ayniyiz_ya_da_farkli_sosyal_uyum_h6175_2d6f9

Türkiye’de Sosyal Uyum Raporu: Herkes sadece kendisine benzeyene güveniyor

 

İstanbul Politikalar Merkezi, “Türkiye’de Sosyal Uyum” başlıklı bir rapor yayınladı. Aysen Ataseven ve Çağla Bakış’ın hazırladığı rapor, ülkedeki sosyal uyum, toplumsal bağlantılılık, kutuplaşma gibi dinamiklerle ilgili ayrıntıları ortaya koydu.

sosyal-uyum-ana-görsel-696x356

Araştırma, Türkiye’de sosyal uyumun “orta düzeyde” (yüzde 55) olduğunu ortaya koydu. Toplumsal bağlantılılığın sosyal uyumun en güçlü öğesi olduğu anlatılan araştırmanın sonuçlarında, ülkedeki toplumsal bağlantılılık oranı ise yüzde 66 çıktı. Fakat bahsedilen toplumsal bağlantılılığın farklı kimlikler arası değil, daha çok, benzer kimlikler içinde oluştuğu ortaya kondu. Yani toplumdaki insanlar ancak kendilerine benzeyen kişilerle güçlü bağlantılılıklara sahipken, farklı kimliklerle kurulan bağlantıların zayıf olduğu görüldü. “Ortak fayda anlayışı”nın yüzde 40 bulunduğu araştırmada, bu oranın azlığının sebebi sosyal uyum azlığı olarak gösterildi.

Araştırma sonuçlarında iki saptama yapıldı. İlki: Türkiye’de toplumsal güvenin temel belirleyicisi olan farklılıklar arası güven derecesi düşükken, benzerlikler arası güven derecesi yüksek. Bu sebeple raporda Türkiye, “kimlikler Türkiyesi” olarak adlandırıldı. İkinci saptama: Toplumsal uyum ve birlikte yaşama için önemli olan, ortak fayda anlayışı (yüzde 40), sosyal kurallara uyum (yüzde 39), ve sivil katılım (yüzde 22) gibi alanlar yeterince gelişmemiş.

social-cohesion3

Kutuplaşma konusunda raporun buguları ise şaşırtıcı. Bulgulara göre, ülkedeki kutuplaşma ağırlıklı olarak siyasi alanda, siyasi liderler arasında yaşanıyor; toplumsal hayata aynı derecede yansımıyor.

Raporda anlatılana göre, sosyal uyumun önünde üç temel öğe var. İlki ve en güçlüsü olan etnik eksen 10 üzerinden 7.2, ikinci öğe siyasal eksen 10 üzerinden 7, dindarlar-laikler ekseni ise 10 üzerinden 6.2 olarak bulundu. Raporda “iktidar taraftarları-karşıtları ilişkisinin, yani siyasal eksenin, ikinci temel engel konumuna yükselmesi, bir taraftan, güçlü iktidar-zayıf muhalefet ilişkisine bağlı olarak normal görülebilir, ama esas önemli olan, siyasal eksenin sosyal uyumun gelişmesinin önünde ikinci güçlü engel olarak görülmesidir. Bu sonuç, hem kutuplaşma sorunun esas olarak siyasal alanda, siyasal aktörler arasında yaşandığı bulgusuyla bağlantılıdır, hem de, toplumsal uyumun ve birlikte yaşamın güçlenmesinde, esas çabanın siyasi aktörler tarafından ve siyasal alan içinde yapılmasının önemini ortaya koymaktadır” dendi.

Raporda Türkiye’nin üç temel sorunu olarak görülen, sosyal uyuma engel olan üç temel dinamik ise güvenlik/terör (yüzde 34), ekonomi/işsizlik/ yoksulluk (yüzde 27), ve adalet/hukukun üstünlüğü (yüzde 8) olarak ortaya kondu.

pic1455812622r586164