akşener

Ümit Özdağ, Meral Akşener ile kurdukları partiyi anlattı

Yayına hazırlayan: Şükran Şençekiçer

Merhaba, iyi günler. Profesör Ümit Özdağ’la kurmakta oldukları partiyi konuşacağız. Kendisi Ankara’da. Ümit Bey merhaba.
İyi günler, iyi yayınlar diliyorum.

Sizinle uzun zamandır görüşemiyoruz. Çok yayın yaptık. Ama belli ki çok yoğun bir şekilde, harıl harıl partiyi kuruyorsunuz. Bu ay bitmeden kuruluyor galiba.
Ayın 25’inde inşallah Ankara’da yeni partinin kuruluş toplantısı gerçekleşecek. Böylece partimiz resmen kurulmuş olacak. Tabii onun çalışmaları çok yoğun. Son aşamaya geldik artık.

Evet bu yoğunlukta bize bu fırsatı verdiğiniz için ayrıca teşekkür edelim.
Ben çok teşekkür ediyorum, çok sağolun.

Ümit Bey, 25 Ekim’e sakladığınız birtakım sırlarınız vardır herhalde. Ama söylemenizde sakınca olmayan teknik kısımları sormak istesem. Anladığım kadarıyla isim konusunu, amblem konusunu son âna saklıyorsunuz.
Evet, ismi ve amblemi Sayın Genel Başkan Akşener ayın 25’inde açıklayacak.

Evet, peki kurucu profilini biraz tarif edebilir misiniz, sayı olarak ve background olarak nasıl bir yapı şekli geliyor?
Her şeyden önce Türkiye’yi kucaklayacak bir Kurucular Kurulu oluşturmayı hedefledik. Ve bunu da gerçekleştirdik. Sadece Türkiye’yi kucaklayan değil, ama aynı zamanda Türkiye’nin karşı karşıya olduğu ağır sorunları aşabilecek, Türk siyasetine bu konuda liderlik edebilecek bir heyet bir araya geldi Kurucular Kurulu’nda. Onun için biz Kurucular Kurulu’ndan gerçekten çok memnunuz. Tabii bu partiyi demokratik bir ülkede kurmadığımızı biliyoruz. Ne yazık ki Türkiye’nin anayasası bile yok. Bakın, anayasası askıya alınmış bir ülkede bir parti kuruyoruz. Ve bu parti değişimi temsil ediyor.

Peki, burada araya girerek şunu sormak istiyorum: Kulağıma şöyle şeyler çalındı, bazı isimler aslında sizinle beraber yola çıkmak istiyorlar, kurucu olmak istiyorlar, ancak bir şekilde şu ya da bu nedenle son anda cayıyorlar. Birtakım isimler de var. Spekülasyon yapmak istemiyorum ama, siz içinde olduğunuz için daha fazla biliyorsunuz. Gerçekten böyle, sizin partinize ilgi gösteren insanlara yönelik bir –nasıl söyleyeyim?– mobbing, tâciz ya da öyle şeyler oluyor mu? Yoksa bunlar şehir efsanesi mi?
Şimdi, ülkede yapısallaşmış bir baskı var. Yani bir insanı doğrudan gidip tehdit etmeniz gerekmiyor artık. Çünkü kurumsallaşmış tehditler insanları zaman zaman bazı şeyleri yapmaktan alıkoyuyor. Tabii ki bizimle birlikte yol yürümek isteyip, bize başvuran, bu konuda kararlı olan ama daha sonra yakın çevresinin, eşinin, “Aman başımıza bir şey gelir” demesiyle vazgeçen insanlar oldu. Sayıları çok az, ama oldu. Biz bunu garipsemedik. Biz zaten bunu değiştirmek için iktidara gelmeyi hedefliyoruz. Hukuk devletini tekrar tesis etmek için iktidara gelmek istiyoruz. İnsanların ümitlerini yitirdiği bir dönemden geçiyoruz. O yüzden biz diyoruz ki: Ümidinizi hiç yitirmeyin, her zaman ümit var.

Peki, doğrudan…
Ümitvar değişimin adının da Akşener olacağı, gittikçe daha fazla kabul gören bir husus hâline geldi. Bu da tabii iktidarı çok rahatsız ediyor.

Tam onu soracaktım. Rahatsızlık meselesinde, bir otel meselesini yansıttı Meral Hanım. Kuruluşun lanse edileceği otel rezervasyonu tek taraflı iptal etmiş diye. Buna benzer şeyler yaşıyor musunuz? Daha önceki toplantılarınızda oluyordu böyle şeyler. Tabii, daha önce yaşamıştık biz bunu referandum sürecinde. En sonunda dediğimiz gibi otelde oldu. Bir otelle, dünya çapında meşhur bir zincirin bir parçasıyla bir anlaşma yapıldı burada, Ankara’da. Ama ertesi gün iptal etmek zorunda hissettiler kendilerini. Belki birileri teklif etti, telefon etti ve tehdit etti. Belki hiç telefon gelmedi. Ama eğer hiç telefon gelmeden iptal ettilerse daha da kötü durum. Bu korkunun hangi seviyeye çıktığının çok açık göstergesi.

Peki şunu soracağım, şimdi deminki sözlerinizden şunu anladım: Meral Akşener’in liderliği konusunda bir tereddüt yok. Genel başkan olacağı belli.
Genel başkanımız Sayın Meral Akşener ve biz de Sayın Meral Akşener’i destekliyoruz. Onunla birlikte, onun genel başkanlığında siyaset yapıyoruz. Ve burada bütün vatanseverler bir araya geliyor. Yeni bir MHP kurmuyoruz, ama Ülkücülerin de içinde olduğu bütün vatanperverleri bir araya getiren yeni bir parti kuruluyor.

Peki, burada partinin adını falan şimdi 25’ine saklıyoruz ama, şiar olarak öne çıkan galiba hukuku, demokrasiyi söyleyeceksiniz. Ama özel olarak siz de akademisyen kimliğinizle tahmin ederim ki bu program vs. meselelerine daha yoğun katkıda bulunmuşsunuzdur. Nasıl bir perspektif? İdeolojik, politik perspektifi biraz tarif eder misiniz?
Öncelikli olarak şu anda program üzerinde çalışılıyor, 60 sayfalık bir program olacak. Yani çok geniş bir program değil. Kamuoyunda bir süre bir program taslağı spekülasyonu yapıldı. Doğrusu bakın ben şu âna kadar bununla ilgili hiçbir açıklama yapmadım. Çünkü bizi bağlamayan bir şeydi o. Bir taslağa bile ait olmayan parçaların içinde olduğu bir şey üzerinden tartıştı insanlar. Biz bu tartışmalar karşısında soğukkanlılıkla bekledik, hâlâ da beklemeye devam ediyoruz. Çünkü programımız yazılıyor. Son hâlini alacak. Programın tabii ana esasları var. Ben bunlardan dört tanesini özellikle vurgulamak istiyorum. Birincisi, son 14 yılda Türk milleti ayrıştırıldı. İnsanlar düşmanlaştırılmaya çalışıldı. Bundan dolayı Türkiye’de büyük bir bölüm insan artık kendisini bu ülkede istenmeyen insan konumunda hissediyor. Ve Türkiye dışına büyük bir göç var. Sadece sermaye göçünden bahsetmiyorum, insan göçünden bahsediyorum. Türkiye içinde de Türkiye’nin değişik yerlerinden Ege’ye bir göç yaşanıyor. Bu inanılmaz, ama inanılmaz bir süreç. Biz diyoruz ki, biz yüzde 50’ye talip değiliz, bir yüzde 100’e talibiz. Tekrar bir millet olduğumuzu hatırlamak istiyoruz. Ve biz kardeşliği öneriyoruz, kavgayı değil. Biz ayrışmayı değil birleşmeyi öneriyoruz. Ve biz birleşmenin ve kardeşliğin partisiyiz.

Peki burada somut olarak, Türkiye biliyorsunuz çok hızlı şeylere girecek Ümit Bey: Seçimler, önce yerel seçimler, ardından cumhurbaşkanlığı seçimi, aslında başkanlık seçimi, biliyorsunuz. Sizin bu anlamda önceliğiniz, yerel seçimi de o zaman vizyonunuza alıyorsunuz değil mi?
Ruşen Bey, isterseniz, bir soru sordunuz onun cevabını vereyim. Partinin hangi eksenin üzerine oturduğunu sordunuz. İkinci eksen Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bizim açımızdan, program açısından tam anlamıyla bütün taşıyıcı kolonları yıkıldı. Devlet yıkıldı yani, devlet kurumları yıkıldı. TSK’ya bakmamız yetiyor bunun için. AKP FETÖ’yle işbirliği yaptığı dönemde devletin her türlü kanalına FETÖ’nün sızmasına ve içeriden devleti sabote etmesine izin verdi, önünü açtı. Biz şimdi devleti yeniden inşa etmenin mücadelesini veriyoruz. Planlarını hazırladık. Ve iktidara gelir gelmez de Türkiye Cumhuriyeti Devleti’ni liyakat esasında, bakın ideolojik esasta değil, bilgi esasında, hak ediş esasında tekrar inşa etmeyi hedefliyoruz. Üçüncü hedefimiz, demokrasi herkese lazım, hukuk devleti herkese lazım. Biz anayasamızı geri istiyoruz. Bunun demokratik bir anayasa olmasını istiyoruz ve bunun mücadelesini vereceğiz. Bir parlamenter demokrasiyi tekrar inşa edeceğiz. Ve dördüncü olarak üzerinde ağırlıklı durduğumuz husus: Reel sektörcü bir partiyiz biz. Türkiye’de üreten üretim ortadan kalktı. Türkiye sanayisizleşiyor. Sürekli dışarıdan dış borca dayanan bir tüketim ekonomisi, bir Lale Devri ekonomisi hâkim. Biz bunu sona erdireceğiz ve Türkiye tekrar üretmeye başlayacak. Reel sektör bugün yüzde 16’lara düşmüş durumda. Reel sektörün Türkiye ekonomisi içindeki payı tekrar yüzde 30’lara çıkacak. İşte bizim programımızda bunları göreceksiniz, dördüncü olarak Sanayi Devrimi’ni göreceksiniz bizim programımızda. Birleştirici, kapsayıcı, demokratik, milli devletçi bir anlayışı göreceksiniz. Yani milli merkezli diyeyim, her şeyi bizim programımızda göreceksiniz.

Evet, deminki sorumu tekrarlayayım. Anladınız, iki seçim var. Hatta üç seçim var değil mi? Cumhurbaşkanlığıyla beraber Meclis seçimleri de olacak.
Bir de baskın seçim var biliyorsunuz, üç türlü seçim diyelim isterseniz. Biz her türlü seçime hazırız. Çalışmalarımızı ona göre yapıyoruz. A dosyası, B dosyası, C dosyası. Ne zaman isterlerse her türlü seçime hazırız. Bizim bir tek isteğimiz var. Tabii bu isteğimizin yerine gelmeyeceğini de biliyoruz. Diyoruz ki centilmence oynayın. Ama nasıl olsa yapmayacaklar. Centilmence oynamamalarına da hazırız.

Evet, bu çok önemli bir mesajdı. Bazı gazetecilerin de size centilmence davranmadıklarını biliyoruz, bu arada o notu da düşelim. Gazeteci demişken, medyanın ilgisi ya da ilgisizliği nasıl bir şeyde seyrediyor? Çünkü şu anda Türk siyasetinde en ilgi çekici olaylardan birisi, belki de önde geleni sizsiniz. Hani “vize krizi” vs. gibi aktüaliteyi saymazsak, yeni bir siyasî hareket doğuyor, yeni bir parti doğuyor. Bir ilgi uyandırdığı da kesin. Onun ne kadar ilgi uyandırdığını sandıkta göreceğiz. Ama çok açık söylemek gerekirse bir gazeteci olarak sizlerin hak ettiğiniz ilgiyi görmediğinizi görüyorum. Buna şaşırmıyorum ama, siz biraz içeriden anlatır mısınız? Medya size nasıl davranıyor?
Şöyle: Medya korkuyor. Bizi davet etmiyorlar, edemiyorlar. Televizyonlarda Ruşen Bey, ben izliyorum, diyor ki program yöneticisi, “Sayın Özdağ bir açıklama yaptı ve şunu söyledi”. Bunu program katılımcılarından birisine soruyor. Program katılımcısı da benim cevabımın ne anlama geldiğini kendince aktarıyor. O moderatörün bizzat kendisini tanıyorum. Yıllarca birlikte birçok program yapmışız. Telefon edip bana “Sayın Özdağ, siz böyle söylemişsiniz. Bununla tam neyi ifade etmek istediniz? Bir daha dinleyebilir miyiz?” diyemiyor. İstemediği için değil, yasak olduğu için. Evet, çok tartışılıyor, çok konuşuluyor; ama yeni parti Türkiye’de kuruluyor, yeni partiyi kuranlar ise Uganda’da siyaset yapıyor, öyle davranılıyor.

Peki size atfedilen roller üzerinden yapılıyor ama, bayağı bir yapıldığını görüyorum, size birtakım misyonlar atfediliyor. Siz daha fazla biliyorsunuzdur. Ama şunu da biliyoruz ki sizin hareketinizin öne çıkan isimlerinin büyük bir çoğunluğu da daha milliyetçi hassasiyetle bilinen insanlar. Bunlar herhalde sizleri ekstradan, fazlasıyla rahatsız ediyordur herhalde değil mi?
Siyasete girince rahatsız olmamayı öğrenmek zorundasınız. Zaman içerisinde buna alışıyorsunuz. Eğer rahatsız olmaya başlarsanız siyaset yapamıyorsunuz. Onunla vakit kaybedemezsiniz. Kendi programınızı uygulamak durumundasınız. Biz yolumuza devam ediyoruz.

Peki şunu sormak istiyorum, sözünü ettiniz, yeni MHP değiliz dediniz, ama Ülkücüler burada dediniz. Bu konunun açıkçası, dışarıdan gözlemci olarak, bu konunun tam bu kadar sarih hale gelmiş olduğunu sanmıyorum. Belki bu medyanın ambargosundan da kaynaklanıyor olabilir. Şöyle söyleyeyim: İkinci bir MHP, MHP’den ayrılanların kurduğu alternatif, MHP’ye alternatif bir parti imajı sanki şu anda hâlâ çok öne çıkıyor gibi, yanılıyor muyum?
Ruşen Bey tabii size yanılıyorsunuz diyemem, siz deneyimli bir gazetecisiniz. Belki alanda gördüğünüz tespitleri bana aktarıyorsunuz. Ama Kurucular Kurulu açıklanmadan yapılacak her türlü değerlendirme fotoğrafın sadece yüzde 10’unu görerek yapılan değerlendirmedir — ki bu doğru olmaz. Kurucular Kurulu ortaya çıksın, açıklansın. Ve arkasından tüzük ve programımız ortaya konulsun. Ondan sonra kamuoyu gerçek değerlendirmeyi yapacak. Kamuoyu o zaman sağlıklı değerlendirme yapma fırsatı bulacak. Kimse ikinci MHP, yeni MHP gibi yaklaşımda bulunmayacak. Bu eleştiriler konusunda da rahatsız eden, çünkü henüz tamamlanmış bir süreç değil, tamamlanmamış bir süreçte birçok şey söylenir. Ama önemli olan, nihai olarak ortaya çıkan resim üzerinden yapılacak değerlendirmedir.

En kritik konulardan birisi tabii ki benim Kürt sorunu olarak tarif ettiğim, siz hangi kavramı tercih ediyorsunuz şu anda tam hatırlayamadım, yani meselenin ne olduğunu biliyorsunuz. Partinin programında ve partinin başını çeken kişilerin bu konudaki perspektifini bir özetleyebilir misiniz?
Bunu parti programı açıklandığında göreceksiniz, ama parti programının o bölümüyle ilgili benim ciddi çalışmam olduğunun altını çizmek isterim. Ama şunu da ekleyeyim: Anadolu’da yaptırdığımız birçok anket var. Bu anketlerin sonuçlarının da kamuoyu için olağanüstü şaşırtıcı olacağını şimdiden sizle paylaşmak isterim. Göreceksiniz, Güneydoğu Anadolu’da yeni parti mükemmel sonuçlar alacak. Zaten partinin kurulmasından hemen sonra Sayın Akşener açıkladı. Güneydoğu Anadolu’da başlayacağımız bir dizi çalışma olacak. Sayın Genel Başkan kendisi gidecek. Divan’dan arkadaşlar gidecekler, ben gideceğim. Bölgede birçok temasımız, çalışmamız, ziyaretimiz olacak. Biz Türkiye’nin karşı karşıya olduğu, hem PKK terörü meselesi hem Güneydoğu’da karşı karşıya olunan ve aynı zamanda bir Güneydoğu sorunu hâline gelmiş bir meseleyi çözeceğimizi düşünüyoruz. Ama meseleyi etnik zeminde tanımlamıyoruz. Bakın tekrar ediyorum, etnik zeminde tanımlamıyoruz. Etnisiteci her türlü yaklaşıma bu coğrafyayı dağıtıcı ve tehdit edici olarak bakıyoruz ve görüyoruz. Fakat bu yaklaşımlarımızı ortaya koyup hayata geçirdiğimiz zaman ne kadar olumlu sonuçlar alacağımızı da tahmin ediyoruz. İlk gelen anket sonuçları da art arda, bizi bu doğrultuda umutlandırıyor.

O zaman bölgede bayağı bir parti örgütlenmesinin de olacağını varsayıyorum, yani teşkilatlanma…
İsterseniz şimdi size bir şey önereyim, Güneydoğu Anadolu’yu birlikte gezelim. Gelir misiniz bizimle?

Valla ben burayı bırakamıyorum. Giderim ama, bir gün bakarım. Çünkü şöyle bir şey var Ümit Bey biliyorsunuz bazen, Devlet Bey de gitti Diyarbakır’a vs. Ama MHP’nin oralarda hiçbir zaman etkili bir örgütü olmadı. Arada sırada gidebildi tabii birtakım milliyetçi partilerin yöneticileri diyelim ama, reel olarak baktığımız zaman orada sizin yeni parti olarak güçlü teşkilat kurma iddianız zaten başlı başına önemli bir husus. Anladığım kadarıyla bu konuda, örgütlenme anlamında iddialısınız.
Evet, bu konuda güzel bir çalışmamız var.

Evet, o zaman hayırlı olsun diyelim, kolay gelsin diyelim.
Sağolun, bundan sonra daha sık görüşürüz inşallah.

Evet, partiyi kurun hele, daha kolay. Bir de şöyle bir şey olacak: Kurucularınız belli olacak. Onlardan ilgimizi çeken kurucularınızla yayın yapmak isteyeceğiz vs. Bu devam edecek. Biz başkalarına benzemiyoruz merak etmeyin. Biz haber değeri olan her şeyin peşinden koşuyoruz.
Bunu biliyoruz, çok teşekkür ediyoruz.

Çok sağolun Ümit Bey.
Sağolun, iyi günler diliyorum.

Prof. Ümit Özdağ’la yeni kurdukları parti hakkında keyifli bir sohbet yaptık. Kendisine ve bizi izleyenlere çok teşekkür ediyoruz. İyi günler.