825323_1

Gayrimemnun CHP oyları İyi Parti’ye mi gidecek?

Yayına hazırlayan: Gamze Elvan

Merhaba, iyi günler! Dün, CHP Kurultayı’nın ardından yaptığım yayının başlığı “Kurultay CHP’de neyi değiştirdi?” olmuştu ve yayında, çok fazla bir şey değişmediğini, yeni pek bir şeyin olmadığını söylemiştim. Gelen izleyici yorumlarının içerisinde hatırı sayılır bir bölümü CHP’de bir şeyin değişmemesinden duydukları rahatsızlıkla, seçeneğin artık İYİ Parti olduğu yolunda şeyler söylediler, görüş belirttiler. Bu ne kadar inandırıcı, ne kadar sahici, ne kadar propaganda? Kestirmek mümkün değil, ama yine de böyle bir hususun olduğu biliniyor, kurultay öncesinde de vardı kurultaydan sonra daha da arttı ve artacağa benziyor. CHP beklentileri karşılayamıyor, Erdoğan’a karşı bir alternatif geliştiremiyor.
Peki, ne yapmak gerekir? CHP bu konuda bir yeniliğe gitmiyorsa –ki lideri de değişmedi, parti yönetimi büyük ölçüde aynı kaldı–, dolayısıyla başka yerlere bakmak lazım ve akla gelen seçenek de İYİ Parti. Böyle bir basit akıl yürütme uzun zamandır vardı; daha da bir müddet süreceğe benziyor. Bu ne kadar gerçekçi? Tabii bir de bunun ideolojik temelleri var; özellikle de CHP’de milliyetçi hassasiyetlerin ya da ulusalcı hassasiyetlerin gözetilmediği yolundaki şikâyetler üzerinden bu dillendiriliyor. İYİ Parti MHP kökenli olduğu için, milliyetçilikle zaten barışık bir parti olduğu için, böyle bir seçeneğin söz konusu olacağı söyleniyor. Bunu özellikle iktidar partisi yanlıları pompalıyorlar. Kongre öncesi İstanbul seçimlerinde de bu oldu, CHP İstanbul seçimlerinde de, kongrede de ve sonrasında da. Sanki CHP’de Kürt hareketine yönelik bir sempati, HDP’ye yakınlaşma varmış gibi bir intiba yaratmaya çalışıyorlar ve bunun üzerinden eleştirmeye ve bunun üzerinden CHP’nin içerisinden bazı kesimleri CHP tabanından ve seçmeninden koparmaya çalışıyorlar. Bunun doğru olduğunu sanmıyorum açıkçası. CHP Kürt meselesindeki ürkekliğini sürdürüyor, daha fazla sürdürüyor. En son Afrin Harekâtı’na gözü kapalı verdiği destek de bunun bir sonucuydu zaten. Dolayısıyla CHP’ye milliyetçilik üzerinden, Türk milliyetçiliği üzerinden yapılan bu türden yüklenmelerin, eleştirilerin ve saldırıların abartılı bir propaganda olduğunu düşünüyorum.

Ulusalcıların CHP’den uzaklaşmaya başlaması

Peki, İYİ Parti’ye yöneliş olur mu? Bence CHP’de umduğunu bulamayan bir kesim bir tarihten itibaren, bir süreden itibaren İYİ Parti’den önce aslında Erdoğan’ın yeni şekillendirmeye başladığı o yerli ve millî ittifakın çeperine doğru yöneldi — bunu “ulusalcılar” olarak tanımlayabiliriz. Bunu açıkça yapmıyor olabilirler; ama duruşlarının, tavırlarının oraya doğru olduğunu rahatlıkla söyleyebiliriz. Birçok kritik konuda aldıkları pozisyonun, siyasî iktidara, Erdoğan iktidarına daha yakın olduğunu net bir şekilde görüyoruz. Bunun CHP dışındaki organı tabii ki Vatan Partisi. Vatan Partisi’nin yayın organlarında yapılan yayınlarda bunu çok net bir şekilde görüyoruz. Çok yoğun bir CHP eleştirisi ve siyasî iktidara yönelik olarak çok sempatik –en azından yer yer sempatik– bir yaklaşım ve birçok konuda, özellikle Suriye’de açık destek görüyoruz. CHP içerisinde artık bu partinin çok da fazla kendilerine kalmayacağı düşüncesinde olan ulusalcıların da buraya doğru seyrettiklerini ve bu akışın süreceğini düşünüyorum. Akış derken; öyle çok büyük kalabalıkların gideceğini açıkçası düşünmüyorum. Çünkü ortada çok ciddi bir sorun var: CHP’nin ulusalcı hassasiyetine sahip kesimleri, aynı zamanda laiklik konusunda da çok katılar ve Erdoğan’la öteden beri yaşanan bir gerilimleri var. Bunu atlatmak kolay olmayacaktır, dolayısıyla bir geçiş olsa bile bu geçiş genellikle örtülü ve utangaç, mahçup bir geçiş olur. Alenen Erdoğan’ın yanında tavır alma noktasında çok ciddi çıkışlar beklemek gerçekçi olmaz; ama birtakım adı belli kişiler eğer bunu açık bir şekilde yaparsa, belki böyle bir şey söz konusu olabilir. Onun dışında genellikle sandıkta olabilecek bir yakınlaşmadan bahsediyorum — ki önümüzdeki günlerde Erdoğan’ın bunu iyice tahrik edeceği kanısındayım. Bu milliyetçilik vurgusunu her vesileyle tekrarlıyor, bugün örneğin grup toplantısında Tabipler Birliği’nin başındaki “Türk” tabirinin kaldırılması gerektiğini –ki Bakanlar Kurulu’nun bu konuda karar alabileceğini– söyledi; işi buraya kadar vardırdı. Bu tür çıkışların CHP’nin içerisinde sayıca az da olsa belli kesimlerde bir ilgi göreceğini söyleyebiliriz. Bunlar büyük ölçüde de CHP’den umudunu kesmiş kişiler olacaktır.

Muharrem İnce bu sefer öfkeli

Gayrimemnunlar var mı CHP’de? Var. Kılıçdaroğlu’nun değişmesini isteyen ama değiştiremeyen, Kılıçdaroğlu’yla bu işin yürümeyeceğini düşünen ama yerine alternatif de çıkaramayan… ya da alternatif olarak çıkan Muharrem İnce’nin de tam anlamıyla bunu karşılayamadığını gördük. Burada tabii önemli bir nokta, Muharrem İnce bir önceki kongrede yaşadığı yenilginin ardından çok –nasıl söyleyeyim? – sakin karşılamıştı bunu; ama bu sefer böyle olmayacağını ilan etti ve dün akşam televizyonlara çıkarak bunu zaten gösterdi. Daha sert bir eleştiri yapmaya başladığını görüyoruz, doğrudan parti yönetimine, Kılıçdaroğlu’na ve etrafındakilere yönelik çok sert sözler söylemeye başladı. Bu da parti içerisinde gayrimemnunluğun artabileceğinin bir işareti ya da gayrimemnunların seslerini yükseltebileceklerinin bir işareti olarak görülebilir.
Ama gayrimemnunların İYİ Parti’ye yönelmesi hususunda soru işaretlerini çoğaltmak gerekiyor: Birincisi, CHP’nin AK Parti’ye daha doğrusu Erdoğan’a alternatif olamadığından, alternatif üretemediğinden, %25’te sıkışıp kalmış olmasından şikâyetçi olan kesimlerin, gayrimemnunların İYİ Parti’ye gidebilmesi için, İYİ Parti seçeneğine yönelebilmesi için, İYİ Parti’nin gerçekten iktidara alternatif ya da en azından daha etkili, ana muhalefet partisine alternatif bir profil çizmesi gerekir — ki şu noktada o yok, onun hayli uzağında. İYİ Parti çok gözükmüyor, arada sırada Meral Akşener’in birtakım çıkışlarına tanık oluyoruz; ama İYİ Parti şu anda daha kendini oluşturmakla meşgul. Politikaları, duruşları, sloganları çok netleşmiş bir parti değil. Geçmişten birtakım duruşlarını biliyoruz, çıkışlarını biliyoruz; ama onun dışında İYİ Parti’nin yeni bir parti olarak henüz tam bir kıvama gelmiş olduğunu söylemek mümkün değil. Dolayısıyla şu anda İYİ Parti’nin AKP’ye alternatif olmadığı gibi CHP’ye de alternatif olduğunu açıkçası şu aşamada sanmıyorum. Dolayısıyla gayrimemnunların, İYİ Parti’ye yönelmeyi bir nevi CHP içerisinde birtakım şeyleri değiştirmede koz olarak yani kabaca bir şantaj olarak kullandıklarını söyleyebiliriz.

CHP ile İYİ Parti arasındaki hukuk

Geçmiş dönemde merkez sağda yer almış olup, bizzat kendileri ya da aileleri diyelim, çevreleri, daha sonra merkez sağdan CHP’ye geçmiş olan kesimlerin içerisinden İYİ Parti’ye bir yöneliş belki söz konusu olabilir; ancak İYİ Parti’nin henüz bir merkez sağ parti profili veremediğini bir şerh olarak buraya düşmek lazım. Ama geleneksel olarak CHP geleneğinden gelip –yani bunu kabaca Türkiye koşulları içerisinde sol ya da ortanın solu ya da merkez solu olarak söyleyebiliriz–, böyle bir gelenekten gelip, kızıp, Kılıçdaroğlu’ndan umudu kesip İYİ Parti’ye yönelme iddiası bana çok fazla inandırıcı gelmiyor.
Kaldı ki CHP’nin gayrimemnunlarının İYİ Parti’ye yönelmesi –tamamının yöneldiğini varsayalım, hatta çok daha fazlasının yöneldiğini varsayalım– bu hiçbir zaman Erdoğan’a bir alternatif, AK Parti’ye alternatif bir hareket çıkartmaya yeterli değil. Çünkü şunu biliyoruz: İYİ Parti + CHP tek başına Erdoğan’a meydan okuyabilecek bir ittifak olamaz — birleşseler bile. Kaldı ki birbirlerinden çalarak, birbirleriyle rekabete girerek, mücadeleye girerek bu alternatif olma iddialarına daha fazla zarar getirecektir. Dolayısıyla onun oradan oy çalması, oradan oraya yönelmesinin kimseye bir hayrı olmayacağı da muhakkak. Bu nedenle şu anda 2019’a doğru CHP’yle İYİ Parti’nin birbirlerinden, özellikle CHP’den İYİ Parti’ye bir oy kayması olma ihtimalini kabul etmekle beraber, öncelikle kendi aralarındaki hukuku oluşturabilmeleri lazım — ki bu konuda çok ciddi bir gelişmeyi, çıplak gözle en azından –kulislerde birtakım görüşmeler varsa haberimiz yok ama– göründüğü kadarıyla buna tanık olamıyoruz.

Saadet Partisi ne yapacak?

Halbuki öte yandan Erdoğan bir ittifakın temellerini çok ciddi bir şekilde atıyor, MHP’yle zaten yaptı, gücü ne olursa olsun büyük Birlik Partisi’ni de bu yerli ve millî ittifaka eklemledi sayılır, öyle gözüküyor. Saadet Partisi’ni de buraya dahil etme arayışı içerisinde oldukları söyleniyor. Bu ne derece mümkündür? Gerçekten önemli bir soru; bunun üzerine ayrıca uzun uzun kafa yormak lazım; yani 2019’a giderken Saadet Partisi nasıl bir çizgi izleyecek? İttifakların ortaya çıkacağı 2019’da Saadet Partisi tercihini Erdoğan’ın liderliğindeki ittifaktan yana mı yapacak? Yoksa Erdoğan-karşıtı partilerle beraber yan yana mı durmaya mı çalışacak? Bu gerçekten önemli bir soru; ama Saadet Partisi olmasa bile Erdoğan şu anda kendisi liderliğinde bir ittifakı oluşturmakta. Geri kalan kesimlerin kendi aralarında nasıl bir hukuk oluşturacakları başlı başına bir sorun.
Dolayısıyla buradaki mesele CHP’nin gayrimemnunlarının İYİ Parti’ye geçip geçmemesinin ötesinde, 2019’a doğru İYİ Parti’yle CHP arasında nasıl bir ilişki olacağı. Ve bu ilişki –bir ilişki olacaksa–, bunun bir yerinde HDP de bir şekilde ve hatta Saadet Partisi bir şekilde yer alabilecek mi meselesi, önümüzdeki günlerin daha önemli sorusu olacak. Dolayısıyla burada zaten güçlerini birleştirseler bile iktidara gerçek anlamda meydan okuyamayacak iki parti arasındaki oy geçişleri, ihtimalleri doğru olsa bile, yaşanacak olsa bile, Türkiye’deki siyasî haritayı değiştirmeye aday oy trafikleri olmayacak. Burada önemli olan husus; yakın zamana kadar AK Parti’ye ve Erdoğan’a oy vermiş olan kesimlerin bir bölümünü oradan caydırabilecek bir strateji, politika ve tabii ki başkanlık seçimiyle, İYİ Parti, belki de HDP arasında ne türden temaslar olacağı meselesi önümüzdeki günlerin sorusu olacak.

Güçler dengesi Erdoğan’ın lehine

Şurası muhakkak; CHP bekleneni veremedi, veremiyor, verebileceğe de benzemiyor. CHP tek başına Erdoğan’ı, Erdoğan’ın iktidarını tehdit edebilecek, ona meydan okuyabilecek bir parti görünümünde değil, İYİ Parti de değil. İkisi bir araya gelirse bunu yapabilirler mi? Bu da çok inandırıcı gözükmüyor. Dolayısıyla Erdoğan-dışı hareketlerin, partilerin, çevrelerin, kişilerin, nasıl bir ortak dil yaratıp yaratamayacakları meselesi Türkiye’nin önümüzdeki günlerine damgayı basacak ve burada da tabii İYİ Parti’ye yakın gibi gözüken ya da CHP’nin içindeymiş gibi gözüken ama Tayyip Erdoğan’ın dile getirdiği yerli ve millî söyleminin cazibesine kapılan az sayıda da olsa kesimlerin, kişilerin oraya doğru yöneleceğini göz önünde tutmak gerekiyor. Önemli olan burada kendisinden kaptırdığının çok daha fazlasını CHP, İYİ Parti ve diğer muhalefetin içerisindeki partilerin iktidar partisinden ve Erdoğan’dan koparıp koparamayacakları ve bunu nasıl yapacakları meselesi. Şu anda bunun işareti gözükmüyor.
Şu anda genellikle yapılan; iktidarın hata yapması, iktidarın kendi krizini yönetememesi ve bunun sonucunda birtakım insanların bıkıp, umudu kesip iktidardan ve Erdoğan’dan uzaklaşması üzerine kurulu bir muhalefet stratejisi var — eğer buna strateji denebilirse. Ama bunun ötesinde aktif bir şekilde alternatif geliştiren bir muhalefet –ki buna alternatif başkan adayı da dahil– söz konusu olursa işin rengi değişebilir, ama şu haliyle güçler dengesi Erdoğan’ın lehine gözüküyor.
Evet, söyleyeceklerim bu kadar. İyi günler!