Medyascope.tv

Suriyeli Devrimciler Cephesi komutanı Maruf: “Özgür Suriye Ordusu, El Nusra’nın sultası altında”

Barış görüşmelerinin hızlandığı günümüzde, Fransız Le Monde gazetesinde yayınlanan Suriyeli Devrimciler Cephesi komutanı Cemal Maruf söyleşisi, Suriye’de savaşan taraflara ait yeni bilgiler veriyor. 15 Mart 2016’da Benjamin Barthe imzasıyla yayınlanan ve Türkçe’ye Haldun Bayrı’nın çevirdiği röportajın orijinalini bu linkten okuyabilirsiniz.

Cemal Maruf: “Özgür Suriye Ordusu, El Nusra’nın sultası altında”

Suriye muhalefetinin içinde Cemal Maruf’un ismi bütünüyle zıt yorumlara neden oluyor. Bazıları, ılımlı bir isyancı tugayı olan Suriyeli Devrimciler Cephesi’ne (SDC) komuta eden bu eski inşaat işçisine, IŞİD cihadcılarının Ocak 2014’te İdlib, Hama ve Halep vilayetlerinden atıldığı “İkinci Suriye Devrimi”ne en çok emek verenlerden olduğu için müteşekkir.

Başkaları ise, bir süreliğine Suudi Arabistan’ın ve ABD’nin gözdesi olmuş olan 41 yaşındaki bu komutanı, denetimi altındaki bölgelerde zulüm uygulayarak devrimin görüntüsünü kirlettiği ve onun silahlı kolu Özgür Suriye Ordusu’nu (ÖSO) zayıflattığı için yerin dibine batırıyor. Kendisine bağlı birliklerin El Kaide’nin Suriye kolu El Nusra Cephesi tarafından 2014 sonbaharında ezilmesi akabinde Türkiye’ye zorunlu sürgününden beri, Cemal Maruf sessizliğini neredeyse hiç bozmamıştı. Le Monde, Ocak ayında, şu an yaşadığı Türkiye’nin güneyindeki bir şehirde görüştü onunla.

Devrim sizin için bitti mi? Yoksa savaş meydanına dönme niyetiniz var mı?

Maruf: Ben devrimin evladıyım ve onu bırakmadım. Sahadan uzak da olsam, aklım fikrim hep orada. Birliklerim isim değiştirdiler, ama hâlâ sahada dövüşüyorlar. Bilhassa güneydeki Dera bölgesindeler. [Mart başında, bu bölgedeki SDC komutanı Ebu Hamza el Nueymi bombalı bir suikastla öldürüldü.]

Maluf

Fotoğraf: Cemal Maruf, 16 Haziran 2013’te İdlib kırsalında. / DANIEL LEAL-OLIVAS / AFP  

Söylentilere göre Suriye Demokratik Güçleri’ne [PYD’deki Kürtler tarafından yönlendirilip Arap aşiretlerinin desteğini alan ve Suriye’nin kuzeydoğusunda IŞİD’e karşı savaşan bir askerî ittifak] katılmışsınız. Doğru mu bu?

Maruf: Suriye Demokratik Güçleri’yle işbirliği içinde değilim. Bazı kaynakların ileri sürdüğü gibi Kobani’deki çatışmalara katılmadım. Sadece adamlarımın bazıları Halep’in kuzeyindeki Afrin kantonunda Kürtlerin koruması altına girdiler. Fakat daima aynı hedefi gözetiyorum: Suriye’yi Esad diktatörlüğünden ve El Kaide’den kurtarmak ve ülkeme bütün bileşenleriyle istikrarı geri getirmek. Bizim sorunumuz Alevilerle değil; rejimin adamları ve onların tetikçileriyle.

Suriye’ye neden dönmüyorsunuz ?

Maruf: Çok fazla düşmanım var orada. Bugün Suriye’de kim kimle beraber, bilinmiyor. IŞİD ve Nusra tarafından yürütülen karşı-devrim işleri karıştırdı. Özgür Suriye Ordusu aşırı zayıf. Sahaya dönmeden önce daha fazla desteğe ihtiyacım var.

Bu duruma bizzat siz de katkıda bulunmadınız mı? Şantajla, petrol kaçakçılığıyla, hatta bizzat isyancılar içindeki muhaliflerinizi ortadan kaldırmış olmakla suçlandınız.

Maruf: Bu suçlamalar hiçbir kanıta dayanmıyor. Banka hesabım yok, kendime ait bir dairem bile yok, ne burada ne Suriye’de. Türk hükûmeti barındırıp besliyor beni ve tüm harcamalarımı karşılıyor. Yolsuzluk yaptığımı düşünen varsa şikâyette bulunur ve bir mahkeme önünde kendimi savunurum. Nusra tarafından ileri sürülen cinayet ithamlarına gelince [cihadcılar, Maruf’un İdlib vilayetindeki genel karargâhında, bir kuyudan cesetler çıkarırken kendilerini filme çekmişlerdi], beni karalama stratejisinin bir parçası bu. İnsanları kuyulara atanlar onlar. Katletmekle suçlandığım o ölülerin akrabaları nerede?

Size bir süre silah ve mali kaynak sağlamış olan Suudi Arabistan ve ABD ile bağlantılarınızı muhafaza ettiniz mi?

Maruf: Müşterek Operasyon Merkezi (MOM, Amerikan gizli servisinin himayesinde isyancılara destek için Türkiye’de kurulan merkez) Türkiye’ye kaçtığım gün tüm desteğini kesti. O zamandan beri Amerikalılar ve Suudilerle temasım olmadı. Nusra tarafından kuşatıldığımı biliyorlardı. MOM’u aradım ve GPS koordinatlarını vererek Nusra mevzilerinin bombardımana tutulmasını istedim. Ama harekete geçmediler. Sadece Türkiye, sınırını açarak kaçışımı kolaylaştırdı.

MOM’dan ne tipte destekler alıyordunuz?

Maruf: Esasen mali bir destek bu. 2014 yılının Temmuz ayından Ekim ayına kadar her ay 250 bin dolar aldık; bu para 4500 savaşçıya dağıtılıyordu; yani adam başı 50 dolar. Askerî destek daha da zayıf. Esas olarak mermi sağlıyorlardı bize. Büyük bölümüne rejimin depolarında el koymuş olduğumuz silahlarımız vardı. Tek bir tanksavar füze (TOW) teslimatı aldık [CIA’in rızasıyla Suudi Arabistan’dan geldi]. On adet vardı. IŞİD’e karşı Ocak 2014’teki taarruz, en ufak bir uluslararası destek olmadan yürütüldü. Bizim o dönemde yaptığımızı tek bir ÖSO tugayı bile tekrarlayamadı. Zira bugün, ÖSO El Nusra’nın sultası altında.

Ne demek istiyorsunuz?

Maruf: ÖSO’nun bugünkü başları, kendilerine gönderilen insanî ve askerî yardımın bir kısmına el koyan El Nusra’yla uyuşmaya mecburlar. Nusra’nın liderleri onlara TOW füzeleri bırakıyorlar, çünkü aptal değiller. Bunlara el koyarlarsa teslimatın derhal kesileceğini biliyorlar. Rejimin tanklarını imha etmek için de bu füzelere ihtiyaçları var. Kabaca, Nusra ÖSO’ya bunları nasıl kullanacağını söylüyor. ÖSO’nun Fares Bayuş ve Ahmed Es Suud [Maaret El Numan’daki üslerine kısa süre önce Nusra tarafından el konan “13. Tümen”in komutanı] gibi başlıca komutanları seslerini kısmak zorunda kaldılar. ÖSO korkunç bir biçimde engellenmiş vaziyette, ama hiç yoktan iyidir.

ÖSO’yu ve devrimi kurtarmak için ne yapmak gerek?

Maruf: Batı’nın bir silkinmesine ihtiyacımız var; güçlü bir tavra girmesine… ÖSO bütün Suriye için bir projesi olan tek silahlı güç. El Nusra’nın projesi İslamcı; rejiminki ise Alevi. Kürtler Batı’yla ittifak yapmak istiyorlar, ama bütün araziyi denetim altına almaktan âcizler. Sadece ÖSO’nun toplumdaki tüm bileşenlerin kabul edebileceği bir projesi var.
FransizKultur

Bunlar da ilginizi çekebilir: