Medyascope.tv

Avrupa Konseyi’nden Ankara’ya destek ve eleştiri

Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muižnieks, 27-29 Eylül 2016 tarihlerinde yaptığı Ankara ziyareti sonrasında, bugün, 15 Temmuz darbe girişimi ve ardından yaşananlara ilişkin bir memorandum yayınladı.

15 Temmuz sonrasında, 20 Temmuz ve 26 Temmuz’da darbe girişmini kınayan iki açıklama yapmış olan Muižnieks, 27-29 Eylül arasında, Türk makamlarına bireysel olarak taziyelerini sunmak ve OHAL süresince insan haklarına ilişkin yeni gelişmeleri takip etmek için Ankara’ya gelmişti.Ankara ziyareti sırasında Muižnieks, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ, Anayasa Mahkemesi Başkanı Zühtü Arslan ve İçişleri Bakanlığı Müsteşarı Muhterem İnce’nin yanı sıra, muhalefet partilerinin ve bazı sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ile görüşmüştü.

avrupakonseyy

Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi

“Halkın darbe girişimine karşı çıkması hayranlık uyandırıcı”

Memorandumda, 15 Temmuz’a karşı koyan Türk halkı ve Türkiye’nin demokratik kurumlarıyla dayanışma duygularını dile getiren Muižnieks, “hayatlarını riske atarak müthiş bir cesaret örneği sergileyen Türk halkına duyduğu derin hayranlığı” dile getirdi. 15 Temmuz gecesi yaşananları tanıklardan dinleyen Muižnieks, yayınladığı memorandumda, darbe girişimi sonrasındaki toplumda yaşanan derin travmayı da gözlemlediğini belirtti.

Avrupa İnsan Hakları Konseyi Komiseri Nils Muižnieks

Avrupa İnsan Hakları Konseyi Komiseri Nils Muižnieks

Yayınlanan memorandumda, FETÖ/PDY’nin Türkiye’deki demokratik kurumları ve anayasal düzeni yok etmek hedefindeki gizli bir suç örgütü olduğuna dair Türk toplumunda geniş bir mutabakat olduğu ve “bu hareketin üyelerinin darbe girişiminin arkasında olduğuna dair güçlü kanıtlar olduğu” söylendi. Ayrıca memorandumda; “örgütün, ordunun yanı sıra devlet kurumları ve yargı başta olmak üzere toplumun birçok kesimine sızdığına dair genel bir kanı olduğunun” da altı çizildi.

Memorandumda, Türk yetkililerin verdiği rakamlara dayanarak 31.844 kişinin gözaltına alındığı, 1477’sinin halen tutuklu olduğu, binlerce yargılamanın hâlâ devam ettiği belirtildi. Resmi makamlardan, işten çıkarmalar ve açığa alınmalarla ilgili net bir sayı alamayan Muižnieks, çeşitli muhataplardan aldığı bilgilere göre toplam sayının 3400’ü hakim ve savcı olmak üzere 70 ila 110 bin civarında olduğunu aktardı.

OHAL uygulamalarına ilişkin uyarı ve öneriler

OHAL dönemindeki uygulamalar ve tedbirlere ilişkin birçok tavsiye içeren memorandumda, Muižnieks, öncelikle, böylesi çalkantılı bir dönemde Avrupa Konseyi ile iletişim kanallarının açık tutulması tavsiyesinde bulundu.

Muižnieks, iki buçuk aylık OHAL süresince acil önlemleri kullanarak binlerce kişinin tutuklanması, gözaltına alınması, işten çıkarılması ya da açığa alınmasına rağmen, 15 Temmuz darbe girişimi ile görünür olan demokrasi karşısındaki tehlikelerin hâlâ önemli ölçüde azalmadığının altını çizdi. Ancak memorandumda OHAL’in 90 gün daha uzaltılması kararının uluslararası kamuoyunda hoş karşılanmadığı ve kısaltılacağının umulduğu belirtildi. Her durumda, Türk makamlarının KHK’ları derhal yürürlükten kaldırmasına ihtiyaç duyulduğu belirtildi.

İnsan hakları ve kötü muamelere ilişkin iddialar

Memorandumda, insan hakları ihlalleri, işkence ve kötü muameleye ilişkin iddialara değinen Muižnieks, bunların tümünün tam olarak güvenilir olmadığını fakat “gözaltı süresinin 30 güne uzatılması, sağlık raporunun alınmasına ilişkin prosedür değişiklikleri, avukatlara erişime ve avukat-

müvekkil ilişkisinin gizliliğine getirilen kısıtlamaların bu suçlamaları destekler nitelikte olduğu” vurgulandı. Muižnieks, işkence ve kötü muamele suçlamalarına ilişkin olarak CPT’nin (İşkencenin Önlenmesi Avrupa Komitesi) yayınlanacak olan raporunun benimsenmesi çağrısında bulundu. Bu hususta, CPT’nin yaptığı herhangi bir önerinin gecikmeksizin uygulanması tavsiye edildi.

iskence

Memorandumda, alınan idari önlemlerin ve yaptırımların yasa dışı uygulamalar teşkil ettiğine yönelik toplum nezdinde kaygıların oluştuğu belirtildi. Bu kaygıların önüne geçilmesi için, “-Gülen hareketi ile ilişkili olsa dahi- yasal olarak kurulmuş ve işleyen kuruluşların üyesi olmanın ya da bu kuruluşlarla temas halinde olmanın bir cezai sorumluluk oluşturmadığının ve terörizm suçlamalarının 15 Temmuz öncesinde yasal olan bazı eylemlere geriye dönük olarak uygulanmayacağının yetkili makamlarca açık bir şekilde ifade edilmesi” çağrısında bulunuldu.

Bunun yanı sıra, memorandumda, kamu ve özel sektör çalışanlarını etkileyen idari tedbirlere yönelik olarak; Türk makamlarına, FETÖ/PDY ve diğer terörist örgütlerin üyesi olmaktan tutuklanan kişilere yönelik daha şeffaf kriterler oluşturulması; en azından suçlanan kişilerin aleyhlerindeki kanıtlara erişebilmesi ve kendi lehlerinde delil gösterme imkanı verilmesi önerildi.

Aynı zamanda memorandumda, “gazeteler, TV kanalları, dernekler, özel şirketler vs. gibi tüzel kişilerin kapatılmasına ve mal varlıklarının Hazine’ye devrine derhal son verilmesinin acil önem arz ettiği” belirtildi. Muižnieks, kamu fonuna devri kolaylaştıran kanunların geri dönülmez hatalara yol açabileceğini belirtirken, hâlâ mümkünken alınan önlemlerin acilen kaldırılması çağrısında bulundu. Öte yandan, şüphelilerin ailelerine de potansiyel şüpheli olarak muamele edilmesinin “OHAL’de dahi herhangi bir demokratik toplumda olamayacağı ve bunun temel hukuk ilkelerine kesinlikle uymayacağı” vurgulandı. Bu nedenle, Muižnieks, OHAL’in derhal bitmesi ve olağan prosedürlere dönülmesi çağrısında bulunurken, ayrıca, insan haklarının korunmasına yönelik derin kaygıların giderilmesi için Türk makamlarıyla her türlü işbirliği ve diyaloğa açık olduklarının da altını çizdi.

Son olarak, Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri Nils Muižnieks, 2016 sonuna kadar, Güneydoğu’daki terörle mücadele uygulamaları, ifade özgürlüğü ve basın özgürlüğü hakkında ek memorandumlar yayınlayacağını duyurdu.

Bunlar da ilginizi çekebilir: