s-400-türkiye

S-400 füze savunma sistemi alımı hakkında yanlış bilinen 8 nokta

Kitle imha silahlarının yaygınlaşması, füze savunması, nükleer caydırıcılık, hava gücü gibi savunma ve stratejiyle ilgili konularda uzman olan Dr Sıtkı Egeli S-400 hava ve füze savunma sistemleri hakkında çok konuşulan 8 önemli yanlışı Kokpit.aero sitesine yazdı. Bilgi Üniversitesi Yayınları’nın 2012’de yayımladığı ‘Füze Tehdidi ve Nato Füze Kalkanı-Türkiye açısından bir değerlendirme’ isimli bir kitabı da bulunan Egeli, 8 yanlışı şu başlıklar altında toplamış:

1)    Rusya’dan alınacak S-400’ler sayesinde en nihayet NATO’dan bağımsız hava ve füze savunma yeteneğini elde edeceğiz.

2)    Türkiye önce Çin, sonra Rusya’yı tercih etmek zorunda kaldı. Çünkü Batılı müttefikleri hava savunma teknolojisini paylaşmaya yanaşmadı.

3)    Kıbrıs Rum Kesimi 1998’te Rusya’ya S-300 sipariş ederken NATO müttefikleri itiraz etmemiş, NATO sistemlerine entegrasyon konusunu gündeme getirmemiştir.

4)    Yunanistan’da da S-300 sistemleri mevcuttur ve bunlar 2013 yılından itibaren NATO sistemleriyle birlikte çalışabilmektedir. O zaman NATO’nun bize itirazı neden?

5)    Daha önce seçilen ama iptal edilen Çin füze sisteminin, Türkiye’nin geliştireceği arayüz sayesinde NATO sistemleriyle birlikte çalışabileceği NATO çevrelerince de idrak edildiği halde, NATO siyasi nedenlerle bu fikre karşı çıktı. Şimdi aynı gerekçeyle S-400’e de karşı çıkıyor.

6)    NATO’nun füze savunma şemsiyesi yetersizdir, çünkü Türkiye’nin güney ve güneydoğusu, teknolojik ve coğrafi kısıtlardan dolayı NATO’nun koruma kalkanı dışında kalmaktadır. Bu açık, ancak Türkiye’nin kendi füze savunma sistemini geliştirmesiyle kapatılabilecektir.

7)    NATO’ya güvenemeyiz. Batı artık Türkiye’nin düşmanı. Hava savunmamızı sadece S-400’lerle güvenceye alabiliriz

8)    Başımız sıkıştığında NATO yardıma gelmekte nazlanıyor. Zaten bugüne kadar ne faydasını gördük ki? Türkiye hep veren taraf oldu.

Dr Sıtkı Egeli’nin yazısının tamamını okumak için tıklayınız.

S-400 Füze Sistemi
S-400 Füze Sistemi

Dr Sıtkı Egeli 2012 yılında yazdığı ‘Füze Tehdidi ve Nato Füze Kalkanı-Türkiye açısından bir değerlendirme’ kitabında Türkiye’nin füze savunma sistemi ihtiyacını ve bu bağlamda dış politikasını nasıl şekillendirmesi gerektiğini şöyle anlatmış:

‘Türkiye açısından sadece EPAA’nın tanımladığı çerçeveye ve ittifak ilişkilerinde ABD unsurunu ön plana çıkartacak bir füze savunma yol haritasına bağlı kalınmasının önümüzdeki yıllarda Türkiye’yi yeni talep ve beklentilerle karşı karşıya bırakabileceği, bu bağlamda Türkiye’nin örneğin ABD-Rusya stratejik nükleer rekabetinin veya Ortadoğu’daki tasvip etmediği çatışmaların içine çekilmesi tehlikesiyle karşı karşıya kalabileceği göz ardı edilmemelidir. Dolayısıyla Türkiye’nin, füze savunmasına yönelik politika ve yönelimlerinde çok taraflı ittifak ilişkilerinin önemini ve ağırlığını artıracak seçenek ve girişimlere daha yakın ilgi göstermesi ve destek vermesi isabetli olacaktır.’

Bunlar da ilginizi çekebilir