pervin-buldan

HDP barajı geçebilecek mi?

Yayına hazırlayan: Şükran Şençekiçer

Merhaba, iyi günler. Bugün ikinci yayınım. Malum, yarın bayram ve iki gün daha yok. Bayram öncesi diyeceklerimi son bir tamamlamak istedim. Seçimde son haftaya gireceğiz. Daha yoğun olacak. Daha sert bir viraja gireceğiz — öyle gözüküyor. Ama bugün kapatmadan önce, arife gününde son kez o çok meşhur soruyu, her seçim öncesi artık sorduğumuz soruyu, “HDP barajı geçer mi?” sorusunu kendimce cevaplandırmak istiyorum. Aslında bu sorunun cevabı benim için net bir şekilde evet. Daha önceki 7 Haziran ve 1 Kasım seçimlerinde de öyle düşündüğümü söylemiştim. Nitekim öyle oldu. Ancak 7 Haziran’la 1 Kasım seçimleri arasında çok fark oldu. İlkinde yüzde 13,1 alıp 80 milletvekili sokmuşlardı. Daha sonra Kasım’da 10,8 alıp 59 milletvekili sokabildiler Meclis’e. Çünkü o arada çok sert bir dönem yaşandı ve kutuplaşmanın, çatışmanın, terör saldırılarının zirveye vardığı bir yerde insanların –özellikle HDP’li olmayıp da HDP’ye barajı geçsin diye oy vermiş insanların– gözleri korkutuldu — öyle anlaşılıyor. Ve bir oy gerilemesi olmuştu. B
u seçimde ne olur? Siyasî iktidar yine kutuplaştırmaya çalışıyor — özellikle Cumhurbaşkanı Erdoğan. Ama şu âna kadar bunu başarabilmiş gözükmüyor. Selahattin Demirtaş’ın cumhurbaşkanlığı adaylığı hakkında her gün yeni bir şey söylüyor. Bugün söylediği de, bundan sonra tutuklu kimselerin aday olmasını engelleyecek bir düzenleme yapacakları oldu. Bu çok keyfî bir olay olur. O zaman seçimlerden önce, yaklaşan seçimlerden önce siyasî iktidarlar –bugün Erdoğan, yarın bir başkası–, hoşlanmadıkları, kendilerine meydan okuyabileceğini düşündükleri kişilerin tutuklanmalarına yol açabilirler. Malum, Türkiye’de yargı bağımsızlığından ve tarafsızlığından söz etmek maalesef mümkün değil. Her neyse. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın arada sırada yapmaya çalıştığı o şeytanîleştirme, HDP’yi bir nevi öcü gibi gösterme olayı büyük ölçüde yok. Tabii ki HDP’yi sevmeyen çok insan var. HDP’ye hayatta hiçbir şekilde oy vermeyi düşünmeyen çok insan var. HDP’nin yasaklanmasını isteyenler de var. Ama HDP’nin burada, Türkiye’de çok güçlü bir tabanı var. Bütün yapılan engellemelere, tutuklamalara, gözaltılara, atanan kayyumlara rağmen HDP varlığını sürdürüyor, faaliyetini sürdürüyor. Seçim kampanyasını da sürdürüyor. Cumhurbaşkanı adayı içeride. Buna rağmen sürdürüyor. Dışarıda birçok engellemeyle karşılaşsalar da –ki bu seçimdeki engellemelerin 1 Kasım öncesi yaşananların çok uzağında olduğunu kabul etmek lazım ; daha önceki süreçte HDP binalarına saldırılar, türlü türlü provokasyonlar yaşanmıştı, şu âna kadar bir iki tatsız olay kayda geçti ama, o Kasım öncesi yaşanan kasırganın çok uzağındayız– OHAL olmasına rağmen nispeten daha sakin geçiyor.

Haziran 2015 seçimleri öncesi durum

HDP barajı aşar mı peki? Şimdi, 7 Haziran öncesinde AKP’den ve Erdoğan’dan kurtulmak isteyen –gerçek kelime bu, kurtulmak isteyen– çok kişi bunun bir ayağının, kaçınılmaz bir ayağının HDP’nin barajı aşması olduğunu düşünüyordu. Çünkü HDP’nin barajı aşamaması hâlinde orada, özellikle güneydoğudaki milletvekillerinin, HDP’nin hak ettiği milletvekillerinin AKP’ye gideceği hesabı yapılıyordu — ki bu hesap doğruydu, bugün de doğru. Ve dolayısıyla HDP’ye Haziran seçimlerinde –ki çözüm süreci atmosferinde HDP’nin bayağı bir normalleşme süreci içerisinde herkese ulaşan, herkesin ulaştığı bir partiye dönüştüğüne de tanık olduk çözüm süreçleri döneminde–, böyle bir ortamda insanlar çekinmeden, korkmadan ve Erdoğan’ı cezalandırmak için HDP’ye oy verebildiler. O tarihlerde –çok iyi hatırlıyorum–, HDP’yle hiçbir alâkası olmayan kişiler, HDP’nin barajı geçmesi için Erdoğan karşıtlığı nedeniyle bayağı bir uğraştılar. En azından oylarını verdiler. Bu konuda küçük çaplı, kendi çaplarında faaliyet yürüttüler. Ama daha sonra aynı kişilerin yaşanan terör atmosferinde, yaşatılan terör atmosferinde korkarak geri çekildiklerini gördük. Ama ona rağmen HDP, bütün o atmosfere, korku atmosferine rağmen yüzde 10,8 alabildi.
Bugün bence yüzde 10,8’i, yani 1 Kasım’da aldığı rakamı kolaylıkla alacak diye görüyorum. Her ne kadar HDP’liler bunun böyle olmadığını söyleseler de — çünkü anladığım kadarıyla HDP barajı kesin aşarız diyerek tabanlarında bir rehavetin ve kendi dışlarında olup da desteklemeyi düşünen kesimlerde bir rehavetin oluşmasını istemiyorlar. Bu çok anlaşılır bir şey. Ama bence barajı kesinlikle aşacaklar. Yine aynı motivasyon etkili olacak, ama bir öncekinden daha farklı bir motivasyon bence bu. Burada milletvekili sayısı arttı biliyorsunuz. HDP yine aynı oranı tuttursa dahi, 10,8’i tuttursa dahi herhalde 59’dan daha fazla milletvekili alacaktır — ki bana göre 10,8’in de üstüne çıkması çok kolay olur. Ve dolayısıyla Haziran seçimlerindeki gibi 80 milletvekili civarında bir milletvekilini –ki milletvekili sayısı da arttığı için belki de daha fazlasını alma ihtimali ciddi bir şekilde gündemde– alabilir.

HDP+İnce formülü

Bu bir kere kendi tabanı –esas olarak Kürtler diyelim–, kendi tabanında HDP’ye, arada yaşanan, özellikle hendek savaşları döneminde yaşanan olaylardan duyulan bazı burukluklar, eleştiriler olsa da, bence kendi tabanı HDP’ye sahip çıkacak. Artı olarak da oy vermenin dışında oylarına sahip çıkma yolunda elinden geleni yapacak, yapmaya çalışacak — ki özellikle güneydoğuda seçim güvenliği konusunda çok ciddi endişeler telaffuz ediliyor. Onun ötesinde de bu sefer Meclis’in nispeten daha az önemli olmasının da etkisiyle, başkanlık sistemi nedeniyle, özellikle büyük şehirlerde ilk turda Muharrem İnce’ye oy vermekle beraber parti olarak CHP’ye değil HDP’ye oy vereceğini söyleyen çok kişi var. Batıda, CHP’nin güçlü olduğu yerlerde, normalde CHP seçmeni olarak düşüneceğimiz çok kişinin HDP’ye oy verme ihtimalinin olduğunu görüyoruz.
Bu tabii CHP’nin milletvekili seçimlerindeki oylarını azaltır. Milletvekili sayısını ne kadar azaltır bilmiyorum ama, milletvekili seçimlerindeki oylarını azaltır. Ve burada da CHP’yle ilgili ilginç bir durum ortaya çıkacak gibi gözüküyor. O da Muharrem İnce’nin oyunun partisinin oyundan epey bir fazla çıkma ihtimali var. Dolayısıyla Muharrem İnce cumhurbaşkanlığı seçiminde kazanamasa bile, partisinden daha fazla oy aldığı için hem parti tabanında hem de partinin kadrolarında, partinin gerçek genel başkanı olması beklentisi de artacaktır. Bunu bir parantez açarak söylemek lazım. Yani şu anda HDP olgusu, HDP’nin baraj meselesi nedeniyle CHP’ye normalde oy vermeyi düşünen bazı kişilerin HDP’ye oy verebileceğini ve bunun da Muharrem İnce’nin partisinden daha fazla oy alabileceği öngörüsünde bulunmak çok zor olmasa gerek.

Erdoğan’ın Demirtaş ile hesabı

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın, bugün önceki yayında da bahsettiğim o kapalı toplantıda yaptığı konuşmada açık bir şekilde şunu görüyoruz: Önceliği, öncelikli hedefi HDP’yi ne yapıp edip barajın altında tutmak. Buradaki mesele tabii ki –tekrar olacak, ama tekrar söylemek lazım–, tabii ki öncelikle o milletvekilliklerini almak ve dolayısıyla Meclis’te rahat bir şekilde çoğunluk elde edebilmek. HDP’nin barajı aşamaması hâlinde Cumhur İttifakı yüzde 40’ın üzerinde ne alırsa alsın, HDP’nin hak ettiği milletvekilliklerinin çoğu AKP’ye gideceği için Meclis’te çoğunluğa ulaşmakta zorlanmayacak. Ama buradaki mesele sadece HDP’yi baraj altı bırakmak değil. Erdoğan HDP’nin etkili bir siyasî güç olarak Türkiye’de var olmasını istemiyor. Özellikle Selahattin Demirtaş’ı da istemiyor. Çünkü bu parti ve bu kişi –yani kişi derken, Selahattin Demirtaş–, şu âna kadar AKP’yi ve Erdoğan’ı ciddi anlamda tehdit eden –tehditten kastım, hani bir şiddet anlamında tehdit değil–, ona meydan okuyan, gerçekten meydan okuyan, onun oyunlarını bozan parti ve siyasetçi. Onun dışındakilere baktığımız zaman, son dönemde baktığımız zaman Erdoğan’a yönelik çok ciddi bir meydan okuyuş görmedik. Bu meydan okuyuş HDP’den geldi, bu meydan okuyuş Selahattin Demirtaş’tan geldi.
Erdoğan’ın bir hesabı var. Bu hesabı görmek istiyor. Kasım’da bunu yapmak istedi, başaramadı. Bu seçimde yine bunu yapmak isteyecek. Normal şartlarda bunu başarmasının imkânı yok. Zaten bunu kamuoyu araştırmacıları da, herkes HDP’nin barajı normal şartlarda kolay geçeceğini söylüyor. Ama Türkiye normal şartlarda yaşamıyor. Olağanüstü hâl var. Seçim güvenliği konusunda çok ciddi şüpheler var. Ve Yüksek Seçim Kurulu’nun güvenilirliği konusunda çok büyük bir gerileme var. Dolayısıyla böyle bir hususla karşı karşıyayız.

Renkli bir Meclis grubu

HDP barajı aşarsa ne olacak? Diyelim ki 70 milletvekiliyle, her ne kadar yeni sistemde Meclis’in etkisi eskisine göre azalacaksa da, bu meclis, önümüzdeki Meclis çok daha ilginç bir Meclis olacağa benziyor. Adalet ve Kalkınma Partisi’nin mutlak bir çoğunluğa sahip olmayacağı, sayıca çoğunluk olsa bile yine hep bıçak sırtında bir çoğunluk olacağı bir Meclis’e benziyor. Bir de yeni düzenlemelerle beraber birçok konuda Meclis’te sayıca çok olan değil, daha aktif olan, daha fazla Meclis’te çalışan, Meclis’te oturumlara katılanlar etkili olacak. Dolayısıyla HDP önümüzdeki dönemde eğer seçeceği milletvekillerini etkili bir şekilde Meclis’te faal hâle getirirse, onları bayağı bir kullanırsa, onları aktive ederse, HDP’nin önümüzdeki dönemde Meclis’te birçok konuya damga vurma ihtimali olduğunu söylemek mümkün. Bir de aday profiline baktığımız zaman da zaten çok ilginç isimler var. Kendini kanıtlamış yeni birtakım isimler var. Eskiden gelen bazı isimler var. Renkli bir Meclis grubu olmaya aday.
Toparlayacak olursak, HDP’nin barajı aşma diye bir sorunu olduğunu sanmıyorum. Eğer HDP barajı aşamaz diye bir sonuç YSK tarafından ilan edilirse, buna başta HDP’liler olmak üzere, muhalefetin tüm unsurları ve hatta siyasî iktidara destek verseler de Türkiye’de kamuoyunun ezici bir çoğunluğunun inanacağını sanmıyorum. Bu da HDP’nin barajı aşmaması gibi bir sonucun resmen ilan edilmesi durumunda Türkiye’de bir istikrarsızlık zemini ortaya çıkarır. HDP’nin barajı aşmasının, doğal olanın bu olduğunu, HDP seçmeninin aradaki sürede HDP’den uzaklaşacağına dair hiçbir işaret yok — yani bir başka partiye gideceğine dair bir işaret yok, en fazla olsa olsa oy kullanmama gibi bir şey olur, ama şu âna kadarki gözlemler bunun böyle olmayacağını da bize gösteriyor. Evet, önümüzdeki dönemde 24 Haziran sonrasında Meclis’te yeniden ve bana göre 1 Kasım’dan daha güçlü bir HDP grubuyla karşılaşmamız mümkün gözüküyor. Evet, herkese iyi bayramlar diliyorum. Söyleyeceklerim bu kadar, iyi günler.