tüsiad

TÜSİAD toplantısından önemli mesajlar

Türk Sanayicileri ve İşadamları Derneği (TÜSİAD), Yüksek İstişare Toplantısı’nı bugün gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın onur konuğu ve konuşmacı olarak katıldığı toplantında önce TÜSİAD YİK Başkanı Tuncay Özilhan ardından da TÜSİAD Başkanı Erol Bilecik konuştu. Özilhan konuşmasında büyümenin refah ve istikrara etkisinin büyük olacağını ifade ettikten sonra OHAL’in kaldırılmasının önemini şu kellimelerle vurguladı. “OHAL’in kaldırılması yargı erkinin bağımsızlığı ve tarafsızlığı düşünce ve ifade özgürlüğü ve medyanın önemine vurgu yapmak istiyorum. Avrupa Birliği sürecinde de olduğu gibi son 15 yılda Türkiye ne zaman demokrasi toplumu olarak ilerledi daha güçlü bir ülke oldu. Ekonomi başlığı altında ise devlet yetkililerimiz ile paylaştığımız maddeler arasında iki tanesine dikkat çekmek istiyorum. Kamu ihaleleri mevzuatlarının verimli olarak yasalaşması piyasaları denetleyen kurumların bağımsızlığı. Unutmayalım ki hukukun üstünlüğü gibi yapılarda kağıt üzerinde kalmaz. Buna karşılık yozlaşmanın ahbap çavuş ilişkilerinin olduğu toplumlar sabun köpüğü gibi söner.”

Ardından sözü teröre getiren Özilhan, “Güçlü Türkiye’nin önündeki en büyük engel terördür. Hükümetin teröre karşı attığı her adımın arkasındayız. Yeni bir milli birlik ve kardeşlik açılımı umut olabilir. Yeni milli birlik açılımı umut veren bir atılım olabilir” dedi.

Erol Bilecik, “10 aydır bir daha uzatılmayacağını umduğumuz OHAL döneminde yaşıyoruz” sözleriyle OHAL’e değinen Bilecik’in konuşmasının öne çıkan bölümleri şu şekilde:

“Yoğun ziyaretlerinin hemen ardından henüz İstanbul’a inip toplantımıza teşrif buyurmanız bizleri onurlandırmıştır. Gerçekten çok kıymetli bir gün yarın. Mustafa Kemal Atatürk’ün Samsun’a çıkışının 98. yıl dönümü. Atatürk’ü Anma Gençlik ve Spor bayramımız bugünden kutlu olsun. Demokrasi en gelişmiş siyasal sistem olarak kendini yenilemek zorunda. Yapısı itibariyle demokratik sistemde popülist hareketler yerleşik düzene karşı bazı şikâyetlerin de göstergesidir. Küreselleşme dönemindeki yönetim anlayışı şikâyetlere ilgisiz kalınca birikmiş öfkeler de patlamaya başladı. İnsanlık tarihinin en kapsamlı teknolojik devrimini yaşıyoruz. Her alanda etkileniyor. Bundan önceki sanayi devrimlerinde olduğu gibi köklü değişimler oluyor. Uygarlığın evriminde böyle zorlu bir dönemde daha iyi bir geleceğin peşindeyiz. 16 Nisan günü gerçekleşen referandumda millet olarak yüksek katılımda oy kullandık. Yeni bir yola girmiş bulunuyoruz. Bu sistem değişikliği ülkemizi toplumumuzu ayrıştıran değil buluşmayla gerçekleşmesini arzu ediyoruz. Artık seçim ortamının geride bırakılmasıdır temennimiz. AB ile yaklaşımlarda olumluluktan kuşkusuz memnuniyet duyuyoruz. İçeride referandumda birleştirici adımların hükümet gündeminde olduğuna kalben inanıyoruz. Türkiye’nin yeniden reform dalgası yakalamasıdır.”

AB vurgusu

“Avrupa Birliği’ne üyelik süreci küresel rekabette belirleyici bir öneme sahiptir. AB piyasası hala en büyük ihracat pazarımız. Dünyanın en önemli ekonomik gücüyle ilişkilerimizi daha fazla geliştirmeye ihtiyacımız var. Gençlerimizin kendilerini 21. yüzyılın dünyasında eşit şartlarda yer bulabilmeleri için AB ile tam üyelik süreçleriyle eğitim odaklı projelerin geliştirilmesinde uygun buluyoruz. Her iki taraf da sorunların üzerinden gelme kapasitesine haizdir. Geçmişin tatsızlıklarını bir tarafa bırakmak için büyük sorumluluklar düşüyor. Sosyal refah ve öngörülebilir hukuk devleti unsuruyla Türkiye’nin mili menfaatidir. Business Europe’un Malta zirvesinde AB’deki muadil kuruluşların başkanlarına hitap ettik. Hem Türkiye’yi hem önemli bütün gelişmeleri paylaşma şansım oldu.”

Erdoğan: “Türk ekonomisinde başlı başına bir marka olan TÜSİAD’a ve tüm üyelerine çalışmalarında başarılar diliyorum”

Bu iki ismin ardından konuşmasını gerçekleştiren Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, konuşamasında ekonomiye, siyasete ve son dönem gelişmelerine yer verdi.  Erdoğan konuşmasına “Değerli başkan ve yönetim kurulu üyeleri, değerli iş adamları, saygıdeğer konuklar. Sizleri hasretle, muhabbetle, en kalbi duygularımla selamlıyorum” sözleriyle sıcak bir giriş yaptıktan sonra şu ifadelerle sözlerini sürdürdü:

“Türk ekonomisinde başlı başına bir marka olan TÜSİAD’a ve tüm üyelerine çalışmalarında başarılar diliyorum. Sürdürülebilir kalkınma ve katılımcı demokrasi konusunda verdiğiniz mücadeleyi desteklediğimi belirtmek istiyorum. Biz ülkeyi yönetme sorumluluğunu üstlendiğimiz günden beri üretim ve özel sektöre dayalı bir büyümenin sağlanması gayreti içerisinde olduk. Geçtiğimiz 14 yılda ülkemizi üç kat büyüterek bu konuda başarılı bir performans ortaya koyduğumuza inanıyorum. Ülkemizin nereden nereye geldiğinin en yakın şahidi sizlersiniz. Türkiye üç kat büyümüşse, buradaki iş adamlarımızın çoğunun işleri 5 kat, 10 kat büyümüştür. Bugün de özel sektörün lokomotifliğini önemsiyoruz. 2013 hedeflerimize sizlerin ve diğer tüm girişimcilerimizin katkılarıyla ulaşacağız. Özel sektörümüzün önünü açabildiğimiz kadar açıyoruz. Özel sektörümüzün de devletine ve milletine sadakat için şartlarını zorlamaktan çekinmeyeceğine inanıyoruz.

İstikrar ve güven. Türkiye bu iki bağlamda kaldığı sürece her anlamda büyümüş, bunlardan uzaklaştığı zaman hep sıkıntıya düşmüştür. O dönemde birileri bu sözümle kendilerince dalga geçmişti. Oysa ben ülkemizin sahip olduğu değerlere bakarak bu sözü ifade etmiştim. Son birkaç yılın hepimiz için zorlu geçtiğini biliyorum. Çünkü içinde yaşıyorum. Türkiye bir dizi saldırı karşısında çok ciddi bir mücadele etmek zorunda kaldı. Suriye’deki iç savaşın bize yansımasıyla ayrı bir terör mücadelesi daha veriyoruz. Bu, ekonomik boyutu da olan bir saldırıydı. Kimse bana Gezi olaylarının amacının Taksim’deki üç beş ağaç olduğunu söyleyemez. Kimse bana bölücü terör örgütünün ve onun güdümündeki partinin başlattığı çukur eylemlerinin masum amaçlar taşıdığını söyleyemez. Kimse bana Suriye ve Irak’ta yaşanan hadiselerin odağında Türkiye’nin olmadığını söyleyemez. Hele 15 Temmuz’un bu ülkeyi işgale ve bu milleti esir almaya yönelik bir ihanet girişimi olmadığını öne süren varsa onun aklından şüphe ederim. 16 Nisan halk oylamasında işlerin nasıl şirazesinden çıkartılmaya çalışıldığını hep birlikte gördük. Bunca yükü sırtlanan Türkiye’nin bir parça yorgunluk alameti göstermesini normal karşılamak gerekir. Ancak şundan emin olunuz en kötüsü geride kaldı. Ayakları üzerinde dimdik duran Türkiye’nin inşallah önünde aydınlık bir gelecek var.

İşte, LİMAK burada. Kuveyt’te 4.5 milyar dolarlık bir havalimanının temel atma törenini gittik beraber yaptık. Bu oluşturulan bir piyasanın nasıl elde edildiğinin ve nasıl oralarda Türk iş gücünün kendine bir piyasa bulduğunun alametidir. Arkasından bir Hindistan seyahatimiz oldu. Rusya seyahatimiz oldu. Çin seyahatimiz oldu. ABD seyahatimiz oldu. Şimdi ülkemizdeyiz, 3-5 gün sonra Belçika’da NATO Liderler Zirvesi’ne katılacağız. Artık Türkiye’de hiçbir şey eskisi gibi yürümeyecektir. Demokraside yeni bir atılım döneminin hazırlıklarını yapıyoruz. İhtiyacımız olan altyapıyı büyük ölçüde kurduk, kuruyoruz. Yenilik peşinde olan girişimcilerimiz, yeni dönemin en muteber insanları olacaktır. TÜSİAD’ın da milli ve yapıcı bir rol oynayacağına inanıyorum. Değerli arkadaşlar, ülke ve millet olarak büyüklüğümüzün farkında olmalıyız. Bu büyüklük elbette yağmamız gereken işlerin, çözmemiz gereken sıkıntıların da büyük olduğu anlamına geliyor. Örneğin Türkiye olarak her yıl 1 milyon yeni istihdam oluşturmak mecburiyetindeyiz. O nedenle büyüme oranımızın yüzde 6’nın altına düşmemesi gerekiyor. ”

 

 

 

 

 

 

Bunlar da ilginizi çekebilir