Medyascope.tv

Yalnız, çaresiz ve görünmez bir ülke: Yemen

Cumartesi günü Yemen’in başkenti Sana’da bir taziye evine düzenlenen hava saldırısı sonucunda 142 kişi hayatını kaybetti, 500’den fazla kişi ise yaralandı. Saldırının ardından Sana’daki Birleşmiş Milletler ofisinin önünde toplanan göstericiler, saldırının tarafsız uluslararası bir komisyon tarafından araştırılmasını talep etti. Göstericilerden biri öfkesini şu sözlerle dile getirdi: “Bugün Birleşmiş Milletler’e insan haklarımızı talep etmek ve bu benzeri görülmemiş katliamı protesto etmek için geldik. İnsan hakları nerede? Birleşmiş Milletler nerede? Dünya nerede?”

Kim kimle, neden savaşıyor?

Geçen sene Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçleri Yemen’deki iç savaşa dahil olduğundan beri ülkedeki sivil ölümlerin sayısı giderek artmakta ve ülke içinden çıkması zor bir şiddet sarmalının içine düşmüş durumda. Yemen’deki iç savaşı sadece İran-Suudi Arabistan ya da Şii-Sünni çatışması olarak okumak mümkün değil. Tarafları belirleyen siyasi, mezhepsel ve aşiret bağlılıkları çok daha karmaşık. Savaşın bir tarafını oluşturan Şiiliğin Zeydi kolundan olan Husiler, 2004’ten beri daha fazla siyasi ve iktisadi hak elde etmek için hükümete karşı ayaklanıyor. Husiler daha önce kendisine karşı da ayaklandıkları, 2011’te Arap baharı esnasında görevini bırakmak  zorunda kalan devrik lider Ali Abdullah Salih ile işbirliği içindeler. Ordunun bir kısmı da Salih’i ve Husileri destekliyor. Körfez ülkeleri İran’ın Husi’lere maddi ve silah yardımı yaptığını öne sürse de İran bu iddiayı reddediyor.

En büyük mağdur siviller

2014’ün son aylarında Husiler Salih’in yerine gelen, Abdurabbu Mansur Hadi’ye de karşı ayaklandı ve başkent Sana’ya kadar ilerledi. Şubat 2015’te Hadi, Suudi Arabistan’a kaçmak zorunda kaldı. Husilerin, Hadi’nin güçlü olduğu güney bölgesine ve Aden şehrine doğru ilerlemesinin ardından, Mart 2015’te Suudi Arabistan liderliğinde Katar, Kuveyt, Birleşik Arap  Emirlikleri, Bahreyn, Mısır, Fas, Ürdün ve Sudan’dan oluşan bir koalisyon Yemen’e ağırlıkla hava operasyonlarından oluşan bir askeri hareket başlattı.

Suudi Arabistan önderliğindeki koalisyon güçlerinin başlattığı hava harekatının, sivil hedefleri ayrım gözetmeksizin vurduğu insan hakları kurumları tarafından sıklıkla dile getirildi. Birleşmiş Milletler’in hazırladığı rapora göre geçen sene 2,795 sivil hayatını kaybetti. Yemen Veri Projesi isimli bağımsız kurumun verilerine göre, koalisyon güçlerinin her üç hava harekatından biri sivil hedefleri vuruyor. Birleşmiş Milletler’in raporuna göreyse 3.1 milyon kişi savaşın yarattığı tahribattan ötürü zorunlu göç etmek zorunda kaldı.

Silah sektörünün gözdesi

İnsan hakları kurumlarından gelen çağrılara rağmen ABD ve Avrupa, Suudi Arabistan liderliğindeki koalisyonun insan hakları ve uluslararası hukuk ihlallerine sessiz kalıyor. ABD ve İngiltere, Suudi Arabistan’ın en önemli silah tedarikçileri. Mart’taki harekat başladığından beri İngiltere Suudi Arabistan’a 3.3 milyar dolar değerinde silah sattı. ABD’nin Körfez ülkeleriyle yaptığı silah ticaretinin hacmi ise neredeyse 33 milyar doları buluyor.

Uluslararası alanda tepkisizlik

Cumartesi günü hedef alınan taziye evinde Husi harekatının üst düzey yetkililerinin de bulunduğu biliniyordu. Saldırının koalisyonunun hava harekatlarının sonucu olduğu tahmin ediliyor; ancak Suudi Arabistan saldırıya dair bir soruşturma başlatacağına söz verse de sorumluluk üstlenmedi. Daha önce de benzer soruşturmalar başlatan Suudi Arabistan, hemen hemen hepsinde sivilleri hedef alan saldırıları aslında Husi’lerin düzenlediği sonucuna vardı. ABD ise Suudi Arabistan’ın sivil hedefleri vurmasına karşı şu ana kadarki en “sert” çıkışını yaparak, krallığa verdikleri desteğin “açık çek” olmadığını söyledi.

Ülkedeki savaşın boyutu ve yarattığı tahribat göz önüne alındığında, verilen tepkilerin ne kadar yetersiz olduğu daha iyi anlaşılıyor. Yemen’in görünmezliği, ülkeden bildiren ve kendilerine uluslararası basında pek de yer bulamayan bir avuç gazeteci tarafından da sıkça dile getiriliyor. 14 milyon insanın açlık tehdidiyle karşı karşıya olduğu ülkedeki savaşın ciddiyetinin ve Suudi Arabistan’ın ihlallerinin daha çok konuşulması gerektiğinin altı çiziliyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir: