Medyascope.tv

Bana danışmanını söyle, sana dış politikanı söyleyeyim

ABD Başkanı seçilen Donald J. Trump’ın kilit mevkilere atayacağı dış politika danışmanları, izlenecek politikalarda hangi yönde ve ne derece etkili olabilirler? ABD siyasi gündeminin bu hayati sorusunu, ülkenin önde gelen siyasetbilimcilerinden, George Washington Üniversitesi’nden Elizabeth N. Saunders, Washington Post’ta yayınlanan yazısında ele aldı.

Trump’ın önemli mevkilere olası atamalarının büyük bir merak uyandırdığını hatırlatan Saunders, bunda Trump ile Cumhuriyetçi yerleşik düzen temsilcileri arasında dış politika konusunda derin ayrılıkların bulunmasının payının olduğuna dikkat çekiyor. Saunders’ın yazısı ayrıca, danışman seçiminin, dış politika süreçlerinin ne yönde oluşturulacağının ötesinde etkilere de sahip olduğunu ortaya koyuyor. Trump’ın Cumhuriyetçi Parti’nin yerleşik, deneyimli isimlerine ihtiyaç duyma ihtimalinin yüksek olduğunu düşünen Saunders’ın yazısından önemli bölümler şöyle:

Trump’ın müstakbel dış politika danışmanlarının ne kadar etki sahibi olacağı belirsiz

Trump, tıpkı diğer üst düzey pozisyonlar konusunda olduğu gibi Dışişleri Bakanlığı pozisyonu için de, sadık kampanya figürleri (örneğin eski New York Belediye Başkanı Giuliani) ile Cumhuriyetçi Parti’nin yerleşik düzen (establishment) temsilcileri (örneğin bir önceki seçimlerde Cumhuriyetçi Parti’den aday olan Mitt Romney, Güney Carolina Valisi Nikki Haley ya da Tennessee Senatörü Bob Corker) arasında bir seçim yapmak durumunda. Corker dışındaki diğer adayların önemli bir dış politika tecrübesi bulunmuyor. Bir ‘establishment’ üyesini seçmesi hem Cumhuriyetçi dış politika dünyası, hem de diğer dünya liderleri nezdinde Giuliani gibi bir adaydan daha güvenilir ve tercih edilebilir olur. Öte yandan, yerleşik düzen üyelerinden seçilen bir adayın, dış politika üzerinde çok büyük bir etkisi bulanacağının garantisi de yok. Bush döneminin dışişleri bakanı Colin Powell buna çarpıcı bir örnek. Trump’ın dış politikada karar alma inisiyatifini Beyaz Saray’da merkezileştirme gibi bir seçeneği de bulunuyor.

Danışmanlar politikaların nasıl algılanacağı konusunda etkililer

Askeri güç kullanımı gibi konularda Başkan ve danışmanları farklı düşündüğünde veya böyle bir izlenim oluştuğunda, söz konusu politikalara Kongre’nin, bürokrasinin ve kamuoyunun desteği azalıyor. Bu yüzden, örneğin Romney gibi bir yerleşik düzen üyesinin Başkan’ın dış politika konusundaki görüşlerini onaylaması Kongre ve halk nezdinde daha ikna edici ve makul bir seçenek.

Diğer yandan, bir yerleşik düzen üyesinin Başkan’la aynı görüşte olmaması veya açıkça çatışması durumunda dış politikada bir şeylerin yanlış gittiğinin anlaşılması daha kolay olacaktır. Muhalefet partisindense, Başkan’ın kendi partisinin içinden gelecek bir eleştiri daha fazla ‘haber değeri’ taşıdığı kesin.

Danışman seçimi, alt bürokrasi kadrolarıyla olan ilişkileri etkiler

Atanacak danışmanların, dış politika bürokrasisinin alt kadrolarında günlük işleri yürüten bürokratlarla olan ilişkileri ve bu danışmanların onlarda bıraktığı izlenimler çok önemli. Bu noktada Bakanlık kadroları, kalifiye olmayan ama Trump’ın sadık kampanya yardımcılarından birinin yerine kalifiye bir yerleşik düzen üyesine sıcak bakacakları aşikâr.

Danışmanlar dış dünyayla iletişimde büyük etki sahibidir

‘İç kabine’ adı verilen; en başta Dışişleri olmak üzere, Savunma, Adalet ve Hazine Bakanlıkları, medya ve halkla ilişkiler açısından her zaman en göz önünde olan bakanlıklar. Bu nedenle Dışişleri Bakanlığı makamı Amerikan diplomasinin ‘kamuya dönük yüzü’. Yüzyüze ilişkiler, dış seyahatlar ve etkili bir iletişim tarzı, bilhassa başkanın değişmesi gibi belirsizlik ortamlarında büyük önem taşıyor.

Trump’ın herhangi bir dış politika tecrübesinin olmaması büyük olasılıkla kendisini müstakbel dış politika danışmanlarına -en azından güvendiklerine- bağımlı hale getirecektir. Daha önceki başkanlardan bazılarının da tıpkı Trump gibi, seçilmeden önce dış politika tecrübesi bulunmuyordu. Trump’ın durumunu özel kılan ise kampanya danışmanlarının da bu konuda tecrübesiz olması ve Trump ile Cumhuriyetçi dış politika elitleri arasındaki uçurum bulunması.

Bunlar da ilginizi çekebilir: