Medyascope.tv

Madde 75’in ardından çevre mücadelesi

Türkiye gündeminde zaman zaman doğal alanlara yapılmak istenen yapılar tartışma konusu oluyor. Doğal alanlara ya da tarım arazilerine yapılmak istenen santraller ve madenler bölge halkıyla kolluk kuvvetlerini karşı karşıya getiriyor. Kent içindeki yeşil alanların korunması ve yapılaşmanın olmadığı doğal alanlara inşaat yapılmaması için Türkiye’nin pek çok noktasında direnişler sürerken dün meclisten geçen yeni bir düzenlemenin tartışmaları arttırması bekleniyor.

Yapılan oylama ile 75 maddelik Türkiye Varlık Fonu Kurulması ile Bazı Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Tasarısı TBMM’den geçti.

Tasarıda en dikkat çekici bölümlerden biri ise stratejik yatırım kapsamına giren 50 milyon liranın üzerindeki yatırımlar için mevzuatlarda geçen izin, ruhsat, lisans gibi idari prosedürler tamamlanmadan yatırama başlanabileceği. Örneğin Kıyı Kanunu, Mera alanları, tarım arazileri, orman arazileri gibi mevzuatta yer alan kısıtlayıcı hükümlerin Bakanlar Kurulu tarafından kaldırılabileceği tasarıda belirtiliyor. Bu düzenlemeler çevreciler için ciddi bir eleştiri konusu. Çevre konularında uzmanlaşmış avukat Yakup Okumuşoğlu düzenlemenin getireceği sonuçları anlattı:

Hürriyet’teki yazısında Melis Alphan da düzenlemede yer alan 70. maddeye dikkat çekiyor:

“Stratejik yatırım adı verilen, önemli görülen yatırımlara Bakanlar Kurulu kararı ile mali imtiyazlar (gümrük vergisi, sigorta vs.) ve yasal imtiyazlar getiriyor.

(…)sözü edilen 9 çeşit mali imtiyaz normalde hiçbir vatandaşa ya da ‘hayırlı bir işe’ tanımlanmayacak cinsten; aralarında gümrük vergisi muafiyeti, enerjide yüzde 50 indirim, bedava hazine arazisi, hatta yatırıma ortak olmak bile var. Öyle ki, 5’inci paragrafta Bakanlar Kurulu kararı ile altyapı yatırımlarını bile devletin yapabileceği belirtiliyor!

4’üncü paragraf hepimizin yükümlü olduğu izin, tahsis, lisans, ruhsat ve tescil işlemlerin, ‘kısıtlayıcı hüküm’ olarak ifade ederken, Bakanlar Kurulu’na istisna getirme yetkisi veriliyor.”

Alphan’ın dikkat çektiği bölümlerin hukuki açıdan yatırımı yapan kurumlar için çok güzel bir haber olduğu söylenebilir. Okumuşoğlu, konuya açıklık getirerek şöyle konuştu:

Doğanın korunması için mücadeleler

Doğal alanlara yapılmak istenen enerji yatırımları bölgede bulunan halkın ve çevrecilerin yoğun tepkisini çekiyor. Örneğin Karadeniz’e yapılmak istenen yüzden fazla hidroelektrik santraline yerel halk çeşitli eylemlerle karşı çıkıyor. Bu mücadelelerden biri Artvin Cerattepe yaşanıyor. Bölgeye yapılmak istenen altın madeninin yerel halka ve çevreye vereceği geri döndürülemez zarara itiraz eden bölge halkı büyük eylemler yapmıştı. Eylemler ses getirince hükümet projeyi belli bir süre durdurma kararı almıştı. Bölgedeki aktivistlere göre şu an inşaat çalışması durmuş durumda.

Bölgede yaşananları ve direnişi Hilmi Hacaloğlu haberleştirmişti.

Diğer bir önemli proje ise Mersin Akkuyu’ya yapılmak istenen nükleer santral. Hükümet enerji açığını ve enerjide dışa bağımlılığı öne sürerek Akkuyu’ya nükleer santralin yapılması için adımlar atıyor. Türkiye’nin toplam enerji ihtiyacını yüzde 10-12 oranında karşılaması planlanan santral projesi için çalışmalar 2010 yılında Türkiye ve Rusya arasında imzalanan anlaşma çerçevesinde başlamıştı.

151212105420_akkuyu_624x351_hurriyet.com.tr_nocredit

Projeye yine yerel halkın ve çevrecilerin yoğun tepkisi olmuştu. İnsan sağlığına ve doğanın zarar göreceğine vurgu yapan bölge halkı projeyi istemediklerini yaptıkları eylemlerle ifade etmişlerdi. Mersin Nükleer Karşıtı Platform’un bileşenlerinden olan Mersin Tabip Odası Başkanı Ful Uğurhan projeye neden karşı olduklarını anlatıyor:

Meclis’ten geçen bu düzenlemenin, ülkenin dört bir yanında yatırım yapmak isteyecek özel girişimcilerle yerel halk ve çevre aktivistleri sık sık karşı karşıya getirmesi bekleniyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir: