Medyascope.tv

Subayken ordudan ayrılmış eski bir Cemaatçi anlatıyor

Siyaset bilimci Yrd. Doç. Halil İbrahim Yenigün, facebook sayfasında, ABD’de tanıdığı, ordudan ayrılma eski bir Cemaat mensubuyla sohbetinin ayrıntılarını paylaştı.
“Bilebileceği kişiler var mı diye merak ediyordum. Sordum” diyen Yenigün aldığı cevabı şöyle aktarıyor:
“Sen ne diyorsun ne tanımaması, o Skorsky helikopterinde suikaste giden ekipteki MD var ya” dedi, “o işte benim 9 yıl en yakın arkadaşımdı, kankamdı, ben kaç gündür neler yaşıyorum!”
Aynı kişi, iki isim daha vermiş, bir tanesi yine korkunç “vurun, çakın, öldürün” emirleri verenlerdenmiş.
Yenigün’ün talebi üzerine ordudan ayrılan eski cemaatçi şunları yazmış. Olduğu gibi aktarıyoruz:

“1993 yılında Kara Harp Okulundan muhabere subayı olarak mezun oldum. Herkesin bildiği gibi ortaokul yillarından sonra ‘abilerle’ tanıştım. Teşvikleriyle Maltepe askeri lisesine girdim. 1986’daki atılmaları yaşadım. Okul dışında tuvaletlerde, inşaatlarda vs. sivil kıyafetler giyerek cemaatin evlerine sohbetlere gittik. 4 yılın sonunda 1989’da Kara Harp Okulu’na katıldım.
Teğmen rütbemi Fetullah Gülen (F.G) Altunizade’deki FEM dershanesinde taktı. Yanımda beraber gittiğim birkaç Harbiyeli de vardı.
1995’in sonunda askerliği karakterime uyduramadığım için ayrıldım. Tabii çok ciddi baskılara ve hatta tehditlere maruz kaldım. Ayrılmaya cesaretim Cemaat icinde F.G. dahil hiç kimseyi
mutlaklaştırmamaktan geçiyordu diye düşünüyorum.
Ayrıldıktan sonra bağlarım da koptu. Ne de olsa ‘görevi’ bırakıp giden birisiydim.
17 yıldır Amerika’da yaşıyorum. Kendi imkanlarımla doktoramı bitirdim. Mezuniyetim sonrasında da burada öğretim üyesi olarak çalışıyorum.
Burada da Cemaat’ten öğrencilerle sohbetlere gitmeye devam ettim. Artık “içeriden” birisi değildim ama memleketten uzakta ‘çay sohbetleri’nin tadını çıkarmaya çalışıyordum. Yaklaşık 6 senedir de neredeyse hiç görüşmedim.
Son askeri darbe teşebbüsünde tutuklananlardan birisinin Harp Okulunda 4 senemi geçirdiğim Albay MD oldugunu öğrendim. Birkaç gün herhalde kötü bir rüya diye düşündüm. Gazetedeki resmini kaç kez incelediğimi, ismini kaç kez kes-yapıştır yapıp hecelediğimi hatırlamıyorum. Onu ailem de çok iyi tanır. Kendisi o zamanların ‘has şakird’lerindendi. Kardeşten yakındık birbirimize. O beni kardeş olarak sevdi, ben de onu. Evlerine de çok gittim. Annesi ve kardeşleri dünya iyisi insanlardı.
Babası ….’da çalışıyordu. Tabii ayrıldıktan sonra görüşmedik. En son 2006’nın Aralık ayıydı. Ağabeyim iş için Ankara’ya gidiyordu. Ben de kış tatili için İstanbul’daydım. Ağabeyimle beraber gittik. Bu arada MD’la görüşmek için aradım. Kızılay’da bir cafe’de görüştük. Ona cemaatle ilgili ciddi eleştirilerimi aktardım. Bana, ‘bütün dünyanın takdirini kazanmış bir alimin gerçek halini benim mi gördüğüm’ eleştirisini getirdi. Neyse, ayrıldık ve ondan sonra da hiç görüşmedik.
Darbe teşebbüsünün ertesinde onun ismini gördükten sonra acaba başka bildiklerim var mı diye bir baktım. Aynı kısımda olduğum 3 albayı daha gördüm listede. Bu 3 albay da ‘eskilerin şakirdleri’ndendi. Tabii sadece gözaltı olduğu icin isimlerini vermek istemiyorum. Suçüstü yakalanmış olsalardı isimlerini vermekten çekinmezdim.
Sadece elde var olan istihbarattan tutuklanmışlarsa haklarına girmek istemem. Bu 3 albay da çok samimi dostlarımdı. Üçü de kardeşten öteydi benim için.
Bu ülke darbelerden bir daha çekmesin diye girmiştik orduya.
Şimdiyse en cani darbeyi yaşattılar bize.”

Metnin tamamı için tıklayınız