Medyascope.tv

IŞİD nasıl hayatta kalmayı beceriyor?

 

IŞİD nasıl hayatta kalmayı beceriyor?

Dr. Omar Ashour,

Exeter Üniversitesi

Bbc.com 14 Aralık 2015

Yazının orjinal için: http://www.bbc.com/news/world-middle-east-35026116

Çeviri: Çağrı Ekiz

Irak ordusu, IŞİD’in elindeki yerleşim birimlerinin büyük ksımını geri alıyor. Bu cihatçı grup Tikrit, Sincar ve Baiji’den sonra Ramadi’yi de terk etmek zorunda kaldı. Ne var ki bu toprak kayıpları ve bir yılı aşkın süredir devam eden hava saldırılarına rağmen IŞİD oldukça dayanıklı olduğunu kanıtlamış durumda.

Örneğin Suriye’nin doğusu ve ortasında bazı bölgeleri tekrar ele geçirdi, kuzeydeki Rakka şehri çevresindeki bölgede gücünü konsolide etti ve Irak’ın ikinci büyük şehri Musul’da yerini sağlamlaştırdı.

2007 yılındaki ABD güçlerinin ani baskını ve Irak’taki Sünni kabilelerden oluşan Uyanış Konseyleri’nin 2007-2008 yıllarındaki geri püskürtmeleri gibi taktiksel zaferler IŞİD’in stratejik olarak ortadan kaldırılması ile sonuçlanmadı.

Ve bunun sebepleri var elbette.

Bu noktada iki önemli anahtar kavram karşımıza çıkıyor: Öncelik belirleme ve merkezileşme.

“DAİŞ [IŞİD’in Arapça kısaltması, küçümseme içerir] her iki ayda bir ayaklanıp bize saldırıyor. Esad ve müttefikleri ise yarım saatte bir bizi bombalıyor. Ölü sayısını siz hesaplayın” diyor adını vermek istemeyen isyancıların eski komutanlarından biri.

Eğer Suriye’deki silahlı muhalefetle birlikte Başkan Esad’a karşı savaşmak kesin ve net bir öncelikse, isyancıların emir-komuta yapılarındaki gayri-merkezileşme ABD liderliğindeki koalisyonun IŞİD’e karşı önerdiği stratejide gedikler açabilir.

Kaldı ki tek sorun bu değil.

Batı’nın liderliğindeki iki aylık bir hava harekatı ve gayri-merkezi Afgan İslamcı ve seküler isyancı güçlerin desteği ile iki ayda düşürülen Taliban rejimi ile kıyaslandığında, IŞİD çok daha dayanıklı olduğunu göstermiş durumda.

Ve bu dayanıklılık insanı şaşırtıyor.

SAYILARI AZ AMA…

Askeri açıdan bakıldığında, örgütün sağlamlık ve güç oranının düşmanlarına kıyasla hayli zayıf kaldığı görülüyor.

CIA Eylül 2014’te IŞİD’in 20 ila 31 bin savaşçısı olduğunu tahmin etti.

Sadece Irak’taki güvenlik güçleri ve silahlı milisleri toplasak bunun sekiz katı bir güce denk geliyor.

Bu hesaba Irak güçlerinin müttefikleri, Şii militanlar, Sünni kabile güçleri, Kürt peşmergeler ve 60’tan fazla ülkenin oluşturduğu koalisyonun Eylül 2014’ten beri yaptığı binlerce sorti dahil bile değil.

10 Haziran 2014’te Irak ordusunun elindeki 30 bin kişilik Musul garnizonu yaklaşık 800-1500 kişilik IŞİD saldırısı sonucu düştü.

Musul’da yer alan iki Irak bölüğünün toplam sayısı, saldıran IŞİD’lilerin yaklaşık 20 katıydı. IŞİD’in nominal olarak kontrol ettiği Mısır’ın kuzeydoğusundaki Sina gibi başka yerlerde ise hükümet güçleri ile IŞİD’e bağlı güçler arasındaki oran 500’e 1.

Dağıt ve gizle

ABD Savunma Bakanlığı verilerine göre harekatın başından bu yana IŞİD 8000’den fazla hava saldırısında 10 binden fazla savaşçısını kaybetti.

Buna rağmen örgütün yeni üye bulmak ve mobilize etmek konusunda bir sorun yaşamadığı görülüyor, özellikle de koalisyon müdahalesinin ardından.

Hava saldırılarına cevaben ekipmanlarını dağıtıp gizlediler ve doğrudan saldırı altında olmadıklarında sivillerin arasına karıştılar.

Örgütün hâlâ taktik sürpriz kabiliyetine sahip ve bu akışkan ve kafa karıştıran savaş alanında tam olarak avantaj sahibi.

Ayrıca Batı’daki şehirlere yönelik bir terör stratejisi de geliştirmiş vaziyette. Hava saldırılarından önce, Batı’ya yapılmış tek bir IŞİD saldırısı vardı. Hava saldırılarından sonra bu sayı 25’e çıktı.

Bunları IŞİD’ın eninde sonunda yenilmeyeceğini ya da zamanın İngiltere Genelkurmay Başkanı General Sir David Richards’ın 2010 yılında yaptığı tahminleri doğru çıkacağını kanıtlamak için söylemiyorum.

Üç ayak

Batı’nın karşı stratejisinin de bazı olumlu sonuçları oldu.

Bunun üç ayağı var: kısa vadeli temizlik için hava saldırıları düzenleme, orta vade yıkım için silahlı yerel partnerler bulma ve uzun vadeli önleme çalışmaları için demokratikleşme ve uzlaşma üzerinden siyasi ortamı yeniden şekillendirme.

Irak ve Suriye’deki hava saldırıları IŞİD’in geleneksel askeri taktikleri kullanmasını zorlaştırdı. Bu taktikler, 2014 ortalarında olduğu gibi yüzlerce zırhlı araç ve silahlı kamyonetten oluşan konvoyları harekete geçirerek geniş alanları işgal etmede geçerliydi.

Koalisyonun olası yerel partnerleri de teorik olarak IŞİD’i karada yenme görevine talip.

Bu ayak ise, yukarıda bahsi geçen merkezileşme ve öncelik belirleme sorunlarının Esad karşıtı isyancıları etkilemesi sebebiyle sorunlu görünüyor.

Stratejinin bu unsuru El Nusra Cephesinin ABD’nin eğittiği isyancılara saldırması ve Rusya’nın ABD destekli isyancı gruplara hava saldırısında bulunması gibi sebeplerle eksik kalmış görünüyor.

Arka plandaki sorunlar

Üçüncü ayakta ise başarı daha da zor.

Zira IŞİD bölgedeki işlevsiz siyasetin bir sebebi değil sonucu, belirtici olarak tanımlanabilir. Siyasi ortamın yaklaşık kırk yıldır devam eden şiddetli radikalleşme tehdidiyle sürekli karşı karşıya kalan olduğu düşünüldüğünde, her türlü uzun vadeli çözümün bu ortamı yeniden şekillendirmesi gerekmektedir.

IŞİD’i askeri olarak yenmek, sadece Irak ve Suriye’de değil, Mısır, Libya, Yemen ve Suudi Arabistan’da onu ortaya çıkaran derin yapısal problemlerin ancak geçici bir süre maskelenmesi anlamına gelecektir.

Bu sebeple IŞİD’in askeri anlamda yok edilmesi cerahatli bir yaraya yara bandı yapıştırmaya benzeyecektir.

Güçlü bir siyasi reform ve uzlaşma süreci eninde sonunda elzem hale gelecektir. Bu, karar vericilerin askeri harekat süresince aklından çıkarmaması gereken bir amaç olmalıdır.

Bunlar da ilginizi çekebilir: