Medyascope.tv

Çağdaş Ulus ile röportaj: TSK’da Casusluk Davasından Kumpas Davasına

Hazırlayanlar: Recep Berber & Mesut Uçak

Kamuoyunda askeri casusluk davası olarak bilinen dava nasıl başladı? Topluma nasıl yansıdı?

2010 yılında İzmir merkezli başlatılan bir operasyondu. 2010 yılında soruşturma savcılığının emriyle polisler harekete geçtiler. Kendi çaplarında dijital, teknik ve fiziki takip etmeye başladılar. Askerler, muvazzaflar, hayat kadınları, birtakım insanlar hep takipteydiler. Yani bunlar bilinmiyordu. Taki 2012 yılına kadar. 2 yıl boyunca bu askerler bu şekilde izlendiler. Adım adım izlendiler. 2 yılın sonunda operasyonun düğmesine basıldı.

1

2012 yılında yapılan baskınlar, ev baskınlarıyla muvazzaf askerler de dahil olmak üzere toplam 357 kişi gözaltına alındı. Bunlardan 49’u muvazzaftı ve haklarında da sözde terör örgütüne üye olmak, askeri gizli bilgi ve belgeleri TSK içerisinden alıp örgüte kazandırmak, örgütünde bu bilgileri alıp Türkiye’nin aleyhinde birtakım işler yaptığı, yapmasıyla suçlandılar bu askerler. Ama aslında olay hiç de öyle değildi çünkü gizli bilgi ve belge olarak bahsedilen şeylerin birçoğu askerlerin Harp Akademisi’nde öğretim aldıkları dönemden kalan şeylerdi, eğitim dökümanlarıydı. Normalde, TSK içerisindeki bütün belgelere gizli damgası vurulur, tabi bunlar da askeriyeden çıkan belgeler oldukları için ders notları olsun gizli belgeler olarak TSK’nın yapısı gereğince o damga vurulmuştu. Ama bunlar göz ardı edildi. Normalde şey denmesi gerekiyordu, kardeşim bunlar gizli belgeler değil, bunlar sıradan ders notlar. Bütün kitapçılarda bile bulunabilecek bilgiler. Bu nedenle bunlar gizli bilgi ve belge kabul edilemez, denilmesi gerekiyordu. Ama komployu kuran kişiler polisinden tutun savcısından tutun hakiminden tutun hepsi zincirleme olarak bunları görmezden geldiler ve iddianamelerini, önce polisler fezlekelerini, savcı da iddianamesini bu şekilde hazırladı. Genel de müebbet hapisle yargılandı birçok asker. Bir kısmı sadece gizli bilgi – belge bulundurmaktan yargılandı ama öyle insanlar vardı müebbet hapisle yargılandılar. Bir kısmı görevden atıldı, bir kısmı yurt dışına kaçmak zorunda kaldı. Donanma komutanı Veysel Köse’de mesela 5 gün tutuklu kaldı. İtiraz üzerinde serbest bırakıldı ama o dönemde terfi alamadı kendisi. Terfi alması gerekirken normal görevine devam edemedi. Beraat kararı çıktıktan kısa bir süre sonra, yani yaklaşık geçen sene Ağustos’taki YAŞ kararlarında, Yüksek Askeri Şura kararlarında terfi alabildi kendisi. Yani 2012 yılından 2015 yılına kadar 3 yıl boyunca Veysel Köse’de terfi alamadı. Onun gibi de sayısız tutuklu muvazzaf askerden bahsediyoruz. Maaşlarında kesinti yapıldı birçoğunun, birçoğu işten ayrılmak zorunda kaldı, atıldılar TSK’dan. Hala işe dönüş davaları süren insanlar var. Muvazzaflar içinde memur olarak çalışan kişiler var. Onlar da uzun yıllar hapis yattılar. Şimdi çıktılar, görevlerine döndüler ama kendileri bir nevi sakıncalı olarak adlandırıldıkları için görev yaptıkları yer içerisinde boş bir odaya konuluyorlar. Telefon yok, bilgisayar yok, hiçbir şey yok. Ama,  görevine devam et, deniyor bu insanlara. Bu insanları aslında sakıncalı olarak kabul ediyorlar ve görev yapmasına izin vermiyorlar.

2

Askeri Casusluk Davası’nda bazı deliller Balyoz Harekat Planı davasına delil oluşturdu. Davaların birleştirilmesindeki amaç neydi?

Cemaat ve cemaatle işbirliği yapan kesimler diyeyim ben size. Yurtdışı kaynaklı olabilir, yurtiçi kaynaklı olabilir, ABD destekli olabilir, hükümet destekli olabilir. Cemaatin yapmış olduğu operasyonlara birileri göz yumdular ve göz yummadan ziyade operasyonların yapılması için önlerini açtılar. Bu operasyonlar sırasında gizli bilgi – belgeler bulundu. Amaç zaten bütün askerlerin tasfiye edilmesiydi. Kendileri gibi düşünmeyen,  kendileri gibi hareket etmeyen, o hiyerarşiye girmeyen kişileri elemek, kendi adamlarını onların yerine çekmekti aslında amaç. Bunda da başarılı oldular. Bir kısmını Askeri Casusluk Davası kapsamında gözaltına alıp tutuklatırken polisler, savcılar, hakimler; bir kısmını da buradan kurtulursa diğer davalardan kurtulmasın diye Balyoz’a da bulaştırdılar, Askeri Casusluk Davası’na da bulaştırdılar. Bu şekilde kendi hazırlamış oldukları belgeleri, Balyoz planını mesela Askeri Casusluk Davası’ndan yargılanan bir kişinin evinde de bulduklarını iddia ettiler. Bu kişiyi hem Balyoz sanığı yapmış oldular, hem de aynı zamanda gizli bilgi – belge bulundurdu, bir takım kişilere kazandırdı diye Askeri Casusluk Davasına, gizli bilgi – belge bulundurma davasına da monte ettiler. Bu kişiyi iki yerde birden yargıladılar. Amaç, az önce de dediğim gibi, eğer Balyoz’dan kurtulursa Askeri Casusluk’tan ceza alsın ve hayatı kararsın, bir daha TSK’da görev yapmasın, ya da Askeri Casusluk Davası’nda ceza almazsa Balyoz Davası’nda ceza alıp hayatı kararsındı. Amaç buydu aslında. Askeriyedeki kendilerine karşı olan kişileri tasfiye etmek, kendi, ben onları militan olarak adlandırıyorum, kendi militanlarını hiyerarşik kadroya dahil etmekti, TSK’yı tamamen ele geçirmekti. Amaç aslında buydu.

3

Geçtiğimiz günlerde mesela bir operasyon yapıldı, kumpas operasyonu kapsamında TSK’da görevli birkaç rütbeli asker gözaltına alındı. Bir tanesi de firari diye biliyorum. Bu kişilerin o dönem önemli görevlerde olduğunu biliyoruz. Mesela şuanda firari olan sanıklardan bir tanesinin bütün TSK’nın arşivlerinden sorumlu bir görevde olduğunu biliyoruz. Yani cemaatten bahsettiğimiz için o belgeler acaba o kişi tarafından birilerine verildi mi, dış güçlere teslim edildi mi ya da cemaatin, örgüt olarak adlandırılıyor ve bu ülkede haklarında dava açıldı biliyorsunuz, cemaat adına bu belgeler yurtdışına kaçırıldı mı yada birilerine teslim edildi mi diye düşünüyoruz.

4

Bahsettiğim gibi Kumpas operasyonu kapsamında gözaltına alınan ve hakkında yakalama kararı çıkarılan kişilerin cemaatle bağlantılı olduğu iddiası var zaten. Bu iddia eğer ispatlanırsa bu belgeler, dökümanlar aslında onlar tarafından bir şekilde birilerine teslim edildi ve kumpas da bunlar tarafından aslında kuruldu diye bir iddianame hazırlanacak. İddianame de kumpası kuranlar gerçek sanık olarak o sandalyelerde oturmaya başlayacaklar.

Bu davada ilk kez muvazzaf askerler sivil yargı karşısında yargılandı? Bunun hukuk  açısından önemi nedir?

Normal de bildiğimiz gibi TSK’da görevli askerlerin, askeri mahkeme de yargılanması gerekir. Yani herhangi bir suç işlediği takdirde bir asker, askeri mahkeme de yargılanır, sivil mahkemelerde yargılanmaz. İlker Başbuğ gibi insanlarda, Genelkurmay Başkanlığı yapmış kişilerde Yüce Divan’da yargılanır. Ama bütün bunları çiğnediler. Yüce Divan yerine İlker Başbuğ’u getirip normal sivil mahkeme de yargıladılar, DGM’de yargıladılar, özel yetkili mahkeme de. O şekilde tutuklayıp cezaevine gönderdiler. Tıpkı 49 muvazzaf asker gibi. İzmir  Askeri Casusluk Davası’nda askeri mahkeme de yargılanması gereken bu askerler sivil mahkeme de yargılandı. Usul hatası olarak biz bunları adlandırıyoruz, kural hatası diyoruz biz bunlara ama bilinçli yapılmış şeylerdi bunlar. Mahkeme de zaten bunu gördü. Hem İzmir Askeri Casusluk Davası’nda hem de Ergenekon’da. İlker Başbuğ için Yargıtay şöyle bir şey söyledi, Ergenekon kararını bozarken, yerel mahkemenin vermiş olduğu o müebbet kararını bozarken. Yargıtay, İlker Başbuğ, Yüce Divan’da yargılanmalı dedi. Tıpkı İzmir Askeri Casusluk Davası’nda verilen beraat kararları gibi. Orda da yerel mahkeme şunu söyledi, bu insanlar normalde askeri mahkeme de yargılanmalıydı, zaten haklarındaki deliller de göz önünde bulundurulduğunda komplo ortada. Bu nedenle beraat kararı veriyoruz, deyip, davayı bu şekilde sonuçlandırdılar.

5

Ergenekon gibi önemli davalarda delil yaratma gibi bir durum söz konusu oldu. Bu dava için de delil yaratma durumu söz konusu mu ?

Delil yaratma durumu zaten mahkeme tarafından da dile getirildi, beraat kararı veren yerel mahkeme tarafından da dile getirildi. İki örnekten bahsedelim. Bunların en çarpıcısından bahsedeyim ben size. Davanın bir numaralı sanığı, üniversite öğrencisi Narin Korkmaz’dı. Narin Korkmaz’ın askerlerle yakın arkadaşlığı, davanın farklı bir yöne kaymasına neden oldu. Cemaatte zaten buradan bu davayı yönetti. Genelde Narin Korkmaz üzerinden haberler yapıldı, haberler servis edildi, fotoğraflar servis edildi. Narin Korkmaz’ın askerler ile birlikte olup, askerlerden aldığı bilgi ve belgeleri örgüte kazandırdığı iddiası vardı. Narin Korkmaz’da bu yüzden müebbetle yargılanıyordu zaten. Narin Korkmaz, Denizli’de öğretim gördüğü dönemde İzmir’deki evine, babasının evine baskın yapılıyor polisler tarafından. Orada ki çarpıcı anı ben size anlatayım. Polisler ev aramasına gidiyorlar, ellerinde kameralar. Klasik evde yapılan aramalar çekiliyor kameralarla. O sırada polis kamerasına bir polis memuru takılıyor. Polis memurunun elinde siyah bir poşet, siyah poşetle birlikte alt kattan üst kata çıkıyor polis memuru, 57. Saniyede. Daha sonra, yukarıya çıktıktan kısa bir süre sonra bu polis memuru aşağıya iniyor. Yine kameralara takılıyor ama bu defa elinde siyah poşet yok. Ve kısa bir süre sonra yukarıya çıkılıyor. O polis memuru ve arkadaşları buzdolabının üstünde bir siyah poşet bulduklarını, bu poşetin içerisinde hard disk olduğunu, bunun delil olabileceğini belirtip o hard diske el koyuyorlar. Daha sonra o hard diskin içindeki dökümanlar davaya delil oluyor. Narin Korkmaz ve Narin Korkmaz ile irtibatta olan birçok kişi bu davada sanık olarak yer alıyor. O hard diskin içerisinde ne vardı mesela? Hard diskin içinde TSK’nın gizli planları, TSK’nın harp planları, TSK’nın gizli dökümanlarının bir kısmı vardı. Kendileri hard diske yerleştirdikleri için bu dökümanları, Narin Korkmaz üzerinden, Narin Korkmaz askerler ile arkadaşlık kurarak bu belgeleri, bilgileri aldı, örgütüne teslim etti diye lanse edip Narin Korkmaz’ı bu şekilde zaten yargılıyorlar. Ama aslında yargılamanın şu şekilde yapılması gerekiyor şuan da yapılan Kumpas Davası’nda, kumpas kuranların yargılandığı davada. Bu kişilerin bu hard diskleri oluşturdukları, gizli bilgi ve belgeleri aslında onların asker içinden çaldıkları, askeriyeden çaldıkları harp zamanında kullanılacak taktikler olsun, gizli bilgiler olsun, aslında bunların çalındıktan sonra kimlere verildiğine dair, bu belgelerin bu hard diske yerleştirildiğine dair, bu sadece olan şey değil, hard diskin oraya konulması, Narin Korkmaz’a komplo kurulması değil. Bu ayrı bir yargılama olabilir ama asıl yargılama o gizli bilgi ve belgelerin o kişiler tarafından çıkarılmış olabileceği TSK içerisinden ve o belgelerin o hard disk içerisine yerleştirilmiş olabileceği. İki ayrı davadan bahsediyorum ben. Aslında mağdur tarafın yargılandığı gizli bilgi ve belgeden, mağduriyeti yaşatan, komployu kuran kişilerin yargılanması gerekiyor. Muhtemelen de bununla ilgili operasyon yapan savcılık iddianamesini bu yönde hazırlayacak ve bu şekilde olaylar terse döndüğü için yargılamalar bu şekilde yapılıp bitirilecek ve bunlarda ciddi cezalar alacaklar diye tahmin ediyorum.