Medyascope.tv

Kuveyt Türk aleyhine ABD’de yapılan dava başvurusu Erdoğan’ın gündeminde

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, bugün İstanbul’da düzenlenen İslam İşbirliği Teşkilatı Ekonomik ve Ticari İşbirliği Daimi Komitesi (İSEDAK) 32. Toplantısı’nın açılış oturumunda yaptığı konuşmada Batı ülkelerini “İslam ülkelerine çifte standart uygulamak” ve terör eylemlerinden sorumlu tutmakla suçladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bu konuyu gündeme getirmesinin sebebi Haziran ayında ABD’de Kuveyt Türk ve Kuveyt Türk’ün yüzde 62’sine sahip olan Kuveyt Finans Evi (Kuwait Foundation) hakkında teröre destek vermek suçlamasıyla yapılan dava başvurusu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan konuşması sırasında 11 Eylül 2001’deki El Kaide saldırılarındaki rolü nedeniyle Suudi Arabistan’a mağdurların ailelerinin dava açabilmelerine imkan tanıyan ABD’deki yasa değişikliğinden bahsetti ve şöyle devam etti: “Bakın şimdi yeni bir adım daha atıyorlar. Yine Amerika. Kuveyt Türk Katılım Bankası (KTKB) ve Kuveyt Finans Evi (Kuwait Foundation). Bunların bankalarıyla ilgili teröre destek verdikleri düşüncesiyle şimdi bunlara yönelik de aynı oyunu, aynı numarayı çevirmek istiyorlar. İslam ülkeleri olarak bu çifte standart karşısında, insanımıza zarar veren bu eylemler karşısında artık sesimizi ve tepkimizi yükseltmemiz gerektiğini düşünüyorum.”

Ne olmuştu?

Haziran ayında California Eyaletinde faaliyet gösteren, Iraklı ve Suriyeli Süryanilerin kurduğu St. Francis Assisi adlı sivil toplum örgütü, KTKB ve Kuveyt Finans Evi aleyhine “bilinçli ve dolaysız olarak ve kendi isteğiyle” terör örgütlerine finansman sağlama suçundan dava açılması için bir dilekçe hazırlamıştı. Dilekçede KTKB ve Kuveyt Finans Evi’nin “uluslararası teröre yardım ve yataklık etmek” ve Süryanilerin ölümüne sebep olmaktan federal mahkemede yargılanması talep ediliyordu.

İki banka aleyhine hazırlanan dava dilekçesinde, Kuveyt vatandaşı Hajjaj bin Fahd al-Ajmi’nin KTKB ve Kuveyt Finans Evi’ndeki hesaplarını, IŞİD ve El-Nusra gibi cihatçı terör örgütlerine finansman sağlamak için kullandığı ileri sürülüyor. 2014 yılında hem ABD hükümeti hem de Birleşmiş Milletler, Al-Ajmi’nin cihatçı gruplara para transferi yaptığını tespit etmiş ve Al-Ajmi hesapları dondurularak kara listeye alınmıştı.

Dilekçede al-Ajmi’yle ilgili iddiaların yanı sıra Suriye’ye yardım götüren Şam İslami Heyeti ve Mum-Der (Muhtaç Mahkûmlara ve Ailelerine Yardım Derneği) gibi örgütlerin cihatçı gruplarla ilişkili olduğu ve bu iki bankadaki hesapları üzerinden söz konusu cihatçı gruplara para aktardıkları öne sürülüyor. Hem Mum-Der hem de KTKB Haziran ayında dilekçe hazırlandığında bu iddiaları reddetmişlerdi.

Dava dilekçesini kara parayla mücadelenin tanınan ismi hazırladı

Hürriyet gazetesinden Tolga Tanış’ın Haziran ayında kaleme aldığı yazısına göre Süryani derneğinin hazırladığı dilekçenin arkasındaki esas isim Tom Creal. Creal, uluslararası kara para ve terör finansmanı ağlarıyla mücadele etmek için yaptığı araştırmalarla tanınıyor. 2015’te bazı kiliseler Creal’le temasa geçmiş ve Suriye iç savaşını araştırmasını istemiş. Eğer dava kabul edilirse, Creal ve sekiz kişilik ekibi 700 bin Süryani’yi temsil edecek ve her mağdur için 75 biner dolar tazminat talep edecek.

Dava dilekçesinde para aktarımlarıyla ilgili güçlü kanıtlar var ancak KTKB’nin bu hareketlilikten ne ölçüde sorumlu tutulabileceği henüz kesin değil. KTKB’yle ilgili ilginç bir ayrıntı ise Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları. KTKB’nin 2001-2015 arasındaki Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı, Eksim Holding’in patronu Abdullah Tivnikli’ydi. Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakınlığıyla bilinen Tivnikli, 17-25 Aralık yolsuzluk dosyasında yer alan şüphelilerden biri.

clsxixewgaauxfh

Abdullah Tivnikli

2015’te KTKB Yönetim Kurulu Başkan Yardımcılığı’na Tivnikli’nin yerine Vakıflar Genel Müdürü Dr. Adnan Ertem geldi. Vakıflar Genel Müdürlüğü, dilekçede cihatçı terör örgütlerine finansman sağlamakla suçlanan Şam İslam Heyeti ve Mum-Der benzeri kurumları denetlemekle sorumlu merci. ABD Dışişleri Bakanlığı’nın geçen sene hazırladığı Ülkeler Terör Raporu’nda Türkiye hükümetinin terör finansmanını önlemek için yeterli tedbirleri almadığı öne sürülmüştü. Raporda özellikle STK’ların yeterince denetlenmediği vurgulanıyordu.

Haziran ayında verilen dava dilekçesi hâlâ beklemede. Dava açılsa da sonuçlanması uzun süreceğe benziyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir: