Medyascope.tv

Çağlayan’da gazetecilik yargılanıyor: Bir günde dört dava

Gazeteciler yargı önüne çıkmaya devam ediyor. Bugün, aynı gün içerisinde Odatv davasında yargılanan 13 kişi, terör örgütüne yardım suçlamasıyla yargılanan Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül, Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla yargılanan Hasan Cemal hakim karşısına çıkarken, uzun süredir gözaltında bulunan Ahmet Altan ve Mehmet Altan’ın yargılanmasına öğlenden sonra başlanacak.

“Erdoğan yargılanmalı”

Sabah saatlerinde 18. Ağır Ceza Mahkemesi’nde duruşması gerçekleşen 13 sanıklı Odatv davasında söz alan Ahmet Şık, davanın önceki savcıları Zekeriya Öz, Cihan Kansız ve hakimi Mehmet Ekinci’nin firarda, kendilerini tutuklayan hakimin ve komployu kuran emniyet ekibinin tutuklu olduğunu ancak Odatv davasının sürdüğünü dile getirerek söze başladı ve “bu cemaate destek veren, dönemin başbakanı, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan da yargılanmalı” dedi. Mahkeme başkanı ise bu sözlerin mahkemenin konusu olmadığını ifade ederek, tutanağa geçmedi. Bunun üzerine tartışma yaşandı. Şık’ın avukatları söz alarak bu ifadenin tutanağa geçmesini istediler, tartışmanın ardından ifadeler tutanağa geçirildi.

Şık’ın ardından söz alan yazar Yalçın Küçük ise “Darbe teşebbüsü teşebbüstür, geçmiştir. Darbe teşebbüsünü bir darbe gibi kullanamazsınız. Hukuka aykırıdır, bir imam efendinin hangi darbesi olur? Teşebbüs deyip darbe gibi hareket edemezsiniz, asıl darbeyi yapamazsınız” dedi.

Yalçın Küçük’ün ardından gazeteci Nedim Şener söz aldı. Davanın ilk duruşmasında “Tiyatroya hoş geldiniz” diyen Şener, artık bu tiyatronun bitmesi gerektiğini söyledi ve şöyle devam etti: “Hrant Dink davasında tanığım. Bu davanın hızla bitmesi, o davada beni daha güçlü kılacaktır. Bu tiyatroya son verin.”

Davaya yeni atanan savcının süre istemesi üzerine duruşma 24 Ekim’e ertelendi.

Erdem Gül hakim Karşısında

Cumhuriyet Gazetesi Ankara Temsilcisi Erdem Gül, mühimmat yüklü MİT TIR’ları haberlerine ilişkin mahkumiyet kararı veren mahkemenin dosyadan ayrılmasına hükmettiği “silahlı terör örgütüne, üye olmaksızın bilerek ve isteyerek yardım” davası kapsamında bugün yeniden hakim karşısına çıktı. Almanya’da bulunan ve OHAL sona erene kadar ülkeye dönmeyeceğini açıklayan Cumhuriyet Gazetesi eski Genel Yayın Yönetmeni Can Dündar duruşmaya katılmadı.

Erdem Gül dava öncesi yaptığı açıklamada davanın gazeteciliğin yargılandığı bir dava olduğunu belirtti.

Dava 16 Kasım’a ertelenirken CHP İstanbul Milletvekili Enis Berberoğlu’nun davasıyla birleştirildi. Berberoğlu da 22. Ağır Ceza Mahkemesi’nde askeri casusluk ve örgüte yardımdan yargılanacak.

 

Hasan Cemal ifade verdi

“Her Allah’ın günü ‘anayasa suçu’ işleyen bir Tayyip Erdoğan’la…” yazısı nedeniyle Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlamasıyla yargılanan Hasan Cemal de bugün savunmasını yaptı. Cemal için 1 yıldan 4 yıl 8 aya kadar hapis istenen iddianame Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreterliği’nin şikâyeti üzerine soruşturma başlatan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanmıştı. Cemal duruşmada şöyle ifade verdi:

“Daha önce verdiğim ifadeyi tekrar ediyorum. Hiçbir şekilde hakaret ve hakaret kastı yazımda kesinlikle yoktur. Cumhurbaşkanı’na dönük sert bir eleştiridir ve ifade özgürlüğünün çerçevesine oturan bir eleştiridir. Türkiye’de devlet büyüklerinin, Türkiye’yi yönetenlerin eleştiriye karşı tahammüllü olmaları gerekir çünkü demokrasinin özü budur. İfade özgürlüğü demokrasinin olmazsa olmaz koşuludur. Suçlamaları kabul etmiyorum.”

Karar Ankara 25. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından açıklanacak. Öte yandan Cemal, Gül’ün duruşması öncesinde yanına giderek destekte bulundu.

1

Altan kardeşlerin yargılanması başlıyor

Darbe girişiminden bir gün önce televizyon programında ‘subliminal darbe mesajı’ verdikleri iddiasıyla gözaltına alınan gazeteci yazar Ahmet Altan ile Prof. Mehmet Altan bugün Çağlayan Adliyesi’nde ifade verecek. Altan kardeşler dün geceki polis sorgularında susma haklarını kullanmıştı.

2

Sabah Mehmet Altan’ın evinden 1 dolar çıktığına dair görüntülerin yayınlanması üzerine ise avukatı bir açıklama yaptı. Görüntüleri madde madde açıklayan Altan’ın avukatının açıklaması şu şekilde:

1) İçinde F serisi bir dolarlık bulunduğu söylenen kırmızı çanta Mehmet Altan’ın aile bireylerine ait eski bir kadın çantasıdır. Bu çanta içinden çıkan yırtık bir dolar, Mehmet Altan ve ailesinin 1990’lardaki bir yurtdışı seyahatinden kalmıştır.

2) Biri F serisinden olan diğer beş dolar ise Mehmet Altan’ın yurtdışı seyahatlerinden dönüşlerinde artan dövizlerini koyduğu bir kutuda yer alan 100, 20 ve 5 dolarlık banknotlar ve çeşitli miktardaki Euro banknotlar arasından polis tarafından seçilerek alınmış ve servis edilen haberlerde sanki ayrı bir yerde, özel olarak muhafaza edildikleri izlenimi yaratılmak istenmiştir. Böyle bir şey söz konusu değildir.

3) Amerikan Federal Rezerv Bankası’nın resmi verilerine göre 2015 yılı itibariyle dünyada dolaşımda bulunan bir dolarlık banknot sayısı 11 milyar 400 milyondur. Toplam 12 harf serisinden bir dolarlık basılmıştır ve halen dolaşımda en az bir milyar adet F serisi bir dolarlık banknot mevcuttur.

4) Bank Asya’ya ait olduğu söylenen bankamatik kartı ise Müvekkil Mehmet Altan’ın 2011’de yarım dönem ders verdiği Fatih Üniversitesi tarafından toplam üç ay boyunca yatırılan ders ücretinin çekilmesi için üniversite tarafından verilmiş ve o zamandan bu zamana başka herhangi bir işlem için kullanılmamıştır.

5) Bank Asya’ya ait kart Mehmet Altan’a ait İş Bankası, Yapı Kredi, Garanti bankaları dahil çok sayıda Türk bankasının bankamatik ve kredi kartları arasından seçilerek alınmıştır.

6) Mehmet Altan’ın evinde Fethullah Gülen’in sohbetlerini tamamen ya da kısmen gösteren herhangi bir kasetin bulunması söz konusu değildir. Polis aramasında el konulan kasetler Mehmet Altan’ın kendi katıldığı eski televizyon programlarından bir bölümünün kayıtlarıdır. Fethullah Gülen’in sohbetlerine ait kasetlerin Mehmet Altan’ın çalışma odasında bulunduğu haberleri külliyen yalandır.

Anlaşılan odur ki, müvekkillerimiz Ahmet Altan ve Mehmet Altan’ın kamuoyu nezdindeki itibarlarını zedelemek amacıyla soruşturmayı yürüten savcının sorumluluğunda bulunan birimler, bize kapalı olan dosyayı bir kısım medyaya servis etmektedir. Bu durum doğrudan soruşturmayı yürüten savcının hukuki ve cezai sorumluluğunu gerektirmektedir.”

Bunlar da ilginizi çekebilir: