Ekran Resmi 2017-09-13 16.29.47

Tardu Kuman’ın “Pagan Sesler” serisi 15. İstanbul Bienali Komşu Etkinlikleri kapsamında sergileniyor

tardu

Geçtiğimiz yıl kaybettiğimiz sanatçı Tardu Kuman’ın ölmeden önce tasarladığı ancak tamamlayamadığı “Pagan Sesler” serisi 15 Eylül – 22 Kasım 2017 tarihleri arasında, 15. İstanbul Bienali komşu etkinlikler programı kapsamında İstanbul Sütlüce’de sergileniyor.

Ekran Resmi 2017-09-13 16.32.24

Kuman’ın eski demir, travers ve ahşap parçalarını işleyerek ürettiği büyük boyutlu sanatsal objelerden oluşan sergiye sanatçının yakın arkadaşı yönetmen Reha Erdem’in sergide yer alan eserlerle oluşturduğu ve Tardu Kuman’a ithaf ettiği kısa filmi “Nerdesin?” Eşlik ediyor. 

 

 

 

Tardu Kuman Kimdir?

Sanatçı Tardu Kuman 7 Şubat 1958’de Bursa’da doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde Felsefe Tarihi öğrenimi gördü. 1985’te mezun olduktan sonra Paris’e gitti. 1985-87 yılları arasında tasarlayıp ürettiği takıları Paris’te Galerie Epona’da sergiledi. 1989’da Atina’ya yerleşti. Takı tasarımı ve üretiminin yanı sıra, ilk kez Atina’da eski demir, travers ve ahşap parçalarını işleyerek büyük boyutlu sanatsal objeler üretmeye başladı. Çıkma hammaddelerden ürettiği obje ve eşyalar Atina Galeri Tria ve Galeri Miraraki’de sergilendi. Heykel yapımına 1995’te İstanbul’a döndükten sonra başladı. İstanbul’a geldikten kısa süre sonra kurduğu Stoa Design atölyesi ona bağımsız sanatçı olarak yaşama ve çalışma  olanağı sağladı. Stoa atölyesinde yirmi yıl boyunca bir yandan heykellerini yaparken bir yandan da kendi özgün tasarımıyla mobilyalar üreterek yaşamını sürdürdü. İstanbul’daki atölyesinin yanı sıra Çanakkale Ayvacık’a bağlı Kozlu köyünde kendi inşa ettiği evi ve atölyesi ona çalışmalarında esin veren özel mekânıydı. 

Heykellerini her zaman atık ve çıkma malzemelerle oluşturan, büyük ve kaba parçaları işleyen Tardu Kuman çalışmalarının kökeninde klasik düşüncenin yattığını vurguluyordu: “Felsefede aynı kavramlar eski çağlardan beri tekrar tekrar yorumlanmıştır. Ahşap ve metal de o zamandan beri hayatımızın içindedir; malzeme hep aynıdır ama o malzemeyle hep yeni bir şey ifade edebilirsiniz.” Sanatçı, heykellerinde dile gelen o yeni şeyin yanı sıra malzemenin yapısına ve biçimine kazınmış tarihçesini de izleyiciye göstermeyi ve hissettirmeyi amaçlıyordu.

 

Çalışmasının ilk adımını çoğunlukla hurdacılardan kendisine esin veren parçalar toplamak oluşturuyordu. Heykellerini büyük ölçüde buralardan topladığı makine parçaları, demir levhalar, rulmanlar, zincirler, çiviler, çubuklar; şehir hayatından ıskartaya çıkarılmış ahşap direkler ve başka ahşap parçalardan yapıyordu. Eserlerinin doğal ortamlarda rüzgârla, suyla, ısıyla etkileşimini de o heykelin varlığının bir parçası olarak değerlendiriyordu. Bu sergiyi oluşturan “Pagan Sesler” isimli parçalarda bu etkileşimi en yoğun biçimde görebilmek mümkün. Sanatçı sesli olarak tasarladığı bu heykellerin rüzgârla bir arada olmasını amaçlıyordu.

Eserleri “Pagan Sesler”, “Lamponya Savaşçıları” ve “İsimsiz” çalışmalar olarak sınıflandırılabilir.