Medyascope.tv

TÜSİAD Başkanı’ndan hükümete OHAL ve KHK çağrısı

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD) yılın ikinci Yüksek İstişare Konseyi (YİK) toplantısını gerçekleştirdi. Toplantıda Başbakan Binali Yıldırım, TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes ve Tuncay Özilhan önemli açıklamalarda bulundu.

TÜSİAD Başkanı Cansen Başaran Symes

2

Cansen Başaran Symes

Yüksek İstişare Konseyi toplantısında yaptığı konuşmada hükümete çağrıda bulundu. Başaran Symes, OHAL’in bir an önce kaldırılması gerektiğini belirterek, idam tartışmalarını sakıncalı bulduklarını söyledi.

TÜSİAD Başkanı konuşmasında “Bu yıl hem Türkiye hem de dünya açısından alışılmışın dışında gelişmelerle geçti. Türkiye’de yılın ilk yarısındaki çalkantıların ardından 15 Temmuz’daki darbe teşebbüsü sonrası derin travma hepimizi derinden sarstı. Çevremizdeki tanıdık işaretler, kurumlar, normlar hızla değişiyor. Son 11 yıl önce büyük heyecanla başlayan AB üyelik müzakereleri fiilen durmuş vaziyette. Sıkıntılarımızı sizinle tüm açıklığıyla paylaşmak isterim. Sayın Başbakanım ekonomi konularında yatıştırıcı beyanlarınızı memnuniyetle izliyoruz ancak zamanın giderek daha kısıtlı hale geldiğini görmemiz gerekiyor. Bu yıl veriler üçüncü çeyrekten itibaren ekonomide daralmayı işaret etmeye başladı. İşsizlikte sıkıntı büyük. Sanayi üretimi gerilerken, dünyada yükselişe geçen faiz oranlarının baskısı daha fazla hissediliyor. Kurdaki yükseliş dünyadaki akışla uyum içinde. Dünyada en fazla değer kaybeden para birimlerinden biriyiz. Ekonominin işlemesini sağlayan koşulları hukuk sistemi, yargı bağımsızlığınını iyileştiremezsek ekonomiye odaklı teknik çözümler yetersiz kalacaktır” ifadelerini kullandı.

Terörle mücadele ve OHAL

Başaran Saymes, terörle mücadele ve OHAL uygulamalarının ekonomiye etkilerini de şu şekilde ifade etti:

“Terörle mücadele ve darbeciliğe son verme bağlamında güvenlik kaygıları arttı. Ancak bazı OHAL uygulamaları ekonomide güven kaybına neden oluyor. OHAL’in bir an önce kaldırılmasını bekliyoruz. KHK ile yönetimin sonuna gelinmesini bekliyoruz. Türkiye’nin normalleşmeye ihtiyacı var. Güçlü ve adil bir hukuk sistemi olmadan adil bir vergi düzeni kurulmadan piyasa ekonomisini hakkıyla işletmek mümkün değildir. Acilen bir büyüme hikayesi yaratmamız gerekiyor.”

“İdam tartışmalarını sakıncalı buluyorum”

İdam tartışmaları, Ortadoğu’daki mezhep çatışmaları ve Avrupa Birliği ile ilişkiler konusuna da değindi

“AB’nin ciddi bir kimlik krizi yaşaması içindeki dayanışmanın kırılması AB’nin dünya ekonomisinde silinip atılacak bir unsur olduğu anlamına gelmez. Türkiye’nin AB ilişkilerinin kamuoyunu dalgalandıracak bir dille sürdürülmesi ülkemizin çıkarlarına uygun değil. AB ile ilişkiler çok boyutludur. Ekonomi açısından AB ekonomi çerçevesi dışında kalan bir Türkiye’nin kalkınma hedefleri sekteye uğrayabilir. Türkiye’nin bu konularda yıllar önce verdiğ doğru karardan dönmemelidir. İdam tartışmalarını sakıncalı buluyoruz. Türkiye AB ilişkileri bir yeni güvensizlik eşiğinden geçiyor. Ortadoğu’da mezhep çatışmaları öyle görünüyor bir süre daha ortalığı kasıp kavuracaktır. Bunun panzehiri laikliktir. Önümüzdeki yeni dönem laikliğin giderek daha önem çıkacağı bir dönem olacaktır. 90 yıl önce kazandığımız bu önemli avantajın üzerine titremeliyiz.”

TÜSİAD Yüksek İstişare Konseyi (YİK) Başkanı Tuncay Özilhan

1

Tuncay Özilhan

“TL’deki değer kaybı canımızı sıkıyor” 

Özilhan, “Türk Lirası’ndaki değer kaybı sürerse enflasyona etkisi kaçınılmaz. Riskin büyüklüğü nedeniyle önlemlerimizi bugünden almamız gerekiyor. Yapmamız gereken şey huzur ve güven ortamını bir an önce tesis etmek. Darbe girişimi devlet kurumlarının zaafiyetini gözler önüne serdi. AB-Türkiye ilişkilerinin gerilmiş olmasını endişe ile izliyoruz.

Karamsarlık o kadar etrafımızı sarmış ki iyi yetişmiş akademisyenler bile yurt dışına gidiyor. Buradan bakınca gelecek açısından iyimser olmak zor. Dünyada düşük büyüme sendromu ortadan kalkarken, Türkiye’de de 2017 yılında bunun etkisini görülecektir. Hepimiz iyimser yorumun doğru olmasını canı yürekten isteriz, ama kötümser yorumun doğru olması durumunda geleceğimiz çok karanlık olur” sözleriyle ekonomdeki son dönem yaşanan sıkıntılara değindi.

Başbakan Binali Yıldırım

3

Ekonomik belirsizliğin nedeni Trump’ın kazanması

Tuncay Özilhan ve Cansen Başaran Symes’in konuşmalarının ardından konuşan Başbakan Yıldırım ekonomideki çalkantının Trump’ın ABD başkanlığına resmen başlamasıysla azalacağını söyledi. Ekonomik belirsizlik ve Türk Lirası’nın değer kaybetmesi konusuna özel olarak değinen Yıldırım şu ifadeleri kullandı:

“Ekonomik belirsizlik söylentileri had sahfada. Bunun arka planına baktığımız zaman 8 Kasım’daki ABD seçimlerinin tahminlerin dışında Cumhuriyetçi adayın kazanması yatıyor. Sayın Trump seçim kampanyasında sürekli ABD’nin daha çok kendi içine yoğunlaşacağını dış dünya ile ilgilerini azaltlacağını anlattı. ABD’nin son 50 yıldır ihmal ettiği altyapısının refahını artıracak çalışmalara daha çok yoğunlaşacağım dedi.

Şu 8 Kasım’dan bugüne kadar olayları sadece Türkiye’ye mahsus görürsek yanlış yapmış oluruz. Küresel bir gelişme değil bu. Türkiye nasibini almıştır. En fazla Meksika bizimki ikinci sırada geliyor. Bütün ülkelerde para birimlerinde dolara karşı değer kaybı var. Tek istisna İngiliz parası, o da daha önce Brexit ile beraber kayba uğradı.

Şimdi bizim bir ayrışmamız olduğu doğru. Doğruları konuşalım. Bütün para birimleri yüzde 5-6 yaptıysa bizimki onun iki katı oldu. Bunun sebeplerini biliyoruz. Unutmayalım, Türkiye olarak geçtiğimiz 4 ay içerisinde uçurumun eşiğinden döndük.

15 Temmuz darbe girişimini söylüyoruz. 60 darbesi Türkiye’nin milli geliri 583 dolar. 1959’da 61’de 194 dolara düşmüş. 80’den önce kişi başı milli gelir 1860 dolar ihtilal olmuş, 1195’e düşmüş. Nereden nereye. İhtilaller ülkeyi fakirleştiriyor. Kazanımları kaybettiriyor. 15 Temmuz darbesinde biz, ciddi bir sarsıntı yaşamadık. Niye? Çünkü darbe başarılı olmadı.”

 

 

Bunlar da ilginizi çekebilir: