ikisi-2

Trump-Erdoğan görüşmesi hakkında hızlı ve kısa bir değerlendirme

 

Yayına hazırlayan: Şükran Şençekiçer

Merhaba iyi günler. Bugün birkaç saat önce bir yayında, Skype’tan bağlanarak Medyascope’a bir yayın yaptım ve Fethullah Gülen’in Washington Post’ta çıkan yazısını değerlendirdim. O Skype üzerinden olan yayında birtakım sorunlar oldu, çok özür diliyorum. Anlayanlar anladı, ama bazı kişilerden çok şikâyet geldi. Onun için –şu anda Brüksel’deyim– biraz önce yeni bir kayıt yaptım, o kaydı yükleyeceğim. Hem YouTube sayfamda hem de Medyascope sayfasında o yayının yeni halini, ses sorunu olmayan halini görebileceksiniz. Bu arada şunu özellikle vurgulamak istiyorum: Biz çok kısıtlı imkânlarla yayıncılık yapmaya çalışıyoruz. Yaklaşık iki yıl oluyor neredeyse. Zaman zaman sorunlar oluyor ve bu sorunlar büyük ölçüde bizlerden, bizim ihmalkârlığımız ya da sorumsuzluğumuzdan kaynaklanmıyor. Biz yeni teknolojilerle, sosyal medya üzerinden gazetecilik yapmaya çalışıyoruz ve sosyal medya kontrolü kolay olan bir şey değil. Bulunduğunuz yerden, mesela benim şu an bulunduğum Brüksel’deki otelde Wi-Fi’dan ya da başka yerlerde, bazen işyerindeki internet bağlantısından, ya da bir kablodan, başka şeyden sorunlar yaşayabiliyoruz. Bu konuda anlayışlı davrananlar oluyor. Başından itibaren sorunlar yaşadık, ama sorunların büyük kısmını aştık. Hâlâ birtakım sorunlar olabiliyor. Ama şunu unutmayın: Biz bütün imkânsızlıklar dahilinde, elimizden geldiğince önemli olayları sizlere aktarmaya çalışıyoruz, değerlendirmeye çalışıyoruz.

Sahiden 20 dakika

Şimdi bir izleyicimiz yirmi dakikalık görüşmeden bahsetti. O görüşme gerçekten… Ben burada diken.com.tr’nin Genel Yayın Yönetmeni Erdal’la beraberdim. Onunla konuştuğumda şöyle bir şey söyledim: Bilenler bilir, ben iki buçuk yıl boyunca Washington’da gazetecilik yaptım. O süre içerisinde Erdoğan, Abdullah Gül dahil çok sayıda ülke yöneticisi geldiler, görüştüler. Genellikle şöyle bir sistem olur: Beyaz Saray’dan ya da Amerikalı yetkililerden yapılan açıklamada kısa süreler söylenir. Mesela denir ki kırk dakika, ama görüşme bir buçuk saat sürer. Bu sefer ne denir? Şöyle bir şans tanırlar: Türk heyeti o kadar verimli geçti ki kırk dakika olan görüşme bir buçuk saate uzadı. Yirmi dakika süreceği söyleniyordu görüşmenin, böyle derler Amerikalılar ama yirmi dakika yerine elli dakika olur. Bu elli dakikanın otuz dakikasını da konuklarına bir başarı olarak pazarlama imkânı sunarlar. Amerikan diplomasisi böyle yürüyor. Ama bu sefer böyle olmadı. Gerçekten yirmi dakika sürdü.
O kadar önemli konunun olduğu bir görüşmede yirmi dakika neyi nasıl konuştular, açıkçası çok emin değilim. Birçok şeyi konuşamadıkları çok belli, teknik olarak zaten bu olamaz. Heyetler arasında yapılacak görüşmelerde birtakım şeylerin daha detaylı açıklanacağı, ele alınacağı belli. Ama önemli olan liderler arasındaki görüşmeydi. Benim şu âna kadar bildiğim, Beyaz Saray’da yapılmış, Türk yetkililerin yaptığı en kısa görüşme olarak herhalde bu kayda geçti. Tayyip Erdoğan’ın da başbakanken ve daha sonra da cumhurbaşkanıyken yaptığı görüşmelerin içerisinde herhalde aynı şekilde çok kısa olarak kayda geçmiştir. Bu çok önemli. Bundan sonra nasıl gideceği anlamında da çok önemli.
Ama şunu söyleyebilirim: Ortada bir şey yok, daha kulis bilgileri yok; ama yirmi dakika içerisinde ne konuşulmuş olursa olsun, Washington’ın YPG’nin silahlandırılması konusunda geri adım atmayacağını herhalde tahmin edebiliriz. Zaten bu yönde değerlendirmeler yapılıyordu. Eğer böyle bir geri adım atma söz konusu olsaydı, bu herhalde çok daha uzun sürerdi. Ama şunu özellikle vurgulamak lazım: Sonuçta Türkiye’yi yöneten bir siyasî liderin ABD başkanıyla Beyaz Saray’da fotoğraf vermesinin sembolik önemi var.

Obama’nın ilk ziyareti Türkiye’ydi

Ama yine de şunu unutmamak lazım: Obama ilk seçildiği zaman Kanada’dan sonra –Kanada aynı kıtada olduğu için öncelikli oluyor– kıtalararası, denizaşırı ilk ziyaretini Türkiye’ye yapmıştı ve Türkiye’den tüm dünyaya seslenmişti, İslam dünyasına seslenmişti. Oradan buraya geldik. Yanılmıyorsam Trump göreve geldikten dört ay sonra bu görüşme gerçekleşebildi. O da Beyaz Saray’da gerçekleşti. Cuma günü biliyorsunuz Trump yurtdışı gezilerine başlıyor. Suudi Arabistan’dan başlıyor, Türkiye’den değil. Bütün bunlar yeni dönemde Türk-Amerikan ilişkilerinin Obama… –Pardon, hep Obama. Obama’yı ben hep seven birisi olarak aklımda “Keşke o devam etseydi” duygusuyla herhalde bunu söylüyorum– Trump-Erdoğan ilişkilerinin sorunlu olacağını öngörebiliriz. Tabii bundan sonraki husus Suriye’de neler olacağı, YPG’nin nasıl silahlandırılacağı, Rakka meselesinin nasıl gideceği; bütün bunların hepsi başlı başına önemli hususlar. Evet, bu yayının tekrarı vesilesini söyleyeyim: Biraz önce otel odasında yaptığım kayıtta Fethullah Gülen’in Washington Post’ta bugün çıkan yazısını değerlendirmemi yeniledim. Birazdan hem YouTube sayfasında, hem Medyascope sayfasında bu yeni hali ve –umuyorum ve tahmin ediyorum, herhalde öyledir– ses sorunu olmayan hali olacak. Tekrar sizlerden bizlere anlayış göstermenizi temenni ediyoruz. Elimizden geleni yapıyoruz. Her şey elimizden gelmeyebiliyor. Şunu da özellikle vurgulamak istiyorum: Gelen eleştirilerin dozları, belli bir yerden sonra fedakârlıkla yürüyen –özellikle Medyascope’ta çok sayıda genç arkadaş çalışıyor, benim dışımda herkes genç, öyle söyleyeyim– arkadaşlarımız için motivasyon kırıcı oluyor. Türkiye gibi bir ülkede bağımsız, özgür gazetecilik yapmaya çalışan insanlar olarak daha fazla anlayışa ve desteğe ihtiyacımız var. Bunu rica ediyoruz. İyi günler.