Medyascope.tv

George Soros: Brexit’ten sonra AB’nin dağılması kaçınılmaz

Brexit’ten sonra AB’nin dağılması kaçınılmaz

George Soros

Project Syndicate – 25 Haziran 2016 / Çeviri: Deniz Baran

İngiltere’nin Avrupa Birliği ile mümkün olabilecek en iyi anlaşmalara sahip olduğuna inanıyorum; Euro’ya entegre olmadan ortak pazarın üyesi olmak, birçok diğer AB kuralından muaf kalmak… Fakat bunlar, İngiltere’yi ayrılma yönünde seçim yapmaktan alıkoyamadı. Neden?

Cevap, “Brexit” referandumuna giden yolda yapılan anketlerde görülebildi. Avrupa’nın göçmen krizi ve Brexit tartışmaları birbirini besledi. “Ayrılma” taraftarı kampanya, diğer AB üyesi ülkelerdeki “kontrol dışı” göçmenlere dair korkuyu canlandırmak için kötüye giden (Calais’deki kampta bulunan ve iltica talep eden, İngiltere’ye giremeyen binlerce göçmenin yarattığı korkutucu imajla sembolize edilen) mülteci meselesinden  faydalandı. Ve Avrupalı yetkililer, İngiltere’deki referanduma olumsuz etki yapmaması için mülteci politikasına dair kritik kararlar almaktan, dolayısıyla Calais’deki gibi kaos sahnelerinin tekrarlanmasından kaçındılar.

Sorso_Brexit

86 yaşında olan George Soros, Açık Toplum Enstitüsünün kurucusu. Soros kendi kurduğu uluslararası yatırım fonu sayesinde zenginleşirken servetinin bir kısmını Açık Toplum Enstitüsü’ne ayırıyor.

Alman Şansölyesi Angela Merkel’in, ülkesinin kapılarını mültecilere sonuna kadar açma kararı ilham verici bir jestti ancak üzerine iyi düşünülmemişti çünkü yan etkileri hesaba katmamıştı. Mülteci olmak isteyenlerin ani akını AB’nin dört bir tarafında yaşayan insanların günlük yaşamlarını akamete uğrattı.

Dahası, yeterli kontrolün olmaması panik yarattı ve herkese tesir etti: Yerel nüfusa, kamu güvenliğinden sorumlu yetkililere ve bizatihi mültecilere. Bu durum ayrıca yabancı karşıtı, anti-Avrupacı partilerin hızlı yükselişine yol açtı (ayrılma kampanyasına öncülük eden UKIP gibi) çünkü ulusal hükümetler ve Avrupa kurumları kiriz yönetme yetkinliğine sahip oldukları görüntüsünü vermedi.

Şimdi herkesin korktuğu felaket senaryosu gerçekleşti, AB’nin dağılması pratik olarak kaçınılmaz. Nihayetinde İngiltere, AB’den ayrılarak diğer ülkelere nazaran daha varlıklı olabilir ya da olamayabilir ama İngiltere ekonomisi ve halkı kısa ile orta vadede ciddi ölçüde cefa çekmeyi göğüslüyor. Seçimden hemen sonra Pound son 30 yıldan fazla süredir gördüğü en düşük seviyeye geriledi ve AB’den siyasi ve ekonomik olarak ayrılma sürecinin uzun, karmaşık müzakereleri sırasında dünya finans pazarları da muhtemelen karmaşa içinde kalacak. Reel ekonominin sonuçları sadece 2007-2008 finans krizi ile kıyaslanabilir olacak.

Süreç ileriye dair belirsizlikle ve politik risklerle dolu çünkü riskte olan şey, hiçbir zaman sadece İngiltere’nin gerçek yahut hayali avantajı değildi fakat Avrupa projesinin yaşamını sürdürmesi meselesiydi. Brexit, Birlik içerisindeki diğer anti-Avrupacı kuvvetler için baraj kapaklarını açacak. Nitekim referandum sonucu duyurulur duyurulmaz Hollandalı popülist Geert Wilders “Nexit”i öne sürerken Fransa’da Ulusal Cephe “Frexit” çağrısı yaptı.

Dahası, Birleşik Krallığın kendisi de hayatta kalamayabilir. Ezici bir çoğunlukla AB’de kalma yönünde oy veren İskoçya’nın bağımsızlığını kazanmak için bir başka girişimde bulunması beklenebilir. Ayrıca, seçmenlerin kalma yönünde oy kullandığı Kuzey İrlanda’daki bazı yetkililer de şimdiden İrlanda Cumhuriyeti ile birleşme yönünde çağrılar yapmış durumdalar.

AB’nin Brexit’e yanıtı da bir diğer tehlikeyi arz edebileceğini iyi gösterdi. Diğer üye devletleri bu hamleyi taklit etme konusunda caydırmaya istekli Avrupalı liderler, İngiltere’ye belli şartları önerme modunda olmayabilir. Özellikle, ayrılığın doğuracağı acıyı azaltacak olan Avrupa ortak pazarına dahil olma meselesinde. İngilizlerin yarısının AB ile ticaret yaptığına dair oran hesaba katılırsa, ihracatçıların üzerindeki etki yıkıcı olabilir. Ve ilerleyen yıllarda, operasyon yerlerini değiştiren finans kurumları ile Euro bölgesine yapılan eleman alımını düşündüğümüzde Londra konut piyasası acı çekmekten kaçamayacak.

Fakat Avrupa üzerindeki zararlar çok daha kötü olabilir. Üye devletler arasındaki gerilimler kırılma noktasına ulaştı, sadece mülteciler sebebiyle değil fakat Euro bölgesindeki kreditör ve borç alan ülkeler arasındaki istisnai gerilimlerin de sonucu bu durum. Aynı zamanda Fransa ve Almanya’da zayıflamış olan liderler doğrudan iç sorunlara odaklanmış durumdalar. İtalya’da Brexit referandumu sonrası borsanın yaşadığı yüzde 10’luk düşüş, ülkenin tamamıyla bir bankacılık krizine girebileceğinin sinyalini açıkça veriyor. Ki bu durum popülist Beş Yıldız Hareketi’ni ortaya çıkarmış ve Hareke henüz Roma’daki belediye seçimlerini kazanmıştı.

Bu alametlerin hiçbiri; hakiki bir bankalar birliği, limitli bir mali birlik ve çok daha güçlü demokratik hesap verebilirlik mekanizması içermek zorunda olan; Euro bölgesinde yapılacak bir ciddi reform programı için iyi değil. Ve zaman Avrupa’nın lehine işlemiyor; Rusya ve Türkiye gibi (ikisi de anlaşmazlıkları avantaja çeviriyor) dış baskılar, Avrupa’nın politik çatışmalarını yoğunlaştırıyor.

Bugün hangi noktada olduğumuzun resmi budur. İngiltere de dahil olmak üzere tüm Avrupa, korunmaları için AB’nin kurulduğu ortak pazar ve ortak değerlerin kaybının acısını çekecek. Ancak AB gerçekten de yıkıldı ve kendi vatandaşlarının ihtiyaç ve arzularına cevap vermeyi kesti. Bu da Avrupa’yı, AB hiç var olmasaydı varacağı noktadan daha kötü bir duruma sokacak, düzensiz bir dağılma sürecine götürecek.

Fakat pes etmemek zorundayız. İtiraf etmek gerekirse AB defolu bir yapı. Brexit sonrasında, AB’nin idame etmesi tasarlanan değerlere ve ilkelere inanan bizler, bu yapıyı tamamıyla baştan kurmak suretiyle bir araya gelmeliyiz. İnanıyorum ki önümüzdeki haftalar ve aylarda Brexit’in sonuçları ortaya çıktıkça daha ve daha fazla insan bizlere katılacak.

Bunlar da ilginizi çekebilir: