Afrin Harekâtı sonrasında ne olacak? Musa Özuğurlu ile söyleşi

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Söyleşinin tam metni.

Yayına hazırlayanlar:

Sahra Atila – Kerimcan Malaz

Burak Tatari: İyi günler Medyascope tv özel yayınından merhaba. Dün sabah saatlerinde Türk Silahlı Kuvvetleri destekli Özgür Suriye Ordusu üyeleri Afrin kent merkezine girdi. Böylelikle 20 Ocak’ta başlayan Afrin Harekâtı, Afrin kent merkezine kadar ulaştı. Konuyu deneyimli gazeteci, Suriye’yi yakından takip eden Musa Özuğurlu ile konuşacağız. Hoş geldiniz!

Gökçe Çiçek Kösedağı: Hoş geldiniz!

Musa Özuğurlu: Merhaba.

Tatari: Bir çok soru var ama herkesin aklındaki ilk soruyla başlayalım istiyoruz. YPG niye çekilmiş olabilir?

Özuğurlu: Niye çekildi değil, niye çekilmiş olabilir? Çünkü daha ilk saatlerden itibaren bir sosyal medyadan yorum başladı. Şu an için kimse bilmiyor. Olasılıklar üzerinden değerlendirebiliriz: Birincisi bu bir taktik olabilir, ikincisi olmayabilir. Eğer taktikse ne anlama geliyor? Bütün Kürt yoğun coğrafyayı düşünecek olursak -buna tabii Türkiye ve İran da dahil- acaba yeni bir strateji mi geliştirilmeye çalışılıyor? “Artık zaten Afrin kaybedildi ama Afrin dışındaki bir takım yerlere, Afrin’de çok kayıp vermeden yoğunlaşalım” Düşüncesiyle mi yaptılar? Bunu bilmiyoruz. Taktikse bu, bunun dışında başka bir şey düşünülemez. Ama değilse yine iki şey çıkıyor: Birincisi, Türkiye’nin bu operasyona çok ince bir şekilde hazırlandığını süreç içinde gördük. Yani bütün istihbaratın alınması; sokak sokak nerelerde kimlerin olduğunun bilinmesi, tünellerin hemen keşfedilmesi, ardından bir çok kayba rağmen, -yaklaşık 50 kayba, şehitlerden bahsediyorum- ÖSO’nun öne sürülmesi ve sonrasında İHA’larla desteklemesi ya da ne zaman, nereye bombardıman yapılacağını ve hatta yönetime bağlı milislerin girdiği sırada buna bile izin verilmemesi, buna bile tolerans gösterilmeden direk hedefe yönlenmesi Türkiye’nin kararlılığını bir şekilde ortaya koydu. Tabii bu kararlılık karşısında Afrin’de kaçınılmaz çok büyük belki bir şehir savaşı olacaktı. Ben de dahil olmak üzere birçok kişinin beklentisi orada bir direnişin olmasıydı. Ama bu direniş çok kanlı bir çatışmayı getirebilirdi. Bu nedenle buradan kayıp vermeden çıkma düşüncesi olabilir yani zaten hiçbir şekilde karşı koyamayacağız, elinde sonunda burayı alacaklara düşüncesi olabilir. İkincisi, tabii Kürt cenahının yaptığı açıklama bana temelsiz gelmiyor. Siviller var orada ve gerçekten de böyle bir savaş durumunda çok kanlı bir süreç yaşanacaktı. Bunun önüne de geçmek istemiş olabilirler. Bir istisna şu olabilir, düşük bir ihtimal ama: Bir pazarlık süreci yaşandı mı, yaşanmadı mı? Onu bilmiyoruz. Buna PKK da dahil olmak üzere, Türkiye zaten bu işin pazarlık masasında. Pazarlık yaşandı mı, yaşanmadı mı? Bunu henüz bilmiyoruz.

Kösedağı: Özellikle son bir, iki yıldır Suriye’de YPG’ye özellikle IŞİD ile mücadele konusunda uluslararası camia önemli bir misyon biçmişti. Fakat Afrin özelinde sanırım YPG beklediği desteği almadı galiba değil mi uluslararası camiadan?

Özuğurlu: Doğru hiçbir şekilde alamadı. Bu akıllara şunu getiriyor: Pratikte orada olan ülke Amerika Birleşik Devletleri ve Amerika Birleşik Devletleri’nin aslında iki başlıkla orada olduğunu gösteriyor. Bir yandan Kürtlere destek olmak üzere ama diğer yandan bunun bir karşılığını almak üzere ve bunun karşılığı şu: Amerika Birleşik Devletleri orada yerel bir dinamikte, yerel bir güçte yerleşmesi ve o yerel güç olmadan Amerika’nın orada tutunabilmesi mümkün değil. Dolayısıyla Amerika’nın asıl ajandasının Fırat’ın batısı değil, Fırat’ın doğusu olduğunu, zaten bugüne kadar bütün üslerine dikkat edecek olursak oraya yerleştirdiğini görüyoruz. Bu durumda Amerika Birleşik Devletleri bir yandan da Türkiye’nin terör ile mücadele ediyorum söylemlerine bir marj tanımak için, Türkiye’yi doğrudan karşına almamış görüntüsü vermek için de; “Tamam madem ki terörle mücadele ettiğini söylüyor Türkiye burada terörist olarak nitelendirdiği unsurlar var onlarla mücadele etsin, ona da izin vereyim” anlayışı var. Diğer yandan tabii Rusya ve Suriye’ye bakacak olursak zaten uzun zamandır sadece oradaki değil diğer taraftaki Kürtlerle de, oradaki Kürtlerin Amerika ile işbirliği yapmasından dolayı tepkisel yaklaşıyorlardı Kürtlere ama bütün bunlara rağmen aralarındaki görüşmelerde devam ediyordu. Afrin özeline bakacak olursak hatırlayalım Suriye yönetimi ile Afrin yöneticileri arasında beş maddelik bir anlaşma taslağından bahsediliyordu. Burada tabii YPG yöneticilerin bu şartları kabul etmediği ifade ediliyor ve bundan sonra da Rusya artık bu nedenle “Tamam madem öyle ben de desteğimi çekiyorum” tavrına girdi. Diğer yandan Avrupa’ya bakacak olursak, Avrupalıların aslında Suriye ile olan ilgileri bayağı bir azaldı, çekildiler ve Türkiye’nin ne yapacağını merak ediyorlardı. Belki oradaki Kürt güçlerin, yerel güçlerin daha direneceklerini düşünüyorlardı ve bir yandan da Türkiye’nin buraya bulaştığı düşüncesindeydiler. Ama onlar da süreç ilerledikçe -hani Türkiye’nin daha üstün bir şekilde bastığı- netleşmeye başladı. Fakat ona rağmen Afrin bölgesiyle ilgili sadece sözlü bir destek verdiler ve bu çok ciddi bir destek olmadığı için evet, tamamen bütün Batı ülkelerinin Kürtleri burada yalnız bıraktığını ve hatta bir şekilde daha önce umutlandırılmış olmalarına rağmen bunun tersi bir tavır olduklarını söyleyebiliriz.

Tatari: Şimdi haritaya baktığımız zaman Fırat Kalkanı bölgesine Afrin eklenmiş görünüyor, bir de daha Batı’da da İdlib bölgesinin batısı var Türk Silahlı Kuvvetleri’nin mevcudiyeti bulunan. Bu görüntüyle Türkiye sahada ve masada elini kuvvetlendirdi mi?  

Özuğurlu: Evet şu anda kuvvetlendirdi. Yani şöyle bir durum vardı daha önceden mesela şart şu idi bunun tersinin olması için: Eğer Suriye yönetimi, Suriye ordusu ve YPG bir anlaşmaya varsaydılar o bölgede hem Fırat Kalkanı bölgesi için hem de İdlib tarafı için durum Türkiye açısından son derece zor bir hale gelecekti çünkü iki güç birleşecekti ve oradaki silahlı gruplara karşı savaşacaklardı. Bunları Türkiye destekliyor dolaylı ya da doğrudan; hepsini değil tabii ki. Şimdi bu durumda Türkiye Fırat Kalkanı’yla aldıkları yerleri İdlib’e eklemlemiş oldu ve tamamen oradaki aynı zamanda Suriye yönetimi için de bir güvence sayılabilecek olan Kürt unsurlar da kalkmış oldu aradan. Dolayısıyla Türkiye şimdi o bölgede tamamen mobilize olabilecek bir askeri güce sahip. Zaten İdlib’de yaklaşık 30-40 bin militan olduğu söyleniyor, Fırat Kalkanı tarafında da birkaç bin militan olduğunu düşünecek olursak şimdi Türkiye’nin şu anda herhangi bir şekilde isterse kullanabileceği binlerce kişilik bir militan güç var orada. Mesela Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın dün yapmış olduğu konuşmada söylediği “Artık biz oradayız, ÖSO ile birlikte oradayız” vurgusu çok önemli. Bundan sonra ÖSO ile birlikte hareket edeceğiz anlamına geliyor. Görüntülere dikkat edelim Afrin’deki YPG komuta merkezi binasındaki Türk bayrağı ve ÖSO bayrağının yan yana görüntülenmesi bir tesadüf değil tabii. Yani o görüntü Anadolu Ajansı’nın geçmiş olduğu bir görüntü.

Tatari: Şu an ekranda da görüyoruz.

Özuğurlu: Evet bu görüntü. Bu bir mesaj veriyor gelecek ile ilgili olarak. Dolayısıyla evet, Türkiye şu anda yerelde, orada çok önemli bir avantaj elde etmiş durumda.

Kösedağı: Şimdi daha Afrin özeline, ÖSO’ya geleceğiz ama yine de şu soruyu soralım istiyoruz: Operasyona tabii ki Moskova’nın onayı ile girdiğini düşünürsek Türkiye’nin burada YPG’nin de bir süredir dengeli davrandığı ABD, Rusya açısından Afrin operasyonuna kadar düşünürsek burada Moskova YPG ilişkileri de bitti diyebilir miyiz?

Özuğurlu: Yani siyasette ya da bu tür süreçlerde ”tamamen bitti” diyebilmek mümkün değil.

Kösedağı: Temsilciliği olan tek ülke galiba hatta Rusya.

Özuğurlu: Şimdi Rusya’da YPG’nin bir temsilciliği var. Hala devam ediyor mu? Bilmiyorum ama son döneme kadar yaralanan YPG militanları Moskova’da tedavi ediliyordu. Yani uçaklarla oraya taşınıyor ve tedavi ediliyorlar, geri geliyorlar, onu da biliyorum. Diğer yandan tabii hiçbir zaman için yani YPG de Rusya ile ilişkisini kesmek istemez. Rusya da YPG ile ilişkisini kesmek istemez. Fakat çok büyük yara aldığı kesin. Çünkü dün canlı yayında YPG yetkililerinin yapmış olduğu açıklamaları izledim. Oradaki ilk cümlelerden bir tanesi -tabi anlam olarak söylüyorum cümle böyle değildi- Türkiye Rusya’nın yardımıyla buraya girmiştir. Bu çok önemli bir suçlama ama bu tabii bunun sonsuza dek bunun böyle süreceği anlamına gelmiyor. Fakat çok büyük bir yara alındığını ve YPG’lilerin bu süreçten doğrudan Rusya’yı sorumlu tuttuklarını biliyoruz.

Tatari: Evet şimdi Suriye’deki bir başka gelişme de Suriye Ordusu’nun Doğu Guta’daki ilerleyişi. Yüzde 80’lerde değil mi? Doğu Guta ele geçirilmiş durumda -ki Cumhurbaşkanı Beşar Esad’ın da fotoğrafları, videoları aktarılmıştı- Esad ve Suriye yönetimi açısından bakarsak Afrin nasıl değerlendiriliyor olabilir?

Özuğurlu: Afrin şu anda ikincil bir konu olarak değerlendirilebilir. Yani ikincil önemli anlamında değil sıralama anlamında. Çünkü şu anda Guta var ve diğer yandan Dera bölgesinde işte yine El Nusra’nın ve çeşitli örgütleri varlığı söz konusu orada. Dera bölgesinde bazı hareketlenmeler başladı. Bunun yanında bugün aldığımız bazı haberler var. Yani hem açık kaynaklardan aldığımız hem de görüşme de yaptım ben. Suriye Ordusu’nda izinler kaldırılmış ve bu tam da ABD’nin Koalisyon Güçleri ile beraber nerede bulunuyorlar? Doğu’da Irak Sınırı tarafında ve aynı zamanda güneyde Ürdün sınırında Tenef Kampı denilen yer o çerçevede bulunuyorlar. Oralardan Suriye ordusuna yönelik bir kapsamlı saldırının başlayabileceği iddiası var, iddia daha bu. Ama şöyle bir şey var dediğim gibi yani görüştüğüm kaynak bana işte orduda izinler kaldırıldı dediğine göre. Ciddi bir şey bekleniyor. Bu mudur, başka bir şey midir? Bunu şu anda bilemeyiz. İkincisi tabii şey de var. Suriye’nin eski Umman Büyükelçisi var Behçet Süleyman. Onun da yine yazdıkları var internette, açık kaynak yine bu. Orada yine aynı şeye değiniyor. Dolayısıyla Suriye şu anda başka bir aşamaya gelmiş olabilir ve başka birtakım yerlerden böyle saldırılar bekliyor olabilir. Bu nedenle Afrin’e hemen müdahale etmesi çok da olası görünmüyor. Zaten hani Afrin’den önce İdlib var. Mesela şu an artık Afrin’de TSK olduğu için belki daha farklı bir sürecin yaşanması gerekecek, oraya bir saldırı ya da müdahale için. Ama İdlib tarafında böyle bir durum söz konusu değil. İdlib’e daha rahat şey yapılabilir. Ama bence önce bir şeye bakılacak. Yani bir Guta’nın temizlenmesi gerekiyor, çünkü Guta’da bir 10-15 günlük işin daha olduğu ifade ediliyor. Diğer yandan Ürdün’de bir hareketlenme vardı ama bu daha ciddi bir boyuta gelir mi ona bakmak gerekiyor. ABD acaba gerçekten böyle bir saldırıya girer mi, girmez mi veya gerginlik artar mı? Onu henüz bilmiyoruz.

Kösedağı: ABD- YPG varlığının olduğu Menbiç özelinde zaman zaman Ankara’dan böyle açıklamalar geldiğini biliyoruz. Bir sonraki hedefin Menbiç olduğuna dair. Menbiç’te neler olabilir sizce?

Özuğurlu: İhtimaller şöyle: Şimdi Menbiç’teki durum şu: Bir ABD üssü var orada ve SDG var. Tabii SDG’nin motor gücü YPG. Yani SDG deyince YPG, YPG deyince SDY’yi anlamak lazım. Dolayısıyla orada YPG varlığından bahsetmemiz lazım. Türkiye ile ABD arasında Tillerson’un ziyaretinde, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile yapmış olduğu görüşmede ele alındı mı, alınmadı mı? Alındıysa -mutlaka ele alındı da- hangi sonuca varıldı bilmiyoruz. İkincisi bu görüşmeyi yapan Tillerson gitti. Yani Tillerson bu konuda bir söz vermiş olsa bile yeni gelen Pompeo’nun bu karara uyup uymayacağını bilmiyoruz. Çünkü şu da var; Trump ile Tillerson arasında uzun zamandır bir problem söz konusu, görüşleri birbirine uymuyor. Tillerson diyaloğa daha açık birisi ve Trump böyle değil keskin kararlar alan birisi. Dolayısıyla Trump’ın o dönem kararı çekilmemekti. Ama bundan bağımsız olarak şunu söyleyebiliriz. Orada ABD askerleri varsa eğer bir Amerikan üssü var ise eğer Afrin’de böyle bir şey yoktu -ki Ruslar da en başta hatırlayalım bir çekildiler kenara- Şimdi Amerikalılar çekilmezse, derlerse “biz buradayız sonsuza dek buradayız” Türk ordusunun fiziki olarak veya ÖSO’nun fiziki olarak oraya doğru ilerlemesi çok mümkün görünmüyor. Buna rağmen ilerliyoruz derlerse bu sefer de iki ordunun karşı karşıya gelmesi demektir ki çok düşük bir olasılık. Ama ABD şunu söylerse: ”Evet ben tamam Türkiye’yi en azından yumuşatmak üzere…” Ben Münbiç’in Fırat’ın batısı olarak değerlendirecek olursak Amerika için çok çok önemli olduğunu düşünmüyorum. Şunu yapabilirler: “Türkiye’ye bir jest yapalım biz, çekilelim derler.” Bu da olabilir. Çünkü birkaç gün önce Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu’nun açıklaması vardı: ‘’Oradaki güvenliği Amerikan ordusu ile birlikte sağlayabiliriz.’’ Türkiye belki de bu noktaya geldi en sonunda. Belki de ABD ”Tamam buyurun birlikte işbirliği çalışalım” diyebilirdi. Burada demek ki ABD’nin tavrı belirleyici olacak Türkiye’nin ilerleyip ilerleyemeyeceği açısından.

Kösedağı: Çok teşekkür ederiz, sağ olun.

Özuğurlu: Kolay gelsin.

Kösedağı: Evet deneyimli gazeteci Musa Özuğurlu’yu ağırladık özel yayınımızda. Afrin Harekatı ve bundan sonrasını konuştuk. Bizi izlediğiniz için teşekkür ederiz, iyi günler!

Tatari: İyi günler!

 

 

 

Share on facebook
Share on twitter
Share on pocket
Share on email
Share on print

Medyascope internet sitesinde çerezlerden faydalanılmaktadır.

Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul edersiniz. Ayrıntılı bilgi için Gizlilik Politikası ve Çerez Politikası'nı inceleyebilirsiniz.

  • Medyascope
  • Medyascope Plus