Dünyanın binbir türlü haberi (4): Kadınlar günü özel – Vatikan rahibeleri, kilisedeki kadın sömürüsünü ifşa etti – Carmen temsilinde Carmen’i öldürtmediler

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

İskoçya Başbakanı Nicole Sturgeon kadınlar gününde konuştu: “Başbakan olsam da erkekler halen bana siyaseti anlatmaya çalışıyorlar”

Bir asır önce oy verme hakkı için mücadele eden kadınların kapatıldığı eski bir hapishane şimdi Sturgeon’ın ofisi. Başbakan odasının tarihi anlamını gözünden kaçırmamış ve bir asır önce seçme seçilme hakkına sahip olmayan kadınları, makamının verdiği gururla anıyor.

Kabinesinde cinsiyet eşitliği kotası uygulayan başbakanın, aynı zamanda iki kadın danışmanı mevcut.
Hollywood’da başlayan #Metoo hareketinin yarattığı etki kadınlarının mücadelesinin güncelliğini koruduğunu gösteriyor.  Değişimin devam ettiğini belirten başbakan ‘kısaca kadınlar kabul edilemeyen davranışlara daha fazla katlanmamaya karar verdiler. Ancak konu artık kadınlar değil tamamen erkeklerdir, değişim onların tarafından gelmeli, çözümün bir parçası olmalılar yoksa beklenilen değişim gerçekleşmeyebilir’ ifadelerini kullandı.
Sturgeon, kariyerinin başlarında politikanın orta yaşlı erkeklerin dünyası olduğunu ve kendisinin de bir istisna olduğunu hissettiğini sözlerine ekliyor.
Hala oldukça komik durumlarla karşılaştığını belirten Sturgeon, mecliste,  hem kendi partisinden hem de muhalefetten erkeklerin didaktik bir biçimde kendisine siyaset dersi vermeye çalıştıklarını belirtiyor ve  “Hala ortalıkta pek çok dinozor var…” diyor.
RESİM 1
Bir Şölendir Opera: Carmen’ler ölmesin
Carmen Fransa’da 3 Mart 1875’te ilk defa sahnelendiğinde yerleşik opera ve ahlâk anlayışının ihlali gibi algılandığından tepkilerle karşılaşmış, eleştirmenler tarafından yüzeysel, üstünkörü bulunmuş ve afişten kaldırılmış.
Şimdi ise neredeyse aradan geçen 140 yıl ve binlerce temsilden sonra başka sebeplerle hem hala eleştirilerin hedefi hem de alkışların odağı.
Carmen’in Floransa’daki temsilinde, seyirciler beklenen sona kendilerini hazırlarken oldukça şaşırdılar çünkü George Bizet’nin özgün senaryosundaki son gerçekleşmedi. 
Alışılagelmiş sonda, Carmen’in sevgilisi asker Don José, Carmen’i bıçakladıktan sonra pişman oluyor. Ah canım Carmen’im vah canım Carmen diyerek ölü sevgilisine sarılarak ağlıyordu. Ancak bu sefer Carmen cevval bir biçimde Don Jose’nin üzerine atlıyor, bıçağı savuşturup Don Jose’nin silahını yürütüp onu vuruyor. 
Floransa Maggio Tiyatro salonunda sergilenen operanın yöneticisi Cristiano Chiarot ‘’Carmen her zaman kendi bağımsızlığını ilan etmek istemiştir. Kendisine uygulanan şiddete tepki verebilmesi gayet doğal” dedi.
Ancak ilk tepkiler daha oyunun temsili sırasında geldi, bazı klasikçiler değişiklikten hiç memnun kalmadı ve yeni sona yuhalayarak tepki gösterdi. Daha sonra Carmen’in değişen sonuna dair  çeşitli tondaki eleştirilere politikacılar, köşe yazarları ve sanat eleştirmenleri de katıldı. Corriere della Sera köşe yazarı Massimo Gramellini “insan doğasını değiştirmek bir temsilin son iki satırını değiştirmek gibi değildir “dedi.
Diğer taraftan solcu politikacı ve Floransa valisi Dario Nardella, Maggio Salonu yönetimine destek çıktı: “Carmen’in ölmediği bu senaryo değişikliğini kutluyorum. Tüm seyircilere kültürel, toplumsal ve etik bir mesaj veriliyor, kadına şiddete karşı durmalıyız”.
RESİM 2
Ülkenin sağcı partisi Fratelli D’Italia’nın başkanı Giorgia Meloni ise: “Bu politik doğruculuk yetti artık. O zaman kırmızı başlıklı kızın sonunda da kurtu öldürmeyelim, çünkü kurtlar nesli tükenen hayvanlar arasında” dedi.
2017’de 113 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü İtalya’da kadınlara karşı şiddet meselesi oldukça kritik ve güncel. Kadın, erkek rollerinin çok belirgin olduğu, ataerkil aile yapısının hala egemenliğini sürdürdüğü ülkede, Metoo hareketi de pek ses getiremedi. Son seçimi kazanan ittifakın lideri Silvio Berlusconi’nin hareket ile ilgili açıklaması ise konuyu idrak edemediği gösteriyor: “Kadınların erkeklerin ilgisinden memnun olmaları çok normal ancak benim tecrübem yetersiz çünkü hep kadınlar beni baştan çıkartmıştır” dedi.
Floransa Maggio Tiyatro salonunun yöneticisi Cristiano Chiarot demecini şöyle bitirdi: “Operalar zaman zaman  eski kalıplarından çıkıp zamana ayak uydurabilir, canlı ve değişken olabilir ve dönemin etik kaygılarını yansıtabilirler. Belki konuya yabancı olan pek çok insan Carmen sayesinde kadının toplumdaki yerini sorguladı bu da bizim için bir başarıdır”.
RESİM 3
İran kendi kadınlar gününü kutluyor: Hz. Fatıma’nın doğum yıldönümü
İran’da kadınlar günü 8 Mart değil, kadınlar günü Hz Fatıma’nın doğum gününde kutlanıyor.
Tahran Valiliği’nin düzenlediği kutlamalarda erkeklerin de olduğu kalabalığa karşı dans eden kadınlar sebebiyle organizatörlerle ilgili iddianame hazırlanıyor.
Gösteriyle ilgili bir videonun sosyal medyada yayılmasının ardından Başsavcı Mohammad Jafar Montazer, gösterinin örf ve adetlere uygun olmadığı ve dini inanışlarına ters olduğunu hatırlatarak, gösterilerle ilgili hukuki sürecin başlatılmasını talep etti. Ne var ki Tahran’ın reformcu Valisi Mohammad Ali Najafi de seyirciler arasındaydı. Vali de sert eleştirilerin hedefi olunca valilik daha sonraki organizasyonların asayişi bozacak düzenlemelerden uzak duracağını açıkladı.
Valiliğin kadınlarla ilgili etkinliklerine danışmanlık yapan ve söz konusu dansın da organizatörü olan Fatemeh Rakei ise dans eden kızların dokuz yaşından küçük olduğunu ve herhangi bir ahlaksızlık yaşanmadığını belirtti.
İran’da kadınların kamusal alanda dans etmesi ve toplu şekildeyse erkeklerin seslerini bastıracak şekilde şarkı söylemesi yasak.
RESİM 4
Musul’da sembolik kadın maratonu: Kadın hakları için koştular
Musul’da beyaz tişörtlü 300 kadın şehrin ilk kadın maratonunu tamamladı. Yarış aslında sadece 900 metre ve şehrin tek bir caddesinde gerçekleşti. 
Gerçek bir yarış olmasa da koşuyu organizatör Fatima Khalaf kadınların şehri yeniden benimsemesi ve geri kazanması  için bir fırsat olarak değerlendiriyor. Çünkü şehir IŞİD’ın egemenliğinde üç yıl geçirdi ve kadınlar kaçırılma, kölelik, işkence ve  insanlık dışı pek çok muameleye maruz kaldı. 
Eskiden beri oldukça muhafazakar bir yapıya sahip olduğu söylenen şehirde, IŞİD’den önce de kadının toplumdaki yerinin oldukça kısıtlı kaldığı belirtiliyor. Ancak IŞİD sonrası yeniden canlanmaya başlayan Musul’da kadınlar da eski rollerini kabul etmemeye kararlı. Artık her türlü aktivitenin içinde organize olarak faal olmaya çalışıyorlar. Koşu sırasında kadınların sloganlarından bazıları “çocuk evliliklerine hayır”
“sessizliği kır ve hayır de”, “düşünce özgürlüğüme dokunma”ydı. 

Iraqi women take part in a symbolic 900-metres marathon to mark Women's Day in the former embattled city of Mosul on March 8, 2018 eight months after Iraqi forces retook the northern Iraqi city from Islamic State (IS) jihadists. / AFP PHOTO / Ahmad MUWAFAQ

Koşuyu birinci bitiren üniversite öğrencisi Najla Abdelhadi ise kadınları toplumda üretken ve faal olmaya davet etti.
RESİM 6
Vatikan rahibeleri, kilisedeki kadın sömürüsünü ifşa etti
Vatikan tarafından dağıtılan “Kadınlar, Kilise ve Dünya” adlı dergide Vatikan’da görev alan ve isimlerinin gizli kalmasını isteyen üç rahibe, Vatikan’ın içindeki eşitsizliklere isyan etti.
Rahibelerden biri gündelik hayatlarını şöyle anlattı: “Bazı rahibeler, Vatikan’da yüksek makamlarda bulunan erkeklere hizmet için mutfak, çamaşırhane, temizlik gibi görevlerde çalıştırılıyor. Bu gibi işlerde belirli çalışma saatleri yok ve ücretlendirme ise yok sayılır. Dışarıda bir işveren bu koşullarda işçi çalıştırsa hapse girebilir ancak bu şartlar Vatikan’da normal sayılıyor. Daha da küçük düşürücü olan, bizleri eşit olarak görmüyor ve bizleri kendi kurduğumuz yemek masalarına davet bile etmiyorlar.”
Başka bir rahibe ise her zaman kadınların ev içi işler için görevlendirildiğini hiçbir rahibin bu güne kadar yemek yaptığını görmediğini söylüyor. Ancak seslerinin çıkamadığını çünkü şikayet ve hastalık durumunda yerlerinin hızlıca doldurulduğunu belirtiyor. Doktor rahibelerin bulaşık yıkamaya zorlandığı veya öğretmen rahibelerin erkekler için bütün gün kapı tuttuğu durumların yaşandığını da sözlerine ekliyor.
Otoritenin kötüye kullanıldığı ancak artık rahibelerin seslerinin daha gür çıkmaya başladığı bu yeni devirde Papa I. Franciscus da tartışmaya katıldı ancak onun sözleri kimseyi memnun etmedi. Papa “eğer sizden kulluk isteyen olursa, hayır demek cesaretini gösterin. Diğer yandan feminizm bataklığına düşmeyin”dedi.
Din bilimci ve Vatikan uzmanı Astrid Lobo Gajiwala, Papa I. Franciscus’ın kadınları içgüdüsel olarak desteklediğini ancak henüz ideolojik bir kavga için gerekli modern düşünce yapısına sahip olmadığını belirtti.
RESİM 7

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print
  • Medyascope
  • Medyascope Plus