Aydın Selcen: “Ankara’nın BMGK kararına yorumu Afrin operasyonunun söz konusu ateşkes dışında kaldığı yönünde”

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Cumartesi günü Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin (BMGK) Suriye için aldığı 30 günlük ateşkes kararının yankıları sürüyor. ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Heather Nauert, medya mensuplarıyla gerçekleştirdiği toplantıda bu kararı değerlendirdi. Nauert; ”ateşkes insani yardım kapsamında tüm ülkeyi kapsıyor. Yalnızca IŞİD, El Kaide, El Nusra ve bunlarla ilgili gruplar ateşkes kapsamında” dedi. Türkiye’nin Afrin operasyonunun ateşkes kapsamında olup olmadığı sorusuna ise Nauert, ”Türkiye bu mutabakatı iyice ve yeniden okumalı. Karar, 30 gün boyunca Suriye’nin her tarafında ateşkes öngörüyor. Türkiye’ye BMGK’nın ateşkes kararını yeniden okumalarını tavsiye ederiz” yanıtını verdi.

Dünkü yazısında konuyu ele alan Hürriyet gazetesi yazarı Sedat Ergin şu değerlendirmelerde bulundu:

”Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nde kabul edilen 2401 sayılı karar Suriye’de 30 gün süreyle ateşkes ilan edilmesini öngörmesine karşılık, ümit edilen sükûneti henüz getirebilmiş değil. Getirmesi de çok kolay gözükmüyor. Karar, bir taraftan “Bütün taraflardan gecikmeksizin çatışmaları durdurmalarını talep ediyor”. Aynı karar, diğer taraftan ateşkesin DEAŞ, El Kaide ve (onun Suriye uzantısı) El Nusra örgütlerine karşı yürütülen askeri operasyonlara uygulanmayacağını belirtiyor. Üstelik yalnızca bu üç örgütle de sınırlamıyor. Karar, devamında ateşkesin “El Kaide, DEAŞ ve BM Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan diğer gruplarla bağlantılı şahıslar, gruplar, girişimler ve yapılara da uygulanmayacağını” kayda geçiriyor.

Türkiye’ye gelince, hükümet sözcüsü Bekir Bozdağ’ın önceki günkü açıklamasından da anlaşılacağı üzere BM Güvenlik Konseyi kararının terörist gruplarla mücadeleye cevaz veren hükmünden hareketle ‘Zeytin Dalı’ harekâtının süreceği anlaşılıyor. Bozdağ’ın şu sözlerinin altını çizelim: “Karar terör örgütleriyle mücadeleyi kapsamı dışında tutmaktadır. Dolayısıyla Türkiye’nin sürdürdüğü harekâtı bu kararın etkilemesi söz konusu değildir. Çünkü biz bölgede sadece PKK, KCK, PYD, YPG terör örgütleriyle değil, aynı zamanda bunlarla beraber DEAŞ terör örgütüyle de mücadele ediyoruz. Buralarda insani ihtiyaçlarda ve insani yardımlarda herhangi bir sıkıntı söz konusu değildir. O nedenle harekât bu karardan etkilenmeden devam edecektir.” 

Gerçekten de, BM Güvenlik Konseyi kararında hiçbir şekilde Afrin’e atıf yapılmıyor. Kararda bölge olarak Doğu Guta, İdlib, Hama, Rukban ve Rakka bölgeleri zikrediliyor.  BM, bu kararla Suriye’nin herhangi bir köşesini kastederek “Buraya insani yardım koridoru açılması gerekli” deme yetkisini kazanmış bulunuyor. Burada ilginç olan durum BM Genel Sekreteri’nin İnsani Konular ve Acil Yardımlardan Sorumlu Yardımcısı Mark Lowcock’un yaptığı açıklamada karşımıza çıkıyor. Lowcock, Güvenlik Konseyi kararını olumlu karşıladığını açıkladıktan sonra önümüzdeki günlerde yardım konvoylarını götürmeyi planladıkları bölgeleri sıralarken Doğu Guta ve Rukban’ın yanı sıra Afrin’i de gruba dahil ederek, “Bütün taraflara bunu mümkün kılmaları çağrısında bulunuyoruz” demiştir. Bu açıklama ışığında, BM’nin Afrin’e insani yardım konvoyu götürmek için Türkiye’nin kapısını çalması ihtimaline hazırlıklı olmak gerekiyor.”

Medyascopetv için kararı değerlendiren Aydın Selcen ise ”Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’nin 2401 sayılı kararı Afrin operasyonunu kapsıyor mu?” sorusunu yanıtladı. 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus