Medyascope.tv

Alman medyasında Fethullah Gülen hakkındaki fikir dönüşümü

Darbe girişiminin ilk günlerinde, Türkiye’de yaşananları anlamakta güçlük çeken Alman medyası, Erdoğan karşıtlığı çerçevesinde kendilerinin yaygın olarak kullandıkları terimle "Gülen Hareketi" hakkındaki suçlamaları çok ciddiye almadı. Alman medyası, darbe girişiminden hemen sonra yapılan haberlerde Gülen Hareketi’nin darbenin arkasındaki güç olduğu iddialarını tamamen Erdoğan’ın propagandası olarak gösterirken, ilerleyen iki hafta, bir ay gibi süreçlerde ise yapıyı deşmeye ve eleştirmeye başladı. Alman medyasının Gülen hakkındaki dönüşümünü gösteren haberleri Onur Fişek derledi.

AlmanyaHaber11

Almanya’nın önemli internet gazetelerinden Spiegel Online, 16 Temmuz 2016’da yani darbe girişiminden bir gün sonra yaptığı “İmam Sultan’a Karşı” başlıklı haberi, “Önceden müttefiktiler, şimdi can düşmanı. Reis-i Cumhur darbe girişiminden vaizi sorumlu tuttu. Bu örneği olmayan suçlamaların zirve noktası.” alt başlığıyla yayınladı. Gülen’in kısa biyografisi verildikten sonra, Erdoğan’la yaşadığı kırılma noktalarından bahsediliyor. Askeriye’nin kemalist yapıda olduğu ve islami yapılanmalara izin vermediği ve bundan dolayı da Gülen’in askeriyeye bir etkisi olmadığı iddia ediliyor. Aksine darbeyi, Gülen bağlılarının çokça bulunduğu polis yapılanmalarının önlediği ve bunun tüm aksi suçlamalar karşısında şaşırtıcı bir bilgi olduğu dile getiriliyor. Gülen’in darbe girişimini kınadığı, zaten Erdoğan’ın da darbe girişimini, bu yapıyı tamamıyla bitirmek için Allah’ın bir lütfu olarak gördüğü belirtiliyor.

Bu haberin yayınlanmasından iki gün sonra, 18 Temmuz 2016’da Spiegel Online Pensilvanya’da Gülen ile yaptığı röportajın satır aralarını yorumlarla birlikte yayınladı. Haberin başlığı ilginç: “Erdoğan Karşıtı Gülen: Bir Numaralı Vatan Hainine/Düşmanına Ziyaret”. Haberde, Gülen’in darbe girişiminden sonraki Türk kamuoyuna zaten malum olan ifadeleri aktarıldıktan sonra, kişisel olarak hasta ve mütevazi olduğu, fakat bir devlet başkanı ciddiyetiyle konuştuğu ifade ediliyor. Haberin sonunda kimin yalan söylediğinin belli olmasının güç olduğu, Türkiye’de iç politikanın uzun bir süre propaganda ile yürütüldüğü, fakat ziyaret sonrası elde edilen kanının karşılarındaki kişinin terörle ve darbecilerle bir alakasının olmadığı yönünde olduğu vurgulanıyor.

AlmanyaHaber12

Spiegel Online önceki haberlerden farklı olarak, İstanbul merkezli olarak yayınladığı 2 Ağustos 2016 tarihli haberde Ahmet Zeki Üçok ile yapılan kısa bir söyleşinin notlarını aktarıyor. Başlığını Türkçe’ye “Darbe Girişimi Geliyorum Dedi” diye çevirebileceğimiz (birebir çeviri mümkün değil) haberde, Ahmet Zeki Üçok’un Gülen yapılanmasını daha önceden keşfettiğine dair tespitlerine yer veriliyor. Erdoğan, daha önceden Gülen hakkında yapılan suçlamaları ciddiye almadığı gerekçesiyle eleştiriliyor. Türkiye’de halkın ezici çoğunluğunun darbeyi Gülen ve kadrolarının yaptığına inandığı, fakat aynı zamanda Erdoğan’ın neden daha önce bu kadrolara müdahale etmediğini de sorguladığı belirtiliyor. Hanefi Avcı’nın da “Gülen hareketi hiç bir zaman, Batı’da kendisini gösterdiği gibi, hoşgörülü ve modern bir hareket olmadı” yorumuna da yer verilirken, Gülen ve kadroları nedeniyle yüzlerce kişinin hapse gönderildiği ve medya organı Zaman’ın da kirli propaganda aracı olarak kullanıldığı, Hanefi Avcı’nın görüşlerinden bağımsız olarak, yorum olarak okuyuculara sunuluyor. Yazı, üst düzey bir görevlinin Spiegel Online’a geçmişte Gülen Hareketi’nin hafife alındığını söylediği bilgisiyle bitiriliyor.

AlmanyaHaber13

AlmanyaHaber14

Görselde kullanılan alt yazı: Gülen Hareketi’nin Almanya’daki etkisi ne kadar?

17-25 Aralık sonrası Gülen Cemaati lehine haberler yapan ve yine Alman medyasındaki tipik Erdoğan aleyhtarlığı karavanına katılan Frankfurter Allgemeine, 15 Temmuz darbe girişiminden sonra diğer medya organlarından ayrıştı. Darbe girişiminin ilk günlerinde, 20 Temmuz 2016’da yayınladığı “Ya Erdoğan haklıysa?” başlıklı haberi, “Erdoğan’ın karşıtları dahi uyarıyor: İslami vaiz Gülen’in hareketi göründüğü gibi zararsız değil” alt başlığı ile yayınladı. Haberde Soli Özel ile yapılan söyleşinin satır başları yer alıyor. Darbenin bir senaryo olduğu yönündeki iddiaları, ikiz kulelere yapılan saldırının failinin Amerika olduğu yönündeki iddialara benzeten Özel, sırf Erdoğan söyledi diye, darbe girişiminin arkasında Gülen’in olduğu iddiası yanlış olacak değil diye de ekliyor. Haberde Gülen cemaatinin çok kapalı bir yapı olduğu ve göründüğü gibi zararsız bir yapı olmadığı vurgulanıyor. Haberin ikinci kısmında ise, Mustafa Akyol’un New York Times’da yazdığı makalelere atıfta bulunuluyor. Yapının hiyerarşik ve otokratik olduğu, Gülen’in ve kararlarının yüceltildiği, başka görüş ve eleştirilere ise yer verilmediği aktarılıyor.

Frankfurter Allgemeine’nin Gülen hakkında yaptığı bir başka önemli haber, “İslamcı Ağ” başlığıyla 8 Ağustos 2016’da yayınlanıyor. Alman bayrağı ve bayrağın her bir renginde bir Fethullah Gülen resmi ile servis edilen haberin alt başlığında, Gülen Hareketinin Almanya’nın hemen hemen bütün şehirlerinde varlık gösterdiği ve oralarda yurtlar ve okullar kurduğu, dışarıya seküler ve şeffaf göründüğü fakat hedeflerinin çok ayrı olduğu aktarılıyor. İslamcı (Islamist) tabiri Almanca’da da diğer batı dillerinde olduğu gibi radikal/siyasi islamcılığın yerine kullanılıyor. Yıllardır Almanya’da diğer islamcı damgası yemiş Miili Görüş gibi hareketlerden kendisini hususi olarak ayıran ve islami referansla herhangi bir faaliyet yürütmeyen cemaatin, islamcı tabiriyle betimlenmesi oldukça yeni ve ilginç bir olay. Yazıda ışık evleri (Lichthäuser) ve altın nesil (Goldene Generation) gibi kavramlardan da bahsediliyor. Gülen’in aslında geleneksek bir islami görüşünün olduğu ve kitaplarında islami bir devlet sistemini empoze ettiği vurgulanıyor. Haber, cemaatin Almanya’da diyalog işlerin sorumlu bir görevlisinin açıklamaları ile devam ediyor. Bu kişinin bürosunda Sosyal Demokrat Parti’den bakanların fotoğraflarının asıldığı ve kendisinin de Diyalog Komisyonunda yer aldığı ifade ediliyor. Haber cemaatten ayrılan bir iş adamının hareketin yapısını bir sekte benzetmesi, diyalog ve eğitimin kamuflaj aracı olduğunu söylemesi ve spesifik olarak Mannheim kentindeki cemaatin varlığını anlatması ile sonlandırılıyor.

FAZ en son haberini 29 Ağustos 2016 tarihinde yayınlıyor. 17-25 Aralık sonrası Türk medyasında da sıkça gördüğümüz cemaatten ayrılanların anlattıklarından müteşekkil haberlere, Alman medyası da yer vermeye başlamış gözüküyor. “Ayrılanlar Gülen Hareketi’ni anlatıyor: Sekt gibi” başlıklı haberin alt başlığı ise “Kibar, eğitimli ve modern giyimli. İslami vaiz Gülen’in bağlılarından istediği şekil. Bağlılar bağış yapmalı ve alman siyasi partilerine katılmalı. Fakat kendi görüşünü savunmamalı. Ayrılan üç kişi anlatıyor” şeklinde.

Yazıya cemaatin dergisi Sızıntı’nın adının anlamı verilerek başlanıyor. Bu yazıyı kaleme alan isim, bir önceki “İslamcı Ağ” haberini kaleme alan yazarla aynı. İsmini vermek istemeyen mühendis, hukukçu ve işletmeci üç kişinin son yazıdan sonra yazara ulaştığı ifade ediliyor. Mühendis olan birey, hareketin ve faaliyet gösteren kurumlarının şeffaf olmadığı ve kurallara göre yönetilmediğini, cemaatin toplumun elit kesimlerini kendi çevresinde tutup almanlara karşı iyi reklam yapma hedefinde olduğunu ve bu kurumlardaki kararların Almanya imamı diye ifade edilen Hayrettin Özkul tarafından abi ve ablalar yoluyla aktarıldığını söylüyor. SPD, CDU ve Yeşiller Partisine katılmaları ve oralarda aktif olmaları yönündeki telkinlerden bahsediyor.

AlmanyaHaber15Hukukçu olanın ifadelerinde ise öğrencilerin ne okuyacağına karar verildiğine ve esnaf olan kocasıyla da hususi olarak ilgilenildiğine dikkat çekiyor. Hareketin politikacılarla iyi ilişkiler kurma hedefinin olduğu ve bu nedenle de politikacıların doğum günlerini, evlilik yıldönümlerini öğrenip özel günlerinde onları Türkiye’ye davet etme gibi yollarla onların kalbini kazanma yönünde telkinlerinin yapıldığından bahsediyor. İşletmeci olan ise cemaatin Almanya yapılanmasında Abdullah Aymaz’ın da etkili olduğu, her bölgenin ve şehrin bir imamının olduğunu söylüyor. Ciddi bir hiyerarşik yapının olduğunu ve fakir aile çocuklarının küçük yaşlardan itibaren cemaate kazandırıldığını aktarıyor.

Yazı yapılan tüm bu gözlemlerin protestan bir teolog olduğu söylenen Eißler’in tespitleriyle örtüştüğü ve Gülen’in reformist bir din adamı değil, aksine muhafazakar, şeriatı savunan ve islami sistemi batının değerlerine karşı bir alternatif olarak ortaya koyan biri olduğu ifade edilerek bitiriliyor.

FAZ, Gülen cemaatine öncesinde mesafeli dursa da, cemaati Erdoğan’ı frenleyici bir etken olarak görüyordu. Darbe sırasında yaptığı haberlerde, cemaatin Türk devlet yapılanmasına sızma girişimlerinden bahsederken, sonradan ibresini cemaatin Almanya’daki faaliyetlerine çevirdi. Alman kamuoyunu etkileyecek ve harekete bakış açısını değiştirecek önemli haberleri ardı ardına yayınlamaya başladı. FAZ belirli aralıklarla Bülent Mumay gibi misafir yazarların hem hükümeti hem de cemaati suçlayan yazılarına da yer veriyor. Bunlardan bir tanesi de Bülent Mumay’ın: “Besle Kargayı Oysun Gözünü” başlıklı yazısı.

Almanca konuşulan diğer iki ülke Avusturya ve İsviçre’de ise durum biraz daha farklı. Cemaat İsviçre’de faaliyetlerinin kısıtlı olması nedeniyle çok ciddiye alınmıyor. Buna rağmen, İsviçre’nin saygın gazetelerinden Neue Zürcher Zeitung (NZZ), cemaatten ayrılan iki öğrencinin açıklamalarını ve hareketin karanlık tarafının olduğu yönündeki iddiaları dile getiren yazı yayınladı. Gazete, bunun yanında cemaat karşısında Erdoğan’ın doğru hareket ettiğini dile getiren Celal Şengör ile yapılan söyleşiye de yer verdi. “Erdoğan doğru davrandı”, “Erdoğan ve Gülen’in Gizli Birlikteliği” ve “Bir vaizin siyasi ölümü” başlıklı haberlerin yanı sıra, Türkiye hükümetinin darbe girişiminde Gülen’in bir rolü olduğunu yönündeki iddiaları için yeterli kanıt sunmadığını ifade eden yazılar da kaleme alındı.

Avusturya’da ise cemaat gerek Türk nüfusunun fazla olması gerekse de Avusturya’nın daha büyük bir ülke olması nedeniyle İsviçre’den çok daha aktif. Fakat Avusturya’da çok ciddi bir Erdoğan karşıtlığı üzerinden iç politika yönetilmeye çalışılıyor. Eski Başbakan Mesut Yılmaz’ın bir Avusturya kanalına yaptığı açıklamalar da bunun bir tepkisi mahiyetinde. Şu ana kadar Gülen aleyhine kayda değer bir haber yayınlanmış değil.

 

Kaynaklar:

Spiegel Online: Haber 1 / Haber 2 / Haber 3

FAZ: Haber 1 / Haber 2 / Haber 3 / Haber 4

 

Bunlar da ilginizi çekebilir: