AfD-3

Almanya’yı tedirgin eden aşırı sağcı AfD hakkında her şey

Almanya’da dün yapılan genel seçimlerde aşırı sağcı, ırkçı görüşleri savunan, İslam ve göçmen karşıtı Almanya için Alternatif Partisi (AfD) ikinci kez katıldığı genel seçimler sonucunda üçüncü büyük parti olarak ilk kez parlamentoya girmeye hak kazandı. Peki AfD nasıl ortaya çıktı, neleri savunuyor ve son seçim başarısını neye borçlu?
AfD-1

Pazar günü düzenlenen seçimlerde yüzde 12,6 oy alarak 94 sandalyeyle Federal Parlamento’ya girmeyi başaran Almanya için Alternatif Partisi, Alman siyaset sahnesini alt üst etti. Almanya’daki 16 eyaletin 13’ündeki yerel parlamentolarda temsilcisi bulunan  ve dünkü seçimlerde özellikle eski Doğu Almanya’yı oluşturan eyaletlerde başarılı sonuçlar alan AfD, bu bölgelerde ikinci sıraya yerleşirken, Saksonya eyaletinde en çok oyu alan parti oldu. Frauke Petry ve Jörg Meuthen’in eş genel başkanlar olduğu partide,  Alexander Gauland ile Alice Weidel ikilisi başbakan adayları olarak seçim kampanyasını yürüttü. Weidel’in bir eşcinsel olması ve partneriyle birlikte yaşaması ise, aşırı sağcı bir parti olan AfD’nin merak ile karışık siyasi tartışmaların odak noktasında olmasını sağlayan bir başka etken.

Seçim başarısı Almanya toplumunda kaygı yarattı

Seçim sonuçlarının açıklanmasının hemen ardından ise Almanya’nın birçok kenti AfD karşıtı protestolara sahne oldu. Berlin, Frankfurt, Köln gibi büyük şehirlerdeki AfD bürolarının önünde toplanan yüzlerce kişi AfD’nin ırkçı, sağ popülist ve göçmen karşıtı söylemlerinin karşılık bulmasını protesto etti.

AfD-4

AfD Şubat 2013 tarihinde, ekonomik krizdeki Yunanistan’a borç verme tartışmalarının yaşandığı sırada, Avrupa Birliği (AB) ve Euro karşıtlığını esas alarak kuruldu. Kurulduğu ilk yıl Almanya’da genel seçimlere katılan parti, yüzde 4,7 oy aldı ve yüzde 5’lik seçim barajını geçemeyerek parlamentoya giremedi. Ancak bir sonraki yıl olan 2014’teki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde aldığı yüzde 7’lik oy oranı ve elde ettiği iki sandalye, gözlerin bu partiye çevrilmesine neden oldu. 2015 yılındaki mülteci krizi ve Almanya Başbakanı Angela Merkel’in toplam 1,5 milyon mülteciyi ülkeye kabul etmesiyle, partinin ekseni AB karşıtlığından daha çok, göçmen ve İslam karşıtlığına kaydı ve Merkel’in göçmen politikasına sert eleştiriler yönelten partinin oyları her geçen gün yükselmeye başladı. Yerel seçimlerde de başarılı sonuçlar elde eden parti, özellikle Almanya’nın doğusundaki eyaletlerde güçlü bir desteğe sahip.

Almanya’nın doğusunda güçlü

Aldığı yüksek oy oranını tüm partilerden almayı başardığı seçmenlere borçlu olan AfD’ye son seçimlerde en büyük katkıyı, iktidardaki Merkel’in merkez sağ CDU/CSU ittifakı yaptı. 1 milyonun üzerinde CDU/CSU seçmeninin bu kez AfD’yi tercih ettiği tahmin ediliyor. Merkel’in mülteci politikasından memnun olmayan merkez sağ seçmenin AfD’ye kaydığı sanılıyor.

AfD toplumun çok çeşitli kesimlerinden oy almış olmasına rağmen, partiye oy veren kesimler  büyük oranda eski Doğu Almanya eyaletlerinde yaşayanlar, iki Almanya’nın birleşmesinden sonra ekonomik açıdan umduklarını bulamayanlar, merkez partilerden umudunu kaybedenler ve çoğunlukla erkekler. Seçim tahminleri, Almanya’nın doğu eyaletlerindeki her üç erkekten birinin AfD’ye oy verdiğini ortaya koyuyor.

Söylem AB karşıtlığından İslam ve göçmen karşıtlığına kaydı

“İslam’ın Almanya’nın bir parçası” olduğu tezine karşı çıkan AfD, Alman kültüründe yeri olmaması nedeniyle ezan ve minare gibi İslami simgelerin Almanya’da yer almasına karşı çıkıyor. İslam’ın, Almanlar’ın hayat tarzını tehlikeye attığını savunan AfD, seçim kampanyası sırasında kullandığı afiş ve pankartlarda da, bu “hayat tarzı” konusunu sık sık kullandı. İslam dininin ve Müslümanlar’ın, özgürlükleri tehlikeye attığını savunan AfD’liler, Türkiye’nin AB üyeliğine de karşı çıkıyor. Aslen Avrupa Birliği’ne de karşı olan AfD, krizde olan ülkelere yardım edilmesine karşı çıkarken, Euro’nun kaldırılmasını ve ulusal sınırların korunmasını savunuyor. Alman dili ve kültürüne vurgu yapan AfD, göçmen kabulüne ve Almanya’daki göçmen kamplarına karşı çıkarken, sığınma başvurusu kabul edilmeyenlerin derhal ülkelerine geri gönderilmeleri gerektiğini savunuyor.

AfD-5

Seçimlerdeki başarılara rağmen iç krizler bitmiyor

Öte yandan AfD, seçimlerin üzerinden 24 saat geçmeden yeni bir iç kriz yaşadı. AfD listesinden milletvekili seçilen eş genel başkanlardan Frauke Petry, parti politikaları üzerindeki anlaşmazlıkları gerekçe göstererek, AfD’nin meclis grubuyla toplantılara katılmayacağını ve yasama faaliyetlerine bağımsız milletvekili olarak katılacağını açıkladı. Petry, AfD içindeki ılımlı kanadın temsilcilerinden biri olarak biliniyor. Her geçen gün oylarını arttırsa da, dün yaşanan kriz partide bir ilk değil. Kurulduğu günden bu yana AfD, kurucuları ve önde gelen isimleri arasında sert mücadelelerin yaşandığı bir parti olarak tanınıyor.  Parti içindeki tartışmalar ise genel olarak ılımlılar ve şahinler arasında geçiyor. Daha önce, partinin kurucularından Bernd Lucke, parti içi tartışmaların ardından istifa etmiş ve başka bir parti kurmuştu.

Sert söylemlerden taviz yok

Dünkü seçim zaferi sonrasında partinin listebaşı adayı Alice Weidel, sertlik politikasından taviz vermeyeceklerinin sinyalini verdi. Weidel; izlediği göçmen politikaları nedeniyle ilk iş olarak Angela Merkel hakkında parlamentoda bir araştırma komisyonu kuracaklarını söyledi. Diğer listebaşı adayı Alexander Gauland ise, “Merkel’le uğraşmaya devam edeceklerini” söylemiş ve “Almanya’yı değiştirmenin” sözünü vermişti. Gauland seçim kampanyası sırasında, Türkiye kökenli Göç ve Uyum Bakanı Aydan Özoğuz’a yönelik “Anadolu’ya göndeririz ve bertaraf ederiz” sözleriyle gündeme gelmiş ve büyük eleştiri toplamıştı.

AfD-2

Fransa, Hollanda ve Avusturya’daki aşırı sağcı ve popülist partilerle yakın ilişkileri bulunan AfD’nin, Almanya Parlamentosu Bundestag’ın üçüncü partisi olarak nasıl bir politika izleyeceği tüm Avrupa’da merakla bekleniyor.

Bunlar da ilginizi çekebilir