Screen Shot 2018-06-13 at 14.52.03

Alman Kültür Konseyi: “Televizyondaki tartışmalar mülteci karşıtlığını körüklüyor, siyasi talk-show’lara bir yıl ara verilmeli”

Alman Kültür Konseyi Başkanı Olaf Zimmermann; ülkedeki mülteci karşıtı siyasi iklimi yoğunlaştırdığı ve sağ popülist partilerin yükselişine zemin kazandırdığı gerekçesiyle, Alman televizyonlarında yayınlanan siyasi talk-show’lara bir yıl ara verilmesini önerdi.

Sanat galerilerinden medya organlarına kadar birçok kültürel kurumun çatı kuruluşu olan ve Almanya’nın en önde gelen kültürel kurumlarından Alman Kültür Konseyi’nin (Deutsches Kulturrat) Başkanı Olaf Zimmermann; siyasi talk-show’ları yayınlayan devlet kanallarının yeni bir format düşünmeleri gerektiğini söyledi. İngiliz Guardian gazetesinin haberine göre Zimmermann şunları söyledi: “Devlet televizyonlarında yayın yapan siyasi talk-show’lara bir yıl ara verilmesini öneriyorum. Burada önemli olan; bu talk-show’ların, toplumsal birliğimize katkı sağlayan bir formatta ve içerikte televizyonlara geri dönmeleri”. Zimmermann, devlete ait televizyon kanalları olan ARD ve ZDF’in mülteciler ile ilgili konulara adeta “bağımlı” olduklarını ve içeriği çoğu zaman negatif olarak ele aldıklarını savundu.

Alman Kültür Konseyi, mülteci krizinin doruk noktasına çıktığı 2015 yılından bu yana Alman devlet televizyonlarında mültecilik ve ilgili konuları merkeze alan 100’den fazla talk-show programı yapıldığını açıkladı. Birçok medya analisti,söz konusu programlarda mültecilik ve İslam ile ilgili konuların çoğunlukla olumsuz bir yönde ele alındığı gözleminde bulunuyor.

Ancak Alman medya organlarının patronlarının görüşleri farklı. 2015 ve 2016 yıllarında mültecilerle ilgili yapılan yayınların sayısının fazla olduğunu kabul ederken, son aylarda bu sayıda gözle görülür bir düşüş yaşandığını savunuyorlar.

Talk-show başlıkları da tartışma konusu

Tüm bunlara paralel olarak talk-show programlarının kendilerine seçtikleri başlıklar da Almanya’da tartışma  konusu oldu. Geçtiğimiz hafta “Hart aber Fair” (Sert ama adil) isimli tartışma programının başlığı “Savaş bölgelerinden kaçan genç erkeklerin toplumumuza entegre olması ne kadar mümkün? Göç sonucu Almanya ne kadar güvensiz hale geldi?” idi. Konu; 20 yaşındaki Irak göçmeni bir gencin, 14 yaşındaki bir Alman kız çocuğuna tecavüz edip öldürdüğünün ortaya çıkmasıyla gündeme gelmişti. Zimmermann bunun gibi birçok başlığın, mültecilerin güvenliği tehdit eden insanlar şeklinde sunduğundan şikayet ediyor. Programın yapımcıları ise “biz gazeteciler olarak, olayları olduğu gibi aktarmak durumundayız” diyerek kendilerini savunuyorlar.  

Screen Shot 2018-06-13 at 14.48.35

Almanya’nın ünlü televizyon moderatörlerinden Sandra Maischberger’in talk-show’u da geçtiğimiz günlerde aynı eleştirilere maruz kaldı. Programın başlığı ilk etapta “İslam’a karşı çok mu hoşgörülüyüz?” olarak belirlenmişti. ancak programın başlığında “biz” kelimesinin kullanılması, toplumdaki Müslümanlar’ı ve diğerlerini ayrıştırdığı ve ötekileştirdiği gerekçesiyle eleştirilere maruz kaldı. Tepkiler sonrası başlık, “İslam tartışması: Hoşgörümüz nerede sona eriyor?” şeklinde değiştirildi.

Der Spiegel’e konuşan medya analisti Kai Hafez, “Burak mı Beethoven mı?”, “Mülteciler ve suç” gibi başlıkların mülteciler hakkındaki olumsuz yargılara toplumun alışmasına ve sağ partilerin medyayı yönlendirmesine olanak sağladığını söylüyor.

Alman devlet televizyonları vatandaşların ödediği vergilerden oldukça yüksek bir pay alıyor. Buna rağmen, ucuz olduğu için bu talk-show formatında ısrarcı olmaları uzun zamandır eleştiri konusu. Die Welt gazetesine konuşan ARD televizyonu genel yayın yönetmeni Rainald Becker ise eleştirilere şöyle cevap veriyor: “İslam konusunu tartışıyoruz ve elbette bundan sonra da tartışacağız. Ancak biz konut sıkıntısı, arı türlerinin yok oluşu ya da bakım hizmetlerindeki istihdam açığını da konuşuyoruz. Şikayetçi olanlara sadece şunu söyleyebilirim: Kumanda elinizin altında ve bir kapatma tuşu olduğunu biliyorsunuz”.