Medyascope.tv

IPI Başkanı ve Direktörü’nden Kadri Gürsel’e: Güçlü kal

Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Başkanı John Yearwood, Cumhuriyet gazetesine düzenlenen operasyon kapsamında tutuklanan gazetenin yayın danışmanı ve yazarı Kadri Gürsel’e hitaben bir mektup kaleme aldı. Yaerwood, Gürsel’e hitaben yazdığı mektubu “Güçlü kal arkadaşım” sözleriyle bitirdi.

“Sevgili Kadri, Hamburg’da buluştuğumuz o gün sanki dün gibi. Türkiye’deki basın özgürlüğüne dair endişelerini ve korkularını anlatırkenki tutkunu çok iyi anımsıyorum. Ancak toplantımız bitip de evine döndüğünde, korkularının böylesine gerçekleşebileceği aklımın ucundan geçmezdi. Dünyanın dört bir yanındaki bizim gibi gazetecilerin yapıtığı gibi, sadece gazetecilik yaptığın için, senin tutukluğun da asla yaşanmamalıydı. Türkiye’deki yetkililer doğruyu yapıp seni bir an önce serbest bırakmalı! Uluslararası Basın Ensitütüsü’nün (IPI) senin özgürlüğünü sağlamak için dünya çapında gösterdiği çabaları görsen çok memnun olurdun.

IPI’daki tüm çalışanlar, New York’tan Londra’ya Johennesburg’dan Oslo’ya Tokyo’dan Buenos Aires’e kadar sayısız özgür basın savunucusu, bu hedefe odaklanmış durumda. Hepimiz aynı hedef için çalışıyoruz: Senin, Murat’ın ve Türkiye’deki tüm tutuklu gazetecilerin özgürlüğü ve bir an önce ailelerine kavuşması için. Aileler konusuna gelecek olursak, gözaltına alınmanın ardından İstanbul’a geldiğimi belki duymuşsundur. İstanbul’dayken, evinizi ziyaret ettim ve çok değerli eşin Nazire ile de görüştüm.

Karşımda seninle gurur duyan inanılmaz güçlü bir kadın buldum. Onun bir an önce eve dönmeni istediğinden ve seni çok özlediğinden şüphen olmasın. Ayrıca Cumhuriyet’te senin birkaç meslektaşınla da görüştüm. Onlar da mesai arkadaşlarının serbest bırakılması için canla başla çalışıyorlar. Gazetenin önündeki eylemlerden, hukuki çabalarına kadar kendilerini nasıl bu işe adadıklarını gördüğümde, hayran kaldım. Bu çabalar gerçekten beni derinden etkiledi. Kadri, dünya bunları izliyor ve senin davanla birlikte Türkiye’deki tüm tutuklu gazeteciler sorununun çözüme kavuşması için umut ediyor, dua ediyor. Seninle, IPI’daki arkadaşların ve meslektaşlarınla birlikte daha önce bu yollardan geçtik. Gazetecilik, gerçekten de, bir suç değildir! İstanbul’da ya da gelecek yılki Hamburg Dünya Kongresi’nde, özgür bir adam olarak seninle bir kez daha kucaklaşmayı bekliyorum.

Güçlü kal arkadaşım, John Yearwood / IPI Başkanı”

Bir diğer mektup ise Uluslararası Basın Enstitüsü (IPI) Direktörü Barbara Trifoni’den geldi. 

Sevgili Kadri,

Umarım bu mektup, mevcut durum göz önüne alındığında olabileceğin kadar iyi olduğun bir anda eline geçer. Gözaltına alınman ve ardından tutuklanman IPI’deki herkeste bir şok etkisi yarattı ve bu mektubu sana, Cumhuriyet’teki meslektaşlarına ve hapisteki tüm gazetecilere kararlı desteğimizi dillendirmek için yazıyorum.

Ne kadar cesur olduğunun ve bu adı hak eden tek tip gazetecilik olan bağımsız gazeteciliğe mutlak ve sorgulanamaz adanmışlığının çok iyi farkındayız. Bağımsız gazetecilik, toplumu bütün karmaşıklığı ve çok yönlülüğüyle anlamayı ve açıklamayı; neyin yanlış ve neyin toplumun çıkarına ve demokrasinin üzerine inşa edildiği temel değer ve ilkelere ters olduğunu ifşa etmeyi hedefler. Bu tip bir gazetecilik olmadan demokrasi olmaz.

Bağımsız gazeteciliğe olan adanmışlığın nedeniyle bundan önce de nelere katlanmak zorunda kaldığının farkındayız ve Türkiye’de bu ilkelere uygun gazetecilik yapmanın hapse girme riskini göze almak demek olduğunu biliyoruz. Yine de şu anda olanlardan rahatsızız.

Yıllar boyunca seninle beraber Türkiye’deki meslektaşlarımızın hakları; duruşmaya çıkarılmadan, haksızca ve hatta tam olarak ne için suçlandıkları bilmeden yıllarca içeride tutulan sayısız gazetecinin özgürlüğü için mücadele ettik.

Aynı zamanda yıllar boyunca Türkiye hükümeti temsilcilerinin yargı bağımsızlığına saygı duyacaklarına dair boş sözlerini ve –çoğunlukla daha sonra hiçbir ceza vermeden serbest bırakmak üzere- hapse attıkları onlarca gazetecinin suçlu ve terörist olduklarına dair gülünç ısrarlarını dinledik.

Kendilerini eleştirenler aleyhine dava tertiplemek için ne kadar dibe batabileceklerini biliyorduk; ancak dürüstlüğünün ve demokrasi ve insan haklarına olan bağlılığının seni en nihayetinde benzer ihlallere maruz kalmaktan koruyacak bir zırh olacağına güveniyorduk.

Üyelerimiz ve tüm dünyadaki ortaklarımız ve müttefiklerimiz –yani senin tüm dünyadaki arkadaşların- bize sürekli seni soruyor. Senin nasıl olduğunu ve ne yapılabileceğini bilmek istiyorlar; bu çılgınlığı nasıl durdurabiliriz ve senin ve meslektaşlarının özgürlüğe kavuşmasını nasıl sağlayabiliriz? Keşke bunu sana sorabilseydik ve biliyorum ki daha önce sıklıkla yaptığın gibi bize mantıklı bir yol önerirdin.

Senin, Murat Sabuncu’nun, Cumhuriyet’teki diğer meslektaşlarımızın ve yüzden fazla gazetecinin hapiste olması saçma. Saçma çünkü rasyonel varlıklar olarak ikisi de uzun süredir namevcut olsa da hâlâ Türkiye’de adalet beklemeye ve hukukun üstünlüğünün geri döneceğini ummaya devam ediyoruz.

Bu durumu, yönetim kurulundan, üyelerimize ve çalışanlara kadar IPI’deki bütün meslektaşlarımızın da bildiği gibi senin gazeteciliğin gerektirdiği en yüksek etik ve mesleki standartların bir sembolü olman daha da saçma kılıyor. Bize gazetecilik ilkelerinden ve dürüstlükten herhangi bir şekilde taviz vermenin kamu yararına yapılan gazeteciliğe ve bunun ayakta kalması için verdiğimiz mücadeleye zarar vereceğini söyleyen hep sen olmuştun.

 

Ancak gel gör ki şimdi Türkiye hükümeti seni ve meslektaşlarını, Cumhuriyet’in yıllardır hatta hükümetin müttefiki oldukları zamanlarda bile, eleştirdiği militan ve teröristleri desteklediğinizi öne sürerek cezalandırıyor. Türkiye’nin en saygın ve ciddi gazetelerinden birinin editörleri ve gazetecileri hükümetin iddialarını desteklemek için delil üretmeye tenezzül bile etmediği yalanlar sebebiyle hapisteler. Bundan iyi bir şey çıkacaksa tek umudumuz mevcut Türkiye hükümetinin adalet ve hukuka saygı duyduğuna dair geriye kalan son yanılgıları da nihayet yok etmesidir.

Kadri, bütün IPI ailesi yani senin gibi adalet ve temel insan haklarının yerle bir edilmesini asla kabul etmeyecek ve senin Türkiye’nin oldukça hırpalanmış demokrasisini korumak için harcadığın emeklere hayran olan dünyadaki tüm özgür düşünenler ve kanaat liderleri senin ve meslektaşlarının yanında.

Senden güçlü durmanı ve yanında olduğumuzu hiç unutmamanı rica ediyoruz. Bugün adaletsizlik kazanıyor olabilir ama bu sonsuza kadar böyle gitmeyecek. Bu mücadele uzun sürebilir ama biz, sen ve meslektaşların özgürlüklerine kavuşana kadar savaşmayı bırakmayacağız.

Dayanışmayla,

(Çeviri: Zeynep Ekmekci)

Bunlar da ilginizi çekebilir: