayatında IŞİD petrolünün bu denli önemli bir rol oynamasını gerekçe gösteren ABD, ta Ekim 2015’e kadar IŞİD’den petrol alan aracıların nakliye rotalarını bombalamaktan özellikle kaçınmıştı. ABD liderliğindeki koalisyonun Ağustos 2014’ten Ekim 2015’e kadar gerçekleştirdiği toplam 10.600 hava saldırısının sadece 196 tanesi İŞİD’in petrol tesislerini hedef aldı.

ABD’nin temel argümanı, Suriyeli yerel ve sivil halkın gündelik hayatının akışını sekteye uğratmamaktı. Çünkü bu petrol sadece IŞİD’e gelir sağlamıyor, aynı zamanda hem aracılık yapan Suriyeli yerel sivil halk için bir geçim kaynağı hem de herkesin temel tüketim maddesiydi. Ama 2015 Ekim’inin ortalarından itibaren ABD ve Fransız jetleri bu çekinceyi bir kenara bırakarak, IŞİD petrol kuyularını daha yoğun vurmaya başladılar. Rusya ise 30 Eylül’den beri hem muhalif grupların bölgesindeki tankerlerini hem de IŞİD’e ait petrol sahalarını vurmaktan hiç çekinmedi.

Milli petrol şirketi (!)

Kurulma aşamasındaki bir devletmiş gibi algı yaratmaya çalışan IŞİD, petrol ticaretini de tıpkı bir devletin milli petrol şirketi gibi profesyonelce yönetiyor; yerel halkın içinden mühendisler, müdürler ve ara elemanları işe alıp düzenli eğitimler veriyor. IŞİD’in iş teklif ettiği bazı Suriyeli mühendislerin söylediğine göre, örgüt açıkça “Kelle avcılığı” (headhunting) taktikleri uyguluyor, nitelikli adaylara cazip ücret paketleri öneriyor, gelecekte işe alabileceği potansiyel adayları da insan kaynakları departmanına başvurmaya teşvik ediyor. Uzmanlardan oluşan özel bir gezici komite sürekli petrol sahalarını dolaşıyor, üretimi denetliyor, iş süreçleri hakkında personelin görüşlerini dinliyor. Suudi Arabistan veya diğer Körfez ülkelerindeki petrol şirketlerinde çalışmış deneyimli kişileri “emir” veya “prens” sıfatıyla en önemli tesislerin yönetimine atıyor.

IŞİD lideri Ebubekir el Bağdadi, Musul’un teslim alınmasından hemen sonra yaptığı konuşmada sadece dünyanın her yerindeki mücahitleri değil, mühendisleri, doktorları ve diğer meslek sahiplerini de örgüte katılmaya davet etmişti. Iraklı bir petrol mühendisinin söylediğine göre, örgüt geçenlerde İsveç’te yaşamakta olan Mısırlı bir mühendisi transfer etti ve kuzey Irak’taki Qayyara rafinerisine müdür olarak atadı.

Örgütün petrol ticareti, askeri operasyonlar, güvenlik ve medyadaki iletişim faaliyetleri tümüyle merkezdeki tepe yönetim tarafından koordine ediliyor, her şey kayıt altına alınıp belgelendiriliyor. Yakın zamana kadar IŞİD’in petrol operasyonundan sorumlu tepe yöneticisi (“emir”i) Ebu Sayyaf takma ismini kullanan bir Tunuslu’ydu. Amerikan özel kuvvetleri Mayıs 2015’te bir baskınla Ebu Sayyaf’ı öldürdüğünde, petrol ticaretine ilişkin çok ayrıntı belgeler içeren büyük bir arşivi de ele geçirdi. Tüm kuyuların gelir ve maliyet hesapları ayrıntılı biçimde kaydedilmişti. Belgeler aynı zamanda örgütün kontrolündeki farklı bölgelerin farklı talep seviyelerini göz önüne alarak, karı maksimize etmek için nasıl pragmatik bir fiyatlandırma politikası uygulandığını da ortaya koyuyordu.

Öte yandan IŞİD’in petrol ticareti pek uzun ömürlü olmayabilir. Koalisyon ve Rus bombardımanlarının yanı sıra, petrol fiyatlarındaki düşüş de gelirleri olumsuz etkiliyor. Ama asıl büyük risk, Suriye kuyularındaki petrolün azalmaya başlamış olması. Mevcut kuyuların daha derinine sondaj yaparak yeni yataklara ulaşmayı sağlayacak teknoloji şu anda IŞİD’in elinde yok.  En azından şimdilik IŞİD açısından işler yolunda, çıkarttığı petrole müşteri bulamamak gibi bir sorunu yok. Suriye’de herkes için hayatın can damarının mazot ve benzin olduğunu iyi bilen IŞİD, bu kozu iyi kullanıyor.

 

Bunlar da ilginizi çekebilir: