lok1

“Darbecilere karşı 15 Temmuz’da Emniyet önündeydim, bir yıl sonra aynı yerde Bylock gerekçesiyle sorgulandım”

FETÖ soruşturmaları kapsamında Bylock programını kullandıkları gerekçesiyle açığa alınan, hakkında soruşturma açılan kişilerden bazıları haksızlığa uğradıklarını ileri sürüyor. Mağdur olduklarını söyleyenler arasında 15 Temmuz darbe girişimi sırasında darbecilere karşı sokağa çıkanlar da var, bilirkişi raporlarıyla Bylock yüklemediğini ispat edenler de.

Mağduriyet iddiaları özellikle 2014’ün Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında Bylock kullanmakla suçlanan kişilere ait. Çoğu memur olan şikayetçiler, programı kullandıklarına dair verinin erişim sağlayıcı kayıtlarından değil, operatörler veya FETÖ ile ilişkisi yüzünden kapatılan Telekomünikasyon İletişim Bakanlığı’nın (TİB) raporları üzerinden elde edildiğini iddia ediyor. Adli bilişim uzmanı Koray Peksayar da bu konuda gerçek kişi eşleştirmesinin yapılmamasının mağduriyete yol açtığını söylüyor. Peksayar, FETÖ’cülerin geniş ölçekli ağ adresi dönüştürme tekniğini uygulayabileceklerini belirterek; BTK kayıtlarına göre Bylock indirdiği tespit edilse bile erişim sağlayıcı kayıtlarına göre indirmediği belirlenen kişilerin Bylock ile suçlanamayacağını savunuyor.

Mağduriyetler temelde telefon IMEI numaralarının kopyalanması, listelerin IP kayıtları üzerinden yapılması üzerinden gerçekleşiyor. MİT bilgilerinin esas alındığı mesajlar üzerinden yapılan Bylock soruşturmalarına karşılık, 2014’ün Ağustos, Eylül, Ekim aylarında Bylock kullandığı iddia edilenlerin bilirkişi raporlarıyla aksini kanıtlaması soruşturmalardaki sorunlara örnek. 23 Ekim 2016 tarihinde İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bu iki Bylock soruşturması arasındaki farkı ortaya koymuş, “İlk önce 18 bin kullanıcı tespit ediliyor. Buna 1. ByLock diyoruz. İkincisinde ise 40 bin kullanıcı tespiti var. Ancak 2. ByLock dediğimiz olayda operatörden kaynaklanan bir endişe sebebiyle bu 40 bin rakamı şu anda tekrar gözden geçiriliyor” demişti.

Ayrıca IP atama ve bağlantı yönlendirme taktiğiyle FETÖ’cülerin kendilerini gizledikleri raporlarda geçerken, MİT’in hazırladığı Bylock raporunun 16. sayfasında bilinçli bilinçsiz indirmenin değil, kullanma durumunun irdelendiği açık bir şekilde belirtiliyor.

Kütahya Simav’da rehberlik öğretmeni olarak görev yapan Munise İnan Demir, 13 Ekim 2016 tarihinde açığa alındı ve 7 Şubat 2017’de de ihraç edildi. Demir, hiçbir şekilde Bylock indirip kullanmadığını belirterek 2013’ten beri kullandığı telefonunu adli bilişim uzmanı Koray Peksayar’a inceletti ve telefonunda Bylock bulgusuna rastlanmadığına dair belge aldı. 11 Nisan 2017’de gözaltına alınarak, nezarethanede kalan Demir, “Gözünüzü kapatıp hayal edin, bir gün hiç suçunuz yokken terörist listelerinde isminiz yayınlanıp itibarınızdan, mesleğinizden, gelirinizden oluyorsunuz. Ardından terör zanlısı olarak adli işlem görüyorsunuz. Ne kadar dayanırım bilemiyorum. Öncelikli olarak iade-i itibar peşindeyim. Vatan haini muamelesi görmek çok canımı yakıyor” diyor.

Munise İnan Demir’in telefon inceme sonucu:
koray peksayar

 

15 Temmuz darbe girişimi sırasında Vatan Emniyet önündeydim, 1 sene sonra aynı yerde sorgulandım”

14 Ekim 2016’da açığa alınanlardan bir diğeri de İstanbul’da öğretmenlik yapan Ş.K. İsmini paylaşmak istemeyen Ş.K. 15 Haziran 2017’de gözaltına alınarak 6 gün emniyette sorgulandığını belirtti ve kimsenin kendilerine sahip çıkmadığını şöyle aktardı: “Bylock’u 15 Temmuz’dan sonra duydum. Hakkımızdaki işlemler ‘FETÖ/PDY bağlantısı’ üzerinden yapılırken, sadece Milli Eğitim Bakanlığı’ndan bize bunun Bylock soruşturması olduğu söylendi. Bakanlıktaki yetkililer dahi listelerin yanlış olduğunu söylüyor. 25 Kasım’da savcılığa başvurmama rağmen hiçbir gelişme yok. Ben Bylock listelerine alakasız insanların eklendiğini düşünüyorum. Ben kendim Ak Partiliyim. AK Parti İstanbul İl Başkanlığına gittik, mağduriyetinize inanıyorum cevabı aldık ancak oradan da hiçbir dönüş olmadı. Ankara’da AK Parti milletvekillerinden randevu talep ettik, hiçbiri kabul etmedi. Ankara’da sadece CHP’li Yıldırım Kaya bizi kabul etti, insanın başına her şey geliyormuş”

Edebiyat öğretmeni olan ve Bylock sebebiyle açığa alınan Elif Pınar ise hatadan ziyade bir kumpas olduğu kanısında: “BTK içine sızmış FETÖ’cüler tarafından listelerin düzenlendiğini düşünüyorum. İlginç olan 15 Temmuz darbe girişimi sırasında Vatan Emniyet önünde 73 yaşındaki annemle birlikte sabaha kadar bekledim. Bir yıl sonra aynı binada terörist olarak sorgulandım.”

“Operasyonun Avea üzerinden gerçekleştiğine eminim”

Balıkesir Bandırma’da İngilizce öğretmeni olarak çalışan ve KHK ile ihraç edilen Buket Aslan ise Bylock ile suçlandıktan sonra Google Play Store’a başvurduğunu kendisine Bylock indirmediğine yönelik mail geldiğini belirtti. Mahkemeye de bu maili sunduğunu hatırlatan Aslan şöyle devam ediyor: “1 Mart’ta gözaltına alındığımda emniyete tüm telefonlarımı teslim ettim. Emniyet raporunda açıkça telefonlarda hiçbir suç delili olmadığı belirtiliyor. Olayı açıklayan şöyle bir ayrıntı var: Bylock soruşturma listesinde ismim Buket Durmuş olarak geçiyor. Durmuş benim kızlık soyadım. Bu soyadı sadece Avea kayıtlarında geçiyordu, başka hiçbir resmi kurumda bu soyadı geçmiyor. Bu da operasyonun Avea operatörü üzerinden gerçekleştiğine eminim”

Buket Aslan’ın inceleme tutanağı ve Google Play Store tarafından gönderilen mail:

 

11

 

 

ss

 

 

Bylock’tan dolayı hakkında soruşturma başlatılan, açığa alınan bu kişiler çeşitli sosyal mecralarda bir araya gelerek itiraz edecekleri kanalları birlikte tartışıyorlar. Mağdurların çoğu dosyalarını OHAL Komisyonu’na da iletirken, bir an önce işlerine iade edilmeyi, haklarındaki suçlamaların ortadan kalkmasını talep ediyorlar.

Bylock nedir?

FETÖ’nün haberleşme ve propaganda ağı olarak kullandığı tespit edilen Bylock programı Mart 2014’te Almanya üzerinden hizmete girdi ve bu tarihten itibaren Google Play Store ve Apple Store’da erişime açıldı. 10 Ağustos 2014’te server Litvanya’ya taşınırken, programın patentini elinde bulunduran David Keynes, İsmail Saymaz’a verdiği röportajda programın FETÖ delili olabileceğini belirtti. Keynes ayrıca MİT’in 2016 Ocak’ta programın server’ına nüfuz etmesinden kaynaklı cemaat mensuplarının bu tarihten itibaren Eagle programına geçtiğini söylemişti.

MİT konuyla ilgili ayrıntılı rapor yayınladı ve Bylock programına kayıt olanların sayısının 215.092 olduğunu tespit etti. Bylock üzerinden 31.886 grup kurulduğu açıklanırken, en az 1 mesaj atmış kullanıcı sayısının 60 bin olduğu söyleniyor. Programın en önemli özelliği sadece tarafların kullanıcı adlarını bilmesi ve karşıdan gelen onay kodunu girmesiyle çalışması. Program indirildiğinde Whatsapp benzeri uygulamalar gibi telefon rehberindeki kişilerle veya mail adresiyle otomatik eşleştirme imkanı bulunmuyor. Bylock hâlâ FETÖ’ye yönelik sürdürülen soruşturmaların en önde gelen delili olarak işlev görüyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir