Medyascope.tv

Nokta Dergisi 22 Şubat 1987 haberi: Askeri okullarda ikinci operasyon

Meslektaşım Can San ile birlikte hazırladığımız ve Nokta Dergisi’nin 28 Aralık 1986 tarihli sayısında çıkan “Orduya sızan dinci grup: Fethullahçılar” haberinden iki ay sonra Hıdır Göktaş yine Nokta’da “Askeri okullarda ikinci operasyon” başlıklı bir haber hazırladı. Kendisi de astsubay kökenli olan Göktaş bu haberinde altı astsubay hazırlama okulundan 100’e yakın öğrencinin Gülen cemaatiyle ilişki oldukları gerekçesiyle atılacaklarını yazmıştı. Nokta’nın kapaktan verdiği bu haberin bugün yaşananları anlamaya katkıda bulunacağı düşüncesiyle yayınlıyoruz.
Ruşen Çakır

Ankara, İstanbul ve Çankırı’daki altı astsubay hazırlama okulunda başlatılan soruşturma sonucu yeni bir Fethullahçı örgütlenme daha ortaya çıkarıldı. Bu ikinci operasyona bağlı olarak 100’e yakın öğrenci okullardan atılıyor.
16 Şubat Pazartesi günü, sayıları yüzü bulan askeri öğrenci kötü bir sürprizle karşılaşacaklar. 16-18 yaşları arasındaki astsubay adayı bu gençlere okullarıyla ilişkilerinin kesildiğini bildirecek. Gerekçe, tümü için aynı olacak: Askeri okullarda Fethullahçılar diye bilinen bir dinci grubun üyesi olarak faaliyet yürütmek…
Yüze yakın askeri öğrencinin kaderini değiştirecek olaylar dizisi, 1986 Ekim ayında bir akşam üzeri başlamıştı. Olay yeri Ankara Elektronik Astsubay Hazırlama Okulu’ydu. İzin kağıdıyla dışarı çıkmak isteyen bir 3. sınıf öğrencisi nizamiye kapısında oturan subayın dikkatini çekmişti. Yapılan inceleme sonucu izin kağıdının başka birine, 1. sınıfta okuyan bir öğrenciye ait olduğu anlaşılınca da hemen soruşturma açılıyordu. 1. sınıf öğrencisi “abi”sinin talimatıyla hareket etmişti. Ve iki öğrenci arasında “abi-kardeş” ilişkisinden de öte bir bağ vardı. Öğrencilerin Nurcu grupların önde gelenlerinden Fethullahçılara bağlı olduğu ve okullarda örgütlü bir faaliyet sürdürdükleri soruşturma sonrası ortaya çıkacak, gerisi de çorap söküğü gibi gelecekti. Ankara, İstanbul ve Çankırı’daki altı ayrı astsubay hazırlama okulunda eldeki ipuçlarından hareketle geniş çaplı soruşturmalar açılıyor, ama araya sömestr tatili giriyor ve cezaların açıklanması gecikiyordu.
İfadeleri alınan öğrenciler tatillerini ailelerinin yanında büyük bir gerilim içinde geçirirken, idari makamlar da cezaları saplamıştı. Nokta’nın edindiği bilgilere göre, askeri okullarda son dönem yaşanan bu ikinci büyük operasyon, dinci grupla ilişkisi saptanan yüze yakın öğrenciye “artık sivilleştikleri” söylenerek sürdürülecekti. Atılması kararlaştırılan öğrencilerin tümü, sorguları sırasında yaptıklarından pişman olmadıklarını belirtmişlerdi. “Oyuna geldik… Bizi kandırdılar…” gibi ifade verenler ise “şimdilik” uyarılıp yakın denetime alınacaklardı.

Birinci operasyon

Kamuoyunda irtica tartışmalarının had safhaya vardığı bir aşamada, Genelkurmay Başkanı Org. Necdet Üruğ tüm birlik komutanlarına şu emri vermişti: “İrtica faaliyetlerine katıldıkları hakkında kesin kanaat uyanan Silahlı Kuvvetler mensupları bildirildiğinden 24 saat sonra acilen ve resmen emekliye çıkarılacaktır.”
Bu emrin ardından ilk soruşturma ve birinci operasyon İstanbul Kuleli, İzmir Maltepe ve Bursa Işıklar Askeri Liselerinde yapılmıştı. Fethullahçıların bu okullarda örgütlü çalışma içinde oldukları saptanmıştı. Anadolu’nun değişik yerlerindeki zeki öğrenciler toplanıp, kendilerine çeşitli cazip olanaklar sunulmuştu. Gençler, evlerde ve dershanelerde iki yönlü eğitimden geçirilmişlerdi. Oldukça zor olan eleme sınavlarına yönelik, yüklü bir fen eğitimi ile dinsel eğitim. Başvuru kaynakları ise Fethullah Gülen’in video ve teyp kasetleri, Said Nursi’nin Nur Risaleleri isimli kitapları ve başta Sızıntı olmak üzere çeşitli İslami dergi ve yayınlardı.
“Bunları alıyor, yetiştiriyor, beyinlerini yıkıyorlar. Okula gidiyorlar, orada da çok çalışkanlar. Askeri liselerin imtihanlarına sokuyorlar. Bunların çoğu kazanmış. Vereceğim rakam bayağı korkunçtur. Bugüne kadar askeri liselerde toplam 813 talebe bu şekilde yerleştirilmiştir.” Cumhurbaşkanı Kenan Evren, Çukurova Üniversitesi’ndeki Rektörler Toplantısı’nda yaptığı konuşmada 44 kişinin ilişkisinin kesildiğini, 51 öğrencinin de aileleri tarafından okullardan çekildiğini belirtmişti.
Askeri öğrenciliklerinin yanı sıra Nur Talebesi de olan gençler hafta sonları sivil kişilerin kiraladıkları evlerde bir araya geliyor, ikili eğitimlerini sürdürüyorlardı. İlişkilerini kesinlikle ortaya çıkarmama emri almışlardı. Karda yürüyüp izlerini belli etmeyeceklerdi. Mutlaka kurmay subay olmaya çalışacaklardı. Hedef ise 2000’li yıllara birer üst rütbeli subay olarak girmekti. İkinci operasyonda ise orduyu yönetecek subay adayları arasında değil de, ordunun yükünü taşıyacak olan astsubay adayları arasındaki Fethullahçılar ayıklanacaktı.

Taktik değişik

Birinci operasyonun ardından başlatılan ikinci hareket yeni gerçekleri su yüzüne çıkaracaktı. Astsubay hazırlama okullarında izlenen yöntem askeri liselerdekinden farklıydı. Buralarda öğrencilerle okula girmeden ilişki kurulmuyordu. Genellikle kırsal kesimden gelip, çevre ile yeterli ilişki kuramayan, derslerinde başarılı öğrencilerle ilgilenme yoluna gidiliyordu. Parlak bir öğrenci, kendisine aktarılanları çabuk kavrardı. Ardından arkadaşlarını daha rahat etkileyebilirdi. Öte yandan parlak öğrenci, öğretmenleri tarafından sevileceği için kendisinden kuşkulanılmazdı.
Derslerinde başarılı öğrencilerin idari yönetimde kısmen görev almak gibi çok önemli bir avantajları daha vardı; not ortalaması en yüksek olan öğrenci “sınıf başçavuşu”, ikinci durumdaki ise “üstçavuş” olarak adlandırılıyordu. Bu iki kişi, arkadaşlarının yoklamalarını yapıyor, mektuplarını alıp dağıtıyordu. Ayrıca kısımlarda en başarılı öğrenciler “kısım çavuşu” oluyor, yardımcıları olan ikişer “kısım onbaşısı” ile birlikte kendi kısımlarının idari işlerini yürütüyorlardı. Doğal olarak soruşturmalar sonucu, bu parlak öğrencilerin çoğuyla Fethullahçıların ilişki kurduğu, en azından kurmaya çalıştığı ortaya çıkmıştı.

Evlerin sırrı

Öğrenciler ilk olarak, genellikle 1. sınıfın ikinci yarısında gidiliyordu. Üst sınıflardaki yetişmiş Nur Talebeleri, durumu iyi olan öğrencilere “şefkatle” yaklaşıyor, onlara derslerinde yardımcı olmayı öneriyorlardı. “Abilerin” “kardeşlerle” kolay ilişki kurabilmesinde kuşkusuz askeri okullardaki üst sınıflara karşı itaatkâr tavır alma geleneğinin büyük katkısı vardı. Yardım ediliyordu edilmesine ama nedense okulda değil de hafta sonu gidilen bazı evlerde “ders çalışmak” yeğleniyordu.
Evlerde toplanma, birlikte ibadet etme, Nur Risaleleri okuma, Nur Talebeleri’nin en temel çalışma yöntemiydi. Yasal anlamda böylesi bir çalışmada hiçbir suç unsuru yoktu. Ancak işin içine askeri okullardaki gençlere yönelik niyetler girince olayın boyutu da değişiyordu. Evler sivillerce kiralanıyor, öğrenciler bu kişilerin gerçek kimliğini asla öğrenemiyorlardı. Bir başka ilginç nokta ise, Ankara’daki astsubay adayı öğrencilerin gittiği beş evin de Dikimevi’nin arkasında, Cebeci ile Akdere semtleri arasında kiralanmış olmalarıydı.

Ve bir öykü

Nokta’nın sömestr tatili sırasında bir Ege kasabasındaki ailesinin yanında bulduğu İ.U’nun not ortalaması 10 üzerinden 7,46 idi. Elektronik Astsubay Hazırlama Okulu’ndan atılması kesinleşen 13 kişi arasında olduğunu bilmeyen İ.U., “gerçek” kendisine söylendiğinde inanmak da istemiyordu. Öyküsü ise çok tipikti.
Bir hafta sonu İ.U. ve sıra arkadaşı İ.İ’nin yanına 3. sınıftan A.V.T. geliyordu. Önerisi cazipti: “Boş boş gezeceğinize benimle gelin. Size ders çalıştırayım.” Artık Abidinpaşa Şehit Hasan Karaca Sokağı’ndaki ev iki arkadaşın hafta sonlarını geçireceği yer olacaktı. İlk başlarda “abileriyle” gittiklere eve, işin bilincine varınca tek tek gider olmuşlardı. İ.U ifadesinde pişman olmadığını söylemişti. Yaptıkları, ders çalışmak ve ibadet etmekten ibaretti, yasak bir şeylerin döndüğünü bilse tabii ki eve gitmezdi. Ne var ki bu savunma İ.U.’nun atılmasını engelleyemeyecekti.

Yeni bir eğitim programı

Askeri okullardaki dinci sızmalara karşı operasyonların dışında Genelkurmay yetkilileri yeni bir eğitim ve öğretim programı geliştiriyorlardı. Buna göre, Atatürkçülük Ve T.C. İnkılap Tarihi dersinde “Atatürk ilkeleri ve milli değerlerin öğretilmesine ağırlık verilecek”ti. Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi derslerinde “laiklik ilkesi iyice açıklanacak, dini konular akılcı bir şekilde anlatılacak”tı. Son olarak da, özellikle sosyal derslerin başında ya da sonunda, işlenen konu ile bağıntılı olarak ve özellikle milli günler vesilesiyle öğretmenler tarafından “Atatürk’ün görüşleri ve milli değerler” konusunda konuşmalar yapılacaktı.
Askeri liselerde ve astsubay hazırlama okullarında, atılan Fethullahçıların sayısı binlerce askeri öğrenci arasında çok düşük bir yüzde tutuyordu. Genelkurmay Başkanı’nın emri ile başlayan soruşturmalar titizlikle yürütülmüş ve operasyon tamamlanmıştı. Yapılan operasyon, dinsel değerlere ve dindar öğrencilere karşı değildi. Ancak bazı dinsel örgütlerle kurdukları yoğun ilişkileri disiplinsizlik haline getiren öğrencilerin askeri okullarda öğrenime devam etmesine artık imkan kalmamıştı.

“Ders çalışıp, ibadet yapıyorduk”

İ.U: 17 yaşında ve yaşının bütün canlılığını üzerinde taşıyor. Bir köylü ailesinin üç çocuğundan ortancası ve tek erkek, Durumunu ailesinden gizlemek için büyük çaba harcayan İ.U., atılacağına inanmak istemiyor. Nokta muhabiri Ankara Elektronik Astsubay Hazırlama Okulu 2. sınıf öğrencisi İ.U. ile ailesinin zeytinliğinde konuştu:
Nokta: Sizin okulda 30 kişinin ifadeleri alınmış. Pişman olmayan 13 kişi atılmış. İçlerinde sen de varmışsın. Ne diyorsun?
İ.U: Bize atılan var dediler ama benim atılıp atılmadığım belli değil daha.
Nokta: Hafta sonlarında bazı evlere gittiğiniz için ifadeniz alınmış. Neredeydi bu evler?
İ.U: Akdere semtinde çok evler vardı. Çok kişi gidiyordu. Yasak olduğunu bilmiyorduk. Sonra yasak dendi. Gitmemeye başladık.
Nokta: Seni eve kim götürmüştü?
İ.U: Adı A.V.T… Kurs bölüğünde. Branşlarımız ayrı olduğu için pek laubali olmadık.
Nokta: Hep aynı eve mi gittin?
İ.U: Ben hep aynı eve gittim ama farklı evlere gidenler de vardı. Teker teker de gidiyorduk, ikişer ikişer de.
Nokta: Sen kimlerle gittin oraya?
İ.U: İ.I ile gittik. Yanımda oturuyor. Yaka numarası benden bir küçük. Bir de onun tanıdıkları vardı galiba.
Nokta: Evde oturan sivil miydi?
İ.U. : O da bizim gibi astsubaydı. Adını hatırlamıyorum. Çünkü çoğunun tayini çıkıyordu. Üç, dört tane vardı. Onlar gelip gidiyordu.
Nokta: Evde ne yapıyordunuz?
İ.U. : Derslerimize çalışıyorduk, ibadet ediyorduk.
Nokta: Okulda mescit var mı? Orada namaz kılıyor musunuz?
İ.U. : Vardı, orda pek kılmıyorduk. Hafta sonları evde ibadet ediyorduk.
Nokta: İfadesi alınanlardan firar eden oldu mu?
İ.U. : Var ama ben 2. sınıfta olduğum için kim olduklarını bilmiyorum. Onlar 3. sınıftan. Bir de okul çok kalabalık.
Nokta: Disiplin kurulunda sana neler sordular?
İ.U. : Bunları açıklamak istemiyorum. Eğer atılırsam kesin bilgi olarak verebilirim fakat şimdi veremem.
Nokta: Neden çekiniyorsunuz?
İ.U. : Şimdi açık konuşursam, bilmiyorum okulun durumu ne olacak. Okulu kötülemiş olurum.
Nokta: Pişman olmamakla okulu zaten gözden çıkartmışsın…
İ.U. : Ama okul iyi, fena sayılmaz. Hem sınıf amirimiz de söylemişti. Gazetelere falan haber vermeyin demişti. Birisi vermişti de ceza almıştı.
Nokta: Fakat sen sonuçta atılacaksın…
İ.U. : Hiç belli değil.

Fethullah Gülen: “Örgüt kurmadım”

Yeni Asyacılar diye bilinen Nurcu gruptan gündelik politika ile uğraştıkları suçlamasıyla ayrılan Erzurumlu din hocası Fethullah Gülen Nokta’ya yolladığı yazıda hakkındaki suçlamaları yanıtladı.
“Bugüne kadar önceden planlayarak hiçbir teşkilat ve örgüt kurmadım, yönetmedim ve kurulu bir teşkilata da girmedim. Yegane gayem: Dini, Allah’ın iradesi istikametinde sorgulayabilmek ve yaşamaktır. Başkalarının beni tanımalarına engel olamam. Bu husus esasen mümkün de değildir. Kişilerin beni tanımaları doğrultusunda bir arzu taşımadığım gibi, tanımalarını engellemeye çalışacak vaktim de yoktur. Kişilerin İslam’ı, benim anlatımım sebebiyle ve takdim ettiğim tarzda benimsemişlerse bunu kendimden değil, İslam’ın fıtriliğinden ve zorlamadan kabul edilebilirliğinden bilirim.
Son olarak: Müslüman doğdum. İslam’ı anlattım, anlatıyorum. Müslümanca ölmek istiyorum. Bunun temini bir kısım kişi ve kuruluşlarla birlikte kendi adıma izafetle grup kurma isnadını şiddetle reddediyorum. Buna mukabil, İslam’ı bilerek kabul eden herkesi kardeş bilmekte olduğumun bilinmesini isterim.”

MGK’nın Görüşü

Askeri okullarda yapılan ikinci irtica operasyonu öncesinde ve sonrasında konu, hükümet, Milli Güvenlik Kurulu ve Genelkurmay düzeyinde yeniden ele alındı ve bazı tespitler yapıldı. İrticai kuvvetlerin ordu içindeki örgütlenme ve propaganda çalışmalarına ilişkin olarak yapılan bazı değerlendirmeler şöyle özetlenebilir:
-İran modelinden etkilenen bazı gruplar bazı propagandayı artırmanın yanısıra münferit de olsa silahlı eylemlere yönelebilirler.
– Silahlı Kuvvetler, güvenlik kuvvetleri ve istihbarat örgütleri içine sızma çalışmalarını artırabilirler.
-Siyasi partiler içinde yer alarak etkinlik sağlamaya yönelebilirler.
-Kendi ideolojilerine yatkın personeli kritik görevlere getirmek için çaba gösterebilirler.
-Sempatizan durumuna getirdikleri genç subaylar ve askeri öğrenciler tarafından askeri personel ve tesisler hakkında bilgi toplama faaliyetine girişebilirler.
-Nurcular askeri okullara sızdıktan sonra 5-6 kişilik gruplar halinde ders çalışmak maskesi altında evlerde Said-i Nursi’nin kitaplarını ve Kuran tefsirlerini okutmaktadırlar.
-Çalışmalarını özellikle astsubaylar üzerinde yoğunlaştırılan Nakşibendiler ise çeşitli evlerde yaptıkları eğitim toplantılarının yanı sıra Adıyaman’ın Menzil Köyü’nde bulunan tarikat lideri Şeyh Reşit Erol’u ziyaret etmektedirler.

Yayına hazırlayanlar: Recep Berber & Burak Tatari