Medyascope.tv

Bernie Sanders: Biz Demokratlar bundan sonra ne yapmalıyız?

Son seçim kampanyasında Demokrat Parti’nin aday adayı olan Bernie Sanders, Demokrat Parti’nin ne yapması gerektiğine dair bir yazı kaleme aldı. New York Times’ta bugün yayınlanan yazının çevirisini aşağıda bulabilirsiniz:

(Çeviren: İlker Kocael & Gülener Kırnalı)

Biz Demokratlar bundan sonra ne yapmalıyız?

Milyonlarca Amerikalı, Salı günü, zenginlerin ve şirketlerin çıkarlarını gözeten bir ekonomik ve siyasi sisteme karşı duydukları öfkeyi sandıkta ifade etti. Ben, Hillary Clinton’u güçlü bir şekilde destekledim, onun adına kampanya yürüttüm ve seçim gününde doğru tercihin o olduğuna inandım. Fakat Donald J. Trump, Beyaz Saray biletini aldı çünkü kampanyasında kullandığı söylem, çoğu geleneksel Demokratın duyduğu, oldukça gerçek ve meşru bir öfkeden başarılı bir şekilde istifade etti.

Sonuç beni üzdü fakat şaşırtmadı. Milyonlarca insanın Sayın Trump’a oy vermesi sürpriz değildi zira ekonomik, siyasi ve medya statükosundan bıkmış ve yorulmuş durumdalar.

Çalışan aileler, uzun zamandır, milyonerlerden ve büyük şirketlerden mali destek alan politikacıların, sıradan Amerikalıların ihtiyaçlarını göz ardı etmelerini izliyor. Son 30 yıldır, birçok Amerikalı, şirket patronlarının ihanetine uğruyor. İyi maaşlı işlerin Çin’e, Meksika’ya ya da ücretlerin düşük olduğu başka bir ülkeye taşınmasıyla beraber günlük çalışma süresinin artmasına rağmen daha düşük ücretle çalışıyorlar.

Tüm yeni gelirlerin yüzde 52’si en tepedeki yüzde 1’e giderken, kendi şirketlerinin yöneticilerinin onlardan üç yüz kat fazla kazandığını görmekten bıkmış durumdalar. Bu insanların, bir zamanlar çok güzel olan kırsal kasabalarının çoğunun nüfusu azalırken, çarşılarındaki dükkanlar kepenk kapatırken, ve çocukları iş olmadığı için memleketlerini terk ederken, büyük şirketler bu insanların zenginliklerini sömürüp kazandıkları paraları off-shore hesaplarına aktarıyor.

Çalışan Amerikalılar, çocuklarına düzgün ve kaliteli bir yaşam sunamıyor. Çocuklarını üniversiteye yollayamıyorlar ve emekli olduklarında bankada beş kuruşları olmuyor. Ülkenin birçok yerinde, karşılayabilcekleri evler bulamıyorlar ve sağlık sigortalarının maliyeti onlar için çok yüksek. Birçok aile umutsuzluk içinde ve gitgide daha fazla insan uyuşturucu, alkol ve intihar ile kısa sürede yaşamını sonlandırıyor.

Seçilen Başkan Trump haklı: Amerika halkı değişim istiyor. Ama Sayın Trump onlara ne tür bir değişim sunacak? Çok sayıda çalışan ailenin muzdarip olduğu ekonomik sıkıntının sorumlusu olan, bu ülkenin en güçlü insanlarının karşısında durma cesaretini gösterecek mi? Yoksa çoğunluğun öfkesini, azınlıklar, göçmenler, yoksullar ve yardıma muhtaçlara mı yöneltecek?

Wall Street’e karşı çıkma, “batamayacak kadar büyük” finans kuruluşlarını kırmak için çalışma ve büyük bankaların küçük işletmelere yatırım yapmasını ve Amerika’nın kırsal bölgelerinde iş alanları yaratmasını talep etme cesaretini mi gösterecek? Yoksa Hazine Bakanlığı’nın başına başka bir Wall Street bankerini getirip işleri her zamanki gibi yürütmeye devam mı edecek? Kampanyası süresince vaat ettiği gibi, gerçekten ilaç endüstrisiyle mücadele edip reçeteli ilaçların fiyatların düşürecek mi?

Sayın Trump’ın zaferi karşısında kendini sindirilmiş ve tükenmiş hisseden Amerikalılara dair hikayeler duymak beni gerçekten üzüyor. Parçalanma korkusuyla yaşayan ailelerin çığlıklarını duyuyorum. Ülke olarak, ayrımcılıkla mücadelede çok yol katettik. Bu yoldan geri dönemeyeceğiz. Müsterih olun, ırkçılık, bağnazlık, yabancı düşmanlığı ve cinsiyetçiliğe taviz verilmeyecek. Ortaya çıktığı her yerde ve her zaman bu mücadeleyi sürdüreceğiz.

Sayın Trump’ın ileri sürdüğü fikirlere ve onunla beraber çalışmaya her zaman ve her şekilde açık olmayı sürdüreceğim. Ülke genelindeki oy çoğunluğunu alamasa da, ilericilerin görüşlerini önemseyecektir. Eğer seçilen başkanımız, çalışan ailelerin yaşam standartlarını geliştirmeye yönelik politikalar yürütme hususunda ciddiyse, kendisine desteğimi sunacağım.

Haydi dökülen altyapımızı yeniden inşa edip milyonlarca yüksek maaşlı iş yaratalım. Asgari ücreti geçim sıkıntısı yaratmayacak bir seviyeye çekelim, öğrencilere harç ödemelerinde yardım edelim, aile durumu ile ilgili izinlerde ya da hastalık izinlerinde maaş kesintisine son verelim ve sosyal güvenliği genişletelim. Sayın Trump gibi milyarderlerin bir kuruş bile federal gelir vergisi ödememesine izin veren bu ekonomik sistemi reforme edelim. Ve en önemlisi, varlıklı kişilerin kampanyalara sağladıkları kaynaklarla seçimleri satın almasının önüne geçelim.

Önümüzdeki günlerde, Demokrat Parti’yi yeniden ayağa kaldırmak için yapılması gereken reform önerilerimi de sunacağım. Şuna yürekten inanıyorum ki parti büyük patronlar kulübü ile bağlarını koparmalı ve yeniden çalışanların, yaşlıların ve yoksulların desteğine dayanan bir taban partisi haline gelmeli. Partimizin kapılarını ekonomik, toplumsal, ırksal ve çevresel adalet için mücadele veren genç insanların idealizmi ve enerjisine sonuna kadar açmalıyız. Wall Street’in, ilaç firmalarının, sigorta şirketlerinin ve fosil yakıt endüstrisinin şimşeklerini üzerimize çekme cesaretini göstermeliyiz.

Başkanlık seçimi kampanyam sona erdiğinde, destekçilerime siyasi devrimin devam edeceği sözünü verdim. Ve şimdi, bunun gerçekleşmesi her zamankinden daha elzem. Biz dünya tarihinin en müreffeh ulusuyuz. Omuz omuza verdiğimizde ve demagogların bizi ırk, cinsiyet ya da ulusal köken temelinde ayırmasına izin vermediğimizde başaramayacağımız şey yok. İstikametimiz her zaman ileriye doğru olmalı, geriye doğru değil.

Bunlar da ilginizi çekebilir: