Medyascope.tv

MHP’de son gelişmeler: Sinan Oğan ile söyleşi

Yayına hazırlayan: Gamze Elvan

Merhaba iyi günler. Doktor Sinan Oğan’la birlikteyiz. Skype üzerinden bir söyleşi gerçekleştireceğiz. Kendisi Milliyetçi Hareket Partisi’nin genel başkan adaylarından. “-dı” mı diyeceğim? “-di”li geçmiş mi şimdiki zaman mı? Bunların hepsini Sinan Bey’e soracağız, çünkü MHP’de çok ilginç şeyler yaşanıyor. Bir ara olağanüstü kongre hareketliliği vardı, ama 15 Temmuz darbe girişiminin ardından MHP’de çok şey değişti. Bütün bunları Sinan Bey’le konuşmaya çalışacağız. Sinan Bey, merhaba!

Merhabalar! İyi yayınlar diliyorum.

Sağolun. Siz dün bir tweet attınız ve ben onu rt’ledim, bayağı da ilgi gördü. Dediniz ki, “MHP’de bu kadar şey olurken, genel başkan adaylarının medyada yer bulmaması bir talimat düşündürüyor” doğru naklettim mi?

Doğrudur. Düşündürmenin ötesinde bunun başka açıklaması bizce yok. Çünkü bugün Türkiye’nin gündeminde başkanlık sistemi varsa bu MHP Genel Başkanı Sayın Devlet Bahçeli’nin sayesindedir. Ülkücüler bu konuda ne düşünüyor? Yani MHP bir tek Sayın Devlet Bahçeli’den ibaret değil, genel merkezden ibaret değil. Taban ne düşünüyor? Ülkücüler ne düşünüyor? Genel başkan adayları ne düşünüyor? Bütün medya adeta bizim önümüze bir set çekmiş durumda.

Bütün medya değil, gördüğünüz gibi biz varız. Bu ikinci buluşmamız…

Tam şimdi oraya geleceğim. Bu da bir talimatı düşündürüyordu bize; ama dün, teşekkür ediyorum, siz bu sesimize ses verdiniz ve bu ambargoyu bu şekilde kırmış olduk. Bu da Türkiye’de yaygın medyanın dışındaki alternatif medyanın da ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gösteriyor. Demek ki birilerinin sosyal medyaya, alternatif medyaya böyle kin ile bakması boşuna değilmiş, çünkü yeri geldiğinde bu ambargoyu bir şekilde kırabiliyor.

Sinan Bey, teker teker gidelim. Şimdi olağanüstü kurultay olacaktı, çağrı heyeti oluştu vs. işler karıştı. Ben ki MHP’yi izlemeye çalışan bir gazeteciyim, inanın bir vatandaş bana sorsa, “bilmiyorum” cevabını vereceğim. Siz biliyor musunuz? Şu anda MHP’deki kurultay meselesinde hangi noktadayız? Kurultay olmayacak mı? Ya da hangi tarihte olacak? Ya da nasıl olacak?

Kurultay olacak. Kurultay mutlaka olacak, ancak bugün MHP Genel Merkezi ve AKP iktidarı kurultayın olağanüstü yapılmaması için tam bir görüş birliği içerisindeler. Maalesef ki Türkiye’de hukukun saygınlığı ayaklar altına alındı ve neredeyse birkaç ay önce bir mahkeme yürütmeyi durdurma kararı verdi ve hâlâ yeni bir karar alınamadı. Düşünün bir konuda yürütmeyi durdurma kararını mahkeme niye verir? Onunla ilgili bir inceleme yapmak ve kısa süre içerisinde sonuçlandırmak için. Bakınız: Haziran, Temmuz, Ağustos, Eylül, Ekim, Kasım… yılın neredeyse yarısı gitti. Yürütmeyi durdurma konusunda, yani bu geçici tavır konusunda mahkeme hâlâ bir karar vermiş değil. Mahkeme, iddia ediyorum açık ve net söylüyorum, talimatla bu kararı aldı ve bu kararı alan hâkim bugün Ankara Adalet Komisyonu Başkanlığı ile ödüllendirildi.

Bir de şöyle bir husus var tabii; en azından o aşamada Devlet Bahçeli’nin dışında dört başkan adayı çıkmıştı. Bunlardan iki tanesi dün itibariyle -ikincisi de Ümit Bey dahil edildi, Meral Akşener önce- partiden ihraç edildiler. Bu işleri ne kadar değiştirdi? Çok değiştirdiğini tahmin edebiliyorum da, bugün mesela olağanüstü kurultay olsa nasıl olacak?

Şimdi, daha önce biliyorsunuz ben ihraç edilmiştim ve bu ihraca rağmen mahkeme kararıyla geri döndüm. Dolayısıyla ben bu ihraçların, bu süreci çok derinden etkileyeceği kanaatinde değilim. Bu, netice itibariyle kurultayın bir kararına bakar. Kurultay karar verir ve bu ihracı kaldırabilir; ama ondan daha önemlisi, bu kurultayı yaptırmak istemeyen MHP Genel Merkezi’nin yanında bir de iktidar gücü var. Türkiye’de iktidar kendi başbakanını bir günde değiştirdi; ama biz 6 ay, bir seneye yakın zamandır Sayın Genel Başkanı o anlamda değiştiremiyoruz. Sebep? Efendim, mahkemelerin talimatla işleyen kararları. İşte yeni bir mahkeme başkanı atandı; onun da karar vermesini bekliyoruz. Eğer Türkiye’de hukuk varsa, eğer Türkiye’de adalet varsa, mahkemeler bir an önce MHP’de kurultay sürecine devam kararı verecektir. Ama Türkiye’de artık hukukun adaletin çok da olmadığı kanaati yerleşmeye başladı bende.

Şunu söyleyeceğim: Meral Akşener’in ardından Ümit Bozdağ… Bunlar bayağı öne çıkan adaylardı. Dört aday vardı ve bayağı öne çıkan isimlerdi. Bu ihraçların gördüğümüz kadarıyla –ya da göremiyoruz, belki medya yansıtmıyor olabilir– ama parti tabanına, parti teşkilatlarına nasıl bir etkisi oldu?

Parti tabanı her türlü ihraca kesinlikle tepki gösteriyor, sıcak bakmıyor. Elbette Meral Hanım’ın sevenleri vardı sevmeyenleri vardı; Ümit Bey’in sevenleri vardı sevmeyenleri vardı keza hepimiz için geçerli bu; ama bunların hiç birisi insanların partiden, yıllardır ömürlerini tükettikleri bu dâvâdan ihraç edilmelerine gerekçe olamaz. Bırakınız genel başkan adaylarını, mahkemenin yetkilendirdiği partinin çağrı heyetini ihraç ettiler. Parti heyeti üyelerimiz, il başkanlarımız, ilçe başkanlarımız, üst kurul delegelerimiz partiden teker teker ihraç ediliyor. Bunun anlaşılır, kabul edilebilir hiçbir tarafı yok. Parti tabanımız da her gün Türkiye’nin değişik yerlerinden arıyorlar – inanın telefonda ağlayanlar var, telefonda, “Biz ömrümüzü verdik bu dâvâya, çoluğumuzun çocuğumuzun rızkını bu dâvâda harcadık ve biz Sayın Devlet Bahçeli’yi 21 Mart 2015 tarihinde başkanlık sistemine karşı çıkıyor söylemine göre seçtik, ama şimdi Devlet Bahçeli 19 yıldır söylediklerinin hepsini bir tarafa bıraktı, şimdi Cumhurbaşkanlığı adı verilen ama tam başkanlık sistemine geçişin şimdi adeta uygulayıcısı konumuna geldiler” diyorlar bana.

Peki, Sinan Bey burada iki sorum olacak birbirine bağlı: 1) Devlet Bey’in yaptığı açıklamalarda tam bir netlik göremiyoruz; tabii ki hükümetle çok iyi temasları kuruyorlar ve genellikle memnun ayrıldığını beyan ediyorlar, ama çok net bir şekilde angaje olduğu en azından kamuoyuna yansımadı. Siz kendisinin başkanlık sistemine “evet” diyeceğine emin misiniz? 2) Anladığım kadarıyla siz bu Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın önerisine, başkanlık sistemi önerisine karşısınız. Bunu da tabii ardından açıklamanızı rica edeceğim.

Şimdi durup dururken Türkiye’nin 15 Temmuz’da yaşadığı bir felâket var. Yanıbaşımızda Meclis bombalandı. İlk defa gazi Meclis’imize bomba atıldı. Özel Harekât polislerimiz ilk defa bu devletin uçaklarından atılan bombalarla şehit edildi. Bir defada 47 polisimiz şehit edildi. 250’ye yakın insanımız –polisi, askeri, sıradan vatandaşı– şehit edildi. Türkiye’de binlerce insan tutuklandı. Böylesine büyük bir felâketin ardından başkanlık tartışmaları en azından bir süreliğine buzdolabına kaldırılmışken, Sayın Devlet Bahçeli’nin bunu gündeme taşıması tesadüf değil. Ben bunun tesadüf olduğu kanaatinde değilim. Böyle bir süreci Sayın Devlet Bahçeli buraya kadar getirip, sonra da yarıda bırakacak kanaatinde değilim. Sadece her salı günü farklı bir açıklama yapılması, Semih Yalçın’ın ayrı telden çalması, Sayın Genel Başkanı’nın farklı açıklama yapması; bütün bunlar, şimdi de efendim, “Adı Cumhurbaşkanlığı olacak” falan demeleri… Bunlar aslında karar aldıklarını, ama 19 yıldır çok ağır laflar ettikleri için bu yoldan dönmeye kılıf aradıklarını gösteriyor. Şimdi adı ‘Cumhurbaşkanlığı’ olacak, ama tam yetkili başkan olacak…

Peki Sinan Bey, pardon. O konuya tekrar geçmeden bu söylediğiniz yerden bir ek soru sorayım, sizin görüşünüzü de daha sonra alalım: Peki niye böyle bir şey yapıyor? Çünkü şu âna kadar yapılan analizlerde yorumlarda Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın talep ettiği, bir anlamda dayattığı sistemin, MHP gibi bir partinin aleyhine olduğu rakamlarla falan gözler önüne seriliyor. Bu tür ana muhalefet olamayan bir muhalefet partisinin böyle bir şeyde etkisinin iyice azalacağı yolunda yorumlar yapılıyor. Buna rağmen, başkanlık sistemini içeriği benimseyip benimsememenin dışında, tamamen pratikte MHP’nin aleyhine olacağını söylenen bir sisteme neden destek veriyor olabilir? Destek verdiğine inandığınız için söylüyorum.

Yani destek verdiğinde bir şüphemiz yok.

Peki niçin böyle bir şeyi… yani bu intihar değil mi MHP için?

Şimdiye kadarki süreç bunu gösteriyor. Efendim, şimdi deniyor ki: “İçinde ‘Cumhur’ olmayan şeyi kabul etmeyiz”. Tamam, adına ‘Cumhurbaşkanı’ da deyin. Şimdi hatırlarsanız eskiden Şahin arabaları Doğan görünümlü şekline getirirlerdi, ben de buna Doğan görünümlü Şahin modeli diyordum. Şimdi bu bir şeyi değiştirmez ki. Dediğiniz gibi MHP, bugün Meclis’te dördüncü sırada olan parti. Başkanlık sistemi federatif yapı ve ikipartili sistem öngören bir yapıdır. Siz bugün, “Federatif sistem getirmeyeceğiz” deseniz de yarın bir başkası gelir, “Bunun doğrusu bu değil, doğrusu federatif yapıdır” der, bir adım sonra federatif yapıya geçebilir. Az mı duyduk, “Biz kandırıldık, biz yanlış yaptık, şunu hadi şöyle düzeltelim” diye? Yarın Sayın Erdoğan’ın bunu da getirebileceğini pekâlâ öngörebiliriz. Bizim anlamadığımız; Abdullah Öcalan’ın, bebek katilinin savunduğu bir fikri, istediği başkanlık sistemini, MHP Genel Merkezi nasıl savunur? Buna bir açıklama getiremiyoruz maalesef ki. Bunu sadece biz değil, Devlet Bey’i çok eskiden tanıyan insanlarla da konuşuyoruz, tabanla da konuşuyoruz; hiç kimse buna bir anlam veremiyor. Bu çünkü MHP’nin kapısına kilit vurmaktır. Cennet-mekân Başbuğ’umuzun binbir emeklerle kurduğu ülkücü camianın binbir emeklerle kuşattığı bir partiyi, bir kişinin kararıyla kapatma noktasına getirilmesine müsaade edemeyiz. Bu karar Sayın Devlet Bahçeli tarafından verilebilecek bir karar değildir. Bu parti hepimizindir ve eğer, “Türk milletine götürelim canım, ne olacak?” deniyorsa; iki hususun altını çizmemiz lazım: Bir, önce ülkücülere soracaksınız. Ülkücüler başkanlık sistemine ‘evet’ diyorsa sonuna kadar arkasında duralım, ama ülkücüler buna ‘hayır’ diyorsa, siz ülkücülere rağmen bu partinin kapısına kilit vuracak bir sistemi getiremezsiniz. Türk milletine bunu sorduğumuzda tektaraflı propagandayla bu nasıl yürüyecek? İşte buyurunuz, televizyonlar bizim fikirlerimize kapalı. Ülkücülerin fikirlerine kapalı, tektaraflı bir AKP propagandasına maruz kalıyor Türkiye. Dolayısıyla Türk milletine sunmak mesele değil, Türk milletinin her ferdinin, o anlamda her kesiminin, doğrusu sesinin ortak eşit şekilde duyulacağı bir iklimi yaratmanız lazım. Bugün Türkiye’de böyle bir iklim söz konusu değildir. Türkiye’de bugün, demokratik bir yapı söz konusu değildir. Bakınız, ordu-millet el ele diye bir toplantı yapılacaktı nerede? Şırnak’ta değil, Ankara’nın göbeğinde Anıtkabir’de. Güvenlik gerekçesiyle bu iptal edildi. Doğru mu? Doğru. Peki, güvenlik gerekçesiyle Anıtkabir’deki bir toplantıyı dahi iptal eden hükümet, Türkiye’nin en ücra köşelerindeki bu referandumun güvenliğini nasıl sağlayacak? Bir, ikincisi; anayasa değişiklikleri bakınız, ceza kanununun herhangi bir kanunu %50 geçirirsiniz, çok büyük mesele değil; ama Anayasa’yı, toplumun ortak mutabakat senedini toplumun ortak mutabakatıyla sağlamak zorundasınız. “Ben yaptım oldu” mantığıyla anayasa değişikliği yapamazsınız.

Sinan Bey, anladığım kadarıyla –daha önce Ümit Bey’le de benzer bir Skype yayını yaptık, onun da görüşlerini biliyorsunuz– aslında anladığım kadarıyla başkanlık sistemi tartışmasında benzer kaygılarınız var. Bunlardan birisi, bölünme kaygısı anladığım kadarıyla. Yani federal sistem; başkanlık sistemiyle beraber üniter devletin korunmasının iyice zorlaşacağını düşünüyorsunuz. Yanlış mı anlıyorum?

Doğrudur. Sadece tek sebep bu değil, biz parlamenter sistemin Türkiye’nin içinde bulunduğu coğrafyayla ve Türkiye’nin içinde bulunduğu ortama daha uygun olduğu kanaatindeyiz. Eksiği varsa, bir eksiği gediği, gelin hep beraber katkıda bulunalım, parlamenter sistemi işler hale getirelim. Bugün parlamenter sistemi işler hale getirmeyen, bu yapının ta kendisi; partilerde demokrasi kalmamış; Türkiye’ye demokrasi getirme iddiasında olanların hiçbirisinin partisinde demokrasinin d’si yok. Koltuğa oturan bir daha o koltuktan kalkmıyor Ruşen Bey. Böyle bir yapı, Allah korusun, Türkiye’yi bir de başkanlık sistemine götürdüğünde – bu tamamıyla Türkiye’nin ‘diktatoriyal’ bir yapıya geçeceği anlamına gelir. Kaldı ki Türkiye’nin ciddi güvenlik zaafları var bugün. Türkiye’nin ekonomik sıkıntıları var, Türkiye Avrupa’dan, dünyadan dışlanıyor. Peki, şu âna kadar hangi sorunu çözmek istediler de bu yapıyla çözemediler? Veya Türkiye’de ciddi ekonomik kriz kapımızı çalmış durumda. Dolar 3.30’u geçmiş durumda, Başkanlık sistemi geldiğinde 2 liraya mı düşecek? Başkanlık sistemi geldiğinde… Ortadoğu’da, dünyada yalnızlaştı Türkiye. Selam verdiğimiz bir Allah’ın kulu kalmadı. Başkanlık sistemi geldiğinde bütün dünyayla iyi ilişkiler içinde mi olacağız?

Peki Sinan Bey, son olarak şunu sormak istiyorum: Ne bekliyorsunuz? Ümit Bey kendisiyle yaptığımız yayında Meclis grubunda başkanlık konusunda çok ciddi şekilde rahatsızlık olduğunu, hatta AKP’de de benzer rahatsızlıklar olabileceğini söylemişti. Ama anladığımız kadarıyla şu anda AKP’yle MHP, bu olayda en azından yönetimleri anlaşmış gibi gözüküyorlar. Tam %100 kesinleşmese de. Siz ne görüyorsunuz? Bu Meclis’e gelse, genel merkezlerin iradesi gerçekleşir ve Türkiye gerçekten başkanlık için bir referanduma gider mi? Yoksa olayın Meclis’te takılma ihtimali sizce var mı?

Şimdi eğer Türkiye’de demokrasi varsa, hukuk düzeni varsa, Meclis’te bu takılır. Nedenini söyleyeyim: Meclis’te oylamalar sırasında maalesef ki AKP’nin şöyle bir taktiği var; eğer grubu bağımsız bırakırsa AKP, AKP grubunda çok ciddi bir fire olacağı kanaatindeyim. Ama AKP şüphelendiği milletvekillerinin ensesine başka bir milletvekilini oturtuyor. Dolayısıyla da orada milletvekillerini kıskaca alarak zorla referanduma ‘evet’ oyu verdireceği kanaatindeyim. MHP’den ciddi bir fire olacağı kanaatindeyim ama 14 oy zannediyorum AKP için yeterli bir oy. 14 oy, MHP sıraları içerisinden çıkacak gibi gözüküyor. Ama MHP Genel Merkezi ‘evet’ oyu verse de sahaya indiğinde ülkücüler ‘hayır’ oyu verecektir. Bundan kimsenin şüphesi olmasın.

Evet. Burada isterseniz noktayı koyalım. Sinan Oğan’la MHP’deki gelişmeleri ve başkanlık sistemi tartışmalarını ele aldık. Kendisine çok teşekkür ediyoruz, çok teşekkür ediyoruz Sinan Bey. İleride bir başka vesileyle üçüncü kez buluşuruz diye umuyorum. İstanbul’a yolunuz düşerse doğrudan stüdyoya bekleriz. Çok sağolun. Evet, Sinan Oğan’a çok teşekkür ediyoruz. Sizlere de bizi izlediğiniz için teşekkürler. İyi günler.

Bunlar da ilginizi çekebilir: