Medyascope.tv

“Kutsalıma dokunma”: Kuzey Dakota yerlilerinin çevre direnişi

ABD’nin Kuzey Dakota eyaletinde, başını bölgenin yerli halklarının çektiği çok sayıda çevre savunucusu yaptıkları protesto eylemleriyle seslerini duyurmaya çalışıyor. Söz konusu eyalette yapılması planlanan petrol boru hattı projesi tepkilere neden oluyor. Yaklaşık 2 bin kilometre uzunluğunda olan ve dört eyaletten geçmesi planlanan boru hattı projesi, bölgede yer alan su kaynaklarına ve yerlilerin yaşam alanlarına zarar vereceği gerekçesiyle tepki topluyor. Projeye karşı düzenlenen barışçıl gösterilere polisin ve özel güvenlik görevlilerinin sert müdahalesi tepkilerin daha da artmasına neden oldu. Biber gazı ve tazyikli suyun yanısıra plastik merminin de kullandığı polis müdahalesinde yaralananlar olurken, aralarında son seçimlerde Yeşiller Partisi’nden başkan adayı olan Jill Stein’ın da bulunduğu çok sayıda eylemci gözaltına alındı.

Dakota Boru Hattı Projesi (DAPL- Dakota Access Pipeline) nedir?

Kuzey Dakota’nın petrolünü ABD’nin güney eyaletlerine, oradan da Meksika Körfezi’ne taşıması planlanan projeyi Energy Transfer şirketi üstleniyor. suhakki.org sitesindeki bilgilere göre dört eyaletten geçmesi planlanan boru hattı 1886 kilometre uzunluğunda. Günde 500 bin varil petrol taşıyacağı öngörülen projenin değeri 3,8 milyar dolar. Destekçileri, projenin tanker ve demiryoluyla taşınan petrol miktarını, dolayısıyla çevre kirliliğini azaltacağını ve 10 bin kişilik istihdam yaratacağını savunuyor.

Proje neden tepki çekiyor?

Projenin güzergâhının bölgedeki yerlilerin kutsal kabul ettikleri su kaynakları ve topraklar üzerinden geçmesi nedeniyle, protestolarda başı bölgenin yerli halkları çekiyor. Protesto eylemleri gerek ABD’den gerekse ülke dışından, aralarında sanatçı ve siyasetçilerin de bulunduğu çok sayıda çevre aktivisti tarafından da destekleniyor.

Protestoların merkezi, boru hattının geçeceği güzergâh üzerinde bulunan ve çoğunlukla Sioux yerlilerinin yaşadığı Standing Rock bölgesi. Yerli halklar, planlanan projenin bölgedeki temiz su kaynaklarını kirleteceği savunuyor. Ayrıca boru hattının güzergâhının üzerinde yer alan Missouri nehrinin yerlilerce kutsal kabul edilmesi sorunun kültürel ve dinsel yönünü oluşturuyor, zira yerliler, kutsal saydıkları nehir ve topraklardan geçen projenin inançlarına bir saldırı olduğu görüşünde.

Protestolar nasıl bir seyir izledi?

Protestolar ilk olarak Eylül ayında başladı. Polisin sert müdahalesinin sosyal medyaya yansımasıyla konuya olan ilgi bir anda arttı ve eylemciler diğer yerli halklardan ve çevre aktivistlerinden destek buldu. ABD’de yaşayan 300 kadar yerli halk direnişe olan desteklerini bildirdi. İlk protestoların yapıldığı ve yerlilere ait olan bölgede Sacred Stone (Kutsal Taş) isminde bir kamp kuruldu ve gösteriler süreklilik kazandı. Eylül ve Ekim ayları boyunca polis müdahaleleri de aralıklarla devam etti. 22 Ekim’de düzenlenen yürüyüş o ana kadarki en sert polis müdahalesine sahne oldu: 141 gösterici göz altına alındı, birçok gösterici ise çıkan arbedede yaralandı.

22 Ekim’deki sert polis müdahalesine göstericilerin cevabı yeni bir kamp daha kurulması oldu. 28 Ekim’deki iki adet helikopterinin de katıldığı polis müdahalesinde yine 100’ün üzerinde gösterici gözaltına alındı. Göstericiler polisin kendilerine ait olan iki atı da öldürdüğünü iddia etti.

Göstericiler tarafından sosyal medyada yapılan eylem çağrıları ABD’nin diğer eyaletlerinde ve birçok ülkede karşılık buluyor. Özellikle projenin finansörü olan CitiBank, JP Morgan, Goldman Sachs, Bank of America gibi finans kuruluşlarının önünde yerli halkla dayanışma ve  destek eylemleri düzenleniyor.

Başkanlık seçimi durumu nasıl etkiledi?

Eylül ayı içerisinde eylemciler, 19 Kongre üyesinin aracılığıyla ABD Başkanı Obama’ya ulaştılar. Gönderdikleri mektupta, daha önce benzeri bir boru hattı projesini iptal eden Obama’ya, DAPL’yi de iptal etmesi çağrısında bulunuldu. Obama yapılan bu çağrılara boru hattının güzergâhının değiştirebileceğini söyleyerek kısmen olumlu bir cevap verdi.

Ancak Donald Trump’ın ABD Başkanı seçilmesi, direnişin seyrini olumsuz yönde değiştirmiş görünüyor. Projeyi üstlenen Energy Transfer şirketinde hissesi olduğu iddia edilen Trump’ın seçilmesinin ardından, şirket de boru hattını inşa için hazırlıklarını hızlandırdı. Şirket ayrıca direniş kamplarının kaldırılması için mahkemeye başvurdu. Energy Transfer Partners CEO’su Kelcy Warren ise AP’ye yaptığı açıklamada, boru hattının güzergahının değişmesinin söz konusu olmadığı dile getirdi.

Direnişte son durum ne?

20 Kasım’da polis göstericilere yine gaz bombaları ve plastik mermilerle saldırdı. Havanın çok soğuk olmasına rağmen göstericilere soğuk tazyikli suyla müdahale edilmesi büyük tepki topladı. 165 kişinin yaralandığı olaylarda 21 yaşındaki Sophia Wilansky’nin polisin attığı bir el bombası sonucu ciddi şekilde yaralanıp kolunu kaybetmesi  infiale neden oldu. Polis ise iddiaları reddederek patlamaya eylemcilerin neden olduğunu savundu. Polis ayrıca müdahaleyi kameraya alan üç adet insansız hava aracını (drone) düşürdü.

Son yaşananların ardından eylemciler sosyal medyada #noadpl ve #waterislife hashtag’leriyle 1 Aralık’ta Ulusal Eylem çağrısı yapıyor. Son olarak 2000 civarında emekli Amerikan askeri ‘Veterans for Standing Rock’ (Standing Rock için eski askerler) adı ve “barışçıl ve silahsız bir ordu” sloganıyla birleşip bu çağrıya desteklerini açıkladı ve  kampa doğru yola çıktı.

Diğer yandan Reuters’in haberine göre Kuzey Dakota Valisi Jack Darlymple 28 Kasım’da, ordunun yetkisinde kalan alanlardaki kampların 5 Aralık tarihine kadar boşaltılmasını istedi. Sioux yerlilerinin reisi Dave Archambault’un valinin kararının ardından yaptığı “geri çekilmeyeceğiz” açıklaması sonrası, hava sıcaklığının -30 dereceye vardığı bölgede gergin bekleyiş devam ediyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir: