Medyascope.tv

“AB-Türkiye ilişkileri ‘kaybet-kaybet’ noktasında”

Avrupa Parlamentosu (AP) Genel Kurulu’nda yarın oylanacak Türkiye kararı öncesinde iki taraf arasındaki ilişkilerde tansiyon bir hayli yüksek. 9 Kasım’da açıklanan ve oldukça sert eleştiriler içeren İlerleme Raporu’nun ardından, dün Strasbourg’daki Avrupa Parlamentosu’nda düzenlenen ve ‘AB-Türkiye İlişkileri’ başlığını taşıyan oturumda değişik siyasi gruplar adına söz alan parlamenterler, Türkiye’de demokrasi ve hukuk devletinin son durumuna ilişkin sert eleştirilerde bulundular. Tüm siyasi grupların dikkat çektiği tek bir nokta var: Türkiye yol ayrımında.

İlk olarak, geçen hafta gerçekleşmesi planlanan Türkiye ziyareti son anda iptal olan AP Türkiye raportörü Kati Piri, Türkiye’yle müzakereleri sonlandırmaktan başka çare kalmadığını ifade ederek kapıları AB’nin değil Türkiye’nin kapattığını savundu.

AP’deki tüm gruplar hemfikir: “Müzakereler durdurulmalı”

AP’nin en büyük grubu olan Avrupa Halk Partisi (Hristiyan Demokratlar) adına konuşan Alman parlamenter Manfred Weber, idam cezası tartışmalarını örnek göstererek Türkiye’nin hukuk devleti sıralamasında Birmanya’nın arkasında yer aldığını belirtti ve müzakerelerin dondurulması gerektiğini söyledi.

AP’nin ikinci büyük grubu olan Sosyal Demokratlar adına İtalyan parlamenter Gianni Pitella söz aldı. AB’nin kınadığı darbe girişiminin, 15 Temmuz sonrasındaki kitlesel tutuklamalar için bir meşruiyet gerekçesi olamayacağını belirten Pitella da müzakerelerin dondurulması gerektiğini söyledi. Pitella, Türkiye’nin AB’nin vazgeçilmez bir müttefiki olmasının Türkiye tarafından bir şantaj aracı olarak kullanılmasının Sosyal Demokratlar tarafından kabul edilmeyeceğini de sözlerine ekledi.

Muhafazakâr grup adına söz alan İngiliz Parlamenter Syed Kamall, Türkiye’yle üyelik müzakereleri yerine yeni bir işbirliği tarzı geliştirilmesi gerektiğini belirtirken, Liberal gruptan Belçikalı parlamenter Guy Verhofstadt, Türkiye’deki son dönemde yaşanan gelişmelerin Avrupa Birliği ilkeleriyle ‘çeliştiğine’ vurgu yaparak, müzakerelerin durdurulmasını isteyen bir başka isim oldu.

Yeşiller grubu adına konuşan Alman parlamenter Rebecca Harms ise, mevcut durumdan ötürü  ‘üzgün’ olduğunu belirterek, Türkiye ile köprülerin yıkıldığını savundu.

Avrupa Komisyonu: “Müzakerelerin durdurulması bir ‘kaybet-kaybet’ senaryosu”

Oturumda, Avrupa Komisyonu Başkan Yardımcısı ve AB Dış Politika Yüksek Temsilcisi Federica Mogherini de Avrupa Komisyonu adına görüş belirtti. İdam cezası tartışmalarına değinen Mogherini, idam cezasının Avrupa değerlerine kesinlikle uymadığını vurguladı. Durumun kaygı verici olduğunu belirten Mogherini, “AB-Türkiye ilişkileri yol ayrımında çünkü Türkiye yol ayrımında” diye konuştu. Bununla birlikte, diğer grupların aksine Türkiye ile müzakerelerin dondurulmasına karşı olduğunu belirten Mogherini, her şeye rağmen müzakerelerin durdurulmasının iki taraf içinde bir ‘kaybet-kaybet’ senaryosu olduğunu dile getirdi.

Avrupa Parlamentosu’ndaki gruplar, yarın oylanacak sonuç bildirgesinde kullanılacak ifade konusunda hemfikir olmasa da müzakerelerin durdurulması kararının çıkacağına neredeyse kesin gözüyle bakılıyor. AP’deki kararın bağlayıcılığı olmamakla birlikte Aralık ayında toplanacak AB Zirvesi’nde bu kararın görmezden gelinemeyeceği belirtiliyor.

Erdoğan: “Batı birine ‘diktatör’ diyorsa, o iyidir”

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan da bugün İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) 32. Toplantısı’nın açılış oturumunda konuyla ilgili konuştu.

Erdoğan, Avrupa Parlamentosu’nun yarın yapacağı oylamaya ilişkin şöyle dedi:

“Peşinen ifade etmek isterim ki şu anda buradan söylüyorum, ekranları başında izleyen tüm dünyaya sesleniyorum: Sonuç ne çıkarsa çıksın bu oylamanın bizim nezdimizde hiçbir kıymeti harbiyesi yoktur. 15 Temmuz gecesi demokrasi ve istiklali için canlarını ortaya koymuş bir milletin iradesini hiçbir terazi tartamaz. Bu ülkenin istikrar ve istikbal mücadelesi orada ellerin havaya kalkıp inmesiyle kesintiye uğrayacak değildir. Bu millet tatlı su demokratı olmadığını, iradesine, özgürlüğüne ve onuruna sahip çıkmak için gerekirse canını feda edebileceğini 15 Temmuz gecesi tüm dünyaya ispat etmiştir. Bu oylamanın siyasi bir bağlayıcılığı olmasa da açıkçası verilmek istenen mesajı benim hazmetmem mümkün değildir. Avrupa Parlamentosu’nun böyle bir oylamaya gitmeye tevessül etmesi dahi terör örgütlerine kol kanat gerdiğinin, onların yanında saf tuttuğunun ifadesidir.”

“Eğer bunlar birisine ‘diktatör’ diyorsa benim indimde o iyidir. Ecdadımız da değerlendirmeyi böyle yapmış. ‘Filanca mı dedi, o zaman onun tersini düşün…’ Ben de şimdi bunlar birilerine diktatör mü diyor, orada tam tersini düşüneceksin, o insan gayet iyidir. Çünkü onların çıkarlarına gelmiyor.”

Bunlar da ilginizi çekebilir: