Medyascope.tv

Vali Nasr: “Tehlikeli bir gelişme: Rus-İran Ekseni”

Tehlikeli bir gelişme: Rus-İran Ekseni

Vali Nasr – New York Times / Çeviren: İlker Kocael

Suriye iç savaşında kısmi olarak ateşkes ilan edilmesi iyi bir haber. Ancak bunun yeni ve tehlikeli bir gelişmenin üstünü örtmesine izin verilmemeli: Ortadoğu’da istikrar umutlarını suya düşürecek ve Rusya’nın gelecek küresel hırslarının payandası olabilecek bir Rus-İran askeri ekseninin savaş vesilesiyle ortaya çıkması.

Rus-İran işbirliğinin kapsamı geçtiğimiz ay Rusya’nın Suriye’deki hedeflerini vurmak için İran hava üssünü kullanmasıyla ilk işaretlerini verdi. Amerikalı yetkililer olayın şaşırtıcı olmadığı ve taktik sebeplerden kaynaklandığı düşüncesiyle pek üzerinde durmadı, bazı İranlı yetkililer de Rusya’nın üsleri kullanım hakkının “bir kerelik terörizmle mücadeleye yönelik operasyon” çerçevesinde kalacağını açıkladı. Ne var ki İran Dışişleri Bakanlığı sözcüsü bu hakkın “sona erdiğini” açıklarken “şimdilik” kelimesini de ekledi, dolayısıyla bu hakkın yenilenmesine açık kapı bıraktı.

putin_roumani

Rusya ve İran 2014’de vardıkları anlaşma ile ikili ticaretlerinde ABD doları yerine kendi para birimlerini kullanmak için el sıkıştı.

 

Aslına bakılırsa, askeri işbirliği temelinde Rusya-İran bağı hızlıca kuruluyor: Rusların Ortadoğu’da Batı ile stratejik nüfuz anlamında rekabeti ve İranlı şahin kanadın yerel ve bölgesel politikada baskın güç olma çabaları ortak çıkar temelinde kesişiyor.

Geçtiğimiz onyıllarda, yalnızca ABD ve müttefikleri başka bir ülkedeki hedefi vurmak için bir Ortadoğu ülkesinin üslerini sınırsız biçimde kullanma hakkına sahipti. Bu kapasiteyi elde ederek Rusya da bu kervana katıldı, ayrıca bazı İranlı komutanlar bunun devamında İran-Rus ortak deniz tatbikatının gerçekleşebileceği ve Basra Körfezi’ndeki İran üslerinin Ruslar tarafından kullanılabileceği ile ilgili ipuçları verdiler.

ABD ve Rusya arasında yeni bir Soğuk Savaş’ın başlaması sözkonusu değil. Ama yine de Batı ile rekabet temelinde yükselen Rus-İran işbirliğini soğutmak ABD’nin her türlü çıkarına olacaktır. Eğer bu ittifak askerin de desteklediği ortak bir cephe şeklini alırsa, bu İran’ın (sınır çevresindeki hakimiyetini yeniden elde etmeye uğraşan iddialı Rusya gibi) Ortadoğu’da güç elde etme peşine düşrerek daha fazla uzlaşmaz bir karaktere bürünmesine neden olabilir.

Rusya ve İran yayılmacı emellerini sekteye uğratabileceği ihtimali dolayısıyla ABD’ye karşı ortak bir kini paylaşıyor. Dolayısıyla birbirlerinden destek alıyorlar. 1991’de Sovyetler Birliği’nin çöküşünden beri Orta Asya ve Kafkasların idaresinde işbirliği yapıyorlar. Bu yaz, devlet başkanları birlikte Azerbaycan’ın başkenti Bakü’yü ziyaret ederek Kafkaslardaki ortak nüfuzlarını gösterdiler.

Suriye’deki iç savaş sırasında, istihbarat paylaşımı yaptılar ve ortak askeri planlama içinde bulundular. Dahası Rusya İran’a gelişmiş yerden-havaya-füze yardımında bulundu. Bir yıl önce Rusya’nın Suriye’ye müdahalesinden kısa bir süre önce, İslami Devrim Muhafızlarının Kudüs Gücü’nü yöneten General Kasım Süleymani Moskova’daydı. Amerikalı ve Arap yetkililerinin bana anlattıklarına göre, son iki yılda Devrim Muhafızları Lübnanlı Hizbullah üyelerinden Iraklı, İranlı ve Afgan gönüllülere kadar uzanan Şii savaşçılarını bir araya getirip Suriye’de onbinlerce askerden oluşan askeri güce kattılar. Savaş alanı tecrübelerini Devrim Muhafızları yönetiminde kazanıyorlar, dahası iç savaş sonrasında bölgede yeni Rus-İran ekseninin hizmetinde varlık göstermeleri beklenebilir.

vali-nasr

Johns Hopkins School of Advanced International Studies’de dekan olan Vali R. Nasr, yazdığı “Şii Uyanışı: İslam İçi Çatışmalar Geleceği Nasıl Şekillendirecek?” isimli kitapla dikkatleri üzerine çekti.

Bunu önlemek için, ABD Suudi Arabistan’ın başını çektiği İran’ın bölgesel rakiplerine Amerikan silahlarının satışını artırıyor. Ancak bu önlem de ters tepti; çünkü İranlı şahinlere Rusya’yla askeri bağlarını güçlendirmek için başka bir sebep vermiş oldu.

Halbuki askeri üstünlük yarışının yükselmesi stratejik siyasete yaklaşımlardan yalnızca bir tanesi. Diğer bir yaklaşıma göre, Suriye’de kazanmaları mümkün olmayan Rusya ile İran, Suriye’nin nefret edilen cumhurbaşkanı Beşar Esad’ı yerinde tutmak için çaresizce güç birliği yapıyor. Bu savaş kesin bir zaferle sonuçlanmadan devam ettikçe, iki ülke halkının da çok ihtiyaç duyduğu ekonomik rahatlamanın gerçekleşmesi ve küresel piyasalara dahil edilmeleri mümkün olmayacak.

Bu açmaz Amerikan siyasetine bir fırsat sunuyor. İran’da yalnızca Devrim Muhafızları ve diğer şahinler yok. Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani ve Dışişleri Bakanı Muhammed Cevad Zarif siyasi geleceklerini Batı ile yakınlaşmadan doğacak bir refaha bağladılar; halbuki Rus-İran yakın askeri işbirliği bu arayışı çetrefilleştirebilir. Dahası İran’daki ılımlı sesler Rusya ile yakınlaşmaya mesafeliler. Rusya’nın emperyal saldırganlığının 19. yüzyılda İran topraklarına mal olduğunu ve 20. yüzyılda da bu tehlikenin su yüzüne çıktığını biliyorlar. Bu şahinler ve ılımlılar arasında bir yarılma olabilir.

Neyseki henüz oyunun başındayız. Öncelikle ABD Suriye’de savaşı sona erdirmek için daha etkili hamleler yapmalı. Bunun için ateşkes faydalı olabilir, tabii eğer Amerikalı diplomatlar bu kesintiyi siyasi bir çözüme gidebilecek ciddi müzakereler için kullanmakta ısrarlı olabilirlerse. Ayrıca ABD; İran ve onun Arap komşularına bölgesel rekabetin geri plana alınması yolunda baskı yapmalı, çünkü aksi durum İran’ı daha fazla Rusya tarafına iter. Bu amaçların gerçekleşmesi şimdilik uzak ihtimal olarak görülse de, eğer Rusya devlet başkanı Vladimir V. Putin, bitmeyen savaş ve Batı ile yükselen gerginliğin Rusya’yı asıl yapmak istediği şeyden –çok boyutlu bir ekonomi inşaa etmek- uzaklaştırdığına ikna edilirse, bu amaç daha kolaylıkla ulaşılabilir olacaktır.

Aynı şekilde, Moskova ile yakınlaşma mantığını reddetmek için, İran’ın ılımlı siyasi kanadı da İranlılara geçtiğimiz yıl imzalanan nükleer anlaşmanın sonuçlarını göstermeli. Dolayısıyla İran’ın topraklarını ya da limanlarını Rus askeri operasyonlarına açmama kararlılığı karşılığında ABD de elle tutulur ekonomik faydalar sunmalıdır.

Suriye iç savaşında diplomasinin yeniden devreye girmesiyle, Amerika’ya düşen, nükleer anlaşmanın ekonomik vaadlerini İran’ın geleceğinin –Kremlin yerine- Batı’da olduğunu düşünenlerin pozisyonlarını güçlendirmek için kullanmaktır.

Vali R. Nasr, Johns Hopkins School of Advanced International Studies’de dekan ve Şii Uyanışı: İslam İçi Çatışmalar Geleceği Nasıl Şekillendirecek? isimli kitabın yazarıdır.

Bunlar da ilginizi çekebilir: