kapak

El Kaide-IŞİD, Zevahiri-Bağdadi kavgası tırmanıyor

Usame bin Ladin’in 2011 yılında öldürülmesinin ardından El Kaide’nin başına geçen Eymen el Zevahiri, geçtiğimiz Perşembe günü bir sesli mesaj yayınladı. Zevahiri’nin hedefinde, IŞİD ve örgütün lideri Ebubekir el Bağdadi vardı. IŞİD’i El Kaide’yi “itibarsızlaştırmak, küçük düşürmek ve izole etmeye çalışmak”la suçlayan El Kaide lideri, Bağdadi ve takipçilerini “yalancı” olarak tanımladı.

Zevahiri açıklamalarına, IŞİD’in El Kaide’ye yönelttiği “puta tapmak, çoğunluğun arkasına sığınmak ve Mısır’ın devrik devlet başkanı Muhammed Mursi’ye sahip çıkarak onu ümmetin umudu olarak görmek” türü suçlamalarının asılsız olduğunu belirterek başlıyor. Zevahiri, daha sonra IŞİD’in iddia ettiğinin aksine Hıristiyanların yönetimin bir parçası olması gerektiğini söylemediğini; onları sadece ülkenin bir parçası olarak gördüğünü ve kutsallıklarının “dini ilkelere dayanarak korunması gerektiğini” belirtiyor.

Zevahiri’nin konuşmasında değindiği bir diğer konu ise Şiiler ile olan ilişkiler. IŞİD’in kendilerini Şiileri kafir ilan etmemekle suçladıklarını söyleyen Zavahiri, Şiileri kafir olarak görmekle birlikte, pazar yerlerinde ve Şiilerin kutsal mekanlarında sivillerin öldürülmesini tasvip etmediğini, saldırılarda Şii milislerin ve güvenlik güçlerinin hedef alınması gerektiğini vurguluyor.

Sık sık “modern dünyanın putu” olarak tanımladığı ABD’ye karşı cihat çağrısı yapan Zevahiri, konuşmasının sonunda cihatçılara şu çağrıları yapıyor: Şeriatın yasakladığı tür saldırılardan kaçınmak; Müslüman olsun ya da olmasınlar tüm ezilenlerin zaferi için mücadele etmek; kendilerine yardım edenlere Müslüman olmasalar bile kucak açmak.

IŞİD-El Kaide İlişkisinin Kısa Tarihi

Şu anda Irak ve Şam İslam Devleti (IŞİD) olarak bilinen örgüt, Ebu Musab El Zerkavi tarafından 1999’da El Kaide’nin Irak kolu olarak kurulmuştu. Zerkavi, 2006’da öldürülene kadar örgütün lideri olarak kaldı. 2006’da örgüt, kendisine Irak El Kaidesi yerine Irak İslam Devleti demeye başladı. Irak İslam Devleti, 2007-2011 arasında Iraklı aşiretler ve ABD güvenlik güçlerinin ortak düzenlediği bir operasyon sonucunda elindeki toprakların birçoğunu kaybetti.

2010’da şu anki lideri Ebubekir el Bağdadi örgütün başına geçti. 2013’te Suriye’deki savaşın ilerlemesinin ardından örgüt adını Irak ve Şam İslam Devleti’ne çevirdi ve Suriye’de örgütlenmeye ve toprak kazanmaya başladı. IŞİD’in güçlenmesinden rahatsız olan El Kaide, 2013’te cihatçı grupları tek bir çatı altında toplamak amacıyla “Cihadın Genel Kuralları” isimli bir kitapçık yayınladı ve tüm dünyadaki cihatçı örgütlere dağıttı.

IŞİD, Ocak 2014’te Rakka’yı, El Kaide bağlantılı El Nusra ve müttefiklerinin elinden aldı. El Kaide, IŞİD’in Rakka’yı almasına ve devlet kurma iddiasına karşı çıkınca iki örgüt arasındaki ilişki iyice gerildi ve Şubat 2014’te El Kaide IŞİD’le bağlarını kopardığını açıkladı. Ocak 2014’te IŞİD elindeki topraklarda hilafet kurduğunu ilan etti.

İki örgüt ideolojik olarak birbirlerine yakın olsalar da, temel düşman algılarında ve savaş stratejilerinde farklılaşıyorlar. El Kaide için baş düşman, Müslüman ülkelerdeki felaketlerin sorumlusu olan ABD ile İsrail. Örgüt, ABD ile kademeli olarak savaşarak onu ve müttefiklerini Müslüman topraklardan çıkarmayı hedefliyor. Var olduğu yerlerdeki rejimleri istikrarsızlaştırarak toprak elde etmeyi hedefleyen IŞİD’in asıl düşmanları ise Arap dünyasındaki “kafir rejimler” ve bu topraklarda yaşayan Şiiler ile diğer dini azınlıklar. Örgüt, öncelikle Iraklı Şiirler, Hizbullah, Ezidiler ve Kürtler gibi gruplarla savaşılması gerektiğini düşünüyor. El Kaide ise Şiiler ve diğer dini azınlıkları “kafir” olarak görse de öldürülmelerini dini sebeplerle kabul etmiyor.

IŞİD’in kısa bir zamanda hızla güçlenmesinin ardından birçok cihatçı grup El Kaide’den ayrılıp IŞİD’e bağlılığını ilan etti. Bu esnada El Kaide eylemlerini artırmak yerine; Ortadoğu, Güney Asya ve Kafkaslardaki yerel örgütlerle ilişkilerini güçlendirmeyi tercih etti. Aynı zamanda, IŞİD’in kanlı ve vahşi eylemlerinin ardından El Kaide kendini daha “rasyonel, kabul edilebilir ve birlikte çalışılabilir” bir alternatif olarak yeniden sunmayı hedefliyor.