Medyascope.tv

Dr. Cem Gökçe ile “Türk Basketbolunun 2021’e Yol Haritası”

“Türk Basketbolunun 2021’e Yol Haritası” dizisinde 7’nci konuğum Dr. Cem Gökçe. İstanbul Bankası Yenişehir’in alt yapısında çalışıp, Konya Kombasanspor’u 2. Ligden 1. Lige çıkaran Gökçe, alt yapı erkek milli takımlarında antrenörlük yaptı. Ankara Hortaş Yenişehir ve Galatasaray A Erkek Takımlarında baş antrenörlük yapan Dr. Cem Gökçe, şimdi Ankara’da bir hastanede Ortopedi ve Travmatoloji bölümünde görev yapıyor.

Dizinin diğer programlarını seyretmek için tıklayın.

Yayına Hazırlayan: Ali Emre Mazlumoğlu

Sorular ve öne çıkan cevaplar:

1. Yeni “altın” neslin basketbol sistemimize entegre edilmesinde hızla stratejik planın hazırlanması niye önemli?

1996 yılında antrenörlüğünü bıraktım. Artık iyi bir basketbol seyircisiyim. Benim bu röportajdaki düşüncelerin bir antrenörün değil bir basketbol seyircisine ait olduğunu bilerek yorumlanmalı. Bu düşünceler sadece beni bağlar.

Geçenlerde Aydın (Örs) Ağabey’in yaptığı söyleşiyi dinledim. Önce ülke basketbolunu değerlendiren kriterleri, milli takımların kazandıkları sportif başarılar, yetiştirilen oyuncu, antrenör ve hakemler ,kulüplerin kazandıkları sportif başarılar, diye saydı. Ben bunlara birkaç kriter daha eklemek istiyorum;

Ülkedeki lisanslı sporcuların sayısı, yıllar içindeki lisanslı sporcu sayısındaki artış hızı. Şu anda internet üzerinden yaptığım araştırmada Türkiye’de 253.000 civarı lisanslı basketbol oynayan sporcu var. Bu sayının artış hızı nedir? Tespit edilmesi çok önemli.

Seyirci sayısında artış var mı? Bu seyirciyi sadece salonlara gelenler olarak almayalım, tv ve diğer mecralardan seyredenleri de katalım.

Tv ve diğer mecralarda maç yayınlarını kimler seyrediyor? Ve ne ölçüde seyrediyor? Bu veriler de oldukça önemli.

Çocukların basketbola ilgileri de çok önemli. Eskiden çocuklar basketbol oynarken İbrahim Kutluay oluyordu, Harun Erdenay Hidayet Türkoğlu oluyordu. Şimdi kim olacaklar? Bu basketbolun topluma nasıl sirayet ettiğini belirleyen önemli bir kriter bence. Şu an basketbol milli takımımızı seyreden çocuklar kimse olamıyor!

Altın nesil kavramını ben çok uygun bulmuyorum. Geçmiş nesillere haksızlık olacaktır. Bu nesli değerlendirmek için geleceğe bakmak şart. Bu nesli değerlendirmek için onların gelişim ve öğrenim eğrilerinin ne olduğuna bakmamız lazım. Öğrenme eğrisinin yaşla orantısı bu değerlendirmede bize yardımcı olacaktır.

2. Yeni “altın” neslin basketbol sistemimize entegrasyonunda hangi evreler olmalı?

Basketbolumuzun geneline bakınca en başarılı bulduğum bölüm alt yapı milli takımları. İyi seçimler yapıyorlar, iyi eğitiliyorlar, iyi kamplardan geçiyorlar.

Milli takım için seçim yapılan yetenek havuzunun mutlaka genişletilmesi lazım. Böylece yetenekli oyuncuların kaybolmasını engelleyebiliriz. Örnek olarak; Ömer Onan’ ı vermek istiyorum. Yeteneğinin önüne öz verili çalışmasını koyduğu ve kuvvetli organizasyonların sistemine girdiği için ülke basketbolunda önemli yerlere geldi. Mesela Can Altıntığ , Ömer Onan muadili bir oyuncu. O da A Milli takımı zorluyor. Bizim sadece üst düzey yetenekli oyuncuların yanında buöyle oyunculara da ihtiyacımız var.

Genç oyuncuların eğitimlerini geliştirmemiz lazım. Öncelikle çeşitli antrenörlerin eğitiminden geçmeliler.

Üst seviyede oynama şansları nasıl artar? TBF’ nin uygulamasındaki tercihi sebebiyle yabancı oyuncuların bu tip oyuncuların önünü tıkadığını düşünüyoruz. Liglerimiz çok limitli, geliştirme ligleri veya başka organizasyonlar bu oyuncuların süre alma şanslarını arttırabilir.

Yabancı oyuncular Türkiye’ye geliyor da bizim oyuncularımız neden başka ülkelerin liglerine gidemiyor? Zaman zaman antrenörlerimiz başka ülkelerde görev alabiliyor. Oyuncularımız diğer liglerde yer bulabilecek kapasitedeler. Sorun genç yaştaki oyunculara hak ettiklerinden fazla ücretler ödememiz.

Üniversite – Gelişim Ligi birlikteliği bu nesil için olumlu ve farklı bir süreç yaratacaktır. Bunun yanında bu birliktelik basketbolcuların eğitim düzeylerini yukarı çekecektir. Hayatın sadece topun çembere atmaktan ibaret olmadığını daha çabuk öğreneceklerdir. Şimdiki nesil ile eski nesillerle karşılaştırdığımız zaman eğitim düzeylerinde aşağıya inen/azalan bir eğri olduğunu görüyoruz. Üniversite-Gelişim Ligi birlikteliğiyle daha elit sporcular yetiştirebiliriz.

Ülkemizdeki spor yöneticilerinin düşünce sistemlerinin basketbolu veya başka bir spor dalını üst seviyelere taşıyabilecekleri kanısına sahip değilim. Spor yöneticilerinin mutlaka eğitilmesi lazım.

Antrenörlerin gelişim eğitimlerinin revize edilmesinin iyi olacağı kanısındayım. Üst seviyedeki antrenörlerin çok kısıtlı güvencelerinin olduğunu düşünüyorum. Güvenceleri yeterli olmayan antrenörlerin genç oyunculara şans vermesini beklemek abes ile iştigal etmek sayılır.

Son yıllarda sponsorluklar ön plana çıktı. Peki sponsorlar ne yapıyorlar?

  • Takımlarını yukarıda tutmaya çalışıyorlar
  • Haklı olarak reklamlarını yapıyorlar

Ama sponsorlar hiçbir zaman geleceğe yönelik bir proje yapmıyorlar. Bence TBF’ nin el atması gereken noktalardan biri de bu; sponsorluklar sadece üst yapılar için yapılmamalı. Alt yapıya kaynak yönlenince gelişme de kendiliğinden olacaktır.

3. TBF, A Milli takım teknik ekibini ne kadar süre için belirlemeli? Neden?

A Milli takımı çalıştıracak antrenörün TC pasaportu taşımasının şart olduğuna inanmıyorum. Sorun Türk ya da yabancı olmasında değil. Esas sorun o pozisyonda olan insanın mantalitesinde. Eğer biz A Milli takım antrenöründen sadece “ coaching “ istiyorsak antrenörün Türk olmasında yarar var. Eğer A’dan Z’ye tüm milli takımların organizasyonunu yürütmesini istiyorsak; daha önce bu tecrübeye sahip olması, bu operasyonun başında duracak biri olmalı, yani patronu olması gerek. Futbolda olduğu gibi basketbolda da tüm sistemi dizayn edecek bir Türkiye Basketbol Direktörü ( isterse koçluk yapmayabilir) gerekli olduğunu düşünüyorum. Bence asıl sorunumuz bu. Böyle bir iş için anlaşma süreci Federasyonların iş başında kalacağı süre kadar ( iki seçim arası) olması lazım. Bunun yurt dışında örnekleri var, tekerleği zaten icat etmişler, tekrar aramaya gerek yok. Sistemi kuralım yeter.

4. Süper Ligdeki yabancı sayısı ve uygulaması nasıl olmalı?

Seyirci olarak söyleyeyim; televizyonda maç izlerken sahada çok yabancı görürsem diğer kanallara geçiyorum. Ben bizden birilerini görmek isterim. Milli takım maçları daha çok izleniyor ve konuşuluyor. Herkes kendine yakın gördüğü birilerinin olduğu organizasyonları daha çok takip ediyor.

Türkiye Basketbol Ligindeki yabancılardan daha iyilerini NBA ‘de ve Euroleague’de seyredebiliyorum. Dolayısıyla yabancıların ağırlıkta olduğu bir Türkiye Basketbol Ligi için ne kadar zaman ayırırım? Para verip maça gider miyim? Bunları iyi düşünmek lazım. Biz bu ligde bizden birilerini görmek istiyoruz. Son zamanlarda ilgimi çeken ve gelişme gösteren Türk oyuncu kim dediğim zaman; aklıma ilk Semih Erden geliyor. Kendini aşmaya başladı, umarım devamlılığı olur. İkinci oyuncu ise çok az süre almasına rağmen Berk Uğurlu.

Yabancı oyuncu sayısı konusundaki cevabım; bizden birilerinin ( yukarıda örnek verdiğim oyuncular gibi) ön plana çıkmasını yabancı sayısından daha çok önemsiyorum.

5. Geliştirme Liginin olmalı mı? Nasıl? Kulüp organizasyonlarında Bireysel Gelişim Antrenörü olmalı mı?

Öncelikle Geliştirme Liginin ayrı bir sponsoru olmalı. Peki bu sponsoru nasıl bulacağız?

TBF bu konuda bir yönetmelik/uygulama zorunluluğu koymalı, sponsorlar bir kulübe yatırım yapacaksa belli bir oranda Gelişim Ligini de desteklemek mecburiyetinde olmalılar.

Üniversite Ligleri ile Geliştirme Ligini birbirine entegre etmeleri lazım. Bunu çok yönlü avantajları olacaktır. Eskiden en çok seyircileri okul maçları toplardı.

Bireysel Antrenörlük çok keyifli bir iştir. Takımın baş antrenörün bu konuya eğilmesi bu tempoda mümkün değil. Teknik ekibin içinde Bireysel Antrenörün olması güzel olur.

6. Türkiye’de çalışmak isteyen yabancı antrenöre belirli kriterler getirilmeli mi? Bench’teki teknik ve idari kadroda kaç yabancı olmalı?

Diğer ülke liglerinde bu tip kriterler var, Türkiye Liglerinde de mutlaka uygulanmalı. Sayılarının da limitlenmesi lazım. Bununla ilgili kuralları koyalım ama delmeyelim kendi kendimize!

Çocuklarımızı okullara verirken öğretim sistemlerini, öğretmenleri çok detaylı inceliyoruz. Peki çocuğumuzu kulüplere verirken bunları inceliyor muyuz? Alt yapı antrenörlerinin pedagojik eğitimleri var mı diye araştırıyor muyuz?

Herkes çocuklarını basketbol okullarına götürüyor, kimlere emanet ettiğimizi biliyor muyuz? Eğitmenlerin denetlenmesi lazım. Eğer eğitmenleri denetlemez iseniz, gelişimlerini kontrol etmezseniz; onları yetiştirdiği oyunculara üst seviyedeki takımlarda razı olmak zorunda kalırsınız.

Genç ve yetişmekte olan antrenörleri üst seviye antrenörlerin yanına gözlemlemek için uzun süreli olarak gitmelerini sağlamak gerekir.

7. Basketbolumuzun önemli unsurlarından hakemlerin gelişmesi ve yeni jenerasyonların yetişmesi için ne gibi önerileriniz olur?

En şanslı olanlar bu organizasyonda hakemler, çünkü yabancı hakem getirilmiyor. Eğer Türk-Türk’e yapılan bu sistemde hakemlerimiz 1-2 sene içinde Uluslararası arenada yoğun bir şekilde yer bulamazlarsa bu sistem yanlış kurulmuş demektir.

Hakemler eğitime ve iletişime açık insanlar, basketbol hakemleri ile antrenörlerin arasındaki hem bilisel hem de sosyal bağı arttırmak lazım.

Hazırlayanlar:

Murat Özyer

Ali Emre Mazlumoğlu

Destek Verenler:

www.medyascope.tv

www.basketfaul.com

www.basketdergisi.com

Bunlar da ilginizi çekebilir: