Medyascope.tv

Darbeciler için “İdam Cezası” mümkün mü?

Hazırlayanlar: Semih Sakallı & Oral Orpak

İdam Cezası nasıl uygulandı?

1920’lerden sonra Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Türk siyasi hayatında işlevsel hale gelmesiyle birlikte idam cezaları belli bir prosedür ile yapılmaya başlandı. Normal prosedüre göre mahkemeler idam kararı verdikten sonra karar Yargıtay’a gidiyor ve Yargıtay’ın onay vermesinin ardından karar Meclis’e gönderiliyordu. Meclis kararı onayladığında idam cezası kesinleşiyor ve son olarak da karar uygulanıyordu. Türkiye’de 1984 yılına kadar 700’den fazla idam kararı alındı. Bu cezaların önemli bir bölümü 27 Mayıs 1960 darbesi, 1971 muhtırası, 1980 Askeri darbesi gibi dönemlerde alındı. Alınan bu kararların dışında istiklâl mahkemelerinin aldığı idam kararlarının dahil olmadığını ifade etmek gerekir. 1984 yılından bugüne tam 32 yıldır Türkiye’de idam cezası uygulanmadı. Bu 32 yılın son 14 yılda ise idam cezası Türkiye hukuk sisteminde yer almadı.

İdam cezası nasıl kalktı?

15 Temmuz Darbe Girişimi’nden önce de Türk siyasi hayatında idam cezası yoğun bir şekilde tartışıldı. Bu tartışmalar ağırlıklı olarak 1990’ların sonu ile 2000’lerin başında gerçekleşti. Bu tartışmayı alevlendiren gelişme kuşkusuz Abdullah Öcalan’ın yakalanması ve nasıl cezalandırılacağı meselesiydi. Dönemin 57. Hükümeti olan koalisyon hükümeti (DSP-MHP- ANAP ) için bu konu içinden çıkılması zor bir sorundu. Koalisyon hükümeti ve MHP’nin koalisyon ortaklarından biri olmasına rağmen hükümet Avrupa Birliği ile gelişen ilişkilere paralel olarak idam cezasını kaldırma yönünde önemli adımlar attı. Daha sonraki süreçte yeni bir hükümet ile birlikte yasal düzenlemeler hız kazandı.

57

“Türkiye’nin kurucuları arasında yer aldığı Avrupa Konseyi’nin 1954’de imzaladığı Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nin savaş halleri dışında idamı kaldıran ek protokollerin yürürlüğe girmesini onaylayan bakanlar kurulu kararı 2003’te Tayyip Erdoğan tarafından imzalandı. İdam cezası 2006’da yine Tayyip Erdoğan hükümetinin önerisiyle tamamen kaldırıldı. (…)Türkiye büyük hızla, AB’ye adaylığı yakalayabilmek için reform paketleri çıkarıyordu. İdam cezasının kaldırılması da adaylığın bir koşuluydu ve bu nedenle yerine getirildi”[1]

Ölüm cezası kaldırılmıştır. Hiç kimse bu cezaya çarptırılamaz ve idam edilemez.” Bu ifade Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’nde 6. protokolün “Temel hakların ve özgürlüklerin korunması” ekinde 1. maddesinde geçiyor. Türkiye’deki idam cezasının kaldırılması da bu sözleşme ile gerçekleşti.

 Son zamanlarda idamın gündeme gelmesi

Abdullah Öcalan

Türkiye’de idam konusu açılınca hemen akabinde akıllara Abdullah Öcalan gelir. Bu düşüncenin ağırlık kazanmasının nedeni idam cezasının kaldırılması ve Abdullah Öcalan’ın yargılanması konularının aynı dönemde yaşanmasıydı. Ayrıca seçim mitinglerinde Abdullah Öcalan’ın asılması konusunun bir vaat olarak dillendirilmesi, idam kavramı ile Öcalan’ın ortak anılmasına neden olmasına yol açtı.

Daha sonraki süreçte Ak Parti ile Milliyetçi Hareket Partisi arasındaki tartışmalar idam üzerinden yoğunlaştı.

Özgecan  Aslan olayı

2015 yılında Mersin’de üniversite öğrencisi Özgecan Aslan’ın tecavüz edildikten sonra vahice öldürülüp yakılması olayı Türkiye’de büyük yankı uyandırdı. Toplum vicdanında derin bir yara açan olaydan sonra idam cezası konusu tekrardan gündeme gelmişti.

Dönemin Avrupa Birliği Bakanı ve Başmüzakereci Volkan Bozkır, idam tartışmaları konusunda  “AB Bakanı olarak düşüncemi açıkladım. İdam cezası 2000 yılında kaldırıldı. 2004 yılında da tüm mevzuatımızdan, Anayasamızdan çıkartıldı. AB sürecinin önemli bir unsurudur. AB ilkelerinde uygulanmamaktadır. Ağırlaştırılmış müebbet cezası uygulanmaktadır. Bence idam cezasından daha etkili bir yöntemdir. Buda 36 yıla tekabüldür” dedi.[2]

Darbe Girişimi

15 Temmuz Darbe Girişiminde meydana gelen olaylarla birlikte idam cezası daha çok tartışılmaya başlandı. Darbe girişimi esnasında sivil halkın üzerine askeri araçlardan ateş açılması ile birlikte toplumda öfke dalgası yükseldi. “İdam isteriz” sloganları meydanlarda yankılandı. Bunun üzerine Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan “demokrasilerde halkın talebi dikkate alınır” açıklaması yaptı.

İdamın gelmesi mümkün mü?

Hukuksal açıdan bakıldığında idam cezasının Türkiye’de uygulamaya girmesi zor görünüyor. İdam cezasının önünü açan koşulları ve son dönemde darbeciler için idam cezasının mümkün olup olmadığını uzmanlara sorduk

Siyasetçi ve Avukat Ertuğrul Yalçınbayır

İdam cezasının gelmesi için nasıl bir sürecin işlemesi gerekir?

“Anayasa değişikliği gerekir. Anayasanın değişikliğinden sonra da bunların Ceza Kanunu’na yansıması gerekir.  Anayasal değişikliği olmadan olmaz, bu yaşam hakkıyla ilgili, bu konuda mecliste daha önce kabul edilen değişiklik var. Bu değişikliğin şey yapması lazım. Şüphesiz ki idam konusu eğer değişirse, değişiklik bundan sonra işlenen suçlarla ilgili olur. Değişiklik geçmişe yürümez. Bu ceza hukukunun genel prensibidir. Hukukta şahsilik ve kanunilik prensibi var. Kim ne zaman ne işlerse karşılığında neyi bulacaktır, o ceza kanunundaki kanunilik prensibidir, suçun unsurlarıdır. Eğer onda değişiklikler olursa, değişiklikler geleceğe yönelik olarak işler. Eğer lehe değişiklik varsa geçmişe yürür, aleyhe olan değişiklikler geçmişe yürümez. Bunlar ceza hukukunun genel prensipleridir. Bir de anayasa ile ilgili, anayasanın değiştirilmesi konusunda da yöntem anayasanın 175 ve ilgili maddelerinde belli. (…)”

 Bir defaya mahsus kanunilik ilkesinden vazgeçilebilir mi ?

“Bakın, hukuk devleti böylesine istisnaları bir defaya, iki defaya mahsus olarak kabul eden devlet değildir. Bunu hiçbir dönem yapmamıştır, bütün dünya bunu kınar ve ayrıca bizim üyesi olduğumuz Uluslararası kuruluşlar, AİHM olsun diğer kuruluşlar bunu kabul etmezler, bunlar evrensel kurallardır.”

Prof. İbrahim Kaboğlu

 İdam Cezasının gelmesi mümkün mü ve eğer gelirse darbecilerin idam cezası ile yargılanma ihtimali var mı?

 “Hayır. Türkiye idam cezası, yani ölüm cezası diyelim buna, Türkiye’de yapılan anayasa değişiklikleriyle ve İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi’nde ek 6 ve 13 nolu protokoller ile 2001 ve 2004 yılları arasında idam cezası, yani ölüm cezası, Türk hukuk sisteminden ayıklandı yani çıkarıldı. Bu çok uzun çalışmalar sonucu yapıldı hem ulusal nedenler hem Avrupai nedenlerle ölüm cezası kaldırıldı. Dolayısıyla aradan 15 yıl geçtikten sonra, ölüm cezasının yeninden hukuk sistemine dâhil edilmesi çok zordur, birincisi, anayasal düzlemde bunun yeniden, anayasal değişiklik yapılması gerekiyor zordur.  İkincisi ise Türkiye’nin İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesi düzleminde, yani insan hakları, Avrupa hukuk çerçevesinde kazanımlarını dikkate aldığımız zaman, ölüm cezasının geri getirilmesi bu kazanımlara karşı bu kazanımları zedeleyecek çok ciddi bir geri adım olarak görülür ve Türkiye’nin Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi sisteminin dışına çıkmasına kadar gider.(…)”

Türkiye- Avrupa Birliği ilişkileri idam tartışmalarından nasıl etkilenir?

“Ben şimdi bilinçli olarak AB’ye değinmedim. AB dinamiği, faktörü dediğimiz zaman iki Avrupa’dan bahsetmek gerekir. Bir insan hakları Avrupası, yani İnsan Hakları Avrupa Sözleşmesinin geçerli olduğu Strasbourg bağlamında bir Avrupa Konseyi Avrupası, ikincisi Luxemburg, Brüksel Avrupası Avrupa Birliği. Ben daha çok insan hakları Avrupası açısından baktım ve ona göre yorum yaptım. Avrupa birliği ile Türkiye arasındaki ilişkiler zedelenir. Esasen idam cezasının getirilmesi Türkiye’nin Avrupa Birliğine müzakere sürecine girebilmesi için attığı adımlar arasında yer almaktadır. Yani hem İnsan Hakları Avrupası açısından hem de AB hukuku açısından Türkiye’nin durumu olumsuz durumda etkilenecektir.”

[1] http://www.hurriyet.com.tr/ocalani-neden-idam-etmemistik-hatirlar-misiniz-21911576

[2] http://www.sabah.com.tr/gundem/2015/02/17/idam-cezasi-hangi-ulkelerde-var-turkiyeye-de-gelir-mi-iste-cevabi

 

Bunlar da ilginizi çekebilir: