Medyascope.tv

Coşkun Teziç ile “Türk basketbolunun 2021′e Yol Haritası”

“Türk Basketbolunun 2021’e Yol Haritası” dizisinin 14’üncü konuğu Coşkun Teziç. Dizinin diğer programlarını seyretmek için tıklayın.

1’inci bölüm:

2’nci bölüm:

3’üncü bölüm:

Coşkun Teziç Türk Basketbolunun 2021’ e Yol Haritası için görüşleri ana hatları ile şu şekilde;

1.  Yeni “altın” neslin basketbol sistemimize entegre edilmesinde hızla stratejik planın hazırlanması niye önemli?

1992 yılına kadar geri gittiğimizde o günün şartlarına göre benim dahil olduğum grupla önemli bir vizyon ile yola çıkıldı. Sonra ki 10 sene bu kararlar ile ciddi bir ivme kazandı. 2016’ya geldiğimizde bu sürece yapılan ufak tefek yamalar artık yeterli olmadığını görüyoruz. O gün ki yapılanma bugünlerdeki vizyonu taşıyamaz hale geldi. Basketbolun mevcut şartlarına uygun yönetmelikleri tüm paydaşların içine alınarak yeni bir yol haritası çizilirse senin sorduğun soruları konuşur olmayız. Öncelikle bu yol haritasının beraberce, herkesin tatmin oacağı şekilde çizilmesi lazım.

Dr. Rüştü Nuran ‘ın bir sunumunu izledim. Formula 1’de yarış sırasında bakım için cebe girdiğinde eskiden 12-16 saniyede çıkınca herkes ayakta alkışlarken şimdi süre 1,5 saniyeye indi. Basketbolda da bunu uygulamak mümkün. Dolayısıyla günü yakalamamız şart.

Biz ana resmi günümüzün şartlarına göre yeniden şekillendirmezsek, eskiden yaptığımız gibi yama yaparsak, bu sorunlar birkaç sene sonra tekrar karşımıza tekrar çıkacak. Temeli doğru kurgulamamız lazım.

Kulüplerimizi hukuksal ve finansal açıdan sağlamlaştırmamız lazım.

2.  Yeni “altın” neslin basketbol sistemimize entegrasyonunda hangi evreler olmalı?

Bu nesli yönetecek antrenör ve idarecilerin öncelikle bu nesle ait düşünce-inanç kalıplarını anlaması gerektiğini düşünüyorum.

Özellikle 1991 doğumlarla başlayan ve 2000 doğumlularla takip eden yeni bir jenerasyon geldi. Ve çevresel şartlardan dolayı düşünce ve inanç kalıpları oldukça farklı. Jenerasyonlar arasındaki terminoloji oldukça farklı, iletişimde çatışma yaşanmaması için o yeni jenerasyon terminolojisine vakıf olmamız lazım.

3.  Süper Ligdeki yabancı sayısı ve uygulaması nasıl olmalı?

Hem Avrupa kupalarında yarışan kulüplerin etik rekabet şanslarını, hem de yeni nesildeki yetenekleri düşünerek bu kuralla ilgili karar verilmeli.

Bana göre sahada 1 Türk oyuncunun olduğu sisteme geçilmeli. Benim inancım şöyle yetişecek oyuncu mutlaka kendini sistemin içine sokar.

Yol haritası o kadar sağlam olmalı ki; antrenörlerin ve yöneticilerin çalışırken yaşadıkları yakın gelecek kaygı unsuru ortadan kaldırılmalı. Çalışanların mutlaka güvenceleri olmalı. Kulüplerde vizyoner hedefleri ile antrenörler yönlendirilmeli.

Bir alt yapı antrenörünün gelecek senesi ile ilgli kaygı yaşamaması lazım. Sistem böyle kalırsa, ne altın nesiller ne de platinium nesiller yetişir. Sürdürebilir yapılanmanın mutlaka oluşturulması lazım. Bunu yapacak çok değerli insanlarımız var.

4.  Geliştirme Liginin olmalı mı? Nasıl? Kulüp organizasyonlarında Bireysel Gelişim Antrenörü olmalı mı?

Gelişim ligi çok tartışıldı ve farklı şekillerde de denendi. Bu organizasyonun kulüplere mali bir yük getirecektir. Bu organizasyonun bütçesinin mutlaka belirlenmesi lazım, sonra da üzerine konuşulması gerekir. Federasyonun kulüplere sağladığı önemli miktarlarda gelirler var. Bu gelirlerin dağılımına baktığınız zaman alt yapıya yatırım yapanlarla yapmayanlar arasında bir fark olmuyor. Eşit gelir alıyorlar. O zaman ben niye alt yapıya yatırım yapayım. Benim alt yapıya harcadığım miktarı öteki kulüp yabancı oyuncu için kullanınca etik olmayan rekabet başlıyor. Bu sebeple büyük resme geri dönüyoruz, ana tabloda ki resmi netleştirmeden detaylara odaklanmak yanlış. Finansal denetleme şart.

TBL bu tarz oyuncuların gelişmesi için kullanılabilir. Yaşayan bir ligi hem daha kaliteli hale getirmeye hem de oyuncu yetiştirmeye elverişli hale getirmeye çalışabiliriz.

Bireysel Gelişim antrenörü kesinlikle her kulüpte olmalı. Tofaş’ta çalışırken bir dönem bu konuda Amerikalı antrenörlerden yararlanmıştık, faydasını gördük. Ayrıca Bireysel Gelişim antrenörününe ilaveten, mental gelişimi sağlayacak bir koç, diyetisyen gibi yardımcı kadronun da olması şart.

5. Türkiye’de çalışmak isteyen yabancı antrenöre belirli kriterler getirilmeli mi? Bench’teki teknik ve idari kadroda kaç yabancı olmalı?

Ligimizde minimum 6 kulübün bu tip stratejik kararları almak için yeterli yönetim kalitesi var. Hedefleri, bütçeleri ile doğru orantılı olarak kulüpler bu konuda karar almalı. Tabii ki yabancı antrenörlerde kriterler aranmalı.

6. Basketbolumuzun önemli unsurlarından hakemlerin gelişmesi ve yeni jenerasyonların yetişmesi için ne gibi önerileriniz olur? 

Hakem konusu hakkında fikir sahibi olabilmek için bunun alt yapısı ile ilgili bilgiye de sahip olmamız lazım. 1992 ‘de Turgay Demirel federasyonu göreve geldiğinde en radikal değişimler hakem organizasyonunda olmuştu. Yine o dönem işin içinde olduğu için net söyleyebiliyorum; finansal zorluklar üst seviyedeydi. Kurulan Türkiye Basketbol Geliştirme Vakıf sayesinde finansal zorluklar aşıldı. O dönemden bugüne hiçbir hakem arkadaşımızın zerre kadar kötü niyetli yaklaşımına şahit olmadım. Yine başta konuştuğumuz gibi o gün yapılan değişiklikler 10 seneyi taşıdı. Şimdi yine bir dokunuş gerekli.

Mevcut MHK son 3 sene içerisinde çok kaliteli hamleler yaptı, sonuçlarını yakında göreceğiz. Bunlardan biri de Pamukkale Üniversitesi ile yapılan eğitim anlaşması.

Önemli bir konu da hakemliğin cazip hale getirilmesi. Bu cazibeyi oluşturacak da mevcut yönetimdir. Belki bir iletişim firması ile iş birliği yapılarak bu konuda “ 12 Dev Adam “ modeli hakemlik için de yaratılabilir.

Coşkun Teziç’ten özel yorum:  Etik Rekabet

Bu işin içerisinde ETİK REKABET olmalı. Tüm paydaşlar buna uymalı.

Bir kulüp oyuncu sözleşmelerinde tüm yükümlülüklerini yerine getiriyorken, başka bir kulüp bir takım sebeplerden dolayı bu yükümlülükleri yerine getirmeden (oyuncu maaşlarını ödememek, geç ödemek gibi) aynı kulvarda yarışıyorlar. Bu nasıl bir Etik Rekabet olabilir ki? Biri olan parayı kuruşu kuruşuna hesaplayarak harcıyor, diğeri olamayan parayı istediği ölçüde harcıyor.

Şu an bunlara göz yumuluyor.  Avrupa’nın en iyi ligiyiz diyoruz, ama FIBA’da yerden tavana kadar kulüplerimizin dava dosyaları bulunuyor. Bu şartlarda nasıl iyi bir lig olmaktan bahsedebiliriz?  Benim bildiğim iki kulüp var; alacaklıları sırada ama yükümlülüklerini yerine getiren kulüplerle aynı ligde rekabet ediyor. Bunların hepsinin sisteme oturtulması lazım.

Bunun yanında Tahkim Kurulu konumuz da var. Bir kurul düşün ki 26 branş ile ilgili detaylı karar verebiliyor. Olacak şey değil. Basketbolun kendi özel tahkim kurulu olması lazım. Bağımsız ve hukuki temellere dayandırılmış şekilde. İş dönüp dolaşıp spor içindeki siyasete geliyor. Spor siyasetler üzeri bir oluşumdur.

Hazırlayanlar:

Murat Özyer

Ali Emre Mazlumoğlu

Destek Verenler:

www.medyascope.tv

www.basketfaul.com

www.basketdergisi.com

 

Bunlar da ilginizi çekebilir: