Medyascope.tv

İntihar saldırılarının intiharı

Yayına hazırlayan: Gamze Elvan

Irak Musul’da çok önemli bir harekât yaşanıyor. Çok sayıda güç, Musul’u elinde tutan Irak-Şam İslam Devleti IŞİD’i bertaraf etmeye çalışıyor, şehirden atmaya çalışıyor ve şehri geri almaya çalışıyor. Bir savaş yaşanıyor açıkçası; operasyon diyoruz ama, bir savaş yaşanıyor ve bu savaşta, kendini devlet olarak ilan etmiş olan IŞİD, tıpkı diğer devletler gibi kendi imkânlarıyla, genellikle sosyal medyayı kullanarak duyuruyor. Amak Haber Ajansı diye bir resmi haber ajansı var. Ve Amak Haber Ajansı, Musul operasyonuyla ilgili, kendi açısından bir sürü haber geçiyor. Bu haberlerin büyük bir çoğunluğu, şu spotlarla veriliyor: “Musul’un kuzeyine yapılan”, –kendileri intihar eylemi demiyor ama biz kolay olsun diye intihar eylemi diye söyleyelim– “6 intihar eylemi” veya “Musul’un güneyinde beş intihar eylemi” diyerek dökümleri hep intihar saldırıları üzerinden veriyor. Bu tıpkı, mesela TSK’nın Kandil’e ya da Irak’ın kuzeyindeki PKK hedeflerine yaptığı saldırıların ardından, ya da Uluslararası Koalisyon’un IŞİD’e yönelik hava saldırılarının ardından yaptığı resmî açıklamalar gibi. Ama orada nedir? Genellikle sorti olarak verilir; çünkü uçakların hareketleri var.

Burada ilginç bir durumla karşı karşıyayız: Bir tarafta büyük güçlerin sortileri var. Bu sortilere cevaben IŞİD’in intihar saldırıları var. Yani IŞİD, o devletler gibi bir hava kuvvetlerine, çok büyük silahlara sahip olmadığı için, o büyük silahlara karşı insanları silah yaparak ortaya sürüyor.

Bu aslında, tarihte çok eski zamanlara dayanan bir olay. Yani birtakım davalar için, değişik davalar olabilir bunlar; siyasî, etnik, ulusal, dinî, mezhepsel davalar olabilir. Bu tür intihar eylemleri değişik zamanlarda yaşandı; II. Dünya Savaşı’nda Japon Kamikazelere kadar. Kamikazeler de böyle şeyler yapıyorlardı, ama bunun çok daha öncesinde intihar saldırıları diye tanımlanabilecek saldırılar var.

2005 Mayıs ayında ABD’de peş peşe iki kitap birden çıkmıştı; ben de o sırada Washington’da yaşadığım için iki kitabı da alıp okumuştum. İki sosyal-bilimcinin kitaplarıydı bunlar. Birisi Mia Bloom diye bir kadın araştırmacının yazdığı Dying to Kill yani “Öldürmek için Ölmek”, diğeri de Robert Pape’in Dying to Win yani “Kazanmak için Ölmek”. İkisi de aynı başlıkla çıkıyor aslında. Ölümü burada, öldürmeye ya da kazanmaya endekslemek, yani ikisi de ayrı ayrı tarih boyunca ama daha çok tabii günümüzde intihar eylemlerini, intihar eylemcilerini, bunların profillerini ve eylemlerine yükledikleri anlamları açıklamaya çalışmışlardı ve orada iki kitap da aynı noktada birleşiyordu: Bu birtakım gözü dönmüş fanatiklerin işleri değil, bu başka bir şey.

İntihar eylemi aslında sanıldığı gibi bir dinle açıklanabilecek bir şey değil. Çünkü o tarihte –özellikle Robert Pape’nin yaptığı araştırmada o vardı çok net bir şekilde–, intihar eylemleri denilince ilk akla gelen, sayısal olarak ve etki olarak ilk akla gelen, Sri Lanka’daki Tamil Kaplanları’ydı. Tamil Kaplanları’nın Marksist-Leninist eğilimde oldukları biliniyor. Ama genellikle bunun bir dinsel açıklaması yapılmak isteniyor; özellikle son dönemde, bir ara Lübnan’da İç Savaş sırasında Hizbullah, ama daha sonrasında esas olarak El Kaide’yle beraber ve onların saldırılarıyla beraber, bunun daha çok dinle ve İslamiyet’le açıklanmaya çalışılması gündeme geldi. Halbuki intihar eylemleri sadece bunlarla açıklanabilecek bir şey değil.

Bir dönem PKK çok güçlü bir şekilde kullandı, sonra durdurdu. Son dönemde özellikle TAK adıyla üstlenilen saldırılarla Ankara’da ve İstanbul’da yapılan saldırılarda da intihar eylemi boyutu var. Güneydoğu’da yapılan birtakım araçlı saldırılarda – ki bu araçlı saldırılar büyük ölçüde, IŞİD ve El Kaide’den esinlenerek yapılmışa benziyor. Dolayısıyla bu sadece din meselesi değil.

Bu yayına “İntihar Saldırılarının İntiharı” başlığı verdim. Neden bunu verdim? Çünkü şu anda Musul’da yaşanan olay, yani savaşın IŞİD tarafından esas olarak intihar saldırılarıyla sürdürülmek istenmesi, artık intihar saldırılarının eski anlamını ve eski etkisini kaybettiğini gösteriyor. Çünkü intihar saldırılarının en temel özelliği, beklenmedik anda beklenmedik yerlere, beklenmedik şekillerde ve hatta kimi durumda beklenmedik kişiler tarafından gerçekleştirilmesiydi. Bir şok yaratırdı, duyar duymaz insanların “Nasıl olur?” diyeceği bir şeydi.

Şimdi baktığımız zaman –birtakım videolar da yayınlandı, görmüşsünüzdür– Musul saldırısı, Musul harekâtı sırasında, açık alanda, diyelim ki Peşmerge güçlerine ya da Irak ordusuna karşı düz alanda bir araba, kaptırmış geliyor ve bu arabanın artık bir intihar saldırısı aracı olduğunu oradaki askerler de biliyorlar. Yani bu araba, diyelim ki bir şehir merkezinde bir pazar yerine girmiyor, ya da en son Gaziantep’te olduğu gibi bir sokakta kutlanan düğüne birisi intihar kemerleriyle dalmıyor. Bu, savaş halinde, zaten eller tetikteyken, karşı güçlerin gördüğü, uzaktan daha gelmeden gördüğü bir şekilde geliyor. Dolayısıyla çok fazla etkili olamıyor. Biraz önce arkadaşlar onlardan bir tanesinin görüntüsünü gösterdi. Tabii ki büyük bir etkisi var, ama artık bu intihar saldırıları bir nevi nafile saldırılar haline gelmiş durumda.

Bunun bir çarpıcı örneğini 2003 yılında Fas’ta yaşamıştık. 16 Mayıs 2003’te Fas’ta çok sayıda intihar eylemcisi, Kazablanka’nın değişik yerlerinde değişik yerlere intihar eylemleri gerçekleştirmişti –bu tabii ki o sırada El Kaide’yle başlayan intihar eylemlerinin furyasının bir devamıydı. Ama ilginç bir şekilde, toplam 45 kişi hayatını kaybetti ve bu 45 kişinin 12’si zaten intihar eylemcisiydi. Aynı anda birçok yere saldırdıkları için, 12 eylemci ve 33 eylemde olmayan insan hayatını kaybetti. Ve ölenlerin de, 33 kişinin de büyük bir çoğunluğu gariban Faslılardı. Yani bekçi vs. ya da bir lokantada yemek yiyen Fas vatandaşlarıydı. Hedefler İspanyol restoranı, İtalyan restoranı gibi yerlerdi. Ve bir eylemde de iki intihar eylemcisi Yahudi Kültür Merkezi’ne saldırdı o gün. İki eylemci öldü ve başka kimseye zarar gelmedi, çünkü Yahudi Kültür Merkezi o zaman boştu, Kullanılmayan bir yerdi. Bunun bile istihbaratını yapmadan yapılmış bir şeydi. Yani bu Kazablanka olayı aslında intihar eylemlerinin bir nevi dejenere olmasının ilk işaretlerinden birisiydi.

Şu anda Musul’da yapılan, Musul’da yaşanan olayda, Musul’da yaşanan intihar eylemlerinde de nasıl bir şey oluyor? Bir kamyona tonlarca patlayıcı koyuyorlar ve o kamyon olabildiğince kalabalık bir yerde karşı güçlerin –diyelim Irak ordusunun, diyelim Peşmerge güçlerinin, ya da başka güçlerin– arasına dalıp, onlara verebildiği kadar zarar vermeye çalışıyor. Şimdi, bir karargâha arabayla gitmek olabilir, ya da böyle bir mekâna ya da emniyet müdürlüğüne girmek olabilir, ama savaş halindeki güçlere intihar saldırısı düzenlemek, aslında intihar saldırısının çizgisinin dışına çıkmak anlamına geliyor ve bu anlamda intihar saldırılarının anlamını kaybettiğini düşünüyorum.

Şu andaki Irak’ta, Musul’da yaşananla aslında IŞİD en önemli silahının, intihar saldırısı silahının içini boşaltıyor. Pek fonksiyonel olmayan bir şekilde kullanıyor, ama yakın bir zamana gidip bakarsak, mesela Fransa’da en son kamyonla kalabalığın arasına dalan kişi çok sayıda insanı öldüren kişi – ki tam orada bildiğimiz intihar saldırılarından çok daha farklı bir şey vardı: Aslında bizim İstanbul’da Atatürk Havalimanı’na yapılan saldırı da öyleydi. Bunlar intihar saldırılarından biraz daha farklı, çünkü yapanın kurtulma ihtimali olan durumlardı. Tabii kurtulamadılar, orası ayrı; ama pekâlâ kurtulma ihtimalleri vardı. Onların yarattığı etkiyle şu anda Musul’daki saldırıların yarattığı etki kesinlikle kıyaslanamaz.

Şu anda Musul’daki intihar saldırıları tamamen boşuna yapılmış ya da yapanların kendilerine şehit olduğu düşüncesini vermek ve de geride kalan Musul’da savaşmak için bekleyen diğer IŞİD’lilere moral vermek gibi çok marjinal etkisi olan şeyler.

Yalnız şunu unutmamak lazım; Musul Savaşı, Musul’da kalmayacak. IŞİD bu savaşı kesinlikle başka yerlere taşımak isteyecek, bunlardan birisi de kesinlikle Türkiye olacak, Avrupa olacak ve burada kendisine karşı savaşa katılan ya da bu savaşa destek veren güçler olacak ve bu güçlere karşı da en önemli silahı yine intihar saldırısı olacak. Yani benim intihar saldırısının intiharı derken kastettiğim, esas olarak Musul’da, şu anda Irak’ta yaşanandır. Ama bu silah özellikle sivillere yönelik olarak hâlâ çok ciddi bir şekilde etkili bir silah. Özellikle toplu yerlerde, metropollerde, IŞİD ve benzeri yapıların düzenleyebileceği her türlü intihar eylemi çok ciddi sonuçlara yol açabilir, ancak şu anda Musul’da gördüğümüz görüntülerin hiçbir anlamı yok ve bu görüntüler de aslında IŞİD’in Musul’da çok uzun süre ayakta kalamayacağının işaretleri olarak da algılanabilir.

Bunlar da ilginizi çekebilir:
  • Can Can

    Intihar saldirilari bu tip askeri noktalara daha onceden de yapiliyordu. Suriye’de Nusra bunu Rejim’e bagli askeri guvenlik noktalarina yuksek patlayici gucu olan intihar araclari gondererek zaten uc dort yildir yapiyor. Sizin dediginiz gibi yeni bir intihar saldirisi turu degil o yuzden